POLİTİKA - 29 Kasım 2025 Cumartesi 22:04

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da devletimizin de kararlılığı tamdır"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da, devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini istiyoruz. Türkiye bir yola girmiştir ve inşallah bu yol bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğunu bir menzile götürecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nde "İlim Yayma Ödülleri" törenine katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temelleri 2017’de atılan, ilki 2019’da düzenlenen ve bu sene 4’üncüsü tertiplenen Türkiye’nin akademi ödülleri İlim Yayma Mükafatları vesilesiyle sizlerle beraberiz. Emeği geçen her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum. Gerek ülkemizde gerek dünyanın farklı yerlerinde akademik faaliyetler icra eden tüm hocalarımıza selamlarımı, saygılarımı gönderiyorum. Biraz önce 3 farklı kategoride ödüllerini takdim ettiğimiz bilim insanlarımızı gönülden tebrik ediyorum. Büyük ödül sahibi hocamız vakıf tarafından 5 milyon TL ödülle mükafatlandırıldı. Diğer hocalarımız da 2’şer milyon TL ödülle ödüllendirildi. İlim Yayma Ödülleri’ne yönelik teveccüh her programda katlanarak artıyor. Bu sene üç ayrı dalda 174’ü üniversiteler olmak üzere 188 kurumdan bin 324 başvuru ile yeni bir rekor daha kırıldı. İlim Yayma Ödülleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası bir hüviyet kazanacağını büyük bir memnuniyetle öğrendik. Niçin bizim bir Nobel’imiz olmasın? İlim Yayma ailemizi bu adımlarından dolayı kutluyorum. İlim Yayma ödüllerinin amacı ilk planda elbette iyi eserleri ve eser sahiplerini takdir etmektir. Fakat hayata uyarlanmayan, insana, sahaya, reele dokunmayan bilginin netice vermediği de bilinen bir hakikattir. İlim Yayma ödüllerimizi bu açıdan başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum" dedi.

"İmam Hatip Okullarının kurulması ve yaşatılmasında İlim Yayma ailesi tarihi bir sorumluluk üstlendi"

"Bazı isimler vardır ki hem tarihte iz bırakırlar hem de gençliğe örnek olup istikbale yön verirler. 2017’de ebediyete uğurladığımız merhum Sabahattin Zaim hocamız işte bu şahsiyetlerden biridir" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kendisi pek çok gencin yetişmesinde rol oynamıştır. Tek tipçi uygulamaların zirveye çıktığı dönemde böyle bir gençliğe duyulan ihtiyacı rahmetli hocamız da hissetmiştir. Onun amacı da bu güzel insanları millete tanıtmak, yenilerini ise topluma kazandırmaktır. Davasında ne denli muvaffak olduğunu bugünün Türkiye’sine baktığımızda yetişmiş ve yetişmekte olan gençliğe baktığımızda, gümbür gümbür gelen TEKNOFEST kuşağına baktığımızda zaten görüyoruz. İlim Yayma Cemiyetimiz de bu hedef istikametinde çalışmalarını sürdürüyor. Cemiyetimiz önümüzdeki sene, 75’inci yaşına girecek. Millet iradesinin gasp edildiği darbe dönemlerinde yasak ve baskılara rağmen ilmin ışığını yayma yolculuğundan 3 çeyrek asır geride kaldı. Bu hareket hemen her alanda meyvelerini verdi. İmam Hatip Okullarının kurulması ve yaşatılması manasında İlim Yayma ailesi tarihi bir sorumluluk üstlendi. Bu çalışmalara emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.

"Gazze’de 2 yıl boyunca işlenen vahşi soykırımı medeni denilen dünya yalnızca seyretmekle yetindi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asırlar boyunca üzerine yeni teoriler, pratikler metotlar inşa edilen kavramlar günden güne kan kaybediyor. Anlamlar aşınıyor, değerler tahrip ediliyor. Sözde yeni gerçeklikler en başta insanı hırpalıyor. Gazze’de 2 yıl boyunca işlenen cinayetleri, yapılan vahşi soykırımı medeni denilen dünya yalnızca seyretmekle yetindi. Gezi olaylarında İstanbul’a kamp kuran uluslararası medya kuruluşları, Gazze’de 270’ı aşkın gazeteci öldürülürken meslektaşlarının haberini bile yapmadılar. Şu utanç verici rakamlara özellikle dikkat çekiyorum. Gazze’deki okulların yüzde 80’i yani 668 okul binası İsrail bombalarının hedefi olmuştur. 165 okul, üniversite ve eğitim kurumu bu saldırılarda yıkıp yakılmıştır. 392 okul da kullanılamaz hale gelmiştir. 13 bin 500’ü aşkın öğrenci, 830’un üzerinde öğretmen ve eğitim personeli, 193 bilim insanı ve akademisyen işgal kuvvetleri tarafından şehit edildi. 785 binden fazla öğrenci eğitim hakkından mahrum durumda. Bir defa bunlar savaşın acımasız sonuçları değildir. Burada bilinçli, kasıtlı bir toplu kıyım politikası uygulanmıştır. Sağlam kalmış, ayakta kalmış bina neredeyse yok. Bunu görmezden gelmek, konuşmamak açık söylüyorum toplu kıyıma ortak olmaktır. Biz hiçbir zaman susmadık, bundan sonra da susmayacağız. Dünyanın dört bir yanında, nereye gidersek gidelim, gittiğimiz her yerde bunu haykıracağız. Kısa bir süre önce, geçen hafta, Güney Afrika’daydım. Orada da bütün oturumlarda bunları haykırdım, bunları konuştum. Malumunuz, bizim de devreye girmemizle bir ateşkes sağlandı. İsrail, uyduruk sebeplerle ateşkesi sürekli ihlal etti. Hamas’ın, İsrail’in provokasyonlarına rağmen ateşkesin korunmasında sabırlı bir yaklaşım içinde olduğunu görüyoruz. Bunu da memnuniyetle karşılıyoruz. Kış aylarına girdiğimiz şu günlerde yaralarını sarmaya çalışan Gazze’deki kardeşlerimize, o çadırların ne durumda olduğunu herhalde televizyonlarda izliyoruz. İnsani yardımları yine de ulaştırmanın gayreti içindeyiz. Türkiye olarak, adil ve kalıcı barış için hem ateşkesin muhafazası hem de insani yardımlar noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz. Elimizdeki konteynerlerden göndermek istiyoruz. İsrail engelliyor, karşı çıkıyor. İnsanlıktan nasibini almamış bir başlarındaki katil var. İki devletli çözüm politikamızı, 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan özgür, egemen ve bağımsız bir Filistin devleti kuruluncaya kadar kararlılıkla sürdüreceğiz. 29 Kasım Filistin halkıyla uluslararası dayanışma gününde, İsrail saldırılarında şehit olan tüm kahramanlara Rabbimden rahmet niyaz ediyor, milletim adına Filistinli kardeşlerimizi hürmetle selamlıyorum" şeklinde konuştu.

"Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini istiyoruz"

Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu milleti bölmeye uğraştılar. Bunda ne yazık ki bir dereceye kadar başarılı da oldular. Filistin’de, Suriye’de, Çanakkale’de bizimle omuz omuza çarpışan Arap kardeşlerimizi ‘bizi sırtımızdan vurdular’ diyerek milletimiz nazarında düşman hale getirdiler. Senarist aynı, yapımcı, yönetmen aynı. Sadece oyunun sahnelendiği mekanlar farklı. Milletimizin mazlum Filistin halkı ile dayanışmasını engellemek için sosyal medyada büyük bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Bu nefret dalgasını körükleyen hesapların çoğunun yurt dışından yönetildiği ortaya çıktı. Sanal alemde kendini muhalif olarak lanse edenlerin önemli bir kısmının Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan FETÖ’cü hainler olduğu anlaşıldı. Şimdi de Terörsüz Türkiye sürecinde aynı oyunun sahnelenmek istendiğini görüyoruz. Burada şunun altını özellikle çizmek istiyorum; ülkemiz ve milletimizle birlikte inşallah tüm bölgenin kaderini değiştirecek, coğrafyamıza huzur, güven, istikrar getirecek stratejik hamlelerimizin kimleri rahatsız ettiğinin farkındayız. Yarım asırlık bir tezgahı bozma çabalarımızı, kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok iyi biliyoruz. Onlara sadece şunu söylüyorum; bu sefer muvaffak olamayacaksınız. Allah’ın yardımı, aziz milletimizin duası ile bu sefer başaracağız. 86 milyonla birlikte, kendini bu topraklara ait hisseden 10 milyonları da yanımıza alarak hep beraber yeni bir destan yazmaya başlayacağız. Bu ufka doğru, tahriklere kapılmadan, tuzaklara düşmeden sabırlı, dikkatli bir şekilde ilerliyoruz. Hedefe yaklaştıkça, sabotajların artacağını da şimdiden görebiliyoruz. Bu sefer bunların da üstesinden geliyoruz ve geleceğiz. Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da, devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini istiyoruz. Türkiye bir yola girmiştir ve inşallah bu yol bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğunu bir menzile götürecektir. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin" dedi.



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Türk pamuğunun geleceği masaya yatırıldı Bu yıl 8.’si gerçekleştirilen Ulusal Pamuk Zirvesi’nde Türk pamuğunun geleceği ve küresel pazarda gücünün artırılması masaya yatırılırken, Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur; "Sınırlı ekim alanına rağmen ülkemiz dünya pamuk üretiminde önemli bir paya sahip" dedi. Ulusal Pamuk Konseyi tarafından bu yıl 8.’si düzenlenen Ulusal Pamuk Zirvesi, İzmir’in ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Ülke genelindeki sektör temsilcilerini ve sanayicileri bir araya getiren zirvede, Türk pamuğunun geleceği, küresel pazar gücünün artırılması ve ekim alanlarının sürüdürülebilir hale getirilmesi konuları masaya yatırıldı. Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur’un açılış konuşmasıyla başlayan zirve, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu ve İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın konuşmalarıyla devam etti. Açılış konuşmalarını yapan Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, pamuk sektörünün mevcut durumunu değerlendirmek, karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm geliştirmek ve geleceğe yönelik stratejik konuları ele almak amacıyla bir araya geldiklerini belirtti. Türkiye’nin sınırlı ekim alanına rağmen dünya pamuk üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu vurgulayan Çondur, bu başarının sürdürülebilir ve izlenebilir üretim anlayışının önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu ise 2026 yılının ilk dört ayında son iki yıla kıyasla daha fazla yağış alındığını belirterek, tarımsal üretim açısından bereketli bir yıl beklentisinin arttığını dile getirdi. Pamuğun Bakanlık tarafından belirlenen 13 stratejik üründen biri olduğuna dikkat çeken Emiralioğlu, Türkiye’nin kaliteli ve GDO’suz üretimle dünya üreticilerinden ayrıştığını söyledi. Türkiye’nin birim alandan elde edilen pamuk veriminde dünyada ilk üçte yer aldığını ifade eden Emiralioğlu, 2002 yılında dekara 353 kilogram olan kütlü pamuk veriminin yüzde 36 artışla 480 kilogram seviyelerine ulaştığını, dünya ortalamasının ise yaklaşık 236 kilogram olduğunu belirtti. Ayrıca pamuk üretimini