KÜLTÜR SANAT - 13 Şubat 2026 Cuma 11:44

9. Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması için başvurular başladı

A
A
A
9. Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması için başvurular başladı

Erdemir’in bu yıl "Sonsuz İnsan, Sonsuz Form" temasıyla düzenlediği Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması için başvurular başladı. Heykel sanatının gelişimine katkı sunmayı ve genç yetenekleri desteklemeyi amaçlayan yarışma, aynı zamanda Türkiye’deki sanat eğitiminin güçlendirilmesine yönelik önemli bir adım niteliği taşıyor.



Erdemir, Türkiye’nin dört bir yanındaki güzel sanatlar fakültelerinde eğitim gören genç heykeltıraşları üretime teşvik etmeye devam ediyor. Dokuzuncu kez düzenlenen yarışmanın ön başvuru süreci 6 Mart Cuma günü sona erecek. Bu yılki tema doğrultusunda, çeliğin insan hayatındaki vazgeçilmez yerinin sanat yoluyla anlatılması ve genç sanatçıların üretim süreçlerine katkı sağlanması hedefleniyor.



Yarışma, Türkiye’deki üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinin heykel bölümlerinde lisans ve lisansüstü eğitimlerine devam eden öğrencilerin katılımına açık olacak. Eser gönderim süreci 18-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Yarışmanın ödül töreni ise 16 Haziran’da OYAK Maden Metalürji Konferans ve Fuaye Alanı’nda yapılacak.



"Sonsuz İnsan, Sonsuz Form"


Bu yılın teması, insanın üreticiliğini çeliğin dönüşebilirliği ve teknolojinin insan kimliği üzerindeki etkileriyle birlikte ele alıyor.



Seçici Kurul, ödül kazanan eserleri belirleyecek


Yarışmada Seçici Kurul tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda birinci, ikinci ve üçüncü derece ödülleri sahiplerini bulacak. Ayrıca Mansiyon Ödülü, Erdemir Özel Ödülü ve Jüri Özel Ödülleri kapsamında toplam 18 eser sahibi ödüllendirilecek. Daha fazla bilgiye erdemir.com.tr web sitesi üzerinden ulaşılabilecek.



9. Çelik ve Yaşam Heykel Yarışması için başvurular başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Anadolu Üniversitesi AÖF kayıt yenileme dönemi sürüyor Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi (AÖF) bünyesinde eğitim gören binlerce öğrenciyi yakından ilgilendiren 2025-2026 akademik yılı bahar dönemi kayıt yenileme süreci tüm hızıyla devam ediyor. 2 Şubat 2026 tarihinde başlayan işlemler için geri sayım sürerken, üniversite yönetimi öğrencilerin mağduriyet yaşamaması adına dijital destek kanalları ve bilgilendirme ağı hakkında bilgilendirme yaptı. Konuya ilişkin açıklamada; öğrencilerin işlemleri sırasında karşılaştıkları sorunlarda sesli yanıt sistemi, çağrı merkezi, soru-cevap platformu AOSDESTEK ile yapay zekâ tabanlı sanal asistan Chatbot aracılığıyla anlık yardım alabildiği belirtildi. Sürecin daha şeffaf ve anlaşılır olması için hazırlanan bilgilendirici video ve animasyonların da fakültenin resmi kanallarında yayına alındığı ifade edildi. Üniversitenin SMS, mobil uygulama bildirimleri ve sesli aramalarla öğrencilere adım adım rehberlik ederek kayıt sürecini kolaylaştırmayı hedeflediği aktarıldı. Kayıt silinme riskine karşı kritik uyarı Yürütülen bilgilendirme çalışmaları kapsamında özellikle belirli bir öğrenci grubuna dikkat çekildi. Mevzuat hükümleri doğrultusunda üst üste dört dönem kaydını yenilemeyen öğrencilerin üniversite ile ilişiklerinin kesilmesinin söz konusu olabildiği bilgisi paylaşıldı. Üniversite yönetiminin bu kritik durumda bulunan öğrencilerin herhangi bir hak kaybı yaşamaması adına özel bir bilgilendirme süreci yürüttüğü belirtildi. Yapılan duyