SAĞLIK - 30 Nisan 2026 Perşembe 14:18

Bebeklerin glütensiz beslenmesi konusunda uzmanlardan kritik uyarı

A
A
A
Bebeklerin glütensiz beslenmesi konusunda uzmanlardan kritik uyarı

Toplumda giderek yaygınlaşan glütensiz beslenme eğilimi, bebeklik döneminde de yanlış uygulamalara neden olabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Belgin Özbek, sağlıklı bebeklerde glütenin diyetten tamamen çıkarılmasının tıbbi bir gereklilik olmadığını vurguladı.


Çölyak hastalığı toplumda yaklaşık yüzde 1 oranında görülürken, glüten tüketimi özellikle sindirim sistemi üzerinde çeşitli etkiler oluşturabiliyor. Medicana Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Belgin Özbek, sağlıklı bebeklerde glütenin tamamen diyetten çıkarılmasının rutin bir yaklaşım olmadığını vurguladı. Bebek beslenmesinin yaşamın ilk yılında büyüme ve gelişmenin yanı sıra uzun vadeli metabolik sağlık açısından da kritik önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Belgin Özbek, son yıllarda yaygınlaşan glütensiz beslenme eğiliminin bebeklik döneminde glüten tüketimine ilişkin soru işaretlerini artırdığını söyledi. Ek gıdaya geçiş sürecinin genellikle altıncı ay civarında başladığını ifade eden Özbek, bu dönemde farklı besin gruplarının kontrollü şekilde beslenmeye dahil edilmesinin bağışıklık sistemi gelişimi açısından önemli olduğunu söyledi. Uzm. Dr. Belgin Özbek, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Glütenin uygun zamanda ve kontrollü şekilde beslenmeye eklenmesi, bağışıklık sisteminin gelişimine katkı sağlar. Gereksiz eliminasyon diyetleri, besin çeşitliliğini azaltarak büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkileyebilir."


Bebek beslenmesinde glütenin rolü


Glütenin buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bir protein grubu olduğunu ve günlük beslenmenin önemli bir parçası olan bu proteinin bazı bireylerde bağışıklık sistemi aracılığıyla hassasiyet oluşturabildiğini söyleyen Dr. Özbek, "Ancak bu durum, her birey için geçerli değildir. Bebeklik döneminde besin çeşitliliğinin sağlanması, yalnızca fiziksel büyüme açısından değil, aynı zamanda bağışıklık sisteminin farklı besinlere tolerans geliştirmesi açısından da önem taşımaktadır. Glüten içeren tahılların tamamen diyetten çıkarılması, bu çeşitliliğin azalmasına yol açabilmektedir. Bu noktada temel yaklaşım, glütenin belirli bir zaman diliminde, küçük miktarlarda ve kontrollü biçimde beslenmeye dahil edilmesi yönündedir. Bu süreçte bebeğin verdiği tepkilerin gözlemlenmesi ve düzenli hekim kontrolü ile ilerlenmesi önem taşımaktadır" dedi.


Çölyak hastalığı ve risk faktörleri


Çölyak hastalığı, glüten tüketimi sonrasında ince bağırsakta bağışıklık sistemi aracılığıyla hasar oluşmasıyla karakterize kronik bir sindirim sistemi hastalığıdır. Toplumda yaklaşık yüzde 1 oranında görülmekte olup, genetik yatkınlığı bulunan bireylerde daha sık ortaya çıkmaktadır. Hastalığın belirtileri yaşa göre farklılık gösterebilmektedir. Bebeklik döneminde en sık karşılaşılan bulgular arasında kilo alımında yavaşlama, karın şişliği, kronik ishal ve gelişim geriliği yer almaktadır. Bununla birlikte her glüten tüketen bebekte çölyak hastalığı gelişmediği ve tanının yalnızca klinik değerlendirme ile laboratuvar testleri sonucunda konulabildiği bilinmektedir. Bu nedenle yalnızca belirtilere dayanarak glüteni tamamen kesmek yerine, şüpheli durumlarda uzman değerlendirmesine başvurulması gerekmektedir.


Glütensiz beslenme her bebek için gerekli mi


Glütensiz beslenme, yalnızca çölyak hastalığı veya glüten duyarlılığı tanısı almış bireyler için tıbbi bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir. Bunun dışında kalan sağlıklı bebeklerde glütenin tamamen diyetten çıkarılması önerilmemektedir. Uzm. Dr. Belgin Özbek, bu konuda toplumda yaygınlaşan yanlış algılara dikkat çekerek, "Sağlıklı bebeklerde glütensiz beslenme uygulamak, gereksiz kısıtlamalara neden olabilir. Bu durum, hem besin çeşitliliğini azaltır hem de büyüme sürecini olumsuz etkileyebilir. Her bebeğin beslenme planı, bireysel gelişim özellikleri ve tıbbi öyküsü doğrultusunda değerlendirilmelidir" dedi.


