GÜNDEM - 05 Mayıs 2026 Salı 13:38

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "sürdürülebilir savunma sanayii"ne vurgu yaptı

A
A
A
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "sürdürülebilir savunma sanayii"ne vurgu yaptı

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilediğini belirterek, "Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür. Yalnızca güncel askeri hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo; dünya güvenlik mimarisini, caydırıcılık dengesini ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman hazır ve etkin bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır" dedi.


SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Yerli ve milli ürünler vitrine çıktığı fuarın açılışına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi, Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda ziyaretçi katıldı.


Programda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de bir konuşma yaptı. Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği, çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu, hassas bir dönemden geçildiğini belirten Bakan Güler, "Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır. Bu kaotik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; tüm gelişmeleri yakından ve çok boyutlu bir şekilde takip etmekte, savunma ve güvenliğimizi sağlamak için hiçbir ihtimali göz ardı etmeden gerekli tüm önlemleri kararlılıkla almaktadır. Bu kritik dönemde şu gerçek artık net bir şekilde görülmüştür. Yalnızca güncel askeri hareketliliğe odaklanmak yeterli değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo; dünya güvenlik mimarisini, caydırıcılık dengesini ve askeri doktrinleri yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Modern savaş doktrininin en gelişmiş harp teknolojileriyle harmanlandığı bu yeni nesil konsept; bizlere her zaman hazır ve etkin bir orduya sahip olmanın yanı sıra bu orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayii ekosisteminin varlığının da ne denli hayati olduğunu kanıtlamıştır" dedi.



Bakan Güler’den Çelik Kubbe vurgusu


1980’li yıllara kadar savunma sanayii alanında büyük ölçüde tedarikçi olan Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyoner liderliğinde ortaya konulan kararlı politikalar ve doğru yatırımlar sayesinde artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğunu belirten Bakan Güler, "Bu gelişim vizyonuyla; kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, denizlerimizde ise milli gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hakimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz; sahip oldukları yapay zeka, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir. İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur. Gök vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan Çelik Kubbe bütünleşik hava savunma sistemimiz de bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbirleriyle tam bir uyum içinde çalışacağı bu yapı Türkiye’nin teknolojiye istikamet veren bir aktör haline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de ispatıdır" diye konuştu.



"Türkiye müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi sunmaktadır"


Türk savunma sanayii ürünlerinin bugün sadece kataloglarda değil dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemler olduğunu ifade eden Bakan Güler, "NATO standartlarında geliştirdiğimiz milli hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askeri kabiliyetlerini doğrudan artırmaktadır. Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah haline geldiği bu çağda Türkiye; müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır. Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye’nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez haline gelmesini sağlamıştır. Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikri mülkiyeti bize ait özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koymaktayız. SAHA EXPO gibi platformlar bu özgün çözümlerin uluslararası pazarda hak ettiği yeri bulması ve stratejik ortaklıkların kurulması için benzersiz bir zemin teşkil etmektedir" dedi.



"Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir"