desteklemeye devam ettiklerini belirten Emiralioğlu, 2025 yılında dekara bin 98 TL olan destekleme bedelinin 2026 yılı için bin 395 TL’ye yükseltildiğini açıkladı. İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban da konuşmasında üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik çalışmaların önemine değinerek, özellikle sulama tekniklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bilinçsiz kimyasal ve ilaç kullanımının maliyetleri artırdığına dikkat çeken Elban, bu durumun bazı bölgelerde tarımdan uzaklaşmaya neden olduğunu ifade etti. Çiftçilerin pamuk üretiminden kopuş hızının azaltılması gerektiğini belirten Elban, sektör temsilcilerinin hızlı ve somut çözüm önerilerine odaklanmasının önemine işaret etti. İki oturum şeklinde gerçekleştirilen zirvenin ilk oturumunda, "Yerli Pamuk Üretimindeki Sorunlar ve Çözüm Önerileri" başlığı ele alındı. İkinci oturumda ise "Türk Tekstilinin Dünya ile Rekabeti" konusu değerlendirildi. Zirve, Ulusal Pamuk Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur’un kapanış konuşmasının ardından, programa katkı sunan sponsor firmalara ve konuşmacılara plaket takdimi gerçekleştirilmesiyle sona erdi. Ayrıca program süresince sponsor firmalar açtıkları stantlarda ürünlerini katılımcılara tanıttı.
Mersin Mersin’de Köy Enstitülerinin 85. yılına özel anlamlı etkinlik Mersin Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Tarsus’ta düzenlenen programda, Köy Enstitülerinin 85 yıllık mirası söyleşi ve belgesel gösterimiyle ele alındı, eğitim ve toplumsal kalkınmadaki önemi vurgulandı. ‘85. Yılında Köy Enstitüleri ve Düziçi Köy Enstitüsü’ söyleşi ve belgesel film gösterimi, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) binasında gerçekleştirildi. Çukurova Üniversitesi Radyo-Televizyon Bölümü mezunu olan Umut Çınkır’ın mezuniyet projesi olarak hazırladığı ve Osmaniye Düziçi’ndeki Köy Enstitüsü’nde gerçekleştirilen düzenleme çalışmalarının konu alındığı belgesel ve film gösterimiyle başlayan programa, konuşmacı olarak Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Anadilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Sümbül katıldı. Köy Enstitüleri, cumhuriyet döneminin eğitim seferberliği kurumlarıydı TADEKA Edebiyat Kurulu Sözcüsü Remzi Karabulut’un açılış konuşmasıyla başlayan programda, ‘miras’ vurgusuyla Düziçi Köy Enstitüsünde yapılan düzenleme çalışmalarının yer aldığı belgesel ve film gösterimi sunuldu. Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Anadilim Dalı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Sümbül ise konuşmasında; Köy Enstitülerinin, cumhuriyet döneminin eğitim seferberliği kurumları olduğuna dikkati çekti. Sunumunu slayt eşliğinde yapan Prof. Sümbül, Köy Enstitülerinin köy çocuklarını okur-yazar duruma getirmenin yanı sıra; sanatla, ziraatla ve hayatın farklı alanlarında da yetiştirdiğine ve kitap okuma alışkanlığı kazandırdığına vurgu yaptı. "Köy Enstitüleri, bu zamana kadar yapılmamış bir projedir" Danışmanlığını yaptığı belgesel filmin sunumunda yer almaktan dolayı mutlu olduğunu belirten Prof. Dr. Muzaffer Sümbül, "Birincisi Tarsus’ta olmaktan dolayı çok mutluyum. Tarsus’un Adana’ya kültürel ve tarihi yakınlığı, benzerliği, buradaki yapıyı, organizasyonların birbirleriyle iletişimde olması gerektiğini de gösteriyor. İki tane mutluluk kaynağım var. Birincisi Köy Enstitülerini konuştuk. İkincisi, öğrencimin mezuniyet projesi olan belgesel filmini, beraberce yaptığımız, danışmanlığını yaptığım projeyi, yıllar sonra tekrar izledik. Köy Enstitülerinin, bu zamana kadar yapılmamış bir yaklaşımla proje gerçekleştirildiği için, mimarlık öğrencilerinin üzerinden anlatıldığı için de ayrıca bir yapısal olarak kıymeti var" dedi. Çukurova Üniversitesi Radyo Televizyon Bölümünü bitiren ve mezuniyet projesi olarak ‘Düziçi Köy Enstitüsü’nü konu alan belgeseli çeken Umut Çınkır, çekimler esnasında Köy Enstitüleri ruhunu daha iyi anladığını dile getirerek, "Köy Enstitüleri kavramını daha önceden de biliyordum. Ama üniversite zamanında bu belgeseli çekerken, bu kurumların felsefesini daha iyi anladım. Köy Enstitülerinin hayatta olan mezunlarıyla tanışarak, Köy Enstitüleri yapılarını görerek, o ruhu daha iyi kavradım. Bu belgesel de hem o ruhu anlamamı, hem de nitelikli eğitimin neden önemli olduğunu anlamamı sağladı" ifadelerini kullandı.
