SPOR - 13 Mart 2026 Cuma 11:18

Sadettin Saran: "Galatasaray’ın kollandığına inanıyorum"

A
A
A
Sadettin Saran: "Galatasaray’ın kollandığına inanıyorum"

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sadettin Saran, şampiyonluk yarışındaki rakipleri Galatasaray'ın kollandığına inandığını söyledi. Başkan Saran, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'na da güvendiğini belirtti.

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sadettin Saran, sarı-lacivertli kulübü takip eden basın mensuplarıyla bir araya geldi. Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'nde düzenlenen yemekte Saran'ın yanı sıra yöneticiler Ali Gürbüz, Burçin Gözlüklü ve Gürhan Taşkaya da yer aldı.

Burada açıklamada bulunan Başkan Saran, "Şu anda Fenerbahçe'den başka hiçbir şey düşünmüyorum. Ne şirketlerim ne de işim. Birinci önceliğim ailem, ikinci önceliğim Fenerbahçe. Tamamen takıma odaklıyız. O yüzden seçim konuşmanın bir faydası yok. Mayısa kadar konuşmayı düşünmüyorum" şeklinde konuştu.

Sadettin Saran, Samandıra'da futbolcularla bir araya geldiklerini ve yemeğin çok sıcak bir havada geçtiğini de aktardı.

"Torreira'ya sarı kart verilmemesi olacak şey değil"

Özellikle son haftalardaki hakem performansları hakkında konuşan Saran, "Daha önce hakemlerle ilgili konuşmadığım için pişman değilim. Benim tarzım farklı. Bağırıp çağırmanın bugüne kadar bir işe yaradığını görmedim. Yapmamaya özen gösterdim. Hoşgörü, birlik ve beraberlik istedim. Konuşmamaya çalıştım ama 2 hafta çok garip şeyler oldu. Torreira'ya sarı kart verilmemesi olacak şey değil. Merkez Hakem Kurulunda (MHK) ciddi bir sorun var. Bence Ferhat Bey çok kötü yönetiyor. Torreira tellere tırmanıyor bir şey yok. Guendouzi de bu karşılaştırmayı yaptı, bize de söyledi. Puanlarımız haksız yere gitti. Buna isyan etmemiz gayet normal" ifadelerini kullandı.

"Kulüplerin yüzde 90'ı MHK'den rahatsız"

Fenerbahçe Başkanı, MHK yönetiminden kulüplerin büyük bölümünün memnun olmadığını vurgulayarak, "Kulüplerin yüzde 90'ı MHK'den rahatsız. Ferhat Bey'in orada durması bizim için muamma. Bence bu durum federasyona da zarar veriyor. Biz bunları federasyona Taner Bey (Sönmezer) aracılığıyla dile getiriyoruz. Biz diyaloglarımızı basın önünde değil orada dile getiriyoruz. Biz bir dosya hazırladık. Seçimi kazanmadan önce başladık bu çalışmalara. Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok, bunu yapanlar yapıyor. Avrupa'da hakemlerle ilgili bu kadar sıkıntı yok. Bu yönetilebilir bir şey. Yine gelmesi gereken noktada değil ama önerilerimiz var. Dünyadaki benzerlerini gündeme getirdik. Ferhat Bey konusunda kendisine ciddi bir destek var ve biz bunu anlayamıyoruz. Bu kadar net hataların olduğu yerde bence bu durum kalandan çok onu tutana zarar verir" diye konuştu.

"Kadıköy, genç oyunculara ciddi baskı oluyor"

Sadettin Saran, futbol takımının taraftarı önünde oynadığı karşılaşmalarda genç oyuncuların etkilendiğini ve bu konuya dair psikolojik destek ekiplerinin bulunduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
"Genç oyuncularda Kadıköy'de ciddi baskı oluşuyor. Skor bulunamayınca oluşan o uğultu psikolojilerini bozmuyor dersem yalan olur. Konuyla ilgili uzmanlardan da destek alıyoruz. 11 senenin birikmiş bir hayal kırıklığı ve travması var. Beklenti çok büyük. Biz geldiğimizde kimse şampiyonluk beklemiyordu. Biz 'Bu sene yok önümüzdeki sene' diyerek baskıyı azaltabilirdik ama benim doğamda bu yok. Biz şampiyonluğa oynuyoruz. Bu beklenti olunca sahaya maalesef hatalar hoşgörüyle yansımıyor."