Bu çağda yerinde saymanın, geride kalmak olduğunu belirten Bakan Güler, "Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkan ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız. Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır. Bu bilinçle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başta Savunma Sanayii Başkanlığımız olmak üzere tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde, etkin, verimli ve koordinasyona dayalı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Çok iyi biliyoruz ki Türkiye; ordusu ve savunma sanayii ile ne kadar güçlü olursa, yarınlarımız da bir o kadar güvenli olacaktır. Diplomasi ve güvenlik politikalarımızı askeri yeteneklerle entegre ederek, uluslararası iş birliklerimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz. Böylece Türkiye sadece kendi sınırlarında değil bölgesel ve küresel barışı da tahkim eden en önemli unsurlardan biri olmayı sürdürecektir" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Erciyes’te sezon 15 gün daha uzadı Erciyes’te son günlerde yağan kar turizmcileri sevindirirken, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, "Sezon şimdilik 15 gün daha uzadı" dedi. Kayseri’de son günlerde yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışı, turizmcilerin yüzünü güldürdü. Bahar ayının gelmesine rağmen Erciyes Kayak Merkezi’ne yağan kar, kayak sezonunu da uzattı. Sezon açıldığından bu yana 3 milyon 300 bini aşkın ziyaretçiyi Erciyes’te ağırladıkların ve sezonun son yağan karla birlikte 15 gün daha uzadığını belirten Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, "Bu sene yaz geleceği yok gibi, kış sezonu uzun sürdü. Bu sene Erciyes Kayak Merkezimiz altın çağını yaşadı. Sezonun bittiği dönemi beklerken kar yağmasıyla şimdilik 15 gün daha tekrar uzadı. 3 milyon 300 binin üzerinde vatandaşımız Erciyes Kayak Merkezi’ni ziyaret etti. Profesyonelce 19 mekanik tesisten, 41 pist ve 112 kilometre pist uzunluğundan oluşan Erciyes Kayak Merkezimiz misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. 2029 Dünya Spor Başkenti ünvanını da kazanan Kayseri’nin ’sporda biz de varız’ diyen şehir olma yolunda en büyük desteği bize Erciyes veriyor. Erciyes Allah’ın bize bir lütfu, suyumuz oradan kayak merkezimiz oradan, ekonomimizin can damarı oradan, tarım arazilerinin merkezi etrafından derken Mevla’m verdikçe veriyor. Allah’a şükürler olsun üretmeye devam diyoruz, hizmet etmeye devam diyoruz" ifadelerini kullandı.
Balıkesir BAÜN Akademisyenleri bor madenini araştırdı Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) akademisyenlerinin imzasını taşıyan akademik çalışma, Türkiye’nin stratejik kaynaklarından biri olan bor madenine yönelik araştırma altyapısının planlanması için veri temelli ve çok kriterli karar destek modeli geliştirdi. BAÜN Savaştepe Meslek Yüksekokulu akademisyenlerinden Doç. Dr. Gülşah Çelik Gül ve Balıkesir Meslek Yüksekokulu akademisyenlerinden Öğr. Gör. Metin Gül tarafından ortaya konulan, "From resource to innovation: A decision framework for sustainable boron research infrastructure" başlıklı çalışma, uluslararası dergi sıralamalarında en üst dilim olan Q1 kategorisindeki "Materials & Design" dergisinde yayımlandı. Doç. Dr. Gülşah Çelik Gül; "Bor araştırmalarında veri temelli karar destek modeli sürdürülebilir ekosisteme katkı sunuyor" Çalışma hakkında bilgi veren Doç. Dr. Gülşah Çelik Gül, Balıkesir Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen araştırmanın, bor madenine yönelik bilimsel çalışmaların daha etkin ve sürdürülebilir bir çerçevede yürütülmesini sağlamak amacıyla akademi, sanayi ve altyapı bileşenlerini bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını belirtti. Geliştirilen modelin, sürdürülebilir bir araştırma ekosisteminin nasıl oluşturulabileceğine dair kapsamlı bir karar destek yapısı sunduğunu ifade etti. Doç. Dr. Gülşah Çelik Gül, Türkiye’de bor maden yataklarının bulunduğu bölgelerde yer alan dört üniversitenin bor araştırmaları açısından performanslarının belirlenmesi amacıyla çok kriterli karar verme yöntemlerine