POLİTİKA - 17 Ocak 2026 Cumartesi 17:25

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Ayasofya milletin ve ümmetin malı oldu. Milletin hizmetkarı olmaya devam ediyor"

A
A
A
TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Ayasofya milletin ve ümmetin malı oldu. Milletin hizmetkarı olmaya devam ediyor"

Birlik Vakfı’nın 40’ıncı kuruluş yıl dönümünde konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Allah’a çok şükür çoğumuzun gençlik hayali olan o ideal, fevkalade güzel bir şekilde, Cumhurbaşkanımızın kararlılığı, cesareti ve hiç tereddüte mahal bırakmayan kararlı liderliği ile aşıldı. Ayasofya milletin ve ümmetin malı oldu. Milletin hizmetkarı olmaya devam ediyor" dedi.


Birlik Vakfı’nın 40’ıncı kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda program düzenlendi. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Eski TBMM Başkanı ve MTTB kurucu üyesi İsmail Kahraman, bakanlar, milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı. Program Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlarken Birlik Vakfı’nın kuruluşuna dair o dönemin şartlarının da anlatıldığı kısa bir film yayınlandı.


Programda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Birlik Vakfı’nın Türkiye’de gençlik hareketleri ve sivil toplum hareketleri bakımından bir başarı öyküsü olduğuna dikkat çekerek, "Birlik Vakfı’nın yapmış olduğu eski mitinglerde, gündeme getirdiği Türkiye kamuoyuna taşıdığı hangi konular varsa Allah’a çok şükür bu konuların hepsinin gerçekleşmiş olduğunu iftiharla görüyoruz" dedi.



"Ayasofya milletin ve ümmetin malı oldu. Milletin hizmetkarı olmaya devam ediyor"


Milli Türk Talebe Birliği’nin mektebinden yetişen İsmail Kahraman ve Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Türkiye’de bürokratik oligarşinin tarihin raflarına kaldırıldığını söyleyen Kurtulmuş, "Kıbrıs davasını hem de en karanlık günlerde ve MTTB’nin Türkiye’nin kamuoyuna taşıdığı günleri çocukluk yıllarımda gençlik yıllarımda hatırlıyorum. Çok şükür bugün Kıbrıs’ta o gün dile getirilen tezlerin hemen tamamı gerçekleşmiş oldu. Yine aynı şekilde Türkiye’de maddi ve manevi kalkınmanın birlikte sağlanması amacıyla başta imam hatipler olmak üzere mesleki eğitimin önündeki engellerin kaldırılması konusunda da öncülüğü yapan büyük bir kitle hareketi olarak Milli Türk Talebe Birliği adına tarihe yazdırdı. Onlarcasını sayabilirim vaktinizi almak istemiyorum ama hepimizin hayali olan ‘Ayasofya açılsın zincirler kırılsın’ sloganını Türkiye’ye armağan eden Milli Türk Talebe Birliğidir. Allah’a çok şükür çoğumuzun gençlik hayali olan o ideal fevkalade güzel bir şekilde, Cumhurbaşkanımızın kararlılığı, cesareti ve hiç tereddüte mahal bırakmayan kararlı liderliği ile aşıldı. Ayasofya milletin ve ümmetin malı oldu, milletin hizmetkarı olmaya devam ediyor" diye konuştu.



"Esas hedef, yeryüzünde adil, hakkaniyetli, eşitlikçi bir küresel sistemin kurulması için Türkiye’nin öncülük yapmasıdır"


Türkiye’nin ağır sanayi hamlesinde de güçlü adımlar atma hayalinin MTTB gençliğinin önemli vizyonlarından birisi olduğuna vurgu yapan Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Bugün çok şükür bu konuda dünyayı imrendirecek önemli mesafeler katettiğimiz ortadadır. Gençlik yıllarımızı, çocukluk yıllarımızı hangi hayaller süslediyse onların tamamı gerçekleşmiştir. Az evvel İsmail abinin dediği gibi ‘durmak yok’ her bir hayalden sonra yeni kapıların açılması, yeni hedeflerin ortaya konulması şarttır. Önümüzdeki esas hedef, yeryüzünde adil, hakkaniyetli, eşitlikçi bir küresel sistemin kurulması için Türkiye’nin öncülük yapmasıdır. Bu istikamette büyük bir mesafe alıyoruz, yolumuza devam ediyoruz. Son olarak şunu söylemek isterim bizim medeniyetimizle bizim tarihsel tecrübemizle sivil toplum, devlet aklıyla millet vicdani arasındaki köprüdür. Milli Türk Talebe Birliği ve Birlik Vakfı da bu anlamda en sağlam köprülerden olmuştur. Bu çerçevede bu köprünün sağlam olması Milli Türk Talebe Birliği’nin gençlik hareketinin kısacası, milli gençlik hareketinin de ana unsurunu oluşturmuştur. Yani iddia, irade ve istikamet sahibi bir gençlik oluşturmak için yıllar içerisinde büyük gayretler sarf edilmiştir. Allah’a çok şükür bundan sonra da iddia, irade ve istikamet sahibi gençlerin üzerinde Türkiye’nin yeni bir dünya kurulma vizyonu gerçekleşecek ve Allah’ın izniyle Milli Türk Talebe Birliği Vakfı’nı 80. yıl dönümü olduğunda o hedefe ulaşmış, gençlerimiz vasıtasıyla Türkiye çok daha iyi bir noktada olacaktır" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "Tüberküloz, dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarından bir tanesi" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Tüberküloz, dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarından bir tanesi. Hayvandan hayvana ya da hayvandan insana şeklinde görülüyor" dedi. TVHB Başkanı Ali Eroğlu, ‘24 Mart Dünya Tüberküloz Günü’ sebebiyle İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Tüberküloz hastalığının hem hayvanlar hem de insanlar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Eroğlu, hastalıkla mücadelede denetim ve kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle sığır tüberkülozunun hem hayvancılık sektöründe ekonomik kayıplara yol açtığını, hem de insanlara bulaşma riski taşıdığını vurgulayan Eroğlu, düzenli tarama ve erken teşhisin hayati önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’de tüberküloz hastalığı alanında yapılan çalışmalara da değinen Eroğlu, bazı bölgelerde ilerleme kaydedildiğini ancak genel anlamda istenilen seviyeye henüz ulaşılamadığını ifade ederek, kaçak hayvan hareketlerinin ve yetersiz denetimlerin hastalığın yayılımını artırdığını sözlerine ekledi. "Tüberküloz, dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarının bir tanesi" Tüberküloz’un ilk olarak 24 Mart 1882 yılında ortaya çıktığını ve o dönemlerde ciddi sıkıntılar doğurduğunu belirten Eroğlu, "Tüberküloz dünyanın en eski bulaşıcı kronik hastalıklarından bir tanesi. Hayvandan hayvana ya da hayvandan insana şeklinde görülüyor ama daha çok sığırların hastalığı. 1882 yılında Robert Koch tarafından tanımlanıyor. 