SPOR - 02 Mart 2026 Pazartesi 10:58

Mili futbolcu Cenk Özkacar Dünya Kupası’ndan emin

A
A
A

Almanya Bundesliga ekiplerinden Köln’de forma giyen milli futbolcu Cenk Özkacar, A Milli Futbol Takımı’nın eleme maçlarını geçerek Dünya Kupası’na katılacağından emin olduğunu söyledi. Cenk, Dünya Kupası kadrosunda olmak istediğini ve bunun için çalışmalarını sürdürdüğünü de belirtti.

İspanya LaLiga takımı Valencia’dan kiralık olarak Bundesliga ekibi Köln’de forma giyen Cenk Özkacar, Alman takımındaki performansından kariyer hedeflerine, A Milli Futbol Takımı’ndaki aile ortamından Dünya Kupası şansına kadar birçok konuda İHA muhabirine açıklamalarda bulundu.

"Süre aldıkça sahadaki performansımın daha iyi olacağını düşünüyorum"

Yeni bir ülke ve yeni bir sistemin içerisinde olmanın ilk süreçte kendisini zorladığından bahseden Özkacar, "Ama en iyi şekilde adapte olduğumu düşünüyorum. Sezonun ilk kısmı kolay değildi çünkü farklı bir futbol oynanıyor. Şu an da daha fazla süre almaya başladığım için mutluyum. Üstüne koyarak daha da iyi olacağım. Bizim performansımız dakikaları artırmakla da eşdeğer oluyor. Süre aldıkça, hocamız şans verdikçe sahadaki performansımın daha iyi olacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

"Umarım Köln’de uzun yıllar kalabilirim"

Mili futbolcu Cenk Özkacar Dünya Kupası’ndan emin

25 yaşındaki futbolcu, kariyerine ilişkin hedeflerinin sorulması üzerine de şunları dile getirdi:

"Köln’ün benim için bir satın alma opsiyonu var. Burada çok mutluyum ve kendimi evde gibi hissediyorum. Umarım bu kiralık dönemin ardından daha uzun yıllar kalabilirim. Bundesliga futboluna ayak uydurduğumu ve burada gelişimimi daha iyi sürdüreceğime inanıyorum."

"Avrupa’daki ilk günümden beri kendimi geliştirmek için dikkatli şekilde yaşam sürdürdüm"

Genç yaşta Avrupa’da futbol oynamaya başlamanın kendisine neler kattığıyla alakalı Cenk, "Farklı ülkelerin hem futbol kültürünü hem de yaşam kültürünü yaşamak ister istemez daha olgun bir insan yapıyor. Saha içi ve dışında liderlik özelliğini yaşıt olduğum bireylere göre daha fazla geliştiriyor. Avrupa’daki ilk günümden beri kendimi geliştirmek için dikkatli şekilde yaşam sürdürdüm. İyi seviyede İngilizce ve İspanyolca, yavaş yavaş geliştirdiğim Almanca olmak üzere yeni şeyler öğreniyorum. Bu sadece futbol kariyeri için değil, burada öğreneceğim dil ve kültür futbol kariyerinde sonraki planlamalar için de kişiyi geliştirecek şeyler" şeklinde konuştu.

"Bundesliga, fiziksel anlamda limitlerimin üzerine çıkabileceğimi bana gösterdi"

Milli futbolcu, bir savunma oyuncusu olarak Bundesliga’da kendi limitlerini zorlamayı öğrendiğini aktardı. Cenk Özkacar, "Günümüz futbolunda öne çıkan ön alan baskısının burada daha da artığı hatta bunun birebir adam eşleşme evresine geldiği bir lig Bundesliga. Buradaki çoğu takım savunma kısmını birebir eşleşme üzerinden yapmayı tercih ediyor. O yüzden oyunun toplu ve topsuz kısımlarında farklı isteklerde bulunuluyor. Top rakipteyken benim için savunma kısmında diğer liglere göre ikili mücadelenin ve ikinci topların daha fazla önem kazandığı plan içerisinde oluyorum. Top bendeyken de düşünme süresinin diğer liglere göre çok kısa. Bu da farklı bir tecrübe. Farklı liglerde gördüklerimi Bundesliga’da harmanlayarak performansı artırma odaklıyım. Buradaki futbola cevap verebildiğimi düşünüyorum. Bundesliga, fiziksel anlamda limitlerimin üzerine çıkabileceğimi bana gösterdi. Bazen bir stoperin 11, 11.5 km koştuğu maçlar oluyor. Bunlar da benim kariyerimde ilk rakamlar belki de. Ama burada mutluyum" diye konuştu.

"Süper Lig’de oynama hayalim var"

Başarılı futbolcu, Süper Lig’de oynama hayaline de değindi. Cenk, "Kısa vadedeki hedefim Köln’de kalmak. Ama hayatın ne getireceğini bilemeyiz. Daha önce tecrübe etmediğim bir lig; Süper Lig. Şu anda bütün oyuncular tarafından da talep edilen bir lig haline geldi. Tabii ki benim de Süper Lig’de oynama hayalim var. Bunu zamanlaması nasıl olur hayat gösterecektir" dedi.

"Milli formayı giymek hayattaki hiçbir şeyle paha biçilemez bir durum"

Cenk Özkacar, İHA muhabirinin A Milli Takım ile ilgili sorularını da cevapladı. Öncelikle milli formayı giymenin kendisi için öneminden söz eden ay-yıldızlı futbolcu, "Hayattaki hiçbir şeyle paha biçilemez bir durum. Profesyonel futbolcu olan her Türk gencinin en maksimum onur ve gurur duyma aşamasına ulaştığı evredir. Hiçbir transfer milli takımdaki forma giymenin yerini doldurmayacaktır. İnanılmaz bir gurur, mutluluk ve sorumluluk oluyor" cümlelerine yer verdi.

"Dünya Kupası’na katılacağımızdan eminim"

EURO 2024’ün final kadrosunda olmamanın kendisini daha çok motive ettiğini dile getiren Cenk Özkacar, hedefinin ise Dünya Kupası kadrosunda bulunmak olduğunu söyledi. EURO 2024’te elde edilen başarının sinyallerini takım olarak hazırlık sürecinde hissettiklerini de sözlerine ekleyen 25 yaşındaki futbolcu, "Gönül isterdi ki EURO 2024’ün final kadrosunda da olabilmek. Ama dünyanın sonu değil, önümüzde uzun bir süreç devam ediyor. Yaklaşan bir Dünya Kupası var. Belki benim 2 ya da 3 defa daha yaşayabileceğim Avrupa şampiyonası mevcut. Kadroda yer almamak ekstra motivasyon kaynağı da oldu. Çünkü birinci aşamada olmak tatmin ediyor ama hep bir ilerisine gitme hayaline sahip olduğumuz için o final kadrosunda olmamak, bir sonraki milli takım havuzunda bulunmak için ekstra motive ediyor. Hoca ile de güzel bir ilişkimiz var. O süreçte de gereken şeyleri söylemişti. Ben de profesyonellikle karşılamıştım. Buradaki performansımın artıp bir çizgiye oturmasından sonra ben yeniden milli takım havuzunun içinde olacağıma inanıyorum. Umarım mart kadrosunda olurum. Akabinde de hedefim; kalacağımızdan eminim, Dünya Kupası kadrosunda olmak" değerlendirmesinde bulundu.

"Kritik maçları geçmiş yıllara göre daha iyi oynayan bir milli takıma sahibiz"

Cenk Özkacar, A Milli Takım’ın, 2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri play-off turu yarı finalinde Romanya ile ardından da finali kalınması halinde Slovakya-Kosova eşleşmesinin galibiyle oynayacağı mücadeleler hakkında, "Şansımızı yüksek görüyorum. Takımın daha önce başardığı, galibiyet aldığı ülkeler, kritik maçlardaki performansı ortada. Önce Romanya, ardından eşleşmeden gelece takımı galibiyetle geçerek milli takımın Dünya Kupası kapısını aralayacağını düşünüyorum. Böyle kritik maçları son dönemlerde, geçmiş yıllara göre daha iyi oynayan bir milli takıma sahibiz. Güzel bir aile ortamı ve birliktelik de var. Bunun doğrultusunda sahada başarının geleceğine çok inanıyorum" açıklamasını yaptı.

"Montella ile iletişim halindeyiz"

A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile iletişim halinde olduğunu belirten Cenk, "EURO 2024 kamp sürecinden şu zamana kadar hoca ile 3, 4 defa konuştuk. Yeni yıla girdikten sonra da beni takip ettiğini ve çalışmayı bırakmamam gerektiğini söyledi. Aslında hocanın demesine de ihtiyaç olmayan bir şey. Sonuçta bizim takımdaki performansımız hocanın karar aşamasında belirleyici olacaktır" şeklinde konuştu.

