SAĞLIK - 23 Haziran 2025 Pazartesi 09:49

Uzmanından uyarı: "Susama hissi yanıltıcı olabilir, susamadan su için"

A
A
A
Uzmanından uyarı: "Susama hissi yanıltıcı olabilir, susamadan su için"

Yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla sıcaklık ve nem oranındaki artış, insan sağlığı açısından önemli bir tehdit olan "dehidrasyon" riskini gündeme getiriyor. Prof. Dr. Mehmet Ünal, vücudun susuz kalmasının sadece basit bir su kaybı değil, ihmal edildiğinde hayati sonuçlara yol açabilecek ciddi bir sağlık problemi olduğunu söyledi.


Biruni Üniversitesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ünal, vücut sıvı dengesinin korunmasının yaşam için temel gereklilik olduğunu, bu dengenin bozulmasının başta halsizlik, baş dönmesi, kas krampları ve bilinç bulanıklığı gibi çeşitli belirtilerle kendini gösterebileceğini belirtti.



"Dehidrasyon vücudun susuz kalmasıdır"


Vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 60’ının sudan oluştuğunu hatırlatan Prof.Dr. Ünal, dehidrasyonun, "Vücudun ihtiyacı olan sıvıyı alamaması ya da kaybetmesi sonucu oluşan bir durum" olduğunu söyledi. "Sıvı alımı yetersiz olduğunda ya da vücut fazla su kaybettiğinde bu dengesizlik baş gösterir. Özellikle yaz aylarında bu risk çok daha fazladır" dedi.



Erken belirtiler göz ardı edilmemeli


Dehidrasyonun ilk belirtileri arasında ağız kuruluğu, halsizlik, baş ağrısı, koyu renkli idrar ve baş dönmesinin yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Ünal, "Kan volümünde azalma, kalp hızında artış, terlemenin durması gibi fizyolojik değişimler görülebilir. Bu belirtiler dikkate alınmazsa ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşılabilir" diye konuştu.



İdrar rengi ve cilt esnekliği belirleyici olabilir


Kişilerin sıvı kaybını basit gözlemlerle fark edebileceğini kaydeden Ünal, idrarda renk değişimi ve cilt turgoru testi gibi yöntemlerin önemine değindi. "Açık sarı idrar normaldir; koyu sarı ya da turuncu renkteyse sıvı eksikliği söz konusudur. Cildi çimdikleyip bıraktığınızda eski haline dönmüyorsa bu da susuzluk göstergesidir" dedi.



Susama hissine güvenilmemeli


"Susama hissi sıvı ihtiyacını karşılamaz" diyen Ünal, vücut suyunun yüzde 1-2 oranında kaybının tolere edilebildiğini, ancak yüzde 3 seviyelerine ulaşıldığında sağlık için tehdit oluşturmaya başladığını belirtti. Prof.Dr. Ünal, "Susamayı beklemeden düzenli su tüketmek gerekir. Susuzluk hissi oluşumu sonucu içilen sıvı vücudun ihtiyacı olan suyun yerine konulması için yeterli olmayabilir" dedi.



Kimler daha çok risk altında?


Dehidrasyon açısından risk gruplarına dikkat çeken Prof. Dr. Ünal, yenidoğanlar, küçük çocuklar, yaşlı bireyler, hamile ve emziren kadınlar ile kronik hastalığı bulunanların sıvı kaybına karşı daha hassas olduğunu vurguladı. Özellikle ateş, ishal ve kusma ile seyreden hastalıklar, yanıklar, psikiyatrik rahatsızlıklar, şeker hastalığı ve böbrek problemleri de riski artıran faktörler arasında yer alıyor.



Gölgede bile dikkatli olunmalı


Yaz aylarında sadece güneş altında değil, gölgede geçirilen uzun sürelerin de sıvı kaybına neden olabileceğini ifade eden Ünal, "Terleme ve solunumla kaybedilen sıvı göz ardı edilmemelidir. Günlük sıvı ihtiyacımız artabilir" dedi.



Ne kadar sıvı tüketilmeli?


Genel olarak bireylerin günde 2.5 ila 3 litre sıvı tüketmeleri gerektiğini belirten Ünal, fiziksel aktivite düzeyi, hava şartları ve bireysel özelliklerin bu miktarı etkileyebileceğini söyledi. "İdrarın açık ve berrak olması yeterli sıvı alındığının göstergesidir. Koyu renkli idrar ise sıvı ihtiyacının karşılanmadığını gösterir" dedi.



Çay, kahve, kola suyun yerini tutmaz


Toplumda sık tüketilen içeceklerle ilgili de uyarıda bulunan Ünal, çay, kahve, kola gibi içeceklerin diüretik etkileri nedeniyle vücuttan daha fazla sıvı atılımına neden olabileceğini belirtti. "Bu içecekler suyun yerini tutmaz. Sade su en doğru tercihtir" dedi.



Aşırı su tüketimi de riskli olabilir


Sıvı alımında dengeye dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Ünal, "Bazı kalp ve böbrek hastalarında ya da idrar söktürücü ilaç kullanan bireylerde su tüketimi doktor kontrolünde olmalı. Günde 8-10 litre gibi aşırı tüketim hiponatremi riski doğurabilir" şeklinde uyardı.