Ek gıda döneminde dikkat edilmesi gerekenler


Dr. Özbek, sözlerini şöyle tamamladı:


"Ek gıdaya geçiş süreci, bebeklerin yeni besinlerle tanıştığı ve beslenme alışkanlıklarının temellerinin atıldığı önemli bir dönemdir. Bu süreçte dengeli ve kontrollü bir yaklaşım benimsenmesi gerekmektedir. Besinlerin tek tek ve belirli aralıklarla beslenmeye eklenmesi, muhtemel alerjik reaksiyonların veya intoleransların daha kolay tespit edilmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınılması, besin çeşitliliğinin korunması ve düzenli büyüme-gelişme takibinin yapılması önerilmektedir. Glüten içeren tahıllar da bu süreçte uygun zamanlama ve miktar ile beslenmeye dahil edilebilmektedir. Bu yaklaşım, bağışıklık sisteminin farklı besinlere adaptasyonunu desteklemektedir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Sıfır Atık Kütüphaneleri Siirt’te hizmete açıldı Siirt’te "Sıfır Atık" Projesi kapsamında kurulan geri dönüşüm temalı kütüphaneler düzenlenen törenle hizmete açıldı. Siirt Valisi ve Belediye Başkan Vekili Dr. Kemal Kızılkaya ile eşi Nurten Kızılkaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan himayelerinde yürütülen "Sıfır Atık" Projesi çerçevesinde hayata geçirilen kütüphanelerin açılışını gerçekleştirdi. Siirt Valiliği koordinasyonunda Selahattin Eyyubi İlkokulu’nda "Geri Dönüşüm Kütüphanesi", Mehmetçik İlkokulunda ise "Sıfır Atık Kütüphanesi" öğrencilerin hizmetine sunuldu. Açılış programında öğrencilerle bir araya gelen Vali Kızılkaya, Sıfır Atık Projesinin yalnızca çevreyi korumaya yönelik olmadığını belirterek, "Sıfır Atık sadece bir çevre hareketi değil, geleceğe bırakacağımız en değerli mirastır. Bu proje, tasarruf bilincini güçlendiren, eğitim süreçlerine katkı sunan ve kültürel değerleri gelecek nesillere aktaran önemli bir toplumsal dönüşüm hareketidir. Bugün burada geleceğimize, çocuklarımıza ve yaşanabilir bir dünyaya olan sorumluluğumuzu bir kez daha ortaya koyuyoruz’’ dedi. Açılışın ardından Vali Kızılkaya ve eşi Nurten Kızılkaya, kütüphaneleri gezip incelemelerde bulunarak, öğrencilerle sohbet etti. Programa İl Milli Eğitim Müdürü İlhan Saz, okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı.
Antalya "Kedilere salam doğramak için taşıdığım bıçağı savurdum, pişmanım" diyen sanığa müebbet hapis Antalya’nın Kepez ilçesinde parkta yürüyüş yapan şahsın uğradığı bıçaklı saldırıda hayatını kaybetmesine ilişkin davada karar çıktı. İfadesinde "Kesinlikle ölen maktule öldürme kastım olmadı. Halkın üzerime gelmesinden dolayı kaçmak zorunda kaldım. Yaralandıktan sonra tampon yapan da, ambulans çağıran da benim. Pişmanım" diyen sanık müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Kararı değerlendiren maktulün ablası Vasfiye Nayman, "Çok sevinçliyiz, inşallah kardeşim mekanında rahat uyur" dedi. Olay, 1 Kasım 2025 tarihinde saat 12.00 sıralarında Kepez ilçesi Ulus Mahallesi Gazi Bulvarı üzerindeki Fatih Sultan Mehmet Parkı’nda meydana geldi. İddiaya göre, parkta bankta alkol alan bir kişi, yoldan geçenlere sözlü ve fiziksel saldırıda bulunmaya başladı. Üzerindeki bıçağı çıkaran saldırgan, kaldırımda yürüyen vatandaşlara yöneldiği sırada parkta yürüyüş yapan Ali Haydar Özyıldırım’a (58) da saldırdı. Bir anda karşısına çıkan saldırganla kısa süreli boğuşma yaşayan Özyıldırım, aldığı bıçak darbeleriyle yere yığıldı. Çevredeki vatandaşlar ağır yaralanan Özyıldırım’a yardım etmeye çalışırken, saldırgan olay yerinden uzaklaştı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Göğsüne aldığı bıçak darbesiyle ağır yaralanan Ali Haydar Özyıldırım, sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Ameliyata alınan Özyıldırım, saldırıdan 1 gün sonra hayatını kaybetti. Kepez İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Araştırma ve Önleme Büro Amirliği ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerinden şüphelinin Sedat Demirören olduğunu saptadı. Kısa sürede yakalanan Demirören, sevk edildiği nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay sonrası kaçan Demirören’in çevredeki iş yerlerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerinde elinde bıçakla yolda rahat tavırlarla yürüdüğü görüldü. Ali Haydar Özyıldırım’ın cenazesi, Antalya Adli Tıp Kurumu morgundaki işlemlerinin ardından ailesi ve yakınlarına teslim edildi. Aile, hayatını kaybeden Özyıldırım’ın kornealarını bağışlama kararı aldı. Cenaze, daha sonra defnedilmek üzere Çakırlar Mezarlığı’na götürüldü. Cenazenin teslim alınması sırasında gözyaşlarına hakim olamayan kızı Kader Yanadur’u yakınları teselli etmeye çalıştı. "Kedilere salam doğramak için taşıdığım bıçağı savurdum" Tutuklu sanık Sedat Demirören’in "kasten öldürme" suçundan yargılandığı davanın karar duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık ile maktul Ali Haydar Özyıldırım’ın yakınları ile taraf avukatları duruşmada hazır bulundu. Sanık Demirören, ilk duruşmadaki savunmasında Ali Haydar Özyıldırım’ı boşandığı eşi nedeniyle simaen tanıdığını öne sürerek, olay günü eski eşiyle tartıştıktan sonra evinin alt sokağındaki parka gidip alkol aldığını söylemişti. Demirören, parkta bulunduğu sırada boşandığı eşi nedeniyle simaen tanıdığını iddia ettiği bir kişinin geçtiğini belirterek, "Şahıs parkta yürürken birbirimize ters ters baktık, yanına gidince suratıma yumruk vurdu. Belinden bir şey çıkartır düşüncesiyle kendimi savunmak amacıyla yanımda kedilere salam doğramak için taşıdığım bıçağı savurdum, öldürme kastım yoktu" ifadelerini kullanmıştı. Karar duruşmasında savunması alınan Demirören, "Maktule Allah’tan rahmet diliyorum, çok üzgünüm, özür dilerim. Yaşanmasını kesinlikle istemezdim, zarar verme gibi bir niyetim yoktu. Bir anda gelişen olaydı, tersleşmemiz sonucu gelişen bir olaydı. Ailesinden de özür diliyorum" dedi. Savcı müebbet hapis talep etti Cumhuriyet savcısı, sanık ve taraf avukatlarının beyanlarının ardından verdiği mütalaasında sanık Sedat Demirören’in kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti. Mütalaaya karşı son savunması sorulan sanık Demirören, "Kesinlikle ölen maktule öldürme kastım olmadı. Halkın üzerime gelmesinden dolayı kaçmak zorunda kaldım. Tampon yapan benim, ambulans çağıran da benim. Üzerime keserle, sandalyeyle gelinmesi üzerine olay yerinden uzaklaşmak zorunda kaldım. Ellerimdeki kan oradan mevcut. Pişmanım" diye konuştu. Mahkeme heyeti, sanık Demirören’i "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı. "Kardeşim mekanında rahat uyur" Kararın ardından maktul Ali Haydar Özyıldırım’ın yakınları, adliye önünde basın mensuplarına açıklamada bulundu. Özyıldırım’ın ablası Vasfiye Nayman, verilen karardan dolayı mahkeme heyetine teşekkür ederek, "Çok sevinçliyiz, inşallah kardeşim mekanında rahat uyur. Avukatların sayesinde müebbet hapis cezası aldı. Allah kimseye göstermesin, acımız çok büyük. Allah kimseye yaşatmasın, kimsenin başına gelmesin inşallah" dedi. "Masum bir kişi hayattan koparıldı" Maktulün kuzeni Mihriban Sarı ise adaletin yerini bulduğunu ifade ederek, "Şu an karar açıklandı. Masum bir kişi hayattan koparıldı, onun üzüntüsünü, acısını yaşıyoruz. Adaletimize, yargı sürecine her zaman güvenimiz tamdı, bugün bunu görmüş olduk. Bu kişi müebbet hapis ile cezalandırıldı. Acımız çok taze fakat bir nebze olsun su serpildi. Maalesef bu tarz insanların yüzünden masum kişiler hayattan koparılıyor. Adaletimize, devletimize teşekkür ediyorum. Kimse benim başıma gelmez demesin. Çok masum, kimseye zararı olmayan kuzenimiz hayattan koparıldı. Bu yüzden kararı duyunca çok sevindik" ifadelerini kullandı.
