SAĞLIK - 17 Ekim 2025 Cuma 08:58

Prostat büyümesine ameliyatsız çözüm: "Su buharı tedavisi Türkiye’de yaygınlaşıyor"

A
A
A
Prostat büyümesine ameliyatsız çözüm: "Su buharı tedavisi Türkiye’de yaygınlaşıyor"

İyi huylu prostat büyümesi (BPH) olan milyonlarca erkek için geliştirilen ve cinsel fonksiyonları koruyan su buharı tedavisini (Rezum) anlatan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Tevfik Ziypak, "Türkiye’de de yaygınlaşarak cerrahiye güçlü bir alternatif sunuyor" dedi.


"Erkeklerde yaşla sık görülen iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde ’su buharı tedavisi’ adı verilen yeni nesil bir teknoloji, ameliyat endişesi taşıyan hastalara umut oluyor" diyen BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesinden Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Tevfik Ziypak, "Sadece 10-15 dakika süren, kesi veya doku çıkarma işlemi gerektirmeyen bu minimal invaziv yöntem, hastaların cinsel fonksiyonlarını büyük oranda koruyarak kısa sürede günlük hayata dönmelerine olanak tanıyor" açıklaması yaptı.



"Modern ve konforlu bir çözüm olarak öne çıkıyor"


Doç. Dr. Tevfik Ziypak, "50 yaş üzeri erkeklerin yaklaşık yarısını, 80 yaş üzerindekilerin ise yüzde 80’ini etkileyen BPH; sık idrara çıkma, gece tuvalete kalkma ve idrar akışında zayıflama gibi yaşam kalitesini düşüren şikâyetlere yol açıyor. Bugüne dek genellikle ilaç veya TUR-P gibi geleneksel cerrahi yöntemlerle tedavi edilen bu durum için su buharı teknolojisi, modern ve konforlu bir çözüm olarak öne çıkıyor" şeklinde konuştu.



Tedavi nasıl uygulanıyor?


Tedavi hakkında bilgilendiren Doç. Dr. Tevfik Ziypak, şunları söyledi:


"FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı sistem, idrar kanalı yoluyla prostata ulaştırılan özel bir cihazla uygulanıyor. Cihaz, 9 saniyelik kısa püskürtmelerle steril su buharını prostatın büyüyen dokusuna enjekte ediyor. Buharın termal enerjisi, hedeflenen hücreleri tahrip ederken çevredeki sağlıklı sinir ve dokular korunuyor. Vücudun doğal iyileşme mekanizması sayesinde tahrip olan bu dokular zamanla temizleniyor, prostat küçülerek idrar kanalı üzerindeki baskı ortadan kalkıyor."



"Ameliyattan korkan ve cinsel fonksiyonlarını korumak isteyenler için devrim"


Doç. Dr. Ziypak, yöntemin avantajlarını da vurgulayarak, "REZUM, prostat büyümesinin tedavisinde devrim niteliğinde bir yöntem. Ameliyat korkusu yaşayan, kullandığı ilaçlardan sıkılan veya cinsel fonksiyonlarını korumak isteyen erkekler için büyük bir fırsat sunuyor. Üstelik işlem kısa, ağrısız ve kalıcı sonuçlar veriyor" dedi.


"Tedavinin en büyük avantajları arasında işlemin ortalama 10-15 dakika sürmesi, hastaların aynı gün taburcu olabilmesi ve 2-3 gün içinde normal yaşantılarına dönebilmesi yer alıyor" diyen Doç. Dr. Tevfik Ziypak, sözlerini şöyle sonlandırdı:


"Özellikle prostat hacmi 30-80 ml arasında olan, ilaç tedavisinden fayda görmeyen veya cerrahiden çekinen hastalar için ideal bir seçenek olarak gösteriliyor. Klinik çalışmalar, tedavinin 5 yıllık takiplerde etkinliğini koruduğunu ve hastaların yüzde 95’inin ek bir cerrahiye ihtiyaç duymadığını ortaya koyuyor. Türkiye’de de son yıllarda belirli özel ve üniversite hastanelerinde yaygınlaşmaya başlayan su buharı tedavisi, üroloji uzmanları tarafından başarıyla uygulanıyor."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Kardiyoloji Uzmanı Demirkıran: "Sağlıklı bir kalp için sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır" Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, kalp sağlığı hakkında açıklamalarda bulundu. Kalp sağlığının genel sağlığın temel taşlarından birisi olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, "Yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle yaşam tarzımızı sağlıklı alışkanlıklarla şekillendirmek kalp hastalıklarının gelişimini engellemenin en etkili yoludur. Kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi yaşam süresini uzatırken, komplikasyon risklerini de azaltır. Düzenli sağlık kontrolleri ve kardiyolojik muayeneler, potansiyel sorunların zamanında tespit edilmesine imkan tanır. Ayrıca, stres yönetimi ve yeterli uyku alışkanlıkları da kalp sağlığını korumada, önemli faktörler arasında yer alır. Bireylerin kendi sağlık durumlarına dikkat etmeleri ve gerektiğinde uzman hekimlere başvurmaları uzun vadede kalp sağlığını güvence altına alır. Son olarak toplum olarak kalp sağlığını ön planda tutmak ve bilinçlendirme çalışmalarını arttırmak büyük önem taşır. Kamu sağlığı programları ve eğitim seminerleriyle farkındalık oluşturmak kişilerin risk faktörlerini anlamasını ve korucuyu adımlar atmasını sağlar. Her bireyin katkısıyla daha sağlıklı bir toplum inşa etmek mümkündür. Sağlıklı yaşam biçimlerini benimsemek ve kalp sağılığını korumak hem bireysel hem de toplumsak düzeyde sürdürülebilir bir yaşamın anahtarıdır. Kalbinize değer verin, içinde sevdikleriniz var" ifadelerini kullandı.
Eskişehir Henüz 9 yaşında ilk kişisel sergisini sanatseverler ile buluşturdu Eskişehir’de henüz 9 yaşında olmasına rağmen 31 eserden oluşan ilk kişisel resim sergisini açan Hatice Alya Teker, canlı renklerle hazırladığı portrelerinde ailesini ve kültürel bağlarını sanatseverlerle buluşturdu. Eskişehir’in kültürel duraklarından biri olan Atilla Özer Karikatür Evi, sanat dünyasına ilk adımını henüz çocuk yaşta atan minik ressam Hatice Alya Teker’in heyecanına ev sahipliği yaptı. "Boyalı Parmaklar" çatısı altında yürüttüğü çalışmalarını taçlandıran genç yetenek, annesi Miray Teker’in rehberliği ve öğretmeni Sema’nın sanatsal desteğiyle hazırladığı büyüleyici dünyasının kapılarını ziyaretçilere açtı. Toplamda 31 eserden oluşan ve büyük bir disiplinle hazırlanan kişisel sergide, küçük sanatçının hayal dünyasının genişliği ile ailesine ve köklerine olan bağlılığı dikkatlerden kaçmadı. "Makedon kızlarını ve ailemi çiziyorum" Eserlerinde kullandığı teknikleri ve ilham kaynaklarını anlatan Hatice Alya Teker, "2022 yılından beri bu eserlere başladım ve toplamda 31 eser yaptım. Çalışmalarımda annem, babam, amcalarım, teyzelerim ve halalarım gibi aile fertlerimin yüzlerini kullanıyorum; annem Makedon olduğu için özellikle Makedon kızlarına ağırlık veriyorum. Örneğin bir eserimde annemi çizdim; teknik olarak ilk başta akrilik boya ve yağlı boya kullanıyorum, en son