EKONOMİ - 29 Nisan 2026 Çarşamba 15:28

"Şirketler artık sadece poliçe değil, çözüm arıyor"

A
A
A
"Şirketler artık sadece poliçe değil, çözüm arıyor"

Son yıllarda yaşanan doğal afetlerin, siber saldırıların, tedarik zincirindeki aksamaların, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların ve bölgesel gerilimlerin risk kavramını tamamen değiştirdiğini söyleyen Sigorta Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Yüksekbilgili, "Eskiden risk denince daha çok yangın, deprem ya da fiziksel hasar akla gelirdi. Bugün ise bir fabrikanın üretiminin durması, bilgisayar sistemlerinin çökmesi, ihracat yapılan pazarların kapanması ya da önemli bir tedarikçinin devre dışı kalması da en az bunlar kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Sigorta artık sadece poliçe yaptırmak anlamına gelmiyor. Sigorta, şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan önemli bir güvence ve risk yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor" dedi.


Dünya, artık daha belirsiz bir dönemden geçiyor. Son yıllarda yaşanan depremler, seller, büyük yangınlar, siber saldırılar, tedarik zincirindeki aksamalar, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve bölgesel gerilimler, risk kavramını tamamen değiştirdi. Eskiden risk denince daha çok yangın, deprem ya da fiziksel hasar akla gelirdi. Bugün ise bir fabrikanın üretiminin durması, bilgisayar sistemlerinin çökmesi, ihracat yapılan pazarların aniden kapanması ya da önemli bir tedarikçinin devre dışı kalması da en az bunlar kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Sigortanın artık sadece poliçe yaptırmak anlamına gelmediğini söyleyen Sigorta Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ebru Yüksekbilgili, "Sigorta, şirketlerin ayakta kalmasını sağlayan önemli bir güvence ve risk yönetiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor" dedi.


Tam da burada sigorta ve reasürans brokerlerinin öneminin ortaya çıktığını belirten Yüksekbilgili, "Brokerlik hizmeti çoğu zaman sadece fiyat almak veya teklif karşılaştırmak gibi görülüyor. Oysa brokerler bunun çok ötesinde bir görev üstleniyor. Şirketlerin karşı karşıya olduğu riskleri analiz ediyor, eksikleri tespit ediyor, doğru teminatları belirliyor ve en uygun çözümleri bulmalarına yardımcı oluyor. Özellikle Türkiye gibi deprem riski yüksek, üretim gücü güçlü ve dış ticaretle iç içe olan bir ülkede bu konu daha da önem kazanıyor. Çünkü birçok şirket sigortalı olsa da bazen varlık değerleri güncel olmayabiliyor, limitler yetersiz kalabiliyor veya yeni nesil riskler gözden kaçabiliyor. Böyle durumlarda hasar anında beklenmeyen sorunlar ortaya çıkabiliyor. Brokerlerin en büyük katkısı da burada başlıyor. Doğru hazırlanmış bir sigorta programı sadece hasar sonrası ödeme almak anlamına gelmez. Aynı zamanda şirketin işine devam etmesini sağlar, çalışanlarını korur, nakit akışını rahatlatır ve geleceğe daha güvenle bakmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı.


Öte yandan bazı büyük risklerde sadece yerel piyasadan çözüm bulmanın yeterli olmayabildiğinin altını çizen Yüksekbilgili, sözlerine şöyle devam etti: "Büyük sanayi tesisleri, enerji projeleri, altyapı yatırımları ve yurtdışında faaliyet gösteren şirketler için uluslararası sigorta ve reasürans kapasitesi büyük önem taşıyor. Brokerler de sahip oldukları bilgi birikimi ve global bağlantılarla Türk şirketlerine dünya piyasalarının kapısını açıyor."