"Federasyon başkanına güveniyorum"

Transferlerin para yüzünden gerçekleşmediği haberlerinin gerçeği yansıtmadığına değinen Saran, "Federasyon başkanına güveniyor musunuz?" sorusuna ise, "Federasyon başkanına güveniyorum. Yanlış bulduğum şeyler var ama özünde iyi insan olduğunu düşünüyorum. Gizli ajandası olduğunu düşünmüyorum, açık olduğunu düşünüyorum. Daha önceki federasyon başkanlarından daha samimi olduğunu düşünüyorum" diye cevap verdi.

"Bir sürü projemiz var"

Yaz döneminde de transferlerin devam edeceğini belirten Başkan Saran, "Bir sürü projemiz var. Samandıra ile ilgili de var. Yeni arsalar da bakıyoruz. Yakında gelir getiren bir proje açıklayacağız Emlak Konut ile çalışıyoruz. Türkiye'nin değişik yerlerinde arsalarımız var. Gelmeden önce başladık çalışmaya, şimdi de gece gündüz çalışıyoruz. Öylesine başlatılmış bir sürü proje vardı, birçoğunu durdurduk. Sportif başarı olunca senin nakit sıkıntın da azalıyor, o yüzden birinci önceliğimiz sportif başarı" açıklamasında bulundu.

"Galatasaray'ın kollandığına inanıyorum"

Sadettin Saran, şampiyonluk yarışındaki rakipleri Galatasaray'ın kollandığını düşündüğünü sözlerine ekledi. Adil rekabet isteklerini yineleyen Saran, "Skriniar sakatlanmasa, Alvarez ameliyat olmasa biz yine 3 puan öndeydik o yüzden bunu sadece hakemlere bağlamak benim tarzım değil. Ben bahanelere sığınan bir insan değilim ama bu demek değil ki bir haksızlık yok. Evet, ben Galatasaray'ın kollandığına inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Şu an için seçim konusunu düşünmediklerini ama hazırlıkları da yaptıklarını vurgulayan sarı-lacivertlilerin başkanı, "Her ihtimali düşünüyor ona göre çalışıyoruz. Ben hayatım boyunca şunu söyledim, kızıma da şunu dedim; 'Yapacağının en iyisini yap, en iyisini ümit et ama en kötüye de hazırlıklı ol.' Ben genelde tünel sonunda ışığı görmeye çalışırım. Dolayısıyla ileriye doğru ümitle bakıyoruz" dedi.

"En-Nesyri bize sürpriz oldu"

Başkan Saran, kış transfer döneminde yaşananlara da açıklık getirdi. Sadettin Saran, "Afrika Kupasında dönünce En-Nesyri bize sürpriz oldu. Duran, Sidiki devam ederiz dedik. Fakat Duran, Bükreş maçında öyle bir şey yapınca eyvah dedik. Bir sürü insanla konuştuk. Devre arasında transfer yapmak çok zor. Varsa bir hata benim hatam, alınamadıysa ben alamadım. Kimsenin bir eksiği yok. Ben geldiğimiz noktadan memnunum. Bizim birinci önceliğimiz orta sahaydı. Ben kendim Lookman'ı istedim ama olmadı. Sörloth ile görüşüldü, başka isimler vardı ama onlar 'Mayısta geliriz şimdi gelemeyiz' dediler. Darwin Nunez de görüştüklerimizden bir tanesiydi" açıklamasını yaptı.
Saran, ayrıca transferler konusunda ekip olarak görüştüklerini ve Domenico Tedesco'nun kararıyla hareket ettiklerini de dile getirdi.

"Dzeko ve Tadic geçen sene buruk gittiler"

Sakat oyunculardan Nelson Semedo dışındaki isimlerin milli arada takıma dönmesini planladıklarını söyleyen Sadettin Saran, taraftara kalan 9 hafta ile alakalı da mesaj vererek, "9 hafta rica ediyoruz. En-Nesyri'de yaşadığımız gibi. Dzeko ve Tadic geçen sene buruk gitti. Olan oldu ama şu 9 haftada takıma destek istiyoruz. Eğer şampiyon olacaksak bu sadece oyuncularla değil taraftarımızın da desteğiyle. Beni eleştirebilirsiniz, tüm eleştirilere açığım ama bu takıma 9 hafta hep birlikte inanıp, destek olmalıyız" şeklinde konuştu.

