SPOR - 24 Nisan 2026 Cuma 13:02

Mahmut Nedim Akülke: "Afyon Motorsporları Merkezi 9 yılda 5 ödül aldı"

A
A
A

Türkiye Motosiklet Federasyonu Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, bu yıl Afyon’da 9. kez yapılacak Dünya Motokros Şampiyonası’nda parkurda yenilikler olacağını belirterek, katılım sayısının da artacağını söyledi. Akülke, Afyon Motorsporları Merkezi’nin de dünyanın en iyi parkuruna sahip olduğunu vurgulayarak, 9 yılda 5 ödül aldığını ifade etti.

Türkiye Motosiklet Federasyonu Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke, eylül ayında Afyonkarahisar’da 9. kez gerçekleştirilecek Dünya Motokros Şampiyonası ve federasyonun çalışmalarıyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Dünya Motokros Şampiyonası’nın, Türkiye’de spor turizminin bir yüzü olduğunu belirten Akülke, "2018 yılından beri Afyonkarahisar’da, Afyon Motorsporları Merkezi’nde gerçekleşiyor. 4 farklı branşta yapılıyor. 2 Dünya Şampiyonası, Kadınlar Dünya Şampiyonası ve Avrupa Gençler Şampiyonası olmak üzere 4 kategoride yaklaşık 150 sporcunun katılımıyla gerçekleşiyor. En önemlisi 86 ülkede direkt olarak canlı yayınlanıyor ve 6 kıtada aynı gün 180 ülkeye de yayın yapıyor. Onun için özellikle Türkiye’nin spor turizmindeki en önemli organizasyonlarından biri. Bu sene 2-6 Eylül tarihleri arasında. 9. kez gerçekleşecek. Ayın 12’sinde basın toplantısıyla İstanbul’da görücüye çıkıyoruz. Bu sene hem Dünya Motokros Şampiyonası’nda neler var, ne yenilikler var hem de 9 yıldır yapılan Afyon Motofest’te bu sene ne etkinlikler olacak, hangi sanatçılar olacak, bunları hep beraber kamuoyuyla paylaşacağız. Yine dopdolu bir program, 7’den 77’ye herkesin kendinde bir şeyler bulabileceği, tüm Türkiye’yi Afyon’a çekebileceğimiz bir organizasyonun tanıtımını da gerçekleştireceğiz" diye konuştu.

"Parkur içinde yeniliklerimiz olacak"

Bu seneki yeniliklerden bahseden Asbaşkan Akülke, "Sportif olarak parkur içinde birtakım yeniliklerimiz olacak. Katılım sayımız da geçen yıla oranla artacak. Bunun yanı sıra işin festival kısmında ’Ustalara Saygı’ etkinliğinde Türkiye’nin en önemli sanatçılarından biri olacak. Her gün 2 veya 3 sanatçıyla Türkiye’nin en büyük bir müzik şöleni de gerçekleşmiş olacak. Ama bunun yanı sıra da kamp alanı, karavan alanıyla da Türkiye’nin en büyük entegre festivaline imza atacağız" şeklinde konuştu.

"Avrupa Gençler Şampiyonası’nda 7-8 sporcumuz mücadele ediyor"

Şampiyonalarda yarışacak Türk sporcular hakkında da bilgi veren Mahmut Nedim Akülke, "Avrupa Gençler Şampiyonası’nda 7-8 sporcumuz mücadele ediyor. İki kadınımız, Kadınlar Dünya Şampiyonası’nda devam ediyor. Dünya Motokros Şampiyonası aslında bizim sporcuların gelişimine inanılmaz bir katkı yaptı. Özellikle çocuk ve genç sporcularımızın motokros branşı, dünyada da motosikletin anaokulu, ilkokulu. 5 yaşından itibaren bu sporu yapabilirsiniz. Dünya Motokros Şampiyonası’nın 9 yıldır Afyonkarahisar’da yapılması sebebiyle 100’ün üstünde 5 ila 10 yaş arasında sporcumuz mücadele ediyor" dedi.

Mahmut Nedim Akülke:

"Afyon Motorsporları Merkezi 9 yılda 5 ödül aldı"

Dünyada Afyonkarahisar’ın öneminin sorulması üzerine Akülke, "Bundan çok büyük gururla bahsedebilirim. Afyon Motorsporları Merkezi, dünyanın en iyi parkuruna sahip. 9 yılda 5 ödül aldı. Dünyanın en iyi padok alanı, spor turizminde en iyi tanıtım yapan ülke, en iyi organizasyon gibi Uluslararası Federasyon’dan 9 yılda 5 ödülle kendini taçlandırdı. Aslında bu Grand Prix, Arjantin’de başlıyor, bu sene 21 yarışla sonuçlanacak. Avrupa, Avrupa’dan sonra Avustralya, tekrar Amerika’da bitecek. İnanılmaz bir Grand Prix. Biz de bunun 17. ve 18. ayağını her sene gerçekleştiriyoruz. Özellikle uluslararası federasyon ve gelen sporcuların hepsi inanılmaz şekilde memnun ve Afyon bu konuda dünyanın en iyi motokros parkuruna sahip. Bununla da Türkiye olarak büyük gurur duyuyoruz" diye cevap verdi.

"Yaklaşık 40’a yakın ulusal organizasyonlarımız var"

Federasyon olarak yaptıkları çalışmalar için ise Mahmut Nedim Akülke, "Yaklaşık 40’a yakın ulusal organizasyonlarımız var. Spor turizmi çerçevesinde Türkiye’nin tüm coğrafyasına gitmeye çalışıyoruz ve orada organizasyonlar yapmaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra da 4 Dünya Şampiyonamız var. Afyon’da 9. kez yaptığımız Dünya Motokros Şampiyonası, bu sene Rize Güneysu Handüzü’nde 3. kez gerçekleştirdiğimiz Dünya Kar Motosikleti Şampiyonası, bu sene 2. kez gerçekleştireceğimiz Dünya Motosörf Şampiyonası ve yine efsane yarışlardan biri olan Dünya Hard Enduro Şampiyonası var. Sea to Sky Dünya Hard Şampiyonası’nı, her sene Kemer Motosiklet Kulübümüz, federasyonumuzla beraber düzenliyor, 17. kez yapılacak. 15 yıldır Motosiklet Federasyonu’nda ’Spor, turizmin geleceğidir’ mottosunu en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Motosiklet Federasyonu olarak 1 yıldan beri çocuk sporculara önem verdiklerini aktaran Asbaşkan Akülke, "Onları hem maddi hem manevi şekilde destekliyoruz ve bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki önümüzdeki 10 yılda Türkiye artık motosiklet sporunda İtalya, Amerika, Avustralya gibi, İspanya gibi ülkelerle çekişecek. Çok büyük bir keyif ve gururla da söylüyorum, Toprak Razgatlıoğlu bugün MotoGP’de, Deniz var, MotoGP 3’te sporcularımız var. Bu aslında bu gurur Türkiye’nin gururu" diyerek sözlerini tamamladı.

