SAĞLIK - 10 Kasım 2025 Pazartesi 17:16

Deprem korkusu kronikleşiyor

A
A
A
Deprem korkusu kronikleşiyor

Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşayan milyonlarca insan, her sarsıntı sonrası artan kaygıyla baş etmeye çalışıyor.


Uzmanlar, deprem korkusunun ‘normal’ sınırları aştığında, günlük yaşamı ve bedensel sağlığı etkileyen bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğine dikkat çekiyor. Deprem korkusunu yönetmenin mümkün olduğunu vurgulayan uzmanlar, "Sürekli tetikte yaşamak, gerçek bir yaşam biçimi değildir. İnsan zihni bu gerilime uzun süre dayanamaz" dedi. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Önder Kavakçı, insanların bastıkları toprağı ve evlerini güvenli kabul ettiklerini, depremin bu inancı kökten sarstığını vurgulayarak, "İnsanlar bastıkları toprağın, içinde bulundukları yuvanın güvende olduğunu varsayarlar. Eve girdiğinizde rahatlarsınız, emniyettesinizdir. Deprem, bu en güvende olduğumuz yerle ilgili inançlarımızı sarsar ve ‘hiçbir yer güvenli değil’ algısına yol açar. Küçük sarsıntılar kısa sürede unutulabilir; ancak tekrarlayan depremler sürekli bir tehdit algısı oluşturabiliyor. Böyle durumlarda kişi, o anda sarsıntı yokken bile sarsılıyormuş gibi hissedebilir. Masanın ya da koltuğun hafif hareketi bile alarm sistemini tetikleyebilir" dedi.


Uzmanlara göre deprem korkusu belli bir düzeye kadar normal. Ancak belirli sınırları aştığında, anksiyete bozukluğu veya travma sonrası stres tepkisine dönüşebiliyor. Kavakçı, bu durumda görülebilecek belirtileri şöyle sıraladı:


"Sürekli tetikte olma, irkilme veya sarsıntı hissi


Çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi


Uyku bozuklukları, kabuslar


Tahammülsüzlük, huzursuzluk, sinirlilik


Hissizlik, duygusal donukluk veya boşluk hissi".


Çocuklar nasıl etkileniyor


Depremler yalnızca yetişkinleri değil, çocukları da derinden etkiliyor. Kavakçı, çocukların korku tepkilerini yetişkinlerden öğrendiklerini belirterek, "Çocuklar tehlikeyi değerlendirmek için büyüklerine bakarlar. Ebeveynler sakin kalırsa çocuklar da olayı daha kolay atlatır. Ancak yetişkinler büyük reaksiyonlar verdiğinde, çocukta korku ve güvensizlik duygusu artar" dedi. Kavakçı, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:


"Çocuklara yaşına uygun, doğru bilgiler verin.


Korkularını küçümsemeyin, "bir şey olmaz" demeyin.


Yanında olduğunuzu hissettirin, mümkünse yalnız bırakmayın.


Televizyon veya sosyal medyadaki yıkıcı görüntülere sınırlama koyun".


Gerekli tedavinin zamanında yapılmaması, sorunların kronikleşmesine neden olabilir


Klinik Psikolog Mader Bengisu Bilgen de, depremin yol açtığı en önemli sorunlardan birinin, yaşadığı güvenli alanın tahrip olması nedeniyle kişilerin temel güven duygularının sarsılması olduğunu vurgulayarak, "Güvenli bir ortamdayken ve üzerinden yeterince zaman geçmişken bile abartılı irkilme, en ufak sarsıntı ya da yüksek seste panikleme, sürekli tehlike varmış gibi tetikte olma tepkilerinin devam etmesi, psikolojik sorunların başladığına işaret edebilir. Travmatik tepkilerin şiddetlenmesi ve kişinin işlevselliğini bozması; belirtiler dolayısıyla kişinin yaşam alışkanlıklarına (iş, eğitim, ilişkiler ve ilerleyen zamanda hobiler gibi) dönmekte güçlük çekmesi ve dönemeyeceğine dair kaygılanması. Deprem gibi büyük doğal afetlerden sonra bireylerde uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları, disosiyatif bozukluk, alkol-madde bağımlılığı gibi psikolojik bozukluklar gelişebilir. Gerekli tedavinin zamanında yapılmaması, kişilerin işlevselliğinin sekteye uğramasına ve sorunların kronikleşmesine neden olabilir" dedi.