"Maalesef Türkiye'nin bir pazarı var"

Başkan Saran, ekonomik anlamda Türk kulüplerinin kurtuluş reçetesini de şöyle anlattı:
"Bizde yapılanmamızı Bodo/Glimt gibi isteriz, aklın yolu bir. Müthiş potansiyelli futbolcular var. Türkiye öyle bir noktaya geldi ki ben o denilen oyuncuyu bulurum ama onunla Türkiye konuşmaya başladığımız zaman menajerler Türkiye'deki ortamı bildiğinden o paralara oyuncuları alamıyorsun. Maalesef Türkiye'nin bir pazarı var. Diyelim adamı ikna ettin anlaştın geliyor 2-3 ay sona diyor ki, 'Ben bu adamdan iyi oynuyorum onun aldığına bak' diyor. 18 kulüp bir araya gelir, skala belirler, prensip anlaşması yapılır anca maaşlar böyle düşer. Bunu da yakın zamanda yapmak çok zor. Bunu Türkiye'de yakın zamanda yapmak çok zor ama kurtuluş bu."

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Yeniden Refah Partisi Karabük merkez ilçe başkanı ve yönetimi istifa etti Yeniden Refah Partisi Karabük Merkez İlçe Başkanı Yunus Emre Ulu, parti içinde yaşanan bazı değerlendirmeler ile Filistin, Doğu Türkistan ve Orta Doğu’nun mazlum coğrafyalarından gelen öğrencileri evlerinde ziyaret ettikleri ancak parti il yöneticilerinin "partiye üye ya da oy kazandırmayacağı" sözleri üzerine görevinden yönetimi ile bilikte istifa ettiğini açıkladı. Ulu, yaptığı yazılı açıklamada Temmuz 2024’te başladığı Merkez İlçe Başkanlığı görevini yönetim kurulu ile birlikte bıraktıklarını belirtti. Necmettin Erbakan tarafından ortaya konulan Milli Görüş misyonuna inanan kadrolar olarak görevlerini samimiyetle yürütmeye çalıştıklarını ifade eden Ulu, görev süresi boyunca Karabük’te sivil toplum kuruluşları, sendikalar, siyasi partiler ve dernekleri ziyaret ettiklerini, mahalle mahalle dolaşarak vatandaşlarla bir araya geldiklerini kaydetti. Yaptıkları faaliyetlerde önceliklerinin gönül kazanmak ve insan odaklı bir anlayışla hareket etmek olduğunu belirten Ulu, bu doğrultuda çeşitli farkındalık etkinlikleri de düzenlediklerini ifade etti. Ramazan ayında başlattıkları "Çayı Koyun Refah Geliyor" projesi kapsamında öğrenci evlerini ziyaret ederek gençlerle bir araya geldiklerini aktaran Ulu, ziyaret ettikleri öğrencilerin önemli bir bölümünün Filistin, Doğu Türkistan ve Orta Doğu’dan gelen gençlerden oluştuğunu belirtti. Ulu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ziyaret ettiğimiz öğrencilerin büyük bir kısmı Filistin, Doğu Türkistan ve Orta Doğu’nun mazlum coğrafyalarından gelen gençlerdi. Bizler için bu kardeşlerimiz yabancı değil; aksine gönül coğrafyamızın birer parçası ve öz kardeşlerimizdir. Ancak yapılan bu ziyaretlerin ardından parti yöneticileri tarafından söz konusu çalışmaların durdurulması yönünde uyarılar aldık. Gerekçe olarak ise bu öğrencilerin partiye üye ya da oy kazandırmayacağı yönünde ifadeler kullanıldı. Yapılan her faaliyetin ardından ‘oy ve üye kazandırıp kazandırmadığı’ sorusunun gündeme getirilmesi ve il yönetiminde bulunan bazı kişilerin ‘20 aydır burada boş boş durdunuz’ şeklindeki söylemleri ise bizler için bardağı taşıran son damla olmuştur."
