KÜLTÜR SANAT - 27 Mart 2026 Cuma 17:18

Terra Sanat Söyleşileri’nde yazmacılık geleneği ele alındı

A
A
A
Terra Sanat Söyleşileri’nde yazmacılık geleneği ele alındı

Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen Terra Sanat Söyleşileri’nin 7’nci buluşmasında, Anadolu’nun köklü kumaş baskı geleneklerinden yazmacılık ele alındı. "Geleneksel Yazmacılıktan Güncel Sanata" başlıklı program, sanatseverlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Didem Öz, "Günümüzde maalesef yazma ile ilgili bir müze yok. Yazmanın değerini yaşatmak adına bir müze açılması gerektiğine inanıyorum" dedi.


İstanbul’daki Terra Santa İstanbul’da düzenlenen etkinlikte, yazmacılık sanatının tarihî gelişimi, motif dili ve güncel sanattaki yansımaları kapsamlı şekilde değerlendirildi. Programın konuğu olan Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Didem Öz, geleneksel yazmacılığın yalnızca bir zanaat değil, aynı zamanda kültürel hafızayı taşıyan önemli bir sanat alanı olduğunu vurguladı.


Söyleşide, yazmacılığın Anadolu’daki üretim merkezleri, kalıp oyma ve baskı teknikleri ile renk ve desen anlayışı hakkında bilgi verildi. Öz, başörtüsü, bohça, seccade ve yorgan yüzü gibi gündelik kullanım eşyalarında yaşatılan motiflerin, toplumların kimlik ve hafızasını yansıttığını ifade etti. Program kapsamında ayrıca katılımcılar için uygulamalı bir atölye çalışması da düzenlendi. Atölyede geleneksel baskı kalıpları tanıtılırken, katılımcılar kumaş üzerine baskı tekniklerini deneyimleme fırsatı buldu.


Her ay farklı disiplinlerden sanatçı ve akademisyenleri bir araya getiren Terra Sanat Söyleşileri’nin, söyleşi ve atölye formatını bir arada sunarak katılımcılara etkileşimli bir deneyim sağladığı belirtildi. Etkinlik serisinin, geleneksel sanatlarla çağdaş yaklaşımlar arasında köprü kurmayı amaçladığı kaydedildi.


Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Didem Öz, "Bugün Terra Sanat söyleşilerinin 7’ncisi gerçekleşti. Öncelikle klasik yazmaları tanıtmak istedim. Sunum esnasında katılımcılara, birçok eski ve antika yazma örnekleri gösterdim. Daha sonra kendi yaptığım çalışmaları tanıttım. Bu çalışmalar daha çok klasik yazma modellerinden yola çıkarak yaptığım 2 ve 3D çalışmalardı. Katılımcılara hem klasik yazmaların özelliklerini ve nasıl yapıldığını hem de günümüze nasıl taşındığını göstermek istedim" dedi.



"Her geleneksel sanat gibi yazmacılık da ustalarla ilerleyen bir sanat"


Yazma denildiğine akla ilk önce başörtü geldiğini söyleyen Öz, "Başka kullanım alanlarına çok hakim olunmuyor. Yazma nasıl yapılır tekniği nelerdir, eski ustaları kimlerdir ve günümüzde yazmacılık ne durumda bunları aktardım. Her geleneksel sanat gibi yazmacılık da ustalarla ilerleyen bir sanat. Fakat usta para kazanamadığında, sürdürülebilir olmadığında yaptıkları ürünler de satılmadığı zaman küserler. Bu meslekte doğal bir süreç. 1950’den itibaren bu durumun gerçekleşmesi nedeniyle yazmahaneler birer birer kapanmış. 2005’te yaptığım araştırmada İstanbul’da iki adet yazmahane vardı. Bunlardan biri de aynı yıl içinde kapandı" diye konuştu.


Atölyede yapacakları çalışmalara değinen Öz, "Atölyede teknik çalışma sonrasında, klasik eski yazma kalıplarıyla kumaş üzerine baskılar yapacağız. Günümüzde bunun kolay bir yolu var. Strafor kalıplarla da yapılabiliyor. Bu kalıpları da bugün baskıda katılımcılara göstereceğim. Ayrıca renklendirme de yapacağız. Derste gösterdiğim yazma bir yorgan yüzü. Yorgan yüzleri bugün kolaylıkla ulaşılabilir durumda değil. Ancak bazı antikacılarda karşımıza çıkabiliyor. Günümüzde maalesef yazma ile ilgili bir müze yok. Turistlere çok fazla satılan turistik bir ürün olduğu için de günümüzde çok fazla bulunmuyor. Derste gösterdiğim sepet motifi bulunan nadide örneklerden birisi. Yazmanın değerini yaşatmak adına bir müze açılması gerektiğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.