"Önümüzdeki dönemde iklim değişikliği, siber riskler, ekonomik dalgalanmalar ve jeopolitik gelişmeler daha fazla konuşulacak gibi görünüyor" diyen Yüksekbilgili, bu nedenle şirketlerin sadece hasar olduktan sonra değil, hasar olmadan önce de hazırlıklı olması gerektiğini kaydetti. Yüksekbilgili, "Riskleri önceden görmek, doğru önlemleri almak ve sağlam bir koruma yapısı kurmak artık bir tercih değil, ihtiyaçtır. Sigorta ve reasürans brokerleri de bu süreçte sadece aracı değil; şirketlerin yol arkadaşı, danışmanı ve çözüm ortağıdır. Sonuç olarak güçlü risk yönetimi güçlü şirketler oluşturur. Güçlü şirketler de güçlü ekonomi demektir. Bugün işletmelerin ihtiyacı sadece poliçe değil; doğru bilgi, doğru yönlendirme ve doğru çözümdür" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şırnak Şırnak’ta 29 kişinin yaralandığı husumette uzlaşı süreci başladı Şırnak’ta Yorga ile Katar aileleri arasında yaşanan ve 29 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan arazi anlaşmazlığının ardından barış için atılan adıma AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar da destek verdi. Geçtiğimiz günlerde meydana gelen olay sonrası bölgede tansiyonun düşürülmesi ve kalıcı huzurun sağlanması için kanaat önderleri, aşiret büyükleri ve siyasi isimler devreye girdi. Barış görüşmelerinin hız kazandığı süreçte Milletvekili Arslan Tatar, beraberindeki heyetle birlikte her iki aileyi de ziyaret ederek uzlaşı çağrısında bulundu. Yorga ve Katar aileleriyle ayrı ayrı bir araya gelen Tatar, görüşmelerde sağduyu, kardeşlik ve toplumsal huzur mesajları verdi. Ziyaretlerde, bölgede yeniden güven ortamının tesis edilmesi ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için diyalog ve karşılıklı anlayış vurgusu öne çıktı. Şırnak’ın tarih boyunca birlik ve beraberlik kültürüyle öne çıkan bir şehir olduğuna dikkat çeken Tatar, yaşanan gerginliğin barışla sonuçlanması adına girişimlerini sürdüreceğini belirtti. Ziyaretlerin ardından açıklamalarda bulunan Tatar, "Kıymetli Yorga ve Katar ailelerini ziyaret ederek bir araya geldik. Gösterdikleri misafirperverlik ve samimi sohbetleri için kendilerine teşekkür ediyorum. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim kılsın" ifadelerini kullandı. Bölgede sürdürülen barış görüşmelerinin olumlu yönde ilerlediği öğrenildi.
İzmir İzmir’de belediye memurları CHP’nin kapısına dayandı İzmir’deki ilçe belediyelerinde aylardır süregelen Sosyal Denge Sözleşmesi (SDS) krizinde somut bir adım atılmaması, memurları harekete geçirdi. Karşıyaka, Bayraklı, Narlıdere ve Buca belediyelerinde çalışan kamu emekçileri, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ile yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine 29 Nisan Çarşamba günü yarım gün iş bırakma kararı alarak protesto yürüyüşü gerçekleştirdi. Sloganlarla CHP İl Başkanlığına yüründü Basmane Meydanı’nda bir araya gelen belediye çalışanları ve sendika temsilcileri, ellerinde dövizlerle CHP İzmir İl Başkanlığına doğru yürüyüşe geçti. Kortej halinde ilerleyen grup, yürüyüş boyunca "Sözleşme hakkımız gasp edilemez" ve "Birleşe birleşe kazanacağız" sloganlarını atarak mevcut yönetim politikalarını eleştirdi. "Dayatmaları kabul etmiyoruz" İl Başkanlığı önünde grup adına konuşan Tüm Bel-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Nihat Filiz, toplu sözleşme sürecinde kazanılmış hakların geriye götürülmek istendiğini vurguladı. Filiz, yaptığı açıklamada şu noktalara değindi: "Birçok belediyede önümüze konulan kısıtlayıcı sözleşme dayatmalarını reddediyoruz. Bu kararlar emekçinin alın terini görmezden gelmektir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından tescillenmiş haklarımızın masa başında elimizden alınmasına müsaade etmeyeceğiz. Bizim için hak, verilmesini beklemek değil; mücadeleyle almaktır." "Emekçiyi karşısına alan bir siyaset başarılı olamaz" Belediye başkanlarına seslenen Filiz, sosyal demokrat bir belediyecilik anlayışının hakları kısıtlamak yerine geliştirmesi gerektiğini belirtti. Emeğin hakkı teslim edilmeden siyasi bir başarı elde edilemeyeceğini hatırlatarak, sendikaların bu sınırlandırmaları içeren hiçbir belgeye imza atmayacağını ifade etti. Görüşme Perşembe gününe kaldı Eylem sonrası CHP İl Başkanı Çağatay Güç’ün binada olmaması nedeniyle görüşme il yöneticileriyle yapıldı. Sendika yetkilileri, resmi görüşmenin 30 Nisan Perşembe günü saat 17.00’de İl Başkanı ile bizzat yapılacağını duyurdu. Çalışanlar, taleplerinin karşılanmaması durumunda belediye önlerindeki eylemlerin kararlılıkla süreceğini belirtti.