SAĞLIK - 19 Haziran 2025 Perşembe 11:03

’’Prostat kanserinde nanoknife yöntemi yüz güldürücü sonuçlar veriyor’’

A
A
A
’’Prostat kanserinde nanoknife yöntemi yüz güldürücü sonuçlar veriyor’’

Prostat kanserinde nanoknife yöntemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Eymen Gazel, ’’Tanı teknolojilerindeki ilerlemeler ve toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte prostat kanserleri daha erken evrede yakalanıyor. Özellikle erken evre ve küçük hacimli tümörlerde, nanoknife yöntemi yüz güldürücü sonuçlar veriyor. Türkiye’de uygulanan bu yeni yöntem sayesinde hastalar cerrahiye gerek kalmadan etkin bir tedavi seçeneğine daha kavuşmuş oldu’’ dedi.



Erkeklerde en sık rastlanan kanser türlerinden biri olan prostat kanseri, artık tarama yöntemleri sayesinde erken evrede tespit edilebiliyor. Bu erken evre hastalarda, Türkiye’de nadir merkezlerde kullanılmaya başlanan nanoknife yöntemi ile etkili tedavi imkânı sunuluyor. Nanoknife yöntemi ile ilgili bilinmesi gerekenleri Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Eymen Gazel anlattı.



Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Eymen Gazel, nanoknife yöntemi ile hakkında şu açıklamalarda bulundu:


’’Prostat kanseri, yaygınlığı nedeniyle 45 yaş üstü tüm erkeklerde, şikayet olmasa dahi düzenli kontrolleri gerektiriyor. Erken tanı, tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri. Tanı süreci, ürolojik muayene ve kanda PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi ile başlıyor. PSA değerleri şüpheli olan hastalar, multiparametrik prostat MR ile detaylı inceleniyor. Ancak kesin tanı, mutlaka biyopsi ile konuluyor.


Tanı teknolojilerindeki ilerlemeler ve toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte prostat kanserleri daha erken evrede yakalanıyor. Özellikle erken evre ve küçük hacimli tümörlerde, nanoknife yöntemi yüz güldürücü sonuçlar veriyor. Türkiye’de uygulanan bu yeni yöntem sayesinde hastalar cerrahiye gerek kalmadan etkin bir tedavi seçeneğine daha kavuşmuş oldu.


Küçük tümörlerde, düşük yan etki


Prostat kanseri tedavisi; hastalığın yaygınlığı, evresi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu gibi birçok faktöre göre planlanıyor. Küçük hacimli, düşük riskli tümörlerde ise cerrahi ve radyoterapi gibi tedaviler geciktirilebiliyor. Bu hastalarda aktif izlem yapılabildiği gibi, fokal tedavi yani sadece tümörlü alana odaklanarak yapılan uygulamalar da tercih edilebiliyor.


İdrar fonksiyonları korunuyor


Daha önce bazı karaciğer ve pankreas tümörlerinde de kullanılan nanoknife teknolojisi, prostat kanserinin odaklanmış tedavisinde de umut verici bir seçenek olarak öne çıkıyor. Yöntemin diğer fokal tedavilerden en önemli farkı işlem sırasında dokularda ısı artışına neden olmaması. Böylece idrar kanalı ve sinir dokuları korunabiliyor; cinsel ve idrar fonksiyonları çoğunlukla etkilenmeden kalabiliyor.


Günübirlik uygulama


Genel anestezi altında uygulanan bu yöntem, ameliyathane ortamında gerçekleştiriliyor. Ultrason rehberliğinde tümör çevresine yerleştirilen 3-4 özel elektrota çok yüksek voltajlı fakat kısa süreli elektrik akımı veriliyor. Bu sayede tümör hücrelerinin canlılığı ortadan kaldırılıyor. Nanoknife işlemi, hastanede yatış gerektirmiyor; hasta yaklaşık 6 saatlik istirahatin ardından evine dönebiliyor.


Uygun hasta seçimi şart


Bu yöntemde yalnızca kanserli hücrelerin tahrip edildiğini; prostatın diğer bölgelerinde yeni tümör oluşumu ya da mevcut tümörün ilerleme ihtimalinin sürdüğünü hatırlatıyor. Bu nedenle hastaların doğru seçilmesi ve işlemin ardından düzenli takibin aksatılmaması gerektiğini vurguluyor. Gerekli durumlarda cerrahi veya radyoterapi yine gündeme gelebiliyor.


Dokuya zarar vermeyen akıllı enerji


Nanoknife, ‘irreversible elektroporasyon’ adı verilen bir prensibe dayanıyor. Bu yöntemde uygulanan elektrik akımı, hücre zarında kalıcı delikler oluşturarak hücre ölümüne yol açıyor. Ancak bu işlem sırasında doku ısısı artmadığı için çevredeki sağlıklı yapılar zarar görmüyor. Özellikle sinirler, idrar yolları ve sfinkter kası gibi hassas yapılar korunabildiği için hastalar, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek komplikasyon riskinden büyük ölçüde korunmuş oluyor.


Cerrahiye alternatif arayanlar için umut verici


Ameliyat ya da radyoterapiye sıcak bakmayan ya da bu tedavilerin getirebileceği yan etkilerden çekinen hastalar için nanoknife, güçlü bir alternatif oluşturuyor. Özellikle aktif yaşamını sürdüren, cinsel fonksiyonlarını korumak isteyen ve iş hayatına hızlı dönüş arzu eden hastalar tarafından tercih ediliyor. Bu yöntem, prostat kanserinde kişiselleştirilmiş tedavi anlayışının önemli bir parçası haline geldi.’’


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Işıkhan: "Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "2002 yılında sosyal güvenlik kapsamı yaklaşık yüzde 70 seviyesindeyken bugün nüfusumuzun tamamı sosyal güvenlik şemsiyesi kapsamındadır. Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda düzenlenen Sosyal Güvenlik Haftası Programı’na katıldı. Programda konuşan Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik sisteminin güçlenmesi, vatandaşların huzur ve güven içerisinde geleceğe bakabilmesi için büyük bir özveriyle çalışan tüm SGK personeline ve emek veren tüm paydaşlara teşekkür etti. Sosyal Güvenlik Haftası’nın idrak edildiği bu haftaya ilişkin Işıkhan, "Bu özel gün ve haftaların ortak bir noktası var o da ‘İnsanı merkeze alan bir anlayış.’ Çünkü sosyal güvenlik insanı koruyan, aileyi ayakta tutan, çalışanı güvence altına alan, hastaya umut olan, engelli vatandaşlarımıza destek olan büyük bir dayanışma sistemidir. Bu seneki sosyal güvenlik haftasının teması ‘Kayıtdışılık ile Mücadele’ sloganımız ise ‘Sigorta ile iş güvende, işçi güvende gelecek güvende.’ Gerçekten de sosyal güvenlik güçlü bir devlet ile güçlü millet arasındaki en önemli güven köprüsüdür. Sosyal güvenlik sosyal devletin en somut tezahürüdür. Sosyal güvenlik bir ülkenin vicdanıdır" ifadelerini kullandı. Bakan Işıkhan, insanlık tarihi boyunca güvenlik ihtiyacının, en temel ihtiyaçlardan biri olduğuna değinerek, şöyle devam etti: "Dünyada, sosyal güvenlik anlayışı sanayi devrimi sonrası hızla gelişmiş zamanla sağlık sigortası, emeklilik, iş kazası, işsizlik ve sosyal yardımlar gibi alanları kapsayan büyük bir sisteme dönüşmüştür. Türkiye’de ise sosyal güvenlik sistemi uzun yıllar parçalı ve dağınık bir yapı içerisinde ilerlemiştir. SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı şeklindeki bu dağınık yapı farklı standartlar, farklı uygulamalar ve ciddi mağduriyetler üretmiştir. O yılları hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Hastane kuyrukları, ilaç kuyrukları, sosyal güvencesi olmadığı için tedavi olamayan vatandaşlarımız, hastaneye para ödemediği için rehin kalan vatandaşlarımızı. İşte bu vaziyetten bir dönüm noktası olarak, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesi ve liderliğiyle Cumhuriyet tarihimizin en büyük sosyal devlet reformlarından birini hayata geçirmiştik." "Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı genel sağlık sigortası sistemlerinden birine sahiptir" 2006 yılında gerçekleştirilen sosyal güvenlik reformu ile SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın tek çatı altında birleştirildiğini, norm ve standart birliği sağlandığını, Genel Sağlık Sigortası sisteminin kurulduğunu, sosyal güvenlik kapsamının tüm vatandaşları içine alacak şekilde genişletildiğini