Bilgen, travma sonrası iyileşmenin bedeni düzenleyerek de başladığına ve yürüyüş, koşu, bisiklete binme gibi tekrarlı hareketlerin psikolojik toparlanmayı hızlandırdığını söyledi. Bilgen, "Depremin yol açtığı temel güven duygusunun sarsılması nedeniyle kişiler artık bilgilerin doğruluğunu araştırma kabiliyetini kaybedip duyduklarına kolayca inanmaya başlayabilirler. Belirsiz ve güvenilmez paylaşımlar, temel güven duygusu sarsılan bireylerin kolayca yönlendirilmesine ve toplumsal kaygının derinleşmesine neden olabilir" dedi.



Deprem korkusu kronikleşiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Çolakbayrakdar: "Hizmetlerimizle okuyan bir nesil yetiştiriyoruz" Kocasinan Belediyesi’nin Erkilet’te hayata geçirdiği Hacı Mustafa Tarman Kültür Merkezi’nde, 62. Kütüphane Haftası kapsamında liseli gençlere yönelik kitap tahlili yapılarak kitap hediye edildi. Yapılan hizmetlerle okuyan bir nesil yetiştirdiklerini belirten Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, "Geleceğimiz olan gençler için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz" dedi. Hacı Mustafa Tarman Kültür Merkezi’nde ve diğer Sinan kütüphanelerinde düzenlenen kitap okuma derslerinin, gençlerin ve çocukların okuma alışkanlığı kazanmalarına katkı sağladığını vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, aynı zamanda onlara sessiz ve sağlıklı ortamlarda ders çalışma imkânı sunduklarına dikkat çekerek; "Öncelikle evlatlarımıza kitap sevgisi aşılayan öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Bilginin kapılarını aralayan bu kütüphanelerle evlatlarımızın okuma alışkanlığı kazanmalarına vesile olurken, aynı zamanda onlara sessiz ve sağlıklı çalışma ortamları sunuyoruz. Her yaştan öğrenciye hitap eden bu Sinan Kütüphanelerimiz, çocuklarımızın bilgiye kolayca erişebilmeleri ve derslerine odaklanmaları için ideal bir ortam sağlıyor. Bütün gayretimiz çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği içindir. Gençlerimize daha güzel yarınlar bırakmak için yoğun gayret gösteriyoruz. Kocasinan Belediyesi olarak bugüne kadar eğitim için hiçbir fedakârlıktan kaçınmadan tüm imkânlarımızı seferber ettik. Bundan sonra da eğitim-öğretime desteği artırarak devam ettireceğiz ve ülkemizin geleceği olan gençlerimiz, çocuklarımız için yatırımlarımız sürecektir. Kocasinan Belediyesi olarak eğitimden sağlığa, kültürden sanata hayatın her alanında hemşehrilerimin yanında yer alarak Kocasinan’da yaşamanın ayrıcalık olduğunu gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. Gençler ise hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirip, "Hizmetleriyle her zaman yanımızda olan, desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Çolakbayrakdar’a çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Antalya Cinayet davasında otopsi raporu detayı Antalya’da 45 yaşındaki Nida Nazlıer’in evinde öldürülmesine ilişkin davada, hakkında "canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen tutuklu sanık Aref Elhussein, ikinci kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada gündeme gelen otopsi raporunda şüphelinin ifadesinin aksine cinsel birleşmeye ilişkin bulguya rastlanmadığı belirtilirken, sanık