Dehidrasyon belirtileri görülen bireyin bilinci açıksa ağızdan sıvı takviyesi yapılması gerektiğini söyleyen Ünal, "Eğer bilinç kapalıysa mutlaka damar yoluyla sıvı takviyesi gerekir. Ayrıca sıvı kaybına neden olan etken de ortadan kaldırılmalıdır" dedi.



Su içmeyi sevmeyenlere öneriler


Su tüketmekte zorlanan bireyler için pratik önerilerde bulunan Ünal, "Suya limon, nane ya da meyve dilimleri ekleyerek su içimi kolaylaştırılabilir. Bu, su tüketim alışkanlığı kazanmak için etkili bir yöntem olabilir" şeklinde konuştu.



"Su hayattır"


Açıklamalarını "Su hayattır" diyerek özetleyen Prof. Dr. Mehmet Ünal, sıcak havalarda sağlığın korunması için düzenli ve yeterli su tüketiminin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce 11 kilometrelik hat tamam Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü tarafından bin 250 kilometrelik içme suyu şebekesinin yenilenmesi amacıyla başlatılan çalışmalar aralıksız sürüyor. Yaklaşık 2 ay önce başlayan çalışmalar kapsamında şimdiye kadar 11 kilometrelik içme suyu hattının imalatı tamamlandı. Düzce tarihinin en büyük içme suyu yatırımlarından biri olan proje kapsamında, şehrin gelecek 50 yıllık nüfus projeksiyonu dikkate alınarak kapsamlı altyapı yatırımları hayata geçiriliyor. Çalışmalar çerçevesinde içme suyu kaynakları çeşitlendirilirken, yeni regülatörler, terfi istasyonu ve su depoları inşa edildi. Yatırım süreci, yeni içme suyu arıtma tesisi ve şehir şebekesi yenileme çalışmalarıyla devam ediyor. Yeni arıtma tesisiyle birlikte günlük su arıtma kapasitesi 25 bin metreküpten 130 bin metreküpe çıkarılacak. Şehir şebekesi yenileme çalışmaları kapsamında ise toplam bin 250 kilometrelik yeni içme suyu hattı oluşturulacak. Kaynaktan çeşmeye uzanan yatırımlar sayesinde su kesintilerinin minimum seviyeye indirilmesi, eski hatlardan kaynaklanan kayıp-kaçak oranlarının azaltılması ve basınç ile kirlilik problemlerinin ortadan kaldırılması hedefleniyor. Çalışmalarını Akınlar, Dereli Tütüncü ve Azmimilli mahallelerinde eş zamanlı sürdüren ekipler, şebekenin ana iletim hatlarında kullanılan yüksek dayanımlı ve uzun ömürlü düktil boruların imalatına devam ediyor. Bu kapsamda 1200 milimetre çapındaki düktil boru imalatlarının yüzde 50’si, bin milimetre çapındaki boru imalatlarının ise yüzde 30’u tamamlandı. Yaklaşık 2 aydır devam eden çalışmalar kapsamında toplam 11 kilometrelik hattın imalatı bitirildi. Çalışmalar nedeniyle deforme olan yolların asfaltları da yıl içerisinde program dahilinde yenilenecek.
Kırşehir Kırşehir’de lise öğrencilerinden merkezi sisteme bağlı olmayan yangın alarm projesi Kırşehir Endüstri ve Mesleki Teknik Anadolu Lisesi elektrik bölümü öğrencileri, merkezi sisteme bağlı olmadan çalışabilen kablosuz yangın alarm sistemi geliştirdi. Gaz, duman ve herhangi bir sızıntı durumunda anında tepki veren sistemin, arızalarda da çalışmaya devam ettiği belirtildi. Okulda 20’nin üzerinde bilimsel proje yürütüldüğünü aktaran Okul Müdürü Hakan Vahapoğlu, öğrencilerin hem mesleki anlamda donanımlı hem de teknolojik gelişmeleri takip eden bireyler olarak yetişmesini hedeflediklerini söyledi. Vahapoğlu açıklamasında, "Amacımız öğrencilerimizin hem mesleğini yapan hem de teknolojik gelişimleri yakalayan, kültürüne bağlı bireyler olarak hayata hazırlanmasıdır" dedi. Projede görev alan 10’uncu sınıf öğrencisi Alpaslan Mustafa Cevha ise merkezi sisteme bağlı olmayan alarm sistemi tasarladıklarını ifade etti. Öğrencilerden Mahmut Navruz da Bolu Kartalkaya’da meydana gelen yangın olayının ardından geliştirdikleri projenin faydalı olabileceğini düşündüklerini belirtti. 3 ayda geliştirildi Yaklaşık 3 ayda geliştirilen projeye ilişkin bilgi veren öğretmen Resul Köksal, standart yangın alarm sistemlerinde merkezi bir ünite bulunduğunu ve santralde meydana gelen arızalarda sistemin tamamen devre dışı kalabildiğini söyledi. Köksal, "Tasarladığımız sistemde merkezi olmayan bir yapı bulunuyor. Ünitelerden bir tanesi bozulsa da diğer üniteler kablosuz haberleşerek sistemin çalışmaya devam etmesini sağlıyor" diye konuştu.