EKONOMİ - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 14:20

İstanbul’dan Muş’taki hastaya 5G ile böbrek taşı ameliyatı

A
A
A
İstanbul’dan Muş’taki hastaya 5G ile böbrek taşı ameliyatı

5G teknolojisiyle, Muş Devlet Hastanesi’ndeki tedavi gören bir hastanın ameliyatı, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki doktorlar tarafından başarıyla gerçekleştirildi.


5G teknolojisi ve yerli-milli cihaz desteğiyle, Muş Devlet Hastanesi’ndeki bir hastanın ameliyatı İstanbul’daki doktorlar tarafından uzaktan başarıyla gerçekleştirildi. Türkiye’de yerli ve milli imkânlarla üretilen bir cihazla yapılan uzaktan operasyon, 5G teknolojisinin sağlık hizmetlerine erişimde sağladığı fırsat eşitliğini ortaya koydu.


Hayatı kolaylaştıran 5G teknolojisinin tıpta; uzaktan teşhis, görüntüleme, operasyon hasta takibi ve eğitim süreçlerinde yeni kullanım alanlarının önünü açtığına işaret eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, uzaktan ameliyatla ilgili olarak, "Sağlık teknolojileri ve telecerrahi uygulamaları, kendilerini insanlığın hayatını kolaylaştırmaya adamış uzman hekimlerimizin elinde ülkemiz için önemli bir bilimsel adımdır" dedi.


5G ile mesafelerin engel olmaktan çıktığının altını çizen Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise "5G’nin sunduğu ultra düşük gecikme süreleri ve yüksek veri iletme kapasitesi, eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar yaşamın her alanında köklü bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Yaklaşık bin 500 kilometre mesafeden gerçekleştirilen bu operasyon da bu kapasitenin çok çarpıcı bir örneği. Turkcell olarak bu sürece liderlik etmenin gururunu yaşıyoruz" diye konuştu.


Yapılan açıklamaya göre; Turkcell gücünde 5G’nin mesafeleri ortadan kaldıran kapasitesi ve sağlık alanına vadettiği dönüşüm, İstanbul ile Muş arasında gerçekleştirilen bir uzaktan ameliyatla ortaya konuldu. Muş Devlet Hastanesi’nde tedavi gören bir hastanın böbrek taşı kırma operasyonu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki deneyimli doktor ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Operasyon, 5G teknolojisinin sağlık hizmetlerine erişimde sağladığı fırsat eşitliğini de ortaya koydu.


Operasyonda, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Tzevat Tefik ile Muş Devlet Hastanesi’nden Op. Dr. Rıfat Burak Ergül görev aldı. Her iki hastanede mevcut olan Turkcell 5G altyapısı, yüksek veri aktarım kapasitesi ve ultra düşük gecikmeyle uzaktan ameliyata imkan verdi. Toplantıda; yaklaşık 4 saat süren ve hastaya herhangi cerrahi müdahale olmadan damar yoluyla yapılan operasyonun, aynı zamanda, böbrek taşı tedavisinde RIRS (Retrograd İntrarenal Cerrahi) ile yapılan dünyanın ilk uzaktan ameliyatı olduğu belirtildi.


5G teknolojisinin; tıp sektöründe uzaktan teşhis, takip, görüntüleme, eğitim ve operasyon gibi süreçlerde yeni kullanım alanlarının önünü açtığına işaret eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "5G destekli bu operasyon, İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nın robot yardımlı Retrograd İntrarenal Cerrahi ve ileri endoüroloji alanındaki deneyiminin farklı merkezlere başarıyla aktarılabileceğini göstermesi açısından son derece önemli. Sağlık teknolojileri ve telecerrahi uygulamaları, kendilerini insanlığın hayatını kolaylaştırmaya adamış uzman hekimlerimizin elinde ülkemiz için önemli bir bilimsel adımdır" dedi.


"Turkcell 5G, mesafeleri engel olmaktan çıkarıyor"


Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, 1 Nisan itibarıyla tüm Türkiye’de kullanıma açılan 5G teknolojisinin eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar yaşamın her alanında köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şunları söyledi: "Turkcell olarak 5G’yi Türkiye’nin dijital geleceği için stratejik bir eşik olarak görüyoruz. Bu teknoloji; çok yüksek hız, ultra düşük gecikme ve güçlü veri taşıma kapasitesiyle hayatın her alanında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. İstanbul-Muş arasında yaklaşık bin 500 kilometre mesafeden başarıyla gerçekleştirilen bu operasyon, Turkcell 5G’nin mesafeleri engel olmaktan çıkaran kapasitesinin çok çarpıcı bir örneği. Bu kapsamda yakın gelecekte eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar birçok alanda 5G’nin dönüştürücü etkisini daha da fazla göreceğiz. Turkcell olarak sahip olduğumuz altyapı ve en geniş frekans bandıyla, bu köklü değişime liderlik etmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Bu vesileyle sayın rektörümüze, kıymetli hocalarımıza, tüm paydaşlarımıza ve çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum."