Oğuzhan Ort - Yunus Kılıç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Üsküdar’da hastalardan rüşvet alan 2 doktor hakkında 12 yıla kadar hapis istemi Üsküdar Devlet Hastanesi’nde görev yapan ve hastalardan usulsüz şekilde para talep ettiği tespit edilmesinin ardından gözaltına alınarak tutuklanan Cem Gülçin ve Gürkan Örskıran hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. 2 doktor hakkında 4 yıldan 12 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. Doktorların toplam 305 bin 485 lira haksız kazanç elde ettiği tespit edildi. Üsküdar Devlet Hastanesi’nde görev yapan iki doktorun hastalardan usulsüz şekilde para talep ettiği tespit edildi. Edinilen bilgilere göre, Cem Gülçin ve Gürkan Örskıran isimli doktorların muayeneye gelen hastalardan ameliyat işlemleri için ek ücret istedikleri belirlendi. Şüpheliler, rüşvet suçlamasıyla gözaltına alındı. Doktorların para istediği bazı hastaların ücretleri kabul etmediği ve bunun üzerine CİMER’e bildirerek doktorları şikayet ettiği, hastanede ise bazı yetkililerin durumu emniyete bildirdiği öğrenildi. Şikayetler üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Üroloji doktorluğu yapan 2 şahsın hastalardan ameliyat için rüşvet aldıkları belirlendi. Şüpheli doktor Gürkan Örskıran’ın hastalarından 20 ila 30 bin TL arası rüşvet aldığı, diğer doktor Cem Gülçin’in ise bin 200 ila bin 400 dolar arasında rüşvet aldığı tespit edildi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından doktorlar hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede 2 doktor hakkında ayrı ayrı olmak üzere 4 yıldan 12 yıla kadar hapis talep edildi. Biri kabul etti diğeri reddetti Doktor Gürkan Örskıran savunmasında, suçlamaları kabul etmediğini hastane bünyesinde yapılan ameliyatlarda dışarıdan temin edilen herhangi bir malzeme bulunmadığını ifade etti. Doktor Cem Gülçin ise gözaltı sürecinde geçmişini düşündüğünde yaptığı şeyin etik ve ahlaklı olmadığını, talep ettiği parayı maddiyatının yeterli olmadığı için değil hırsından dolayı talep ettiğini belirtti. 12 yıla kadar hapsi talep edildi 2 doktorun, hazırlanan iddianamede "rüşvet" suçundan 4 yıldan 12 yıla kadar hapsi istendi.
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ’Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’ programında, "Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" dedi. ATO tarafından ATO Congresium’da bu yıl 5’incisi düzenlenen ‘Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’ programına yurt içi ve yurt dışından alanında marka olmuş ekonomist, gazeteci, sanatçı, akademisyen, dijital içerik üreticisi ve her alandan girişimci katılım sağladı. İki gün sürecek programda gençler için eğitim programları da yer aldı. Program ile marka olmanın değeri konusunda bilincin artırılması ve bu konudaki bilgilerin paylaşılmasının hedeflendiği belirtildi. "Rekabet anlayışı, yerini bilgi teknolojiyle bütünleşmiş karar alma süreçlerine bırakmakta" Programın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ticaretin kuralları yeniden yazılırken üretimin coğrafyasının yer değiştirdiğini, rekabetin dayandığı temel parametrelerin köklü biçimde değiştiğini ifade etti. Bu değişim neticesinde devletlerin ekonomik alanı doğrudan stratejik güvenlik ve egemenlik çerçevesinde ele aldığını belirten Yılmaz, "Yarı