"Takım içerisindeki birliktelik pekişip aile ortamına ulaştı"

Milli takıma ilk kez Stefan Kuntz döneminde çağrıldığını hatırlatan Cenk Özkacar, o günden bugüne takım içerisindeki ortamın değişimini anlattı. Kırmızı-beyazlı oyuncu, "İlk çağrıldığım günden, son EURO 2024 hazırlık kampına kadar olan süreçte jenerasyon değişimi ve içerideki atmosferin, birlikteliğin daha da pekişip tamamen aile ortamına ulaştığı bir atmosfer oluştu. Geçmiş yıllara göre saha içinde ve dışında milli takımda bulunmanın önemini yansıtan bir jenerasyona sahibiz. Bununla birlikte daha iyi sonuçların geleceğine inanıyorum" dedi.

Uygar Aydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Marmara’nın derinliklerindeki "Hayalet Ağ" tehdidine sanat dokunuşu: Çıkarılan ağlar sanat eserine dönüştü Marmara Denizi’ndeki ekosistemi ciddi şekilde tehdit eden ve "hayalet ağ" olarak bilinen terk edilmiş balıkçı ağları, düzenlenen kapsamlı bir operasyonla deniz dibinden temizlendi. Deniz kirliliğine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirilen "Mavi İz" projesi kapsamında çıkarılan atıklar sanat eserine dönüştürülerek çevre farkındalığı sağlandı. Türkiye genelinde deniz kirliliğiyle mücadele son yıllarda ivme kazanırken, 2025 yılı verilerine göre denizlerden 11 yılda çıkarılan 2.9 milyon metrekare hayalet ağ; sorunun boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. 3 Mart Dünya Omega-3 Günü kapsamında Orzax’ın öncülüğünde Adalar Belediyesi, Deniz Temiz Derneği/TURMEPA ve Sualtı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) iş birliğiyle yürütülen çalışmayla birlikte; denizlerin sürdürülebilirliği ve çevre bilincinin artırılması için dikkat çekici bir projeye imza atıldı. Deniz kirliliğine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla üç yıl önce başlatılan sosyal sorumluluk projeleri, her yıl farklı bir tema ve sloganla aralıksız sürdürülüyor. Bu kapsamda; projenin ilk yılında "Mavi Bayrak, Mavi Kalp", ikinci yılında "Mavi Gelecek" temasıyla hayata geçirilen çalışmalar, bu yıl ise "Mavi İz" adı altında gerçekleştirildi. Marmara Denizi’ndeki su altı canlı hayatı ve ekosistem için ciddi tehlike oluşturan hayalet ağlar ve atık malzemeler; Büyükada açıklarında uzman dalgıçlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalarla birlikte su altından temizlenerek karaya çıkarıldı. Deniz dibinden çıkarılan terk edilmiş ağlar ve plastik atıklar, heykel sanatçısı Büşra Kölmük tarafından özgün bir sanat eserine dönüştürüldü. Proje, sadece bir temizlik hareketi olmasının ötesinde, çevresel sorumluluğu görsel bir mesajla topluma ulaştırmayı amaçlıyor. Deniz ekosistemindeki tahribatı ve doğanın korunması gerektiğini simgeleyen bu eserle, su altındaki "görünmez" tehlikenin toplum tarafından fark edilmesi hedefleniyor. "Denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında kurtarılan hayatlar demek" TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, denizlerin hayalet ağlardan temizlenmesinin ekosistemin yanı sıra insan sağlığı ve sürdürülebilir beslenme açısından da kritik olduğuna dikkat çekerek, "Yaptığımız bu önemli çalışmada, Büyükada çevresinde denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında sandığımızdan çok daha önemli bir işi başardı. Ve başarmaya da devam edeceğini umuyorum. Bu ağlar plastikten yapıldığı için zamanla parçalanarak mikroplastikleri sularımıza karışıyor maalesef. Denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında kurtarılan hayatlar demek. Küçük bir müdahale gibi görünebilir ama deniz için gerçekten oldukça büyük bir adım" dedi. "Sadece Büyükada’da değil iç denizlerimizde de aynı sorunlarla karşı karşıyayız" TV Programcısı ve doğa aktivisti