süslemeleri ise boncuk boyayla yapıyorum. Resmi yaparken önce kafayı turuncu boyayla çizip içini beyaza kaynaştırıyorum, ardından üstten çizgileri ve süslemeleri ekliyorum; akrilik boya bittikten sonra boncuk boyayla son dokunuşları gerçekleştiriyorum.Resim yapmayı bir yerden öğrenmedim, kendim çok sevdiğim için başladım. İleride kara kalem çalışmaları yapacağım için bu yaşımda siyah rengi hiç kullanmadım. Portre yapmak benim için çok keyifli bir süreç. Gelecekte doktor veya diş doktoru olmak istiyorum ama resim her zaman benim yanımda, hayatımda yer almaya devam edecek" dedi. "Amacımız çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmak" Kızının yeteneğini keşfettikten sonra disiplinli bir çalışma sürecine girdiklerini belirten anne Miray Teker ise şu ifadeleri kullandı: "Boyalı Parmaklar Resim Topluluğu’nun bir üyesiyiz; iki kızımla, kardeşi Hüma da aynı şekilde orada. Sema hocam sağ olsun onların hayal dünyasına eşlik ediyor. Çocukların hayal dünyası çok renkli olduğu için eserlerinde genelde canlı renkler kullanıyorlar. Şu an 31 eserle ilk kişisel sergimizi açtık. Neredeyse dört-beş yıllık bir emeğimiz var. Çocukları telefon ve sosyal medyadan uzaklaştırmak ve öğretmenlerinin de yeteneğini keşfetmesiyle biz bu yola çıktık."
Mersin Tour of Mersin’de 3. etap tamamlandı Tour of Mersin Uluslararası Bisiklet Turu kapsamında düzenlenen 8. organizasyonun 3. etabı, Tarsus Gençlik Parkından başlayıp Ayvagediği Yaylasında sona erdi. Zorlu parkurda sporcular, Toroslar’ın engebeli etaplarında kıyasıya mücadele etti. Mersin Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen organizasyonun 3. etabı, Tarsus’tan verilen startla başladı. 5 kıta ve 26 ülkeden 96 sporcunun katıldığı 88,6 kilometrelik etapta bisikletçiler, Çamlıyayla güzergahını takip ederek finişe ulaştı. Özellikle tırmanış bölümleri sporculara zor anlar yaşattı. Toroslar’ın serin yayla havası ve doğal güzellikleri eşliğinde gerçekleşen etap boyunca güvenlik ve sağlık ekipleri hazır bekletildi. Organizasyon sorunsuz şekilde tamamlanırken, vatandaşlar da parkur boyunca sporculara destek verdi. Etap sonunda düzenlenen törende dereceye giren sporcular ödüllerini aldı. 3. etapta birinciliği Tomas Pridal elde ederken, ikinci Serdar Anıl Depe, üçüncü ise Ganni Marchand oldu. En iyi tırmanışçı kategorisinde birinciliği Serdar Anıl Depe alırken, ikinci Tomas Pridal, üçüncü Ganni Marchand olarak sıralandı. Etap sonuçlarına göre genel klasman lideri olan Tomas Pridal sarı mayonun sahibi olurken, en genç sporcu kategorisinde beyaz mayoyu Amaniel Desta giydi. En iyi tırmanışçı kategorisinde kırmızı mayoyu Serdar Anıl Depe kazanırken, yeşil mayonun da sahibi olması nedeniyle kırmızı mayo Calum Johnston’a verildi. Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serdal Gökayaz, organizasyonun kentin tanıtımına önemli katkı sağladığını belirterek, "Mersin sadece sahilleriyle değil, kırsal ve dağlık bölgeleriyle de büyük güzellikler sunuyor. Bu tür organizasyonlar kentimizin tanıtımı açısından çok değerli" dedi. Yarışın final etabının Akdeniz ilçesinde gerçekleştirileceğini belirten Gökayaz, Cumhuriyet Meydanından başlayacak etabın Özgecan Aslan Meydanında sona ereceğini ve tüm vatandaşları final etabını izlemeye davet etti. Etap birincisi Tomas Pridal ise parkurun zorluk derecesine dikkat çekerek, "Yaklaşık 2 bin metreye yakın tırmanış vardı. Kısa ama çok zor bir etap oldu. Takım olarak iyi çalıştık ve kazandığım için mutluyum" ifadelerini kullandı.