1996’dan itibaren de kurum ve kuruluşlar tarafından ve veteriner hekimler tarafından Dünya Tüberküloz Günü olarak anılıyor. Bugün dolayısıyla hem hastalıkla ilgili bir farkındalık ortaya konması, hem de hastalığa karşı yapılacak çalışmalar, mücadeleler, alınacak önlemler ve kontrol stratejileriyle ilgili konuları gündeme getirme açısından önemli bir gün. Biz de TVHB olarak ülkemizde hala bir sağlık problemi olarak devam eden, hem hayvanlarda hem de insanlarda görülen bu hastalığa karşı alınması gereken önlemleri, yapılacak mücadeleleri, veteriner hekimlerin istihdamından, sahadaki çalışmalarına kadar, hastalığın ülkemizde daha az minimalize edilmesi, görülmesinin azaltılması noktasında halkın bilinçlendirilmesini istiyoruz" diye konuştu. "Hastalık öncelikle akciğere nüfus ediyor" Tüberkülozun öncelikle akciğere yerleştiğini, sonrasında ise tüm vücuda kapasiteli bir şekilde yayıldığını ifade eden Eroğlu, "Hastalık öncelikle akciğere nüfus ediyor. Çeşitli organlarda karaciğer, böbrek, beyin, hatta kemik dokusuna kadar yayılabiliyor. Özellikle hayvanlarda bazen sinsi seyrediyor. Hastalık daha çok tüberkülozlu hayvanların ürünlerini kullanmak suretiyle geçiyor. Yani sütü ve eti yoluyla. Bütün bunları, hem kamuoyunun bilgisine sunmak, hem de veteriner hekimler olarak hangi mücadelelere, nasıl devam edeceğimizle ilgili stratejiler oluşturmak açısından önemli görüyoruz. Hastalıkların yüzde 60’ından fazlası hayvanlardan insanlara ulaşıyor. Tüberküloz da bu hastalıkların önemli olanlarından bir tanesi. İnsanlarda görülen, daha doğrusu insandan insana ulaşan ve etken ile hayvanlarda görülen etken farklı. Veteriner hekim istihdamı, kamuda istihdam edilen veteriner hekim sayısının, Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre yeniden bir tespit edilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu. "Halkın bilgi seviyesinin yükseltilmesi lazım" Eroğlu, hastalığa karşı alınabilecek önlemlerle ilgili şunları kaydetti: "Tüberkülozun yaklaşık yüzde 5 ile 10 civarında hayvandan insana ulaşıyor. Bu da önemli bir miktar. Bunun için halkın bilgi seviyesinin yükseltilmesi lazım. Bazen hasta olmayan hayvanların da muayene edilmesi lazım. Çünkü değişik tablolar gözüküyor. Tüberkülozlu hayvanların eti yenir mi, yenmez mi? Burada veteriner hekimlerin önemli bir rolü var. Mutlaka çiğ süt kullanmamak lazım. Pastörize süt kullanmak ya da çiğ sütü iyice kaynatmak gerekiyor. Etleri iyi pişirmek gerekiyor. Dünya Tüberküloz Günü vesilesiyle bir kez daha veteriner hekimlerin hizmetlerinin tekrar gözden geçirilmesini temenni ediyorum."
Mersin Akdeniz’de tehlike saçan metruk yapılar yıkılıyor Mersin’in Akdeniz ilçesinde, uzun yıllardır kullanılmayan ve çökme riski nedeniyle tehlike oluşturan tek katlı metruk yapı, belediye ekipleri tarafından kontrollü şekilde yıkıldı. Akdeniz Belediyesi, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden, aynı zamanda sosyal sorunlara yol açan metruk yapılarla mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, Mithat Paşa Mahallesi 5518 Sokakta bulunan ve sahipleri tarafından uzun süredir kullanılmadığı için harabeye dönen tek katlı yapının yıkımı için çalışma başlattı. Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin destek verdiği, Akdeniz Belediyesi Zabıta Müdürlüğünün çevre güvenliğini sağladığı çalışmada, çökme riski taşıyan yapı iş makineleri yardımıyla kontrollü şekilde yıkıldı. Yıkıma Mithat Paşa Mahallesi Muhtarı Hakan Başgül de katıldı. Mahalle sakinleri, can ve mal güvenliği açısından risk oluşturan yapının yıkılmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek belediye ekiplerine teşekkür etti. Yıkımın ardından ortaya çıkan moloz ve atıklar da iş makineleri yardımıyla kamyonlara yüklenerek mahalleden kaldırıldı. Akdeniz Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü yetkilileri, kent estetiğini bozan, çökme riski taşıyan ve zaman zaman madde bağımlılarının meskenine dönüşerek sosyal sorunlara yol açan metruk yapılarla mücadelenin süreceğini bildirdi. Ekiplerin sahadaki tespitleri ile muhtarlar ve vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda yasal işlemleri tamamlanan yapıların, Belediye Encümeni kararı sonrası kontrollü şekilde yıkılmaya devam edileceği ifade edildi.
