GÜNDEM - 26 Şubat 2026 Perşembe 13:07

Atatürk Üniversitesi özel vakıf okulları ailesi iftar sofrasında buluştu

A
A
A
Atatürk Üniversitesi özel vakıf okulları ailesi iftar sofrasında buluştu

Atatürk Üniversitesi Özel Vakıf Okulları Ailesi, düzenlenen iftar programında bir araya geldi.


Süheyla & Sıtkı Alp Özel Fen ve Anadolu Lisesinde gerçekleştirilen programa; Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile eşi Prof. Dr. Esra Hacımüftüoğlu’nun yanı sıra Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hasan Türkez ve Prof. Dr. Reyhan Keleş, Kurumsal İletişim Direktörü Doç. Dr. Sait Sinan Atılgan, Kalkındırma Vakfı Genel Müdürü Erdal Karagülle ile öğretmenler, idari personel ve aileleri katıldı.


Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunu yansıtan programda, aynı sofrayı paylaşmanın verdiği manevi huzur ön plana çıktı. Katılımcılar, iftar öncesinde bir araya gelerek sohbet ederken, program samimi ve sıcak bir atmosferde gerçekleşti.


İftar programının ardından konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Ramazan ayının rahmet ve bereket ikliminde böylesine anlamlı bir buluşmada yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Atatürk Üniversitesi çatısı altında faaliyet gösteren Özel Vakıf Okullarının yalnızca bir eğitim kurumu olmadığını vurgulayan Hacımüftüoğlu, bu yapının aynı zamanda güçlü bir vizyonun ve medeniyet tasavvurunun yansıması olduğunu ifade etti.


Üniversite ile ilkokuldan lise kademesine kadar uzanan eğitim basamakları arasında kurulan güçlü bağın önemine dikkat çeken Rektör Hacımüftüoğlu: "Özel Vakıf Okullarımız, öğrencilerimizin akademik yolculuğunu erken yaşlardan itibaren bilinçli bir şekilde şekillendiren özgün bir model sunmaktadır. Erzurum’umuz için örnek teşkil eden bu yapı, disiplinli çalışmanın, ortak aklın ve adanmışlığın somut bir göstergesidir" dedi.


Okullarda görev yapan 110 öğretmen ve 60 idari personelin özverili çalışmalarıyla 1251 öğrenciye nitelikli eğitim sunulduğunu belirten Hacımüftüoğlu, son yıllarda yakalanan akademik ve sosyal başarı ivmesinin bölgesel ölçekte öncü bir konuma ulaşılmasını sağladığını ifade etti. Bu başarının tesadüf olmadığını dile getiren Hacımüftüoğlu, inanç, sabır ve kararlılıkla yürütülen emeğin en kıymetli neticesinin elde edilen başarılar olduğunu vurguladı.


Eğitimin yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı olmadığını belirten Rektör Hacımüftüoğlu, "Bizler, bilimin rehberliğinde; milli ve manevi değerleri önceleyen, özgüveni yüksek, sorgulayan, üretken ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmeyi temel hedef olarak görüyoruz. Özel Vakıf Okullarımız bu anlayışın en güçlü temsilcilerindendir" ifadelerini kullandı. Hacımüftüoğlu, başta Kalkındırma Vakfı Genel Müdürü Erdal Karagülle olmak üzere öğretmenlere, idari personele ve tüm paydaşlara teşekkür ederek Ramazan ayının birlik ve beraberliği pekiştirmesini temenni etti.


Program, Vakıf Okulları öğrencileri tarafından gerçekleştirilen semazen gösterisiyle devam etti. Manevi atmosferi güçlendiren gösteri, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. İyi niyet dilekleri ve hatıra fotoğraflarının ardından iftar programı sona erdi.