Terra Sanat Söyleşileri’nde yazmacılık geleneği ele alındı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’da Trabzon Tanıtım Günleri başladı İstanbul Trabzon Dernekleri Federasyon tarafından düzenlenen Trabzon Tanıtım Günleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katıldığı programla başladı. Programda konuşan Bakan Uraloğlu, "Son 24 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için 2 trilyon lirayı aşan yatırım gerçekleştirdik. Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren demiryolu projemiz ile Samsun’dan itibaren Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin olmak üzere tüm kentlerimizi birbirine bağlamış olacağız. Yapım çalışmalarına da Kırıkkale-Çorum arasında başladık" dedi. Trabzon Dernekleri Federasyonu (TDF) tarafından düzenlenen Trabzon Tanıtım Günleri, açılış töreni ile başladı. Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenen programa Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, TBBM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, İstanbul Valisi Davut Gül, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, Trabzon Dernekleri Federasyonu Başkanı İsmail Şatıroğlu, Trabzon Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve çok sayıda partili, STK üyeleri, Trabzonlular katıldı. 26-29 Mart günleri arasında gerçekleşecek tanıtım günleri, tüm vatandaşlara açık olacak. Törende konuşan Bakan Uraloğlu, "Doğduğun yer değil, doyduğun yer derler ya, biz doyduğumuz yerde de doğduğumuz yeri hiç unutmadık. Trabzon’u tanıttık, Trabzonluyu sevdirdik. Nerede olursak olalım, içimizde bitmeyen bir Karadeniz inadı, bir memleket özlemi taşıdık. Trabzon’umuzu daha güçlü ve refah dolu bir geleceğe taşımak için çalıştık. Bu ruhla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Trabzon’umuzda ulaşım ve iletişim alanında birçok hizmeti hayata geçirdik. Bölünmüş yollar, bitümlü sıcak karışımlı (BSK) yollar yaptık. Avrupa’nın en uzun çift tüplü karayolu tüneli Zigana Tüneli’ni inşa ettik. Şehir içi trafiğine nefes aldıracak Kanuni Bulvarı’nda sona yaklaştık. Trabzon Güney Çevre Yolumuzu da iki kesim halinde hayata geçiriyoruz. Birinci etabında çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Kıymetli hemşehrilerim, hem şehrimizi modern bir kent içi raylı sistemle donatacak hem de hızlı tren ile tanıştıracak dev projelerimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla hayata geçiyor" dedi. "Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren demiryolu projemizin yapım çalışmalarına başladık" Trabzon ve Karadeniz’de gerçekleşmesi planlanan altyapı projelerine değinen Bakan Uraloğlu, "Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren demiryolu projemiz ile Samsun’dan itibaren Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin olmak üzere tüm kentlerimizi birbirine bağlamış olacağız. Yapım çalışmalarına da Kırıkkale-Çorum arasında başladık. Bu sene devamını da ihale edeceğiz. Trabzon Büyükşehir Belediyemizle birlikte hayata geçirdiğimiz Trabzon Hafif Raylı Sistem hattımızın Akyazı-Havalimanı arasındaki 16,2 kilometre uzunluğundaki 1. etabınının yapım ihalesine de önümüzdeki günlerde çıkacak ve inşa çalışmalarımıza başlayacağız. Yeni Trabzon Havalimanı’nı da 10 milyon yolcu kapasiteli terminal binası ve 3 bin metrelik pistiyle büyük gövdeli uçakların inebileceği şekilde tasarladık. Şimdi yeni projemiz kapsamında mevcut pistten biraz daha kuzeye denizde yeni havalimanımızı inşa edeceğiz. Yatırım programına aldık, ihalesini yaptık, yer teslimi yaptık. Yakın zamanda temeli atıp, yapım çalışmalarına başlayacağız. Trabzon kalkınırsa Karadeniz yükselir, Karadeniz yükselirse Türkiye güçlenir" diye konuştu. "Son 24 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için 2 trilyon lirayı aşan yatırım gerçekleştirdik" İstanbul’daki altyapı ve tünel inşaatı çalışmalarından bahseden Bakan Uraloğlu, "Kuzey Marmara Otoyolumuzun son kısmını oluşturan Nakkaş-Başakşehir kesimindeki yapım çalışmalarımız tüm hızıyla ilerliyor. Sarıyer Kilyos Tüneli projemiz de İstanbul’da yapım çalışmaları devam eden önemli bir karayolu projemiz. Tamamlandığında ücretsiz olarak hizmete