hatırlatan Işıkhan, "2002 yılında sosyal güvenlik kapsamı yaklaşık yüzde 70 seviyesindeyken bugün nüfusumuzun tamamı sosyal güvenlik şemsiyesi kapsamındadır. Bugün Türkiye dünyanın en kapsayıcı Genel Sağlık Sigortası sistemlerinden birine sahiptir. Vatandaşlarımız kamu, üniversite ve özel hastanelerden eşit şekilde yararlanabilmektedir. Bugün artık Türkiye’de sağlık hizmetine erişemediği için mağdur olan bir vatandaş profili değil dünyanın gıpta ile takip ettiği örnek alınan bir sosyal güvenlik sistemi bulunmaktadır" diye konuştu. "Sosyal güvenlik sistemi popülizme teslim edilemeyecek kadar stratejik bir meseledir" Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik sisteminin, bugünün yanında geleceği de korumak zorunda olduğuna dikkati çekerek, "Bu nedenle sosyal güvenlik sistemi, popülizme teslim edilemeyecek kadar stratejik bir meseledir. Biz sosyal güvenliği sadece bir ekonomi başlığı olarak da görmüyoruz. Biz sosyal güvenliği aynı zamanda bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendiriyoruz. Çünkü güçlü sosyal güvenlik sistemi güçlü toplum demektir. Güçlü toplum ise güçlü devlet demektir. Bu anlayışla, son 24 yılda sosyal güvenlik alanında çok önemli reformları ve icraatları sizlerle birlikte hayata geçirdik" dedi. "Sadece 2025 yılında sağlık ödemeleri için; 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan ödeme gerçekleştirdik" Bakan Işıkhan, sosyal güvenliğin aynı zamanda sağlık güvencesi de olduğunu belirterek, "Bugün SGK olarak 2 bin 500’e yakın hastane, 30 bin eczane, 8 bin optik merkezi, 5 bin medikal market üzerinden vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunuyoruz. MEDULA sistemimiz sayesinde günlük 2,5 milyon provizyon, 12 milyon tedavi işlemi, 2,2 milyon e-reçete işlemini kesintisiz bir şekilde gerçekleştirmekteyiz. Sadece 2025 yılında sağlık ödemeleri için 1 trilyon 353 milyar lirayı aşan bir ödeme gerçekleştirdik. Geri ödeme kapsamına alınan ilaç sayımızı sürekli artırıyoruz. Kanser ilaçlarından SMA tedavilerine kadar çok sayıda kritik ilacı, SGK tarihinde ilk kez vatandaşlarımızın erişimine sunduk" şeklinde konuştu. Dijital dönüşüm alanında da tarihi bir değişim gerçekleştirdiklerine işaret eden Işıkhan, "Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, sosyal güvenlik hizmetlerini dijital yapının altyapısıyla yeniden şekillendiriyoruz. Bugün SGK, e-Devlet üzerinde en çok kullanılan kamu kurumlarından birisidir. 2025 yılı içerisinde SGK uygulamaları e-Devlet’e toplam 1,5 milyardan fazla görüntü sağlamıştır. Şu anda e-Devlet üzerinden 183 farklı uygulamayla vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. ALO 170 hattımıza yalnızca 2025 yılında 17 milyon 700 bin çağrı gelmiştir. 2025 yılı içerisinde vatandaşlarımıza 647 milyonun üzerinde SMS bilgilendirmesi gerçekleştirdik. Şimdi ise yapay zeka destekli yeni sistemlerimizi devreye alıyoruz. Kayıp-kaçakla mücadelede, sahte sigortalılık tespitinde, risk analizlerinde ve sağlık harcamalarının daha etkin yönetilmesinde yapay zeka tabanlı sistemleri kullanıyoruz. Amacımız, vatandaşımızın işini kolaylaştıran, bürokrasiyi azaltan, hızlı ve kaliteli hizmet sunan güçlü bir sosyal güvenlik sistemini oluşturmaktır" şeklinde konuştu. "Çalışan annelerimizi desteklemek amacıyla analık izin süresini artırdık" Bakan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği "Aile Yılı" vizyonu kapsamında aileyi güçlendiren sosyal güvenlik politikalarını da kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaparak, "Çalışan annelerimizi desteklemek amacıyla analık izin süresini uzattık. Yeni düzenlemeyle birlikte Tekil gebelikte analık izin süresi bildiğiniz gibi; 16 haftadan 24 haftaya, Çoğul gebelikte ise 18 haftadan 26 haftaya çıkarılmıştı. 