"Hastamızı, aynı ameliyathanede gibi takip edebildik"


İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tzevat Tefik de operasyonla ilgili bilgi verdi. Tefik, "Turkcell’in 5G altyapısı ve ELMED’in yerli üretim İbn-i Sina robotu aracılığıyla, Muş’taki hastamızı İstanbul’dan, tıpkı aynı ameliyathanede gibi takip edebildik. Sistemin sağladığı ultra düşük gecikme süresi sayesinde cerrahi sezgimizden hiçbir şey kaybetmeden işlemi tamamladık. Bu çalışma, telecerrahinin yalnızca bir teknoloji demonstrasyonu olmadığını; doğru altyapı, deneyimli ekip ve multidisipliner iş birliğiyle, klinik pratikte güvenle uygulanabilir bir model olduğunu somut biçimde ortaya koydu. Türkiye’de bir ilk olmasının ötesinde, RIRS yöntemiyle gerçekleştirilen dünyanın ilk uzaktan böbrek taşı ameliyatı olması bu başarıyı küresel ölçekte de anlamlı kılıyor. Uluslararası akademik iş birlikleri çerçevesinde robot yardımlı retrodrad intrarenal telecerrahiyi, küresel ölçekte yaygınlaştırmayı ve Türkiye’yi bu alanda uluslararası bir referans merkezi konumuna taşımayı hedefliyoruz" dedi.


Yerli ve milli teknolojiyle uzaktan ameliyat


Türkiye’de yerli ve milli teknolojiyle üretilen bir cihazla yapılan böbrek taşı kırma operasyonunda, ELMED firması tarafından geliştirilen İbn-i Sina adlı cihaz kullanıldı. 1991 yılında Ankara OSTİM’de kurulan ELMED, Türkiye’nin yüksek teknolojili tıbbi cihaz üreticilerinden biri konumunda. Şirket, böbrek taşı kırma cihazını 1992’de üretti. 1994 yılında da ilk ihracatı yapıldı. İlk Türk malı ESWL cihazını 1996 yılında AUA (Amerikan Üroloji Derneği) Kongresi’nde dünyanın farklı ülkelerinden üroloji uzmanlarına tanıtan şirket, üroloji alanında bilinen bir marka olarak 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdi. ELMED 2012 yılında Tübitak projesi ile böbrek taşlarının lazerle kırılarak tedavisinde fURS (flexible ureterorenoskopi) ile kullanılmak üzere Avicenna Roboflex adı verilen İbn-i Sina robotun ilk protipini üretti. Patent alınan bu robot, Avrupa CE işaretine sahip ve ABD’den de FDA onayını aldı. Halen, ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Polonya, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’da bu robot kullanılıyor. ELMED, bu robota tele-cerrahi özelliğini ve yapay zekâ desteğini de entegre ediyor.