Güven İslamoğlu, bu tür çalışmaların büyük şirketlerin desteğiyle gerçekleştirilmesinin bütçe ve insan emeği açısından büyük önem taşıdığını dile getirerek, "Hayalet ağlar ve su uzun zamandır çalıştığım konulardan bir tanesi. Çok zor bir iş. Niye? Bu ağları çıkartmanız öyle kolay değil; enerji harcamanız lazım, bütçe ve insan emeği gerekiyor. Maalesef yer altını, özellikle de su altını es geçiyoruz. Sadece denizlerimizde, Büyükada’da değil, iç denizlerimizde de aynı sorunlarla karşı karşıyayız. Şirketlerin sosyal sorumluluk projeleri kapsamında dip temizliği yapılıyor. Bu tür şirketlere çok ihtiyacımız var. Biz de şirketlerle beraber, ortak çalışıyoruz. Bu projede bende varım ve destek veriyorum" ifadelerini kullandı. "Denizlerde hayat varsa Omega-3’ü de sürdürülebilir şekilde elde edebiliyorsunuz" Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, denizlerin temizliğinin Omega-3 kaynaklarının sürdürülebilirliği ve kalitesi için hayati önem taşıdığını vurgulayarak, çevresel sürdürülebilirlik ile insan sağlığı arasındaki bağlantıya dikkat çekti. Alimoğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Omega-3’lerin en temel kaynağının denizler olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla denizlerde hayat varsa buradaki kaynağı da sürdürülebilir bir şekilde elde edebiliyorsunuz. Omega 3, 22 yıl önceki kuruluş dönemimizde piyasaya sunduğumuz ilk ürünlerden biriydi. Bu alana duyduğumuz hassasiyet ve çevresel sorumluluk bilincimiz doğrultusunda; deniz kirliliğine ve ekosistemin korunmasına dikkat çekmek amacıyla bu projeyi hayata geçirdik. Toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla üç yıl önce başlatılan sosyal sorumluluk projemizi, her yıl farklı bir tema ve sloganla aralıksız sürdürüyoruz. Bu kapsamda; projenin ilk yılında "Mavi Bayrak, Mavi Kalp", ikinci yılında "Mavi Gelecek" temasıyla hayata geçirdiğimiz çalışmalar, bu yıl ise "Mavi İz" adı altında gerçekleştirdik. Bizim çalışmış olduğumuz pazar insanların sağlığını koruyan, sağlıklı yaşamalarını sağlayan, hastalıkları önleme amacıyla kullanılan ürünlerden oluşuyor. Yaşlanmadan önce, hastaneye gitmeden önce insanların hayatına dokunabilecek ürünler üretiyoruz. Omega-3’de bu kategorilerden birisi. İnsan sağlığı üzerine özellikle göz, beyin, sinir sistemi ve kalp damar sağlığı noktasında olumlu etkileri olan bir ürün kategorisi." "Yarın bir pişmanlık duymamak için bugünden farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz" Endüstrileşme nedeniyle çevre kirliliğinin ciddi boyutlarda arttığını ve bu noktada hızlıca önlemler alınması gerektiğini belirten Alimoğlu, "Denizler yüz binlerce canlının yuvası aslında dönüp baktığımızda. Aynı zamanda iklimin sağlıklı şekilde yürüyebilmesi için, sıcağın dengelenebilmesi için, çok önemli bir pozisyonda. Bir taraftan beslenme zinciri açısından hayatımıza değer katan besin zinciri noktasında önemli bir pozisyonda. Yüz binlerce canlıya ev sahipliği yapan, dolayısıyla ciddi bir biyokütleyi kendi yapısında barındırıyor. Denizlerin bu besleyici hayat düzeyine ulaşabilmesi belki milyarlarca yıl aldı. Fakat özellikle son dönemlerde toplumların ciddi şekilde endüstrileşmesi, plastiklerin hayatımıza girmesiyle beraber çok hızlı şekilde kirlettiğimizi görüyoruz. Dolayısıyla yarın bir pişmanlık duymamak, bugünden önlenebilecek bir pozisyonda olduğumuz için şu an sosyal sorumluluk projeleriyle bu alanda farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz" diye aktardı. "Bu ekosistemin hayatımıza çok büyük katkıları var, onu korumamız gerekiyor" Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, hayalet ağların deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkisine ve bu ağların çıkarılmasının oldukça zahmetli bir süreç olduğuna dikkat çekerek, şunları aktardı: "Yıllardır etkinlikler yapıyoruz ama bu proje geldiğinde çok heyecanlandım. Bu farkındalığı herkesin bilmesi çok kıymetli. Su üstündeki hayat gibi denizin altında da bir ekosistem var ve hayatın devamında, o sistemin de bizim hayatımıza çok büyük katkıları var ve bu ekosistemi korumamız gerekiyor. Orzax Mavi İz projesiyle geldiğinde ben de özellikle bir su altı balıkadamı olarak yıllardır verdiğim desteği verdim ve severek kabul ettim. Beraber denizin dibindeki canlılığı ve yavaş yavaş yok olmaya yüz tutmuş hayatı beraber görüntüledik, temizledik. Hem denizin altındaki ekosistemi korumak hem de suyun altındaki hayatı ve farkındalığı vurgulamak çok büyük bir olay." "Su altından çıkarmadığınızda hayalet ağlar yaklaşık 150 yıl pasif avlanmaya devam ediyor" Marmara Denizi’nin hayalet ağ konusunda riskli bir durumda olduğunun altını çizen Akpolat, "Şu gerçeği söyleyelim: Marmara Denizi bizden yardım istiyor, içerideki ekosistem bizden destek istiyor. O alttaki ağlar o kayalara, o doğal taşlara takıldıkça ve oradan çıkarılmadıkça aşağıdaki yaşayan bütün canlılara tehlike arz etmeye devam ediyor. Onları oradan çıkarmadığınızda hayalet ağlar yaklaşık 150 yıl pasif avlanmaya devam ediyor. Bu konuda dikkat edilmesi lazım, denetimlerin yapılması lazım, temizlememiz lazım. Tabii bu sadece birkaç gönüllünün yapmasıyla mümkün değil; burada devletin üstüne düşen de bizlerin üstüne düşen de çok büyük görevler var. Vatandaşlarımızın üstüne de düşen çok büyük görevler var. O yüzden hayatımın son noktasına kadar bu konuda uğraşları vereceğim" dedi. Düzenlenen etkinliğe Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, Tv Programcısı Doğa Aktivisti Güven İslamoğlu ve çok sayıda doğasever katılım sağladı.
Antalya Tazelenme Üniversitesi bahar dönemi öğrencileri Kepez Belediyesi’nde gönüllü görev alacak Akdeniz Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yürütülen 60+ Tazelenme Üniversitesi Projesi kapsamında, 2025–2026 Bahar Dönemi’nde öğrenciler Kepez Belediyesi birimlerinde gönüllü olarak görev alacak. "Yaşlı Dostu Kepez" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen iş birliğiyle, 60 yaş ve üzeri bireylerin bilgi, deneyim ve yaşam birikimlerinin yerel yönetim hizmetlerine aktarılması hedefleniyor. Gönüllüler; ofis hizmetlerinden danışma ve sekreterliğe, park ve bahçelerden hayvan barınaklarına, kütüphane ve müzelerden basın birimlerine, kreşlerden sosyal hizmet ve sağlık merkezlerine kadar farklı alanlarda katkı sunacak. Her birimde 8–10 kişilik kontenjan planlaması yapılırken, sürecin sağlıklı yürütülmesi için belediye bünyesinde birim sorumluları görevlendirilecek. Çalışmalar, 9 Ekim 2005 tarihli ve 25961 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "İl Özel İdaresi ve Belediye Hizmetlerine Gönüllü Katılım Yönetmeliği" çerçevesinde yürütülecek olup uygulamaya güçlü bir hukuki zemin sağlıyor. Kepez’de başlayacak yeni dönem aktif yaşlanma yaklaşımını daha kurumsal ve sürdürülebilir bir zemine taşıyacak. "Bizim pusulamız vicdandır" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, belediyenin meclis salonundaki tanıtım programında yaptığı konuşmada, "Bugün sadece bir gönüllülük programı başlatmıyoruz; şehrin hafızasını yeniden harekete geçiriyoruz. Yaş almak geride durmak değildir, yön vermektir. Gençlerde hız vardır ama yaşlılarda istikamet vardır. Hız istikametsiz olursa savrulur. Biz savrulmayacağız. Çünkü bizim pusulamız vicdandır" şeklinde konuştu. "Bu şehrin tecrübesiyle geleceğini buluşturuyoruz" Başkan Kocagöz, belediyeciliği yalnızca fiziki hizmet üretimi olarak görmediklerini belirterek, "Bizim için belediyecilik; gönül almak, insana dokunmak ve birlikte üretmektir. Bu şehrin tecrübesiyle geleceğini buluşturuyoruz" dedi. Programın koordinasyonunda emeği geçen akademik kadroya ve özellikle Prof. Dr. İsmail Tufan’a teşekkür eden Başkan Kocagöz, gönüllülük sürecinin kuşaklararası etkileşimi güçlendireceğini ve Kepez’i sosyal belediyecilikte örnek bir modele dönüştüreceğini ifade etti.