İstanbul Dursun Özbek: "FIFA kokartı olmayan, tartışmalı bir hakemi bu maça atayarak sinir uçlarımızla oynuyorlar" Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Yasin Kol’un Fenerbahçe derbisine göre bir hakem olmadığını belirterek, "FIFA kokartı olmayan, sezon içinde gösterdiği performansı, saha içindeki duruşu tartışmalı bir hakemi bu maça atayarak bizim sinir uçlarımızla oynuyorlar. Dünya üzerindeki sayılı derbilerinden birine Türkiye’deki tüm kulüplerin tartıştığı bir hakemi atayarak neyi amaçladıklarını anlamak mümkün değil" dedi. Galatasaray Spor Kulübü Yıllık Olağan Bütçe Toplantısı, Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Toplantıda Galatasaray Başkanı Dursun Özbek açıklamalarda bulundu. Üyelere desteklerinden dolayı teşekkür eden Özbek, "Konuşmamı 3 başlık altında sizlerle paylaşacağım. Birincisi bu dönemdeki sportif başarılarımız, ikincisi projelerimizin son durumları, üçüncüsü ise kulübümüzü ilgilendiren finansal konular" dedi. Başkan Özbek, futbol takımının üst üste 4, toplamda da 26. şampiyonluğa doğru emin adımlarla yürüdüğünü belirterek, "Sezon başında gerçekleştirdiğimiz çoğu kişinin hayal bile edemediği yüksek profilli transferlerle Avrupa’da uzun süredir uzak kaldığımız hedefleri yeniden yakalamış olduk. Amacımız bu seviyelerde kalıcı olmak, daha da ileriye taşıyacağımıza inanıyorum. Yarın Ali Sami Yen Stadı’nda çok önemli maça çıkacağız. Ben inanıyorum ki hocamız ve takımımız bu mücadeleden bizleri gururlandıracak bir sonuçla ayrılacak ve 26. şampiyonluğumuza bizi bir adım daha yaklaştıracaklar" diye konuştu. "FIFA kokartı olmayan, tartışmalı bir hakemi bu maça atayarak bizim sinir uçlarımızla oynuyorlar" Fenerbahçe derbisine atanan Yasin Kol’un hakkında konuşan sarı-kırmızılıların başkanı, "Her gün nelerle mücadele ettiğimizi çok iyi şekilde anlamınızı istiyorum. Maçımıza yapılan hakem atamasına bakar mısınız? FIFA kokartı olmayan, sezon içinde gösterdiği performansı, saha içindeki duruşu tartışmalı bir hakemi bu maça atayarak bizim sinir uçlarımızla oynuyorlar. Dünya üzerindeki sayılı derbilerinden birine Türkiye’deki tüm kulüplerin tartıştığı bir hakemi atayarak neyi amaçladıklarını anlamak mümkün değil. Türk futbol kamuoyunun birleştiği bir nokta var. Bu hakem, bu derbiye göre bir hakem değil. FIFA kokartı yok. Diğer FIFA kokartlı hakemler dururken, bu hakemin atmasını Türkiye sorguluyor, biz de sorguluyoruz. Amaç ne olursa olsun, hedefleri ne olursa olsun bizim hedefimize zerre kadar etkisi olmayacaktır. Zannetmeyin ki bu ilk defa olan bir şey. Son 3 senedeki şampiyonluk dönemini hatırlarsanız bunun gibi birçok olayla karşılaştık, hepsinin de üstesinden geldik. Bunu çok anormal karşılaşmayın. Galatasaray özellikle futbolda özellikle bir seviyeye çıktı ki birçok mihrak, Galatasaray’ın bu yükselişinden rahatsız. Biz bu tip davranış biçimlerinin, bu tip Galatasaray’a saldırılarının hepsinin üstesinden geldik. 