dayalı kapsamlı bir analiz gerçekleştirildiğini ifade etti. Doç. Dr. Gülşah Çelik Gül, bu kapsamda akademik kapasite, araştırma altyapısı, sanayi ile iş birliği, ulaşım ve lojistik erişilebilirlik ile çevresel faktörler olmak üzere toplam 18 alt kriter ve 4 ana kriterin değerlendirildiğini belirtti. Doç. Dr. Gülşah Çelik Gül, Entropi, Bulanık AHP ve hibrit ağırlıklandırma yaklaşımları ile elde edilen verilerin Topsıs, Vıkor, Moora, Copras ve Waspas yöntemleri kullanılarak analiz edildiğini ifade etti. Çalışmanın ayırt edici yönünün farklı yöntem ve ağırlıklandırma senaryoları arasında yüksek düzeyde uyum sağlayan, istikrarlı ve güvenilir sonuçlar üreten bir karar çerçevesi geliştirilmesi olduğunu ifade eden araştırmacılar, yapılan istatistiksel analizlerde yöntemler arasında güçlü bir tutarlılık tespit edildiğini ve elde edilen sonuçların yüksek güvenilirliğe sahip olduğunun ortaya konduğunu belirtti. Elde edilen araştırmalar doğrultusunda Balıkesir Üniversitesinin tüm değerlendirme senaryolarında en uygun alternatif olarak belirlendiğinin altını çizen araştırmacılar, diğer üniversitelerin ise sırasıyla Uludağ Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ve Dumlupınar Üniversitesi olarak sıralandığını belirtti. Bu sonucun, Balıkesir’in bor rezervlerine yakınlığı, akademik altyapısı ve sanayi ile etkileşim potansiyeli gibi çok boyutlu avantajlarının bir yansıması olarak değerlendirildiğini vurguladı. Çalışmanın Türkiye’nin bor kaynaklarını daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürme hedefi doğrultusunda, araştırma altyapılarının bilimsel, şeffaf ve veri temelli yaklaşımlarla planlanmasına katkı sağladığını söyleyen araştırmacılar, geliştirilen modelin yalnızca bor alanı ile sınırlı kalmadığını, farklı stratejik sektörlerde araştırma ve inovasyon altyapılarının planlanmasında da uygulanabilecek nitelikte olduğunu ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından önemli bir referans sunduğunu açıklandı.
Kastamonu Kavgada öldürülmüştü: Kavgada kullanılan bıçaklar Adli Tıp Kurumu’nda incelenecek Kastamonu’da bıçaklanarak öldürülen vatandaşın ölümüyle ilgili yaşanan kavgada kullanılan bıçaklarla ilgili Adli Tıp Kurumu’ndan rapor istenecek. Olay, 14 Ağustos 2024 tarihinde Cide ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesi Muzaffer Güzelant Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, aynı binada oturan ve daha önceden aralarında husumet bulunan iki aile arasında bıçaklı kavga çıktı. Çıkan kavga sırasında bıçaklanan Yılmaz Fayiz kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olayla ilgili gözaltına alınan Şaban K. (62) tutuklandı. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde Şaban K. hakkında "kasten öldürme" suçundan dava açıldı. Davanın görülmesine devam etti. Duruşmada sanık, taraf avukatları hazır bulundu. "Ben kimseyi öldürmedim, ben bıçaklamadım" Duruşmada kendisini savunan Şaban K., Yılmaz Fayiz’in nasıl öldüğünü ve nasıl bıçaklandığını bilmediğini ve görmediğini belirterek, "Ben kimseyi bıçaklamadım, kimseyi de öldürmedim. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık Şaban K.’nın avukatı da dosyadaki eksik hususların giderilmesini talep ederek, "Müvekkilimin tutuklulukta geçirdiği süre, Adli Tıp Raporuyla müvekkilimin eylemiyle ölüm hadisenin gerçekleşmediği anlaşılma ihtimaline binaen cezanın değişmesi, hatta müvekkilimizin beraatı dahi söz konusudur. Çünkü müvekkilim kimseyi bıçaklamadığını ısrarla söylemektedir. Müvekkilim uzun bir süredir tutukludur. Kendisinin de birçok hastalığı bulunmaktadır. Bunlar hastane raporlarıyla sabittir. Gelinen aşamada ev hapsi ya da adli kontroller uygulanarak karar verilmesini talep ederiz" diye konuştu. Mahkeme heyeti, vücudunda 3 bıçak darbesi tespit edilen Yılmaz Fayiz’in ölümüyle ilgili adli emanette bıçakların hangisinin ölüme sebebiyet verdiğinin araştırılması için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına karar verdi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluğunun devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.