savunmasında, "Çok pişmanım, olay nasıl oldu bilmiyorum. Beni çağırdı yanına gittim, beni bırakması için para teklif ettim ancak beni bırakmadı" dedi. Olay, 31 Temmuz günü saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi üzerindeki 5 katlı binanın 1’inci katında meydana geldi. İşten çıkan Halil İ. (23), birlikte yaşadığı arkadaşı Nida Nazlıer’in evine geldi. Eve giren Halil İ., Nazlıer’i banyoda kanlar içerisinde buldu. İhbar üzerine adrese gelen sağlık ve polis ekipleri, Nazlıer’in hayatını kaybettiğini belirledi. Nazlıer’i bulan Halil İ. ile maktulle en son telefonda görüştüğü ve anahtar almak için eve geldiği belirlenen H.H. (39) gözaltına alındı. Antalya Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri ise olayın ardından 80’in üzerinde güvenlik kamerası görüntüsünü inceleyerek şüphelinin kimliğini tespit etti. Kepez ilçesi Güneş Mahallesi’nde oturduğu belirlenen Suriye uyruklu Aref Elhussein (28), düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüphelinin kimliği parmak izi çalışmasıyla netlik kazandı. Elhussein ile birlikte Halil İ. ve H.H., ifadelerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. Hastanedeki işlemler sırasında Elhussein’den kan örneği alındığı, sağ elinin bandajlı olduğu görüldü. İfadesinde suçunu kabul eden Elhussein, Nazlıer ile ilişki konusunda anlaştıklarını, aralarında çıkan tartışma sırasında aynanın kırıldığını, cam parçalarıyla kendisine saldırıldığını ve Nazlıer’i kanlar içinde görünce kaçtığını öne sürdü. Adliyeye sevk edilen Elhussein, "kasten öldürme" suçundan tutuklanırken, Halil İ. ile H.H. serbest bırakıldı. İddianamede ağırlaştırılmış müebbet talebi Hazırlanan iddianamede, sanık Aref Elhussein hakkında "canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianamede savunmasına da yer verilen sanık, maktulün kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia etti. Bu iddia üzerine Antalya 2’nci Sulh Ceza Hakimliği kararıyla sanık hakkında iç beden muayenesi yapıldı. Yapılan muayenede, sanığın cinsel saldırı iddiasını doğrulayacak herhangi bir bulguya rastlanmadığı, bu yöndeki beyanlarının ise suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirildi. Duruşmada otopsi raporu gündeme geldi İddianamenin Antalya 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesiyle açılan davanın ikinci duruşmasına taraf yakınları ve taraf avukatı katıldı. Duruşmada söz alan maktulün avukatı, HTS kayıtlarında maktulle sanık arasında herhangi bir iletişim bulunmadığını belirterek, sanığın öne sürdüğü şekilde cinsel bir ilişkinin yaşanmadığını savundu. Maktul Nazlıer ailesinin avukatı Erdem Elmas otopsi raporuna dikkat çekerek, "Maktulün otopsi raporunda cinsel birleşmeye dair bir bulgu yer almıyor. Bu nedenle bu olay yağma amacıyla adam öldürmedir" ifadelerini kullandı. "Sadece pişmanım" Savunma yapan tutuklu sanık Aref Elhussein ise, "Çok pişmanım, olay nasıl oldu bilmiyorum. Beni çağırdı yanına gittim, beni bırakması için para teklif ettim ancak beni bırakmadı, ücreti ödemek istedim ama kabul etmedi, kendimi kurtarmak için böyle yaptım, diyeceğim bir şey yok, sadece pişmanım" dedi. "Üzerindeki altınları aldım. Telefonunu da aldım, parçalayıp