2026 yılının ilk çeyreğinde annelerimize 3 milyar 742 milyon lira analık ödeneği, yaklaşık 140 milyon lira da emzirme ödeneği sağladık" ifadelerini kullandı. "Sosyal güvenlik sistemimizi gençlerimiz için daha güçlü hale getireceğiz" "Önümüzdeki dönemde hedefimiz daha kapsayıcı, daha sürdürülebilir, daha dijital ve daha insan odaklı bir sosyal güvenlik sistemini oluşturmaktır" diyen Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz kayıt dışı istihdamı azaltmayı, aktif sigortalı sayısını artırmayı, sosyal güvenlik sistemimizin mali sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi, sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeyi, dijitalleşmeyi daha ileri seviyeye taşımayı, yapay zeka destek hizmet modellerini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda sosyal güvenlik sistemimizi, gençlerimiz için daha güçlü hale getirmek istiyoruz. Çünkü bugün attığımız her adım değerli çalışma arkadaşlarım sadece bugünün değil, gelecekte çocuklarımızın ve torunlarımızın sosyal güvenlik hakkını koruyacaktır. Türkiye Yüzyılı’nın güçlü ekonomisiyle, güçlü üretimiyle, güçlü istihdamıyla ve güçlü sosyal devlet yapısıyla inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Ben bu anlamlı hafta vesilesiyle SGK Personelimize, emeklilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, doktorlarımıza, eczacılarımıza, hemşirelerimize ve diğer sağlık personelimize, kısaca sosyal güvenlik sistemimize katkı sunan tüm paydaşlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum. Sosyal güvenlik sistemimizin bugünlere ulaşmasında büyük emeği ve vizyonu bulunan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere emeği geçen herkese huzurlarınızda teşekkür ediyorum."
Bursa Kahkaha Hatay’daki çocuklar için yükseldi Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği tarafından düzenlenen ve yoğun ilgi gören Kaan Sekban stand up gösterisi, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi Orhangazi Salonu’nda gerçekleştirildi. Sanatın gücünü sosyal faydayla buluşturan gecede, izleyiciler kahkaha dolu anlar yaşarken aynı zamanda Hatay’ın Defne ilçesinde hayata geçirilecek "Kalbim Seninle Gündüz Bakımevi" projesine de destek verdi. Kurumsal hayatın absürtlüklerinden sosyal medya davranışlarına uzanan anlatımı ve yüksek enerjisiyle sahne alan Kaan Sekban, salonu dolduran konuklara unutulmaz bir gece yaşattı. Etkinlikten elde edilen tüm gelir ise deprem bölgesinde çocukların güvenli ve sıcak bir eğitim ortamına kavuşması amacıyla sürdürülen gündüz bakımevi projesine aktarılacak. 6 Şubat depremlerinin ardından bir hareket olarak başlayan ve bugün 23 gönüllü kadınla çalışmalarını sürdüren Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği, Hatay’da kalıcı projeler üretmeye devam ediyor. Eğitim ve çocuk odaklı çalışmalar yürüten dernek, bugüne kadar binlerce çocuğa ulaşırken, haziran ayında açılacak oyun parkının ardından şimdi de bölgeye kalıcı bir gündüz bakımevi kazandırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Geceye Bursa iş, sanat, siyaset ve sivil toplum dünyasından birçok isim katılım sağladı. Gecede konuşma yapan Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sebla Pamir Güler, "Bu gece sadece birlikte gülmedik. Aynı zamanda Hatay’daki çocuklarımızın geleceğine umut olacak bir projeye hep birlikte destek verdik. Yanımızda olan, bu harekete katkı sunan herkese yürekten teşekkür ediyoruz. 2 senelik genç bir dernek olarak bu kadar büyük ve anlamlı bir projeyi hayata geçirecek olmanın çok büyük heyecanını yaşıyoruz" dedi. Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği, Hatay’da hayata geçirilecek gündüz bakımevi projesi için destek çalışmalarını önümüzdeki süreçte de sürdürürken; çocukların güvenli, umut dolu ve eşit bir geleceğe ulaşabilmesi adına kalıcı sosyal sorumluluk projeleri üretmeye devam edecek.