Trabzon İlahiyatçı yazar Muhammed Yazıcı: "Gelecek bizim olacak" Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Ramazan Sohbetleri’ programının konuğu olan İlahiyatçı Yazar Muhammed Yazıcı, Müslümanların birlik olması gerektiğini ifade ederek, "Ümitsiz, geleceği karartan sözlerin bizde yeri yok. Gelecek bizim olacak inşallah ama fedakarlık yapacak bir nesle ihtiyacımız var" dedi. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Ramazan ayına özel hazırladığı etkinlikler vatandaşların yoğun ilgisiyle sürüyor. Bu kapsamda düzenlenen "Ramazan Sohbetleri" programında İlahiyatçı Yazar Muhammed Yazıcı, "İslam Medeniyetinin Kurucu Nesli: Sahabe" başlıklı söyleşi gerçekleştirdi. Yazıcı, "Allah Resulü’nün (Sallallahü teala aleyhi ve sellem) davasının en önde geleni, ona sahip çıkanı sahabelerdir. Sahabenin gösterdiği fedakarlığın dünyada emsalini göstermek mümkün değil. Yaşadıkları hayat, akılla idrak edilmeye müsait değil. Peygamberimiz’in mübarek sözleri sahabede hayat buluyor. Peygamberimizin bütün hususiyetlerinin parçalar halinde sahabeye dağıtıldığını görüyoruz. Her bir sahabe bir yönüyle öne çıkmıştır. Sahabeler Resulullah’ın aynalarıdır. Hepsini topladığınızda Hz. Peygamberimizi görürsünüz. Bugün her zamankinden çok onların örnekliğine ihtiyacımız var. Çünkü, hepimiz müslümanımız ama müslümanca bir topluluk oluşturma yönünde zaafımız var. 1,5 milyar nüfusumuz var ama 5 milyonluk bir yahudinin elinde, kontrolü altında, onun zilleti içinde yaşıyoruz. Demek ki, sayımız kaça ulaşırsa ulaşsın, eğer sahabe kıvamında bir topluluk olmayı başaramadıysan onların elinde zillet içinde yaşamak zorundasın. Bugün ihtiyacımız olan sahabe kıvamıdır. Sahabeyi öne çıkaran iki şey vardı: fedakarlıkları ve adanmışlıkları" ifadelerini kullandı. Herkesin bireysel menfaatlerini düşündüğü bir topluluğun güçsüz, bölük pörçük olacağına dikkat çeken Yazıcı, "Herkesin sadece menfaati için yaşadığı bir yerde bir topluluk olmaz. Bölük pörçük ve güçsüz bir dünya olur. İşte İslam dünyası kardeşlerim. İçinde bulunduğumuz hal bu. O yüzden beş milyonluk İsrail, Müslümanlara meydan okuyor. Bu durum ben de varım diyebilen, ilk önce kendi ahlakını düzelten, fedakar neslin yetişmesiyle, sahabe gibi bir topluluğun meydana çıkmasıyla ancak düzelecek" diye konuştu. "Gayret edeceğiz" Müslümanların kurtuluşun sahabe kıvamında bir topluluğun ortaya çıkmasıyla mümkün olabileceğini kaydeden Yazıcı, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Ümitsiz, geleceği karartan sözlerin bizde yeri yok. Gelecek bizim olacak inşallah ama fedakarlık yapacak bir nesle ihtiyacımız var. Buna sahabeden iki örnek vermek istiyorum. Savaşa hazırlık aşamasında Hz. Ebu Bekir malının tamamını getiriyor. Eğer sen malını vermeyi göze alabilirsen o zaman özgürleşirsin ve o malının esiri olmazsın. Ebu Akil de verecek bir şeyi olmadığından gün boyunca çalışıp bir sahan hurma getiriyor. Münafıklar her ikisiyle de alay ediyorlar. Ebu Akil, Yemame Savaşı’nda büyük fedakarlık göstererek savaşın Müslümanların aleyhine döndüğü bir zamanda cesaretiyle sahabeyi galeyana getirerek savaşın kazanılmasına önayak oluyor ve şehit düşüyor. İşte bizi kurtaracak olan böyle bir fedakarlığı yapacak sahabe topluluğunun ortaya çıkmasıdır. Bizim ihtiyacımız olan sahabe topluluğudur. Eyüp El Ensari’yi 80 yaşında İstanbul surlarına kadar getiren şey, Allah Resulü’nün sevgisi, aşkı ve mesajının ulaştırılmasıydı. O heyecanla buraya kadar geldi, bizler onların gayretlerinin neticesiyiz. Belki bizden sonraki nesil de bizlerin gayretleri neticesinde sahabe kıvamında bir topluluk olacak."