başlayacak projemizle Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne Sarıyer, Maslak ve Levent bölgelerinden erişimi kolaylaştıracağız. Sarıyer-Çayırbaşı Tüneli ve hemen akabindeki Sarıyer-Kilyos Tüneli vasıtasıyla İstanbul Havalimanı’na ve Kuzey Marmara Otoyolu’na hızlıca bağlanmış olacak. Son 24 yılda İstanbul’un ulaşım ve iletişim altyapısı için 2 trilyon lirayı aşan yatırım gerçekleştirdik" şeklinde konuştu. Trabzonlu vatandaşların İstanbul’a faydalı katkılar sunduğunu belirten İstanbul Valisi Davut Gül ise, "İstanbul 80 ilden oluşan bir şehir. İstanbul’da görev yaptığımız süre içerisinde ve öncesinde şunu gördük ki, Trabzonlu hemşehrilerimiz yaşadıkları İstanbul’a çok önemli ve faydalı katkılar sunuyor. Bizler bu tanıtım günlerine ev sahipliği yapıyoruz. Bu sene Sayın Cumhurbaşkanımızın Çevre ve Şehircilik Bakanımızı talimatlandırmasıyla birlikte bu tesisler yapıldı. Hemşehri derneklerimize bu hizmeti sunmaya devam edeceğiz" dedi. Programda konuşan AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de, "Kıymetli hemşehriler Trabzon’umuz ülkemizin bugünlere gelmesinde çok büyük bedeller ödeyen Trabzonlu hemşehrilerimizin omzunda yükselmiştir. Çok kıymetli isimler ülkemize hizmet etmiş, ülkemizin birliği ve beraberliği için kardeşliği için Trabzon’u çimento vazifesi görmesine vesile olmuştur. Baktığımızda bugün aklımıza en çok şehit veren memleketin başında Trabzon gelmiştir. 15 yaşındaki Eren Bülbül kardeşimiz bu vatan için toprağa düşmüştür. Ülkemizde görev yapan, burada da bulunan kıymetli siyasi büyüklerimiz, terörün bitmesi için, ülkemizin gelişimi ve beraberliği için çok büyük mücadelenin ortağı olmuşlardır" ifadelerini kullandı.
Ankara ÜNİPERSEN talepleri için kuruluş gününde basın açıklaması yapacak Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN), üniversite idari personelinin talepleri için kuruluş yıl dönümü olan 17 Nisan’da Yükseköğretim Kurulu (YÖK) önünde basın açıklaması yapacak. ÜNİPERSEN, 17 Nisan Cuma günü YÖK önünde basın açıklaması yapacak. Sendikadan yapılan açıklamada, üniversite idari personelinin özlük, mali ve kariyer haklarına ilişkin sorunların uzun süredir çözümsüz bırakıldığı belirtilerek, özellikle tayin/nakil hakkının hala kalıcı, şeffaf ve hukuki bir sisteme bağlanmadığı vurgulandı. Açıklamada, 2014 yılından bu yana dile getirilen yükseköğretim tazminatı talebinin karşılık bulmadığı, geliştirme ödeneği uygulamasındaki eşitsizliklerin ise devam ettiği ifade edildi. Açıklamada yalnızca sözlü mesajlarla değil, alanda kullanılacak simgesel unsurlarla da yaşanan mağduriyetin görünür hale getirileceği bildirildi. Etkinlik alanında yer alacak bavullar ve aile fotoğraflarının yıllardır çözülemeyen tayin sorunu nedeniyle yaşanan belirsizliği, parçalanan aile düzenini ve ertelenen hayatları temsil edeceği kaydedildi. Geçtiğimiz yıl "becayiş" adı altında uygulanan yöntemin gerçek bir çözüm olmadığı belirtilen açıklamada, söz konusu uygulamanın yönetmelik zemininin bulunmadığı, usul ve esaslarının açık olmadığı, sürdürülebilirlik taşımadığı ifade edildi. Personelin nasıl başvuru yapacağı, eşleşmelerin hangi kriterlere göre belirleneceği ve hakkaniyetin nasıl sağlanacağı konularında netlik bulunmadığı kaydedildi. Açıklamada, üniversitelerde eğitim-öğretim hizmetinin kesintisiz sürmesinde asli rol üstlenen idari personelin mali haklar bakımından geri planda bırakılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Yükseköğretim tazminatının idari personele de verilmesi gerektiği belirtilirken, geliştirme ödeneğinde aynı kurum içinde çalışan personel arasında ortaya çıkan farklılıkların da çalışma huzurunu ve adalet duygusunu zedelediği kaydedildi. ÜNİPERSEN, kuruluş gününde kutlama programı yapmayacaklarını belirterek, "Ortada kutlanacak bir tablo değil, çözüm bekleyen hak kayıpları ve adaletsizlikler vardır" mesajını verdi. Sendika, açık, net, denetlenebilir ve herkese eşit uygulanacak bir tayin sisteminin kurulması, yükseköğretim tazminatının idari personele verilmesi ve geliştirme ödeneğindeki eşitsizliklerin giderilmesi talepleri karşılanıncaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.