3 seneden beri verdiğimiz mücadeleye bugün de devam ediyoruz. Hepsi birbirine benziyor. Bu senenin geçmiş senelerden hiçbir farkı yok. Kazandığımız başarılar kıskanılmaktadır. Bu kıskançlık, kulübümüzü de hedef haline getirmektedir. Ne yaparsak yapalım bu durum artarak devam edecektir. Önümüzdeki sene, bu seneden daha zor bir sene olacaktır" şeklinde konuştu. Basketbol ve voleybol branşlarındaki başarıları aktaran Dursun Özbek, "Basketbol takımımız ligde son 8’e kalarak play-off maçları oynayacak. NBA Europe projesiyle görüşmelerimiz çok verimli bir şekilde sürüyor. NBA yetkilileri, Galatasaray’ın taraftarı gücünden, Aslantepe Vadisi’ndeki basketbol salonu projemizden ne kadar etkilendiklerini ifade ediyorlar. Kadın basketbol takımımız, Euroleague ve Türkiye Ligi’nde final oynadı. İnanıyoruz ki önümüzdeki dönemde hem yurt içinde hem de Avrupa’da kupalara ulaşacağız. Tekerlekli basketbol takımımız, ligde lider durumda. Eurocup 1 finalinde mücadele ediyor, 2 maçlarını da kazandılar. Voleybol erkek takımımız ligde 32 yıl aradan sonra geçen yıl oynadığı finalin ardından bu yıl finale çıktı. CEV Cup’ta şampiyon olan Kadın voleybol takımımızı kutluyorum. Kadın takımımızın kazandığı bu kupayla Galatasarayımız, Avrupa’da futbol, basketbol ve voleybolda kupa kazanan tek Türk kulübü oldu. Mutluyuz, gururluyuz" ifadelerini kullandı. Özbek ayrıca Amatör şubelerde şu ana kadar 76 kupa ve 691 madalya kazandıklarını açıkladı. "Dünya çapında bir tesise sahip olduğumuz için hepimiz gurur duymalıyız" Dursun Özbek Galatasaray Adası, Kalamış Tesisleri, Florya Konut Projesi, Riva Konut Projesi, Mecidiyeköy Binası, Büyükçekmece, Hasnun Galip Binası, Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’taki yenilemelerle ilgili üyeleri bilgilendirdi. Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri’ne geçtiklerinden beri futbolcuların performanslarında önemli bir artış gözlemlendiğini ifade eden sarı-kırmızılıların başkanı, "Dünya çapında bir tesise sahip olduğumuz için hepimiz gurur duymalıyız. Bu tesisimiz sayesinde yurt dışında kamplarından büyük bir kısmını Kemerburgaz’da yapıyoruz. İkinci faz çalışmalarımız da devam ediyor. Kadın futbol ve akademi maçları için 1600 kişilik bir stat ekledik. Bundan dolayı bir miktar gecikme yaşandı. Saha düzenlemesi yapıldı, şantiye kuruldu, bu tesislerin inşaatını aralık 2026’ya kadar bitirmeyi planlıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Aslantepe Vadisi, yarınlara daha güçlü Galatasaray bırakmamızı sağlayacak önemli bir adım" Aslantepe Vadisi projesinin sadece proje olmadığını, Galatasaray’ın geleceğini güvence altına alan çalışma olduğunu belirten Başkan Özbek, "Kulübümüzün rekabet ettiği her branşta sürdürülebilir bir sportif başarıya ulaşması için zemin hazırlayacak ve yarınlara daha güçlü Galatasaray bırakmamızı sağlayacak çok önemli bir adımdır. 