iletkenlerden yapay zeka altyapılarına, kritik hammaddelerden yeşil enerji teknolojilerine kadar uzanan geniş bir alanda rekabet giderek daha sert bir karakter kazanmaktadır. Böyle bir tabloda rekabetin doğası da kaçınılmaz olarak değişmektedir. Geçmişte üretim kapasitesi, maliyet avantajı ve ölçek ekonomisi üzerinden şekillenen rekabet anlayışı, yerini bilgi yoğun üretime, hızlı adaptasyona ve teknolojiyle bütünleşmiş karar alma süreçlerine bırakmaktadır. Bu dönüşüm, üretimin nasıl yapıldığını, nerede ve hangi koşullarda gerçekleştirildiğini birlikte yeniden belirlemekte; küresel değer zincirleri parçalanmakta, yeniden kurulmakta ve daha karmaşık bir yapıya doğru evrilmektedir" açıklamasında bulundu. "Marka, akıl ve yapay zeka birlikte çalıştığında sürdürülebilir bir rekabet gücü ortaya çıkmaktadır" Yaşanan değişime ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, "Marka, geçmişte daha çok tanıtım, görünürlük ve iletişim gücü üzerinden değerlendirilirken, bugün veriyi işleyebilen, öngörü üretebilen ve stratejik karar alma kapasitesi geliştirebilen bir organizasyon yapısını ifade etmektedir. Bu nedenle küresel ölçekte öne çıkan yaklaşımın ‘Brand, Brain ve Artificial Intelligence’ bileşenlerinin bütünleşmesine dayandığını görüyoruz; marka, akıl ve yapay zekâ birlikte çalıştığında sürdürülebilir bir rekabet gücü ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu. Yapay zekanın bu bütünün merkezinde yer aldığını sözlerine ekleyen Yılmaz, üretim süreçlerini, iş gücü piyasalarını, rekabet yapısını ve kamu politikalarını aynı anda dönüştüren genel amaçlı bir teknoloji olarak öne çıktığını belirtti. Yılmaz, hükümet olarak yapay zekayı zararlı yönlerini azaltıcı, faydalı yönlerini artıcı bir perspektifle ele aldıklarını dile getirdi. "Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız diyoruz" Yılmaz, bilimsel ve teknolojik ilerlemenin önemine işaret ederek, "Bilimsel ve teknolojik olarak çok ilerlemiş ülkelerin görülmemiş zulümler işleyebildiği, insanlık dışı birtakım eylemler yapabildiği bir çağda olduğumuzu da görüyoruz. Dolayısıyla bilgiyi ve teknolojiyi etik, ahlak, hukuk, adalet ve merhametle birleştirmediğiniz sürece insanlığa fayda üretmediğini, tam aksine yıkıcılığı daha üst seviyelere çıkardığını görüyoruz. Biz Türkiye olarak ’güçlüysem haklıyım’ anlayışını doğru bulmuyoruz. Hem güçlü olacağız hem de haklı olacağız diyoruz. Bizim perspektifimiz bu" diye konuştu. Yılmaz, bu çerçevede Türkiye’nin bu dönüşümü yöneten ve yönlendiren bir yaklaşım ortaya koyduğunu, marka konusunda ’Turquality Programı’nın uygulandığını ve programın zamanla geliştirildiğini aktardı. Turquality’nin markalaşmayı kapsamlı bir çerçevede ele aldığını ve kurumsal kapasite ile yönetim kalitesini artıran, stratejik planlama ve teknolojik yetkinliklerin birlikte geliştirilmesini esas alan bir marka destek programı olduğunu bildiren Yılmaz, "Program kapsamında firmalarımızın marka bilinirliği güçlendirilirken, veri temelli karar alma süreçleri, dijital pazarlama uygulamaları, e-ihracat kapasitesi ve müşteri deneyimi yönetimi alanlarında yetkinlik kazanmaları desteklenmektedir. Bu doğrultuda yürütülen çalışmalar, firmalarımızın daha analitik, daha öngörülebilir ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "E-Kolay İhracat Platformu gibi dijital altyapılar sayesinde firmalarımıza hedef pazar analizi hizmeti sunuyoruz" Yılmaz, dijital ticaret alanında da önemli adımlar attıklarını anlatarak, "E-ihracat, firmalarımız için uluslararası pazarlara erişimi daha doğrudan ve daha yönetilebilir hale getirmektedir. Bu alanı, markalaşmayı destekleyen stratejik bir araç olarak ele alıyoruz. Kolay İhracat Platformu ve E-Kolay İhracat Platformu gibi dijital altyapılar sayesinde firmalarımıza hedef pazar analizi, rekabet değerlendirmesi ve karar destek süreçlerinde rehberlik hizmeti sunuyoruz. Bu platformlar aracılığıyla firmalarımız, ürünlerini hangi pazarda nasıl konumlandıracaklarına ilişkin daha sağlıklı ve veri temelli karar alma sürecine kavuşmuş oluyor" değerlendirmesinde bulundu. "Ankara küresel ölçekte rekabet eden markaların ortaya çıktığı bir merkez haline dönüşüyor" Yılmaz, dönüşümün yalnızca firmalar arasında değil, şehirler arasında da olduğuna dikkati çekerek, "Küresel ölçekte teknoloji altyapısı güçlü, girişimcilik ekosistemi gelişmiş ve nitelikli insan kaynağına sahip şehirler ön plana çıkıyor" şeklinde konuştu. Ankara’nın sahip olduğu üniversiteleri, teknokentleri ve güçlü kamu altyapısı ile bu süreçte önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Yapay zeka ve ileri teknolojiler, Ankara’nın bu potansiyelini harekete geçiren ve hızlandıran bir kaldıraç rolü görüyor. Veriyi değere dönüştüren bu yapı, üretim süreçlerimizi hızlandırıp, ekosistemimizi ileriye taşıyor. Ankara yeni nesil girişimlerin doğduğu, yüksek katma değerli üretimin gerçekleştirildiği ve küresel ölçekte rekabet eden markaların ortaya çıktığı bir merkez haline her geçen gün dönüşüyor. Hedefimiz çok daha güçlü bir şekilde Ankara’yı teknoloji üreten, değer oluşturan ve güçlü bir marka kimliği taşıyan bir şehir konumuna taşımaktır" ifadelerine yer verdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın bu hedef doğrultusunda önemli bir zemin sunduğunu ve bu platformun iş dünyasını, akademiyi ve gençleri bir araya getirerek, ortak bir vizyonun güçlenmesine katkı sağladığını sözlerine ekledi.
Samsun Samsun’da "Son Balkon" operasyonunda 2 kişi adliyeye sevk edildi Samsun’da gözetledikleri 10 farklı ikamete balkonlardan girerek yaklaşık 5 milyon TL’lik haksız kazanç elde eden hırsızlık şebekesinden, polisin "Son Balkon" operasyonuyla gözaltına aldığı 2 kişi adliyeye sevk edildi. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yürütülen çalışmada, 2025 ve 2026 yıllarında İlkadım ve Atakum ilçelerinde meydana gelen evden hırsızlık olaylarının failleri tek tek tespit edildi. Şüphelilerin hedef aldıkları evleri önceden izledikleri, içeride hareket olup olmadığını kontrol ettikleri ve genellikle uzun süre kullanılmadığı değerlendirilen yazlık, villa ve bağevi tarzı konutları tercih ettikleri belirlendi. Güvenlik kamerası bulunmayan yapıları seçen zanlıların, cam kırarak ya da balkonlardan içeri girip kısa sürede hırsızlığı gerçekleştirdikten sonra olay yerinden uzaklaştıkları ortaya çıktı. Bazı olaylarda güvenlik kameralarını fark eden şüphelilerin, görüntü alınmasını engellemek amacıyla kameraları sopayla kırdıkları da tespit edildi. Aynı yöntemle 10 farklı evi soyan şüphelilerin yaklaşık 5 milyon TL’lik haksız kazanç elde ettiği belirlendi. Polis ekiplerince düzenlenen "Son Balkon" operasyonunda kimlikleri belirlenen 4 şüpheli eş zamanlı olarak yakalanırken, şüphelilerin banka hesaplarındaki 1 milyon 600 bin TL’ye bloke konuldu. İkamet ve araçlarda yapılan aramalarda yaklaşık 350 bin TL değerinde ziynet eşyası, 1 milyon TL değerinde kol saati, 100 bin TL değerinde teknolojik ev aletleri, 50 bin TL değerinde parfüm, nakit para ve döviz ile birlikte hırsızlıkta kullanıldığı değerlendirilen malzemeler, termal dürbün, çeşitli kıyafetler ve 7 kesici alet ele geçirildi. Hırsızlık anı ile hırsızın sopa ile kamerayı çekimini engelleme anı saniye saniye güvenlik kamerasına kaydedildi. Ele geçirilen malzemeler sahiplerine teslim edilmek üzere muhafaza altına alınırken, gözaltına alınan şüphelilerden V.Ç. (32) ve N.Ç. (26) ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Polisteki sorgulaması tamamlanan zanlı T.G. (34) ve çalıntı malları satın aldığı ileri sürülen hurdacı H.K. (59) bugün Samsun Adliyesine sevk edildi.
İstanbul Etkinliklerde On-Chain biletleme dönemi başlıyor Moca Network ve Biletinial arasında gerçekleştirilen iş birliği ile etkinlik sektöründe On-Chain biletleme dönemi başlıyor. Bu iş birliğiyle 6 milyon kullanıcı, doğrulanabilir kimlik verileri üzerinden güvenli ve kişiselleştirilmiş biletleme deneyimine kavuşacak. Türkiye’nin biletleme platformu Biletinial, Moca Network ile stratejik ortaklık kurdu. Bu iş birliğiyle 6 milyon kullanıcı, doğrulanabilir kimlik verileri üzerinden güvenli ve kişiselleştirilmiş biletleme deneyimine kavuşacak. AIR Kit entegrasyonu sayesinde kullanıcılar Proof of Attendance kayıtları oluşturabilecek, VIP erişim ve çeşitli ödüllerden yararlanırken sektörün finansal sürdürülebilirliğine de katkı sağlanacak. Moca Network’ün AIR Kit yazılım geliştirme kiti (SDK), Biletinial platformuna entegre edilerek kimlik odaklı yeni nesil bir deneyim sunacak. Entegrasyon, Moca Network ekosistemiyle tam birlikte çalışabilirlik (interoperability) sağlayarak kullanıcıların farklı platformlar arasında avantajlardan faydalanmasına ve Biletinial uygulaması dışına taşan kullanım senaryolarına erişmesine imkan tanıyacak. Moca Network, Animoca Brands’in kimlik altyapısı olarak konumlanırken Moca Chain’in gelişimine de katkı sağlıyor. Bu ortaklık, SK Planet’in OK Cashbag, Oyunfor ve OneFootball entegrasyonlarının ardından merkeziyetsiz ve gizlilik odaklı kimlik çözümlerinin ana akım tüketici hizmetlerine entegrasyonunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Doğrulanabilir kimlik ve On-Chain biletleme modeli Moca Network’ün AIR Kit çözümünün (evrensel hesaplar, dijital cüzdan ve kimlik modülleri dahil) entegrasyonu sayesinde kullanıcılar; doğrulanabilir katılım kayıtları (Proof of Attendance) toplayabilecek, kişiselleştirilmiş avantajlara ve oyunlaştırılmış sadakat ödüllerine erişebilecek. Moca Network CEO’su Kenneth Shek, iş birliği kapsamında yaptığı değerlendirmede, "Biletinial, Türkiye’nin kültür ve eğlence ekosisteminde kritik rol üstleniyor. Merkeziyetsiz kimliğin bu platforma entegre edilmesi, Web3 teknolojilerinin gerçek dünyada benimsenmesi adına önemli dönüm noktasıdır. Yüksek hacimli ve ülke çapında hizmet veren bir platformda doğrulanabilir kimlik ve On-Chain biletleme modelini hayata geçirerek, kullanıcıların dijital kimlikleri üzerinde kontrol ve değer sahibi olduğu yeni deneyim sunuyoruz" dedi. Veri odaklı katılım ve yeni gelir modelleri İlk aşamada doğrulanabilir kimlik verileri; yaş doğrulama, coğrafi bilgiler, etkinlik katılım geçmişi, harcama alışkanlıkları ve eğlence tercihlerini kapsayacak. Biletinial CEO’su Ulaş Uslu, yaptığı değerlendirmede, "Teknolojik inovasyonu odağına alan platform olarak; güvenli, verimli ve kullanıcı merkezli biletleme çözümleri geliştirmeye kararlılığımızın bir sonucu. Moca Network ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, etkinlik sektöründe dijital kimlik kullanımına yeni bir boyut kazandırıyor. Bu entegrasyon sayesinde operasyonel güvenliği artırırken, kullanıcılarımıza daha fazla kişiselleştirme, değer ve etkileşim imkanı sunacağız" ifadelerini kullandı. Finansal sürdürülebilirlik ve Avrupa’ya açılan köprü Biletinial Genel Müdür Yardımcısı Coşkun Gündoğdu ise "İnovasyon odaklı büyüme stratejisinin en önemli adımlarından biri olan bu iş birliği, kullanıcılarımız için güven, konfor ve uzun vadeli değer oluşturuken, sektörün finansal sürdürülebilirliğine de doğrudan katkı sağlayacak. Uygulama ile kullanıcılarımız etkinliklere katıldıkça doğrulanabilir kimlik bilgileri kazanacak. Bu, kişiselleştirilmiş indirimler, VIP erişim ve oyunlaştırılmış ödüllerle daha zengin bir deneyim sağlarken; organizatörler ve sponsorlar için doğrulanabilir verilerle daha etkin yatırım kararları alma ve kampanyalarının gerçek katılım ile dönüşüm oranlarını ölçme imkanı sağlıyor. Türkiye’nin kültürel ekosistemini Avrupa’ya taşıyan güçlü bir köprü niteliği taşıyor" şeklinde konuştu. Biletinial’ın 3 binden fazla mekan ve 3 bin 200’den fazla organizatörle çalışarak aylık ortalama 12,4 milyon kullanıcıya ulaştığı dikkate alındığında, bu entegrasyon Türkiye’nin kültürel ekosistemini Avrupa’ya taşıyan güçlü bir köprü olarak öne çıkıyor.
Ordu Karadeniz’in rengi kahverengiye döndü Ordu’da etkili olan yağışların ardından, yüksek kesimlerden ırmaklarla Karadeniz’e dökülen çamurlu sular nedeniyle deniz yüzeyinin rengi değişti. İlde hafta başından itibaren etkili olan yağışlar, yüksek kesimlerde kar yağışına dönüştü. Bugün itibarıyla sahil kesimlerinde etkili olan güneşli hava ile birlikte hava sıcaklıkları arttı. Yüksek kesimlerden dere ve ırmaklarla taşınan yağmur suları Karadeniz’e ulaştı. Irmakların Karadeniz’e döküldüğü noktalarda ise çamurlu sularla birlikte deniz yüzeyinin rengi, kıyıdan açığa doğru değişti. Çamurlu sular deniz yüzeyinin geniş bir kısmını kaplarken, tuzlu ve tatlı suyun birbirine karışmadığı da gözlemlendi. "İleri derecede kahverengileşme var" Sahilde bulunan Hakan Aktaş isimli vatandaş, "Arkadaşlarımızla ve farklı kişilerle görüştüğümüzde mevsimlerin değiştiği yönünde bilgiler var. Yüksek kesimlerde kar olduğu, mevsimlerin normalin dışında seyrettiği söyleniyor. Bunun sonucunda hava bir soğuk, bir sıcak. Baharı tam anlamıyla yaşayamıyoruz. Şu anda dereden denize akan sularda ileri derecede kahverengileşme, toprak göçü gibi bir durum mevcut. Mevsimin bu zamanında bu kadar olması normal gelmiyor ama bakıldığında güzel bir görüntü de oluşuyor. Şu anda denizin kıyı kesimlerinde kahverengilik vardı, şimdi ise epey açıklarda bulanıklık görülüyor" dedi. Taci Güney ise dereden akan suların denize karışması sonucu suyun renginin kahverengiye döndüğünü belirtti.