Bursa BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı: "Şehit liderimizi unutmadık, unutturmayacağız" Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, "Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nu aramızdan ayrılışının 17. yıl dönümünde rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz" dedi. Büyük Birlik Partisi (BBP) eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu 17’inci yılında da unutmadıklarını belirten Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, "Aradan 17 yıl geçmiş olmasına rağmen ona duyduğumuz özlem ilk günkü kadar tazedir. İnancıyla, davasına olan sarsılmaz bağlılığıyla, ilkeleriyle, vakur duruşuyla, üslubuyla ve örnek şahsiyetiyle merhum Muhsin Yazıcıoğlu, bu milletin yetiştirdiği en kıymetli dava adamlarından biri olarak gönüllerdeki yerini daima korumaktadır. Bizler de onun zorluklar karşısında yılmadan sürdürdüğü inançlı, ahlaklı ve ilkeli mücadelenin takipçileri olarak; aziz hatırasını yaşatmayı, emanetine sahip çıkmayı ve ortaya koyduğu dava anlayışını gelecek nesillere aktarmayı görev biliyoruz" dedi. 25 Mart 2026 tarihinde saat 08.30’da, Büyük Birlik Partisi ve Alperenler olarak Ankara’da kabri başında olacaklarını belirten Alfatlı, "26 Mart 2026 Perşembe günü Bursa Ulu Cami’de yatsı namazı öncesinde düzenlenecek. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu, yol arkadaşlarını ve tüm şehitlerimizi dualarla anacağımız bu anlamlı programa tüm hemşehrilerimizi ve gönül dostlarımızı davet ediyoruz" diye konuştu.
Bursa Nilüfer’de "700 Yıllık Çeşme Kültürü" sergisi kapılarını açtı Nilüfer Kent Konseyi Kent Kültürü Çalışma Grubu’nun ilk etkinliği olan "700 Yıllık Çeşme Kültürü" sergisi, Bursa’nın tarihi su mimarisini ve kentin hafızasında yer edinen çeşmeleri Konak Kültürevi’nde sanatseverlerle buluşturdu. Bursa’nın köklü geçmişine tanıklık eden ve kentin kültürel hafızasında önemli bir yer tutan çeşmeleri görünür kılmak amacıyla hazırlanan "700 Yıllık Çeşme Kültürü" sergisi, Konak Kültürevi’nde açıldı. Nilüfer Kent Konseyi Kent Kültürü Çalışma Grubu’nun ilk sergisi olma özelliğini taşıyan etkinliğin açılışına; Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Baran Güneş, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Adın ile çok sayıda davetli katıldı. Serginin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, kentlerin sadece mimariden ibaret olmadığını, aynı zamanda o kentten geçen hayatların bir izdüşümü olduğunu belirtti. Karagöz, "Çeşmeler sadece bir yapı değil, aslında birçok anının simgesidir. Hepimizin hayatında çeşmelerle ilgili hatıralar ve bellekler vardır. Nilüfer Belediyesi olarak kent kültürüne katkı sunan bu tür çalışmalarda gönüllülerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın ise serginin kenti anlamlandırmak ve farkındalık oluşturmak açısından önemli bir işlev gördüğünü vurguladı. Aydın, çeşmelerin bir dönemin kamu hizmetinin en görünür alanı olduğunu hatırlatarak, kentin tarihine ve kültürüne sunduğu katkılardan dolayı serginin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Nilüfer Kent Konseyi Kent Kültürü Çalışma Grubu Başkanı Kenan Yetişen de, 700 yıllık süreçte gelişen çeşme kültürünü anlatmak için Bursa’nın dört bir yanından fotoğraf topladıklarını ifade etti. Çeşmelerin eski ve yeni hallerini