165 bin metrekare bir inşaat alanında gerçekleşecek. Basketbol, voleybol ve amatör branşlarımızı tek bir çatı altında toplayacağız" açıklamasında bulundu. "9 aylık hasılatımız diğer iki rakibimizin toplamından fazla" Galatasaray Başkanı Dursun Özbek son bölümde finansal konularla ilgili konuştu. Mart 2025 - Şubat 2026 tarihleri arasında 18.3 milyar TL hasılatla Sportif AŞ’nin rekor kırdığını söyleyen Özbek, "9 aylık hasılatımız diğer iki rakibimizin toplamından fazla. Bu da hepimizi gururlandırıyor. Stadyum gelirleri 12 ayda 93 milyon Euro hasılat elde ettik. Bu tablo Galatasaray taraftarının gücünü ortaya koymaktadır" dedi. "Cafe il Gala markası kurmayı planlıyoruz" Mağazacılıkta son 12 ayda 120 milyon Euro net ciroya ulaştıklarını aktaran Başkan Özbek, "Forma satışlarımız büyümeye devam ediyor. Bu sezon nisan ayı itibarıyla 945 bin sayısına ulaştık. 1 milyon hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Mağazacılık çatısı altında Cafe il Gala markasıyla kafe zinciri kurmayı planlıyoruz. Hedefimiz 5 yıl içinde yurt dışı daha dahil olmak üzere 500 lokasyona ulaşmak. İlk 10 mağazayı da bu yıl sonuna kadar açmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "UEFA’dan 60 milyon Euro gelir elde ettik" Sponsorluk, reklam ve isim hakkı gelirlerinden son 12 sayda 89 milyon Euro kazandıklarını söyleyen Dursun Özbek, sözlerine şöyle devam etti: "Futbol takımımızın başarısı sponsor gelir miktarını da ciddi şekilde arttırdı. Forma sponsorluk gelirlerimiz 38 milyon Euro seviyesine çıktı. Şampiyonlar Ligi’ndeki performansımızla birlikte UEFA’dan 60 milyon Euro gelir elde ettik. Tüm gelir kalemlerindeki artış sayesinde son 9 ayda 30 milyon Euro - 1.5 milyon TL brüt karlılık elde edilmiştir. Son 9 ayda Galatasaray, brüt kar elde eden Süper Lig’de tek takım. 9 ayda 15 milyon Euro-734 milyon TL kar ettik. Karlılığı etkileyen faktörlerden biri futbolcu satışlarıdır. Güncel piyasa değeri 20 milyon Euro’nun üzerinde 6-7 futbolumuz bulunmaktadır. Bu yatırım döneminde uygun şartlar oluşmadıkça bu değerli kadrodan oyuncu satmayı da planlamıyoruz. Bu kadronun daha büyük başarılara ve daha büyük gelirlere vesile olacağına inanıyoruz. 28 Şubat 2026 itibarıyla Sportif AŞ’nin yükümlülüğü 25.7 milyar TL, varlıklarımız 41.6 milyar TL." Dursun Özbek; Victor Osimhen, Uğurcan Çakır ve Wilfried Singo transferleri için verilecek toplam 135 milyon Euro bonservis bedelinin 80 milyon Euro’sunu ödediklerini belirterek, "Yaptığımız bu yatırımlar Galatasaray’ın marka değerini arttırdı, rakiplerimize örnek oldu" dedi.