İstanbul Çolakoğlu Metalurji, Wire & Tube Fuarı’na hazırlanıyor Çelik üreticisi Çolakoğlu Metalurji, 13-17 Nisan 2026 tarihlerinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenecek olan, dünyanın en prestijli demir çelik fuarlarından Wire & Tube’da yenilikçi çözümlerini sergileyecek. Türkiye’nin önde gelen çelik üreticilerinden Çolakoğlu Metalurji, 13-17 Nisan 2026 tarihlerinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenecek Wire & Tube Fuarı’na katılacak. Şirket, küresel demir-çelik sektörünün en prestijli organizasyonları arasında yer alan fuarda, ileri teknolojiyle üretilen katma değerli ve yüksek kaliteli ürünlerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturacak. 65 ülkeden yaklaşık 2 bin 700 katılımcıyı ve on binlerce ziyaretçiyi bir araya getirmesi beklenen fuar kapsamında Çolakoğlu Metalurji, 4. Salon F30 numaralı alanda yer alacak; mevcut ve potansiyel iş ortaklarını standında ağırlayacak. Şirket, fuar süresince uluslararası pazardaki güçlü konumunu pekiştirmeyi ve ihracat hacmini artırmayı hedefleyecek. Küresel pazarlarda güçlü büyüme hedefi Çolakoğlu Metalurji Satış ve Pazarlama Direktörü Gökhan Erdem, Ar-Ge ve inovasyon odaklı üretim anlayışıyla müşterilere özel çözümler geliştirmeye devam ettiklerini belirterek, Wire & Tube Fuarı’nın küresel ölçekte marka değerini güçlendirmek ve yeni iş birlikleri geliştirmek açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Erzurum Erzurum’da öğrenciler "Zimem Defteri" geleneğini sürdürüyor Erzurum Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri, Osmanlı Devleti’nden günümüze ulaşan anlamlı bir dayanışma geleneği olan "Zimem Defteri" uygulamasını yaşatarak örnek bir davranış sergiledi. Öğrenciler, ihtiyaç sahibi ailelerin mahalle bakkallarındaki veresiye borçlarını kapatarak hem tarihî bir mirası canlandırdı hem de toplumsal yardımlaşma bilincini güçlendirdi. Osmanlı döneminde özellikle Ramazan aylarında hayırseverler, mahalle esnafına giderek "zimem defteri" olarak bilinen veresiye kayıtlarını incelemeden rastgele bir sayfa seçer ve o sayfadaki borçları öderdi. Böylece hem borcu olan kişinin onuru korunur hem de toplumda gizli bir iyilik halkası oluşurdu. Aynı anlayışla hareket eden öğrenciler topladıkları yardımlarla bazı ailelerin borçlarını kapatarak yüzlerde tebessüm oluşturdu. Bu anlamlı davranış sayesinde öğrenciler, sadece maddi bir destek sunmakla kalmadı; paylaşmanın, empati kurmanın ve geçmişten gelen değerleri yaşatmanın önemini de yaşayarak öğrendi. Dayanışma ruhunun güçlenmesine katkı sağlayan bu çalışma, okul camiasında büyük takdir topladı. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Selçuk Göçgen, yapılan çalışma ile ilgili olarak, "Osmanlı’dan miras kalan böylesine güzel bir geleneğe öncülük etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Öğrencilerimizin hem tarih bilinci kazanması hem de yardımlaşma duygusunu ortaya koyması ev sahip çıkması bizler için çok kıymetli. Bu tür faaliyetlerle milli ve manevi değerlerimizi yaşatmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bu anlamlı davranış, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurarken; iyiliğin, dayanışmanın ve kardeşliğin her dönemde yaşatılabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.