çöpe attım" Sanık Aref Elhussein, ilk duruşmada ise maktulle ilişkiye girdiklerini, ardından tartışma çıktığını öne sürerek, "Bana engel olmaya çalıştı. Masanın üzerindeki bardağı alıp başına vurdum. Aramızda arbede yaşandı. Sinirden kendimi kaybettim, saçından tutup aynalı dolaba vurdum. Ayna kırıldı. Cam parçasını sol ayağıma sapladı. O beni öldürmek istedi. Üzerindeki altınları aldım. Telefonunu da aldım, parçalayıp çöpe attım. Üzerimde kan olduğu için evden kıyafet bulup giydim. Yüzüm tırnak izleriyle çizilmişti, içeriden bir gömlek alıp yüzüme sardım. Taksi çağırıp iş yerine geldim. Kanlı elbiselerimi poşete koydum" diye konuşmuştu. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Antalya Antalyakart Londra’dan birincilikle döndü: "Mobil Engelli Bildirimi" ödül kazandırdı Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki Antalya Ulaşım A.Ş. tarafından işletilen Antalyakart, Londra’da düzenlenen uluslararası Transport Ticketing Awards yarışmasında önemli bir başarıya imza attı. Antalyakart Mobil uygulamasına eklenen "Mobil Engelli Bildirimi" özelliği, Antalya Büyükşehir Belediyesine 2026 Ulaşım Biletleme Ödülleri’nde En İyi Eşitlik ve Kapsayıcılık Girişimi ödülünü kazandırdı. Ulaşım sektörünün geleceğini şekillendirmek için dünyanın önde gelen ulaşım liderlerini bir araya getiren Transport Ticketing Global etkinliğinde elde edilen bu başarı, 13 kişilik uluslararası jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda açıklandı. Ödül, Antalya Ulaşım A.Ş. Bilişim Sistemleri Müdürü Murat Altıntaş, Muhasebe ve Finans Müdürü Vedat Subaşı ile Kentkart CEO’su Çınar Basmacı, Uluslararası Satış ve Küresel Pazarlama Müdürü Fırat Albayrak ve Pazarlama Yöneticisi Aidar Zain’a takdim edildi. Engelsiz, sürdürülebilir ve erişilebilir toplu taşıma amaçlanarak engelli derneklerinin sivil toplum örgütlerinin destekleri ve Kentkart çözüm ortağı ile hazırlanan Mobil Engelli Bildirimi özelliği, engelli bireylerin ulaşım deneyimini kolaylaştırıyor. Uygulama sayesinde durakta bekleyen engelli yolcular, mobil uygulama üzerinden durağa gelmekte olan otobüs sürücüsüne bildirim gönderebiliyor. Önündeki ekranda bu bildirimi gören sürücüler, durağa yaklaşırken daha dikkatli davranıyor ve gerektiğinde yolculara destek olabiliyor. Bu özellik, kullanıcılar tarafından da memnuniyetle karşılanıyor. Online başvuru sistemi de finale kaldı Antalyakart’ın bir diğer projesi olan 6 Kasım 2025’te devreye aldığı online başvuru platformu da, aynı etkinlikte "En İyi Yolcu Deneyimi Girişimi" kategorisinde finale yükseldi. Türkiye’de bir ilk olan sistemle kullanıcılar başvurularını online olarak tamamlayıp, Antalyakartlarını PUDO kargo otomatlarından temassız bir şekilde teslim alabiliyor. Hizmete girdiği günden beri bin 796 Antalyakart sahiplerine ulaştırılırken, 7 bin 899 indirimli ve ücretsiz Antalyakart’ın vize işlemi tamamlandı. Online hizmetler sayesinde vatandaşlar, kart merkezlerine gitmeden işlemlerini kolaylıkla tamamlayabiliyor. Antalyakart, elde ettiği bu başarılarla hem uluslararası alanda adından söz ettiriyor hem de Antalya’da daha erişilebilir ve kullanıcı dostu bir toplu ulaşım sistemi sunmaya devam ediyor.