Osmaniye Saldırıda hayatını kaybeden Adnan’ın mezarlarına bırakılan notlar duygulandırdı Kahramanmaraş’ta meydana gelen elim olayda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil’in mezarı, bayraklar, çiçekler ve duygu dolu notlarla donatıldı. Kabir başına bırakılan mektup ve şiirler, ziyaret edenlerin yüreğini dağladı. Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen saldırıda hayatını kaybeden 5. sınıf öğrencisi Adnan Göktürk Yeşil’in, Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde bulunan mezarını ziyaret edenlerin bıraktığı şiir ve mektuplar yürek burkuyor. Adnan’ın kabrini ziyaret eden dayısı Kemal Yeşil ile kuzeni Derin Yeşil de mezarlığa gelerek dua etti. Vatandaşlar tarafından bırakılan onlarca mektup ve şiiri tek tek okuyan aile üyeleri, gösterilen vefa karşısında duygu dolu anlar yaşadı. Kabir başında en dokunaklı anlardan biri ise mezara bırakılan bir mektubun, kuzeni Derin Yeşil tarafından okunması oldu. Bizler çok isterdik Adnan’ın 23 Nisan bayramını kutlamasını ama olmadı diyen dayı Kemal Yeşil, "Adnan Göktürk bizim yeğenimiz. Bugün benim de küçük bir kızım var. O da, "Adnan Göktürk’ün mezarına gidebilir miyiz baba?" dedi. Onu getirdim. Geldiğimde burada Haruniye Okulu öğrencileri ile başka okullardan öğrencilerin yazmış oldukları mektupları gördük. Bu durum bizi çok duygulandırdı ve gururlandırdı. Hepsine çok teşekkür ediyorum. 23 Nisan’da mezara bırakılan mektuplar da ayrı bir anlam taşıyor. Biz, Adnan Göktürk’ün de bu 23 Nisanları kutlamasını isterdik ama olmadı, Rabbim kısmet etmedi. Bu nedenle 23 Nisan’da bayramı kutlamak için mezarına gelen çocuklara da çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Kırklareli Kırklareli’nde çevreci öğrenciler sahilde temizlik yaptı Kırklareli İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde yürütülen "Erdemli Nesiller" projesi kapsamında, Lüleburgaz Atatürk Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından "Su ve Okyanus Okuryazarlığı" konusunda detaylı bir çalışma gerçekleştirildi. Proje çerçevesinde öğrenciler, bölgedeki su kaynakları, yeraltı suları ve deniz biyoçeşitliliği üzerine incelemelerde bulunarak, elde edilen verilerin yıllar içerisindeki değişimini raporlamayı hedefliyor. Bilimsel çalışmaların yanı sıra farkındalık oluşturmayı amaçlayan projede, öğrencilerin çevre bilinci kazanmaları da ön planda tutuluyor. Öğrenciler, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’na teknik gezi düzenledi. Milli parkta görevli orman mühendisleri tarafından öğrencilere, bölgenin ekosistemi, biyolojik çeşitliliği ve sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında detaylı bilgiler verildi. Gerçekleştirilen bilgilendirmenin ardından öğrenciler, Mert Gölü Kuş Gözlem Kulesi’nde yetkililer eşliğinde doğa gözlemi yaptı. Etkinlik sonrası toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden öğrenciler, İğneada sahilinde çevre temizliği gerçekleştirdi. Toplanan atıklarla denizlerin ve kıyıların korunmasının önemine dikkat çeken öğrenciler, hem kendilerine hem de çevrelerine örnek olmayı amaçladı.Gerçekleştirilen etkinliklerle öğrencilerin, doğaya karşı duyarlılıklarının artırılması ve sürdürülebilir çevre bilincinin yaygınlaştırılması hedeflenirken, program gün boyu süren faaliyetlerin ardından sona erdi.