karşılaştırmalı olarak sunduklarını belirten Yetişen, Bursa’daki su mimarisinin diğer kentlerden ayrılan üç temel özelliğine dikkat çekti. Bu özelliklerin ilkinin, çeşmelerin coğrafyaya göre şehir merkezinde çınar, dağ yöresinde meşe, deniz kenarında ise zeytin ağaçlarının dibine konumlandırılması olduğunu belirten Yetişen; ikinci özelliğin ise camilerin içerisine estetik çeşmelerin entegre edilmesi ve bu geleneğin yaşatılması olduğunu vurguladı. Yetişen son olarak, çeşmelerin sokak köşelerinde, mezarlıklarda, apartman girişlerinde bir rozet gibi kullanılması ve hatta ova köylerinde evlerin odalarına kadar taşınmasının kentin gündelik hayata entegre mimarisindeki önemine değindi. Açılış konuşmalarının ardından katılımcılar, sergide şehrin dört bir yanından derlenen çeşme fotoğraflarının hikayeleri hakkında bilgi aldı. Programın sonunda, serginin hazırlanmasındaki emeklerinden dolayı Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ve Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Doç. Dr. Mustafa Berkay Aydın tarafından Kenan Yetişen’e teşekkür hediyesi verildi.
Düzce Google’da 3,5 milyon kez aranan Bolu Dağı tartışmasının altından bakın ne çıktı DÜZCE (İHA) – Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, 2024 yılında başlattığı "Bolu Dağı değil, Düzce Dağı" tartışmasının şehrin tanıtımı için maksatlı bir çıkış olduğunu ve söylemin ardından arama motorlarında 3,5 milyon kez arama yapılarak asıl amaca ulaşıldığını belirtti. Özlü, "Birçok kişi ’Faruk Özlü dağı kaçırıyor’ gibi anladı. Halbuki dağ yerinde duruyor. Biz dağı oradan alıp Düzce’ye getirmiyoruz. Ben ’Düzce Dağı’ dedikten sonra 3,5 milyon kişi Google’ye girip Düzce Dağı neresi ya da nerede diye sordu. Ben amacıma ulaştım" dedi. Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, 2024 yılında sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, "Doğru bilinen yanlışlar vardır. Yanlıştır, ama insanlar doğru sanırlar. Bunlardan birisi de ’Bolu Dağı’ ismidir. Aslında Bolu tarafında dağ yoktur. Bolu tarafı ovadır. Dağ Düzce tarafındadır. Coğrafi yapısına göre burası ’Bolu Dağı’ değil, ’Düzce Dağı’dır. Yaşam alanı bakımından dağdaki yol boyu işletmelerin tamamına yakını da Düzcelilerin. Bu yanlışı düzeltelim. Bu dağın doğru adı Düzce Dağı" ifadelerini kullanmıştı. Faruk Özlü, açıklamasının yankılarına ilişkin değerlendirmede bulundu. "Biz dağı oradan alıp Düzce’ye getirmiyoruz, dağ yerinde" Aradan geçen 2 yılın ardından konuya açıklık getiren Başkan Özlü, söz konusu ifadenin Düzce’nin tanıtımına yönelik stratejik bir söylem olduğunu ve hedefine ulaştığını kaydetti. Açıklamasının ardından internet arama motorlarında "Düzce Dağı nerede?" sorusunun 3,5 milyon kez aratıldığını ifade eden Özlü, şunları söyledi: "Ben 2 sene önce ’Bolu Dağı değil, Düzce Dağı’ dedim. Bu maksatlı bir çıkıştı. Birçok kişi ’Faruk Özlü dağı kaçırıyor’ gibi anladı. Halbuki dağ yerinde duruyor. Ben Düzce desem ne olur, Bolu desem ne olur? Biz dağı oradan alıp Düzce’ye getirmiyoruz. Dağ yerinde. Ben ’Düzce Dağı’ dedikten sonra 3,5 milyon kişi Google’ye girip Düzce Dağı neresi ya da nerede diye sordu. Ben amacıma ulaştım. Böylelikle Düzce ismini duyurmuş oldum." "Düzce’nin tanıtımına ağırlık vereceğiz" Düzce’nin güzelliklerine dikkati çeken Özlü, "Düze butik ve güzel bir şehir. Düzce’nin tanıtımına ağırlık vereceğiz. Bu sadece gazetelere, televizyonlara reklam vererek olmuyor. İnsanları Düzce’ye çekeceğiz, buraları görecekler, nefes alacaklar ve buradaki insanlarla muhatap olacaklar. Böylelikle buraya gelen insanlarda bu şehri anlatacaklar" dedi.