Atatürk Üniversitesi özel vakıf okulları ailesi iftar sofrasında buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Çelebi; "Okullar temizliksiz bırakılamaz" İŞKUR kapsamında okullarda görev yapan temizlik personelinin 28 Şubat itibarıyla işlerine son verilecek olmasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı ve ALKON Genel Başkan Yardımcısı İshak Çelebi, eğitim kurumlarının ciddi bir hijyen ve sağlık riskiyle karşı karşıya bırakıldığını vurguladı. Çelebi açıklamasında, "Zaten sınırlı imkânlarla eğitim hizmeti yürütmeye çalışan okulların temizlik hizmetlerinden mahrum bırakılması hem öğrencilerimizin sağlığını hem de eğitim ortamlarının güvenliğini doğrudan tehdit etmektedir" ifadelerini kullandı. Yeni alımların 9 Mart’ta başlayacağının duyurulduğunu hatırlatan Çelebi, süreçle ilgili çok sayıda belirsizlik bulunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Alımlar ne zaman tamamlanacak? Kimler çalıştırılacak? Yeterli personel bulunabilecek mi? Aradaki bir haftalık boşluk nasıl doldurulacak? Bu soruların hiçbirine net yanıt verilmiş değildir." Okulların yalnızca ders yapılan mekânlar olmadığını vurgulayan Çelebi, her gün yüzlerce öğrencinin, öğretmenin ve çalışanın bir arada bulunduğu bu kamusal alanların düzenli ve nitelikli biçimde temizlenmesinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirtti. İŞKUR kapsamında çalışan emekçilerin görevlerine son verilmesiyle birlikte birçok okulun temizlik hizmetini sürdüremez hâle geleceğinin açık olduğunu ifade eden Çelebi, eğitim sisteminin yükünün geçici istihdam modelleriyle taşınmaya çalışılmasının sürdürülebilir olmadığını kaydetti. Yetkililere çağrı Çelebi açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Okulların açılış ve kapanış tarihleri yıl başında ilan ediliyorsa, temizlik personeli planlaması da buna göre önceden yapılmalıdır. Bu sorunun yükü okullara bırakılmamalı; okul yönetimleri velilerle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Okulların temizlik ihtiyacı kalıcı ve yıl boyu istihdam yoluyla karşılanmalıdır. Temizlik olmadan sağlık, sağlık olmadan eğitim olmaz. Milli Eğitim Bakanlığını bu soruna acilen kalıcı ve etkili bir çözüm üretmeye davet ediyoruz."
Mersin MTSO Başkanı Çakır: "Bu gömlek bize dar geliyor" Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, 1996 yılında imzalanan Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye sanayisinin kalite ve rekabet gücünü artırdığını ancak mevcut küresel ticaret koşullarında yetersiz kaldığını belirterek, "2026 dünyasında bu gömlek bize dar gelmeye başladı. Gümrük Birliği mutlaka güncellenmeli" dedi. MTSO Şubat Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Hamit İzol başkanlığında gerçekleştirildi. Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Demir’in konuk olduğu toplantıda, küresel ticaretteki dönüşüm, Avrupa Birliği’nin yeni düzenlemeleri ve Türkiye’nin rekabet gücü ele alındı. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Avrupa Birliği’nin kamu alımlarında Avrupalı şirketlere öncelik tanımayı öngören ’Made in Europe’ yaklaşımını değerlendirdi. Türkiye ihracatının büyük bölümünün Avrupa’ya yapıldığını hatırlatan Çakır, söz konusu düzenlemelerin Türk dış ticaretinde daralma riski oluşturduğunu vurguladı. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye’yi gümrük oranları ve maliyetler açısından dezavantajlı konuma düşürdüğünü kaydeden Çakır, "1996’da imzalanan Gümrük Birliği sanayimizde ciddi bir dönüşüm sağladı, kalite ve rekabet gücümüzü yukarı taşıdı. Ancak bugün gelinen noktada mevcut yapı; sanayi, tarım, lojistik, hizmetler ve e-ticaret alanlarında Türkiye’yi sınırlıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Avrupa pazarındaki konumunu korumasının hayati önem taşıdığını belirten Çakır, "Güvenilir ülke statüsü ticaretimizin sürdürülebilirliği açısından kritik. 2026’da dişimizi tırnağımıza katıp Avrupa’da elde ettiğimiz pazarlarımızı korumalıyız. Bu pazarlarda olmamız şart" dedi. "Yeşil Mutabakat’a uyum zorunluluk" Çakır, Yeşil Mutabakat ve karbon ayak izi düzenlemelerine uyumun artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini ifade ederek, çevresel kriterlere uyum sağlanmaması halinde yalnızca ihracatın değil, yabancı yatırımların da olumsuz etkilenebileceği uyarısında bulundu. Çakır, firmaların hem Yeşil Mutabakat’a hem de yeni ticari düzenlemelere hızla adapte olması gerektiğini dile getirdi. "Risk alırken iki kez düşünmeliyiz" Ekonomide zorlu bir süreçten geçildiğini belirten Çakır, iş dünyasına temkinli hareket etme çağrısında bulundu. Risk yönetiminin her zamankinden daha önemli olduğunu vurgulayan Çakır, finansmana erişim konusunda yürütülen çalışmalara da değindi. Nefes kredisi çalışmalarının sürdüğünü, yeni kredi paketinin gündemde olduğunu kaydeden Çakır, istihdam ve ihracat odaklı finansman desteklerinin devam ettiğini ve bunların önümüzdeki günlerde duyurulacağını söyledi. Toplantı, meclis üyelerinin sektörel değerlendirmelerinin ardından sona erdi.