İzmir İzmir’de uyuşturucu raporu: Sentetik ecza yakalamaları yüzde 696 arttı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Uyuşturucu Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan istatistiksel analiz raporuna göre, kentte uyuşturucu ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda 2026 yılının ilk dört ayında sentetik ecza yakalamalarında yüzde 696 oranında artış yaşandı. Raporun detaylarını paylaşan İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, bağımlılıkla mücadele kapsamında Türkiye’de ilk ve tek olacak Bağımsızlık Köyü ve Gençlik Merkezi projesini hayata geçirmeye hazırlandıklarını açıkladı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı verilerine göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarına yönelik dosya trafiğinde 2025 yılı genelinde toplam 48 bin 288 dosya işleme alındı ve bunların 21 bin 743’ü sonuçlandırıldı. 2026 yılının 25 Nisan gününe kadar olan ilk dört aylık döneminde ise gelen dosya sayısı 8 bin 205 olarak kayıtlara geçti. Bu rakam, 2025 yılının aynı dönemindeki 14 bin 837 dosyaya kıyasla yaklaşık yüzde 44,7 oranında bir azalma olduğunu gösterdi. Ancak geçmişten devreden dosyalar sebebiyle toplam derdest dosya sayısının 21 bin 261 ile yüksek seviyelerde seyrettiği belirtildi. Sentetik ecza yakalamalarında rekor artış Geçtiğimiz 2025 yılı ile 2026 yılının ilk dört aylık verileri karşılaştırıldığında, uyuşturucu maddelerin arz ve yakalama dinamiklerinde belirgin değişiklikler tespit edildi. Özellikle sentetik ecza yakalamaları yüzde 696 artarak 9 milyon 100 bin adede ulaştı. Eroin yakalamalarında ise yüzde 476 oranında artış yaşanarak miktar bin 309 grama çıktı. Aynı dönemde esrar ve skunk yakalamalarında yüzde 50, metamfetamin yakalamalarında yüzde 70, extacy hap yakalamalarında ise yüzde 251 oranında artış kaydedildi. Sadece bonzai yakalamalarında yüzde 62 oranında bir düşüş tespit edilirken, bu maddenin miktarı 112 kilogramdan 42 kilograma geriledi. Öte yandan, 2026 yılında ilk kez 2 bin 275 kilogram ağırlığında sentetik ecza ham maddesi ele geçirilmesi dikkat çekti. Narko Kapan operasyonlarında yüksek tutuklama oranı Uyuşturucu madde ticareti ve kullanım suçlarına yönelik adli süreçlerin de yer aldığı raporda, 2025 yılında uyuşturucu ticareti kapsamında 3 bin 756 dosyada 4 bin 799 kişi hakkında işlem yapıldığı ve toplam 6 bin 43 suçun kaydedildiği ifade edildi. Kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü Narko Kapan operasyonlarında ise işlem gören toplam 656 kişiden 572’sinin tutuklandığı bildirildi. Bu operasyonlardaki yüzde 87 oranındaki tutuklama başarısının, sahadaki mücadelenin etkinliğini ortaya koyduğu değerlendirildi. Türkiye’de ilk olacak merkez hayata geçiyor Uyuşturucu madde kullanımının ilköğretim çağındaki çocuklara kadar yayılma eğilimi gösterdiğine dikkat çeken İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, bu durumun toplumsal yapıyı tehdit eden ciddi bir güvenlik meselesi olduğunu belirtti. Mücadelenin sadece cezalandırma değil iyileştirme boyutunu da önemsediklerini ifade eden Yeldan, 3 Aralık 2025 tarihi itibarıyla İzmir 3 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bağımlı hükümlülere yönelik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin başlatıldığını kaydetti. Türkiye’de ilk ve tek uygulama olacak Bağımsızlık Köyü ve Gençlik Merkezi çalışmalarının da projelendirilerek hayata geçirilmek üzere olduğunu aktaran Yeldan, "Sadece kullanıcıyı değil uyuşturucu ağlarını çökerten, suçun finansal damarlarını kesen etkin bir mücadele yürütüyoruz. Hedefimiz sokakları temizlemek ve gençlerimizi güvene almaktır" dedi.