İstanbul’dan Muş’taki hastaya 5G ile böbrek taşı ameliyatı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Başarı belgelerini Rektörün elinden aldılar Düzce Üniversitesi idari personelinin performanslarının değerlendirilmesi ve ödül yönergesi kapsamında yürütülen değerlendirme süreci sonucunda başarılı bulunan idari personele başarı belgeleri takdim edildi. Programa; Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Akreditasyon, Akademik Değerlendirme ve Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Serap Bayram, Koordinatör Yardımcısı Doç. Dr. Yaşar Selman Gültekin ve başarı gösteren idari personel katıldı. Yönerge kapsamında gerçekleştirilen değerlendirme sürecinde Düzce Üniversitesi personelinin görev sorumluluklarını yerine getirme düzeyi, iş birliği ve iletişim becerileri, problem çözme yaklaşımı, iş süreçlerine katkısı, sorumluluk bilinci, verimlilik, kurumsal uyum ve çalışma performansına yönelik ölçütler dikkate alındı. Birinci ve ikinci değerlendiriciler tarafından yapılan puanlamalar sonucunda elde edilen performans sonuçları doğrultusunda başarı gösteren personel belirlenerek ödüllendirme sürecine dahil edildi. Sürecin temel amacı, çalışanların performanslarının görünür kılınması, motivasyonlarının artırılması ve kurumsal kalite kültürünün güçlendirilmesi olarak ifade edildi. Rektör Nedim Sözbir, çalışanların gösterdiği gayret ve başarının kurumların gelişimindeki en önemli unsurlardan biri olduğunu belirterek, çalışanların emeklerinin takdir edilmesinin kurumsal aidiyet ve motivasyon açısından önemli katkılar sağladığını ifade etti. Düzce Üniversitesi olarak çalışanların başarılarını görünür kılmayı ve çalışma motivasyonlarını desteklemeyi önemsediklerini vurgulayarak başarı gösteren personeli tebrik etti. Program kapsamında değerlendirmelerde bulunan Düzce Üniversitesi Akreditasyon, Akademik Değerlendirme ve Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Serap Bayram, kurumlarda kalite kültürünün oluşturulması ve geliştirilmesinde iç paydaşların önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, özellikle idari personelin kurumsal süreçlerin etkin yürütülmesinde kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Farklı kuşakların bir arada çalıştığı günümüz kurumlarında nesiller arası dönüşümün önemli bir konu haline geldiğini belirten Bayram, deneyim, kurumsal hafıza, teknolojik uyum ve yenilikçi bakış açılarının ortak kurum kültürü içerisinde buluşmasının kurumsal gelişim açısından önemli katkılar sağladığını dile getirdi. Program, başarı belgesi almaya hak kazanan personel; Şube Müdürü Hülya Alkan, Şube Müdürü Coşkun Akbulut, Şube Müdürü Murat Demir, Bilgisayar İşletmeni Rasim Ongun ve Teknisyen Adem Kara’ya başarı belgelerinin takdimi ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
Zonguldak 55 kadın bir araya geldi, hayatın stresini darbuka öğrenerek attı Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde bir araya gelen kadınlar, darbuka eğitimi alarak günlük hayatın stresinden uzaklaşıyor. Sayıları kısa sürede 60’a yaklaşan ritim grubu, verdikleri açık hava konseriyle izleyenlerden büyük beğeni topladı. Kozlu’da faaliyet gösteren 42 yıllık geçmişe sahip KOFDER ve Atölye Mavi iş birliğiyle kadınlara yönelik vurmalı çalgılar kursu düzenlendi. Kısa bir süre önce sadece 5 kişiyle başlayan çalışmalara ilgi artınca katılımcı sayısı 55-60 bandına ulaştı. Birlik, beraberlik ve dostluk ortamında eğitim alan kadınlar, hem sosyalleşme imkanı buluyor hem de ritim tutarak ev hayatının stresini atıyor. Ritim grubu, bayram etkinlikleri kapsamında Kozlu meydanında sahne alarak yeteneklerini sergiledi. "5 kişiyle başladık, sayımız 60’a dayandı" Kadınların sosyal hayata katılımını ve rahatlamalarını amaçladıklarını belirten KOFDER Başkanı Hikmet Sinan, şunları kaydetti: "Karadeniz’in incisi Zonguldak’ımızın Kozlu ilçesinde 42 sene önce kurulmuş olan derneğimizde, bayanlarımızla birlik, beraberlik, kardeşlik ve dostluk içerisinde günün stresini atmak için bir araya geldik. İlk başta iki ay kadar önce 5 kişiyle başladık. Şu anki sayımız 55-60 arası değişiyor. Günün stresini atıyorlar. Evdeki sıkıntıları, stresleri atıp derneğimize gelip orada rahatlamayı yaşayan bayanlarımız var. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Halkımızla birlikte, beraberlik içinde güzel bir eğlence ortamı yaşattık. Bizim de bir katkımız olması bu bayramda ne mutlu bizlere." "Gösterilerimiz devam edecek" Ekibin çalışmalarına liderlik eden Vurmalı Çalgılar Usta Öğreticisi Ceyhun Yamakoğlu ise meydan konserinin büyük ilgi gördüğünü belirterek, "Kozlu KOFDER’de ve Atölye Mavi’de yaklaşık 8-9 aydır ekip arkadaşlarımızla beraber çalışıyoruz. Kozlu’da güzel gösteriler yaptık. Meydanda güzel bir eğlence oldu. Biz de elimizden geldiği kadar katkıda bulunduk. Çok güzel geçti. Gelen, dinleyen herkese teşekkür ediyoruz. Etkinliklerimiz devam edecektir mutlaka" ifadelerini kullandı. Ekibin en küçüğü Duru oldu Grubun en genç üyesi olan ve performansıyla dikkat çeken 12 yaşındaki Duru Özdemir ise sadece 3 aylık bir eğitim sürecinden geçtiğini söyleyerek, "Mükemmel geçti. Kendimi çok mutlu hissediyorum. Rahat yani. En fazla 3 ay olmuştur öğreneli. Bugünkü konser mükemmel geçti. Çalmaya devam edeceğim" dedi. (OA
Van Prof. Dr. Adnan Tönel ‘Sanatın Varoluşu’nu anlattı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adnan Tönel’in konuşmacı olarak katıldığı "Sanatçının Öyküsü ve Sanatın Varoluşu" konferansı düzenlendi. Müzeler Haftası kapsamında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adnan Tönel’in konuşmacı olarak katıldığı "Sanatçının Öyküsü ve Sanatın Varoluşu" konferansı düzenlendi. Kültür ve sanat çevrelerini bir araya getiren etkinlik, dinleyicilerden büyük beğeni topladı. Tarihi atmosferiyle dikkat çeken bir mekanda gerçekleştirilen konferansta, sanat kavramı derinlemesine ele alındı. Van Urartu Müzesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte Prof. Dr. Tönel, kendi yaşam öyküsünden örnekler vererek sanatın varoluşuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında sanatın zorlu dönemlerde insanlığın en büyük sığınağı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tönel, Doğu Anadolu Bölgesi’nin bu zengin kültürel ikliminde sanatın köklü geçmişine de atıfta bulundu. Sanatın kaotik ortamlarda ve savaş zamanlarında dahi sığınılan bir alan oluşturduğunu ve bu yüzyılda bireylere şifa dağıtıcısı görevini üstlendiğini belirten Prof. Dr. Tönel; sanatın varoluşunu, insanın kendini ifade etme, dünyayı anlamlandırma, duygularını aktarma ve kültürel mirasını geleceğe taşıma ihtiyacından doğduğunu belirtti. Sanatın tarihi gelişimini ve insan ruhu üzerindeki estetik etkilerine değinen Prof. Dr. Tönel, "Temelinde estetik arayış, taklit ve oyun teorileri bulunan sanat, tarih öncesi mağara resimlerinden günümüze, insanlığın kolektif bilincini ve ruh halini yansıtan derin bir aynadır" dedi. Konferans sonrası Van Rölöve ve Anıtlar Müdiresi Mukadder Eren tarafından Prof. Dr. Tönel’e plaket takdim edildi.
Elazığ Elazığ’ın en yüksek zirvesinde anlamlı 19 Mayıs tırmanışı Elazığ Dağcılık ve Arama Kurtarma Spor Kulübü (ELDAK) üyeleri 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında kentin en yüksek noktası olan 2 bin 623 rakımlı Palu Akdağ’a zirve tırmanışı gerçekleştirdi. Zorlu hava şartlarına meydan okuyan dağcılar çimento kum ve demir direği kilometrelerce omuzlarında taşıyarak zirvede Türk bayrağını dalgalandırdı. EDAK, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları kapsamında anlamlı ve zorlu bir faaliyete imza attı. Kulüp üyeleri, Elazığ’ın en yüksek zirvesi olan 2 bin 623 metre yükseklikteki Palu Akdağ’a doğa yürüyüşü ve zirve tırmanışı gerçekleştirdi. Zorlu arazi ve kıştan kalma hava şartlarına rağmen zirve tırmanışını sürdüren dağcılar, yaklaşık 9 kilometrelik dik ve karlı parkur boyunca yürüyüş gerçekleştirdi. Zirveye dikecekleri bayrak direğinin malzemelerini, harç için gerekli olan kumu ve çimentoyu sırtlarında ve omuzlarında taşıyan kulüp üyeleri, dağın en yüksek noktasına ulaştırdı. Zirvede hızı yer yer 40-50 kilometreyi bulan sert rüzgara rağmen ekip, bayrak direğini sabitledi ve ay yıldızlı Türk bayrağı ile kulüp tabelasını Palu Akdağ’ın zirvesine yerleştirdi. Büyük bir gurur yaşadıklarını belirten ELDAK Spor Kulübü Başkanı Murat Bahçeci, " 19 Mayıs gibi anlamlı bir günde, Elazığ’ın en yüksek zirvesi olan Palu Akdağ’a kulüp bayrağımızı, ay yıldızlı Türk bayrağımızı ve zirve tabelasını ulaştırmanın büyük gururunu yaşıyoruz. Karlı, dik ve zorlu parkura rağmen büyük emek veren tüm ekip arkadaşlarımızı gönülden tebrik ediyorum. Bu faaliyet sadece bir zirve tırmanışı değil, azmin, ekip ruhunun, vatan sevgisinin ve gençliğe olan inancın göstergesidir. Zirvede dalgalanan bayrağımızı tüm gençlerimize armağan ediyor, doğaya, spora ve mücadele ruhuna ilham olmasını diliyoruz" dedi.