KÜLTÜR SANAT - 26 Şubat 2026 Perşembe 11:58

Türkan Şoray, Türk edebiyatının usta ismi Yaşar Kemal anma haftasında sevenleriyle buluştu

A
A
A
Türkan Şoray, Türk edebiyatının usta ismi Yaşar Kemal anma haftasında sevenleriyle buluştu

Maltepe Belediyesi, Türk edebiyatının usta isimlerinden Yaşar Kemal’i, Maltepe’de adının verildiği kültür merkezinde düzenlenen etkinliklerle anıyor. Yaşar Kemal Anma Haftası, "Yılanı Öldürseler" filminin gösterimi ve söyleşiyle başladı. Filmin yönetmeni ve başrol oyuncusu Türk Sineması’nın usta ismi Türkan Şoray’ın onur konuğu olarak katıldığı etkinlikte, çekim sürecinde yaşadığı hatıraları ve filmle ilgili bilinmeyenleri seyircilerle paylaştı.



Maltepe Belediyesi, usta yazar Yaşar Kemal’in Türk edebiyatına ve insanlığa bıraktığı mirası birlikte yaşatmak amacıyla, adının verildiği Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde anma haftası düzenledi. Film gösteriminden sergi ve söyleşilere kadar bir dizi etkinliğin düzenlendiği anma haftasına, ev sahibi Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen’in yanı sıra, onur konuğu olarak Türk Sineması’nın Sultanı Türkan Şoray ve gazeteci ve sinema yazarı Burçak Evren, Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban ve Kemal adına açılan sergiyi düzenleyen Flora Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Burçin Çıngay ile ressamlar katıldı.



"Yaşar Kemal’i anlamak Anadolu’yu anlamaktır"


Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, Yaşar Kemal’i anlamanın sadece romanlarını hatırlamak olmadığını belirterek, şu ifadelere yer verdi:


"Bugün burada, adını gururla yaşattığımız bu merkezde yalnızca büyük bir yazarı değil, bu toprakların vicdanını, büyük usta Yaşar Kemal’i anıyoruz. Onu anlamak; Anadolu’nun rüzgârını, Çukurova’nın sıcağını, Toroslar’ın direncini, yoksulun onurunu ve insanın bitmeyen adalet arayışını anlamaktır. O, edebiyatı bir estetik alan olarak değil, bir hakikat alanı olarak gördü. Yazmak onun için yalnızca anlatmak değil; tanıklık etmekti, bir belleği geleceğe taşımaktı. Bugün doğayı koruma mücadelesi veriyorsak, onun satırlarında çok önceden yazılmış bir uyarıyı yeniden hatırlıyoruz. Ve Binbir Çiçekli Bahçe; o bahçede tek renk yoktur, tek ses yoktur, tek kimlik yoktur. Çoğulluk zenginliktir. Yaşar Kemal’in büyüklüğü yalnızca yazdıklarında değil, tarafında gizlidir. O, her zaman insan onurunun tarafında oldu. Güçten değil haktan yana durdu. Sessizlikten değil sözden yana oldu. Umutsuzluk dayatıldığında, umudu yazdı. Bizler bugün onun adını taşıyan bu kültür merkezinde buluşurken, kültürü bir ayrıcalık değil kamusal bir hak olarak gördüğümüzü bir kez daha ifade ediyoruz. Maltepe’de çocukların kitaplarla büyüdüğü, gençlerin özgürce düşünebildiği, kadınların eşit ve güvenli bir yaşam sürdüğü bir kent inşa etme çabamız, Yaşar Kemal’in hayal ettiği dünyaya duyduğumuz inancın; o binbir çiçekli bahçe hayalimizin bir yansımasıdır. Bir kez daha bu duygularla Yaşar Kemal’i saygı ve özlemle anıyorum."



Açılış konuşmalarının ardından anma haftası Yaşar Kemal’in eserlerinden oluşan kitap kapakları ve film afişleri sergisiyle başladı. Program, Kemal’in satırlarında hayat bulan bitkiler, bitki ressamlarının dokunuşlarıyla hazırladığı "Binbir Çiçekli Bahçe" sergisiyle devam etti.



"’Esme’yi o kadar sevdim ki ’Bu rolü oynamak istiyorum’ dedim"


Türk sinemasının usta ismi Türkan Şoray, Yaşar Kemal’in ölümsüz eseri Yılanı Öldürseler’in film olma hikayesi ve yönetmenlik süreçlerinden bahsederek, şunları anlattı:


"Yaşar Kemal dünya çapında, dünyanın tanıdığı ve ülkemizin gururu bir yazar. O zaten her zaman anılmalı, anılmaya değer ve unutulması mümkün değil. Belleğimizde, bilinçaltımızda sürekli yaşıyor, yaşayacak da. Bu kadar önemli bir ismin yazdığı bir romanın yönetmeni olma şansına sahip olmak benim için ne kadar gurur verici size anlatamam. Düşünüyorum da şimdi; ne kadar onurlu bir şey nasip olmuş bana. Ama o nasıl oldu, bir daha öyle bir şey olsa cesaret edebilir miyim hiç bilmiyorum. Yılanı Öldürseler’i okuduğumda oradaki Esme rolünü çok sevdim. Yani o kadar sevdim ki, ’Bu rolü oynamak istiyorum’ dedim. Yapımcı da ’Tamam’ dedi. Ali Özgentürk çekecekti, fakat sonra ne olduysa çekemedi. Filmin görüntü yönetmeni İsveç’ten gelecek, her şey hazır. Yalnız senaryo meselesi var. Yapımcı ’Siz çekin’ dedi. Hemen hiç düşünmeden ’Evet’ dedim; fakat elde senaryo yok. Daha önce Ali Özgentürk’ün çekeceği senaryo için yazılmış olan vardı, Yaşar Kemal dedi ki ’Ben de yazacağım.’ İki tane senaryo var elimde, e bir de roman var; ben de romana çok aşığım. Ben de bir senaryo yazdım, oldu üç senaryo. Aslında o kadar büyük çılgınlık ki benim yaptığım, şimdi yapamam. Çünkü hem kameranın önüne hem de kamera arkasına geçiyorsunuz. Komut veriyorsunuz ’şöyle şöyle olacak’ diye, sonra kendiniz öne geçip tekrar oyun oynuyorsunuz, bu çok zor bir şey."



"Filmi çekerken köyü yaktık, köylüler bizi davul zurnayla uğurladı"


Film çekimi sırasında başından geçen enteresan olayları da seyircilerle paylaşan Şoray; senaryodaki bir sahnenin kitapta yer alan halini aratmaması için çekim yaptıkları köyü adeta yaktıklarını anlatarak, şunlardan bahsetti


"Romanda köy yanıyor ve insanlar koşuşuyor çocuklar ağlaşıyor, sizi öyle bir havaya sokuyor ki köy gerçekten yandı mı yanmadı mı, çocuğun hayali mi tam çözemiyorsunuz. ’Ben bunu yapacağım’ dedim. Lastikleri yerleştirdik bütün köy sokaklarına; hepsini birden yakınca müthiş bir duman oldu. Biz de uzaktan kamerayla çekiyoruz, köy gerçekten yanıyor gibi oldu. Köylüler de ’Köy yanıyor!’ diye itfaiyeye haber verdiler, insanlar birbirine girdi. Ondan sonra zaten film bitti toparlandık dönüyoruz, bir baktım davul zurna geldi ve o kadar bozuldum ki, davul zurnayla ’Oh be gidiyorlar’ falan dediler diye."



Film gösterimi öncesinde Türkan Şoray ve Burçak Evren’in katıldığı bir söyleşi düzenlendi. Filmin yönetmen ve başrol oyuncusu Türkan Şoray, filmin çekimi esnasında yaşadıkları deneyimleri ve Yaşar Kemal’in eserlerini filme aktarırken duyduğu heyecan ve zorlukları sanatseverlerle paylaştı. Söyleşinin ardından Başkan Köymen tarafından Şoray ve Evren’e çiçek takdimi yapıldı.



Türkan Şoray, Türk edebiyatının usta ismi Yaşar Kemal anma haftasında sevenleriyle buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Atatürk Üniversitesi özel vakıf okulları ailesi iftar sofrasında buluştu Atatürk Üniversitesi Özel Vakıf Okulları Ailesi, düzenlenen iftar programında bir araya geldi. Süheyla & Sıtkı Alp Özel Fen ve Anadolu Lisesinde gerçekleştirilen programa; Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile eşi Prof. Dr. Esra Hacımüftüoğlu’nun yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hasan Türkez ve Prof. Dr. Reyhan Keleş, Kurumsal İletişim Direktörü Doç. Dr. Sait Sinan Atılgan, Kalkındırma Vakfı Genel Müdürü Erdal Karagülle ile öğretmenler, idari personel ve aileleri katıldı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunu yansıtan programda, aynı sofrayı paylaşmanın verdiği manevi huzur ön plana çıktı. Katılımcılar, iftar öncesinde bir araya gelerek sohbet ederken, program samimi ve sıcak bir atmosferde gerçekleşti. İftar programının ardından konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Ramazan ayının rahmet ve bereket ikliminde böylesine anlamlı bir buluşmada yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Atatürk Üniversitesi çatısı altında faaliyet gösteren Özel Vakıf Okullarının yalnızca bir eğitim kurumu olmadığını vurgulayan Hacımüftüoğlu, bu yapının aynı zamanda güçlü bir vizyonun ve medeniyet tasavvurunun yansıması olduğunu ifade etti. Üniversite ile ilkokuldan lise kademesine kadar uzanan eğitim basamakları arasında kurulan güçlü bağın önemine dikkat çeken Rektör Hacımüftüoğlu: "Özel Vakıf Okullarımız, öğrencilerimizin akademik yolculuğunu erken yaşlardan itibaren bilinçli bir şekilde şekillendiren özgün bir model sunmaktadır. Erzurum’umuz için örnek teşkil eden bu yapı, disiplinli çalışmanın, ortak aklın ve adanmışlığın somut bir göstergesidir" dedi. Okullarda görev yapan 110 öğretmen ve 60 idari personelin özverili çalışmalarıyla 1251 öğrenciye nitelikli eğitim sunulduğunu belirten Hacımüftüoğlu, son yıllarda yakalanan akademik ve sosyal başarı ivmesinin bölgesel ölçekte öncü bir konuma ulaşılmasını sağladığını ifade etti. Bu başarının tesadüf olmadığını dile getiren Hacımüftüoğlu, inanç, sabır ve kararlılıkla yürütülen emeğin en kıymetli neticesinin elde edilen başarılar olduğunu vurguladı. Eğitimin yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı olmadığını belirten Rektör Hacımüftüoğlu, "Bizler, bilimin rehberliğinde; milli ve manevi değerleri önceleyen, özgüveni yüksek, sorgulayan, üretken ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmeyi temel hedef olarak görüyoruz. Özel Vakıf Okullarımız bu anlayışın en güçlü temsilcilerindendir" ifadelerini kullandı. Hacımüftüoğlu, başta Kalkındırma Vakfı Genel Müdürü Erdal Karagülle olmak üzere öğretmenlere, idari personele ve tüm paydaşlara teşekkür ederek Ramazan ayının birlik ve beraberliği pekiştirmesini temenni etti. Program, Vakıf Okulları öğrencileri tarafından gerçekleştirilen semazen gösterisiyle devam etti. Manevi atmosferi güçlendiren gösteri, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. İyi niyet dilekleri ve hatıra fotoğraflarının ardından iftar programı sona erdi.
Bitlis Bitlis ‘Vefa Buluşmaları’ ziyareti BİTLİS (İHA) – Bitlis Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından ‘Vefa Buluşmaları’ kapsamında Güroymak ilçesinde şehit ailesi ve gazi evleri ziyaret edildi. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünden konu ile ilgili yapılan açıklamada, "Ramazan ayının manevi atmosferinde, Güroymak ilçemizde aziz şehidimizin kıymetli emaneti ve kahraman gazimiz ziyaret edildi. Müdürümüz, aziz şehidimiz Ömer Katılmış’ın kıymetli oğlu Mahmut Katılmış’ı ziyaret ederek şehidimizin ailesine devletimizin her daim yanlarında olduğunu ifade etti. Ziyarette, bakanımızın selamları iletilirken, aziz şehidimiz rahmet ve minnetle yâd edildi. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu içerisinde gerçekleşen buluşmada, şehit ailelerimizin milletimizin en kıymetli emanetleri olduğu bir kez daha vurgulandı" denildi. Ziyaret kapsamında açıklamada bulunan İl Müdürü Vefa Akdoğan ise "Kıbrıs Gazimiz Mehmet Salih Şaşmaz’ı da ziyaret ettik. Ramazan ayı münasebetiyle gerçekleştirilen ziyarette gazimizle bir süre hasbihâl ederek, talep ve ihtiyaçlarını dinledik. Devletimiz her zaman şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yanında olduğunu onlara hissettirmeye çalıştık. Kahraman gazimize sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyoruz. Göstermiş olduğu fedakârlık ve cesaretten dolayı şükranlarımızı sunuyoruz. Geçmişe duyulan saygının, milli ve manevi değerlerimize bağlılığın en güçlü ifadesidir. Ramazan ayının rahmet ve bereket ikliminde gerçekleştirilen bu anlamlı ziyaretler, birlik ve beraberliğimizin en güzel tezahürü olmuştur" dedi.
Ankara AYM Başkanı Özkaya: "2025 yılında 71 bin 175 başvuruyu sonuçlandırdık" Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 2025 yılında 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldığını, 71 bin 175 başvurunun ise sonuçlandırıldığını belirterek, "Yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti" dedi. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesinin 2025 yılı faaliyetlerinin değerlendirildiği iftar programına katıldı. Gölbaşı Vilayetler Evi’nde düzenlenen programda AYM Başkanvekili Basri Bağcı ile medya temsilcileri yer aldı. AYM Başkanı Özkaya, mahkemenin 2025 yılı faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2025 yılını geride bırakırken bireysel başvuru ve norm denetimi alanında hak ihlallerinin önlenmesi, anayasal ilkelerin hayata geçirilmesi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi yolunda etkin ve verimli bir çalışma yürüttüklerini belirten Özkaya, 2026 yılında da aynı kararlılıkla çalışmalara devam edeceklerini söyledi. "İncelemelerde evrensel hukuk ilkeleri esas alınıyor" Adaletin devleti ayakta tutan, bireyi güven içinde yaşatan ve topluma refah sağlayan asli dayanak olduğunu vurgulayan Özkaya, AYM’nin incelemelerinde uluslararası evrensel yaklaşımların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kullanılan ilke ve standartların, diğer ülke anayasa mahkemelerinin kararlarının ve yüksek yargı organlarının içtihatlarının titizlikle araştırıldığını belirtti. Bireysel başvurularda dile getirilen ihlal iddialarının dinî, siyasi veya ideolojik kimliğe bakılmaksızın tamamen adalet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini ifade eden Özkaya, anayasal sınırlar içinde temel hak ve özgürlüklerin korunup geliştirilmesine hizmet edecek yorum ve yöntemlerin uygulandığını söyledi. ’Dosyalarda "ilk gelen ilk çıkar" ilkesi’ Dosyaların inceleme sırasına ilişkin Özkaya, "Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde ’ilk gelen ilk çıkar’ ilkesine göre hareket etmektedir. Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir. Aynı şekilde bireysel başvurular da içtüzüğümüzün ’Başvuruların inceleme sırası’ başlıklı maddesi uyarınca geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır" ifadelerini kullandı. Bireysel başvuruların da geliş sırasına göre incelendiğini ancak başvuruların önemi ve aciliyeti dikkate alınarak Genel Kurul kararıyla belirlenen objektif kriterler çerçevesinde farklı bir sıralama yapılabildiğini belirten Özkaya, "Acil", "Pilot ve Öncü" ve "Çekirdek Haklar" gibi kategoriler oluşturulduğunu ifade etti. Başvurucuların kimliğinden veya niteliğinden dolayı herhangi bir dosyanın geciktirilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayan Özkaya, önceliklendirmede tamamen belirlenen kriterlere göre hareket edildiğini söyledi. Yargı organları ve diğer kurumlarla iş birliğine önem verdiklerini dile getiren Özkaya, yüksek mahkemelerle çalıştay ve sempozyumların yanı sıra ortak çalışmalar yürüttüklerini belirtti. 2025 yılında birçok yüksek mahkeme ile görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti. "6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık" Uluslararası alanda da etkin rol üstlendiklerini ifade eden Özkaya, "32 farklı ülkenin yüksek mahkemeleriyle de bugüne kadar ikili iş birliği anlaşmaları imzalamış bulunmaktayız. Sadece 2025 yılında Mısır, Azerbaycan, Cezayir, Irak, Malezya ve Togo olmak üzere 6 ülkenin yüksek mahkemesiyle iş birliği anlaşması imzaladık. Ayrıca Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliğinin Eğitim ve İnsan Kaynakları Geliştirme Merkezi faaliyetleri kapsamında yaz okulu programlarımızın 13’üncüsünü geçtiğimiz ekim ayında düzenledik. Bu kapsamda bugüne kadar 41 farklı ülkeden 473 katılımcı misafir ettik. Bu etkinliklerde yapılan sunum ve değerlendirmeleri gerekli çeviriler yapılarak, ilgili ülke yüksek yargı organları ile paylaştık" dedi. "2025 yılında 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı" 2025 yılı istatistiklerini paylaşan Özkaya, "2025 yılında mahkememize 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldı. Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı. Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti. Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesinin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir. Mahkememize yapılan toplam başvuru sayısı ile sonuçlandırılan toplam başvuru sayısına da değinmek isterim. Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025’e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı. Bunların yaklaşık 623 bin 88’i, yani yüzde 87,2’si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır" dedi. "2025 en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu" 2025 yılında norm denetimi kapsamında 277 başvuru yapıldığını, 278 başvurunun karara bağlandığını ve 472 kuralın Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapıldığını belirten Özkaya, "Böylelikle 2025 yılının norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl oldu" diye konuştu. Özkaya, siyasi partilere ilişkin mali denetim kapsamında ise 2025 yılında 164 dosyanın sonuçlandırıldığını, parti kapatma davalarına ilişkin 5 dosyanın derdest olduğunu ifade ederek, "Anayasa ile mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim" dedi. Konuşmasının sonunda Ramazan ayının huzur ve bereket getirmesini temenni eden Özkaya, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin ve insan hakları ihlallerinin son bulmasını diledi.
Ankara AYM Başkanı Özkaya: "AİHM kararlarına ilişkin icra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunuyor" Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına ilişkin, icra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunduğunu, büyük bölümünde sürecin devam ettiğini, bir kısmında ise teknik sebeplerle gecikme yaşandığını söyledi. Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı kapsamında düzenlenen iftar programının ardından medya temsilcilerinin sorularını cevapladı. AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının eksiksiz uygulanmasına ilişkin soruya yanıt veren Özkaya, Anayasa’nın 153. maddesinin açık olduğunu belirterek, kararların bağlayıcılığı konusunda kurallar çerçevesinde bir sorun bulunmadığını söyledi. İcra süreci henüz tamamlanmayan 83 karar bulunduğunu aktaran Özkaya, bunların büyük bölümünde sürecin devam ettiğini, bir kısmında ise teknik sebeplerle gecikme yaşandığını ifade etti. Özkaya, "Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Yorum farklılıkları devreye girebiliyor ancak kurallar bağlamında bir eksiklik görmüyorum" dedi. Bireysel başvurunun kapsamına da değinen Özkaya, AYM’nin yalnızca anayasal teması bulunan temel haklara ilişkin konuları incelediğini vurgulayarak, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki binlerce başvurunun esasa girilmeden reddedildiğini kaydetti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasına ilişkin son durumun sorulması üzerine Özkaya, dosyanın kapsamının oldukça geniş olduğunu belirtti. 520 kişi hakkında 4 bin eylemin dava gerekçesi yapıldığını, 451 kişi hakkında siyasi yasak talep edildiğini aktaran Özkaya, 840 sayfalık iddianame, 60 klasör ek ve yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunduğunu söyledi. Dosyada 4 raportör görevlendirildiğini ifade eden Özkaya, "Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz. Yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir" dedi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM üyeleri hakkında yaptığı suç duyurusuna ilişkin soru üzerine Özkaya, "Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiili eylemde bulunulmadı. Süreç de zaten devam etmedi. Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı. Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi" dedi. Can Atalay hakkında verilen üç ayrı AYM kararına değinen Özkaya, "Anayasa Mahkemesinin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu üç kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay’ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesinin Anayasa’nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığı şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa’nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek, Anayasa Mahkemesinin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığı şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti" diye konuştu. Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in verdiği ihlal kararına ilişkin ise Özkaya, AYM’nin AİHM kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediğini bireysel başvuru kapsamında incelediğini ancak AİHM kararlarının icrasını temin etme yetkisinin bulunmadığını söyledi. AYM’nin geçmişte kullandığı yürürlüğün durdurulması yetkisine ilişkin soruya da yanıt veren Özkaya, Anayasa ve ilgili kanunlarda bu konuda açık bir hüküm bulunmadığını, mahkemenin geçmişte içtihat yoluyla bu müesseseyi uyguladığını belirtti. 2014’ten bu yana yürürlüğün durdurulması kararı verilmediğini ifade eden Özkaya, bunun müessesenin tamamen terk edildiği anlamına gelmediğini, heyet olarak konunun yeniden değerlendirileceğini söyledi. "Yapay zekâ eylül ayı itibarıyla devreye girecek" AYM’de yapay zekâ kullanımına ilişkin de bilgi veren Özkaya, 2026 yılının Eylül ayı itibarıyla sistemin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini açıkladı. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesinde yapay zekâdan yararlanılacağını belirten Özkaya, üretilen çıktılara hukuki değer atfedilmeyeceğini, tüm çalışmaların raportörler tarafından kontrol edileceğini vurguladı. Yapay zekânın yalnızca ilk inceleme aşamasında kullanılacağını kaydeden Özkaya, "Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak. Dosyanın esasının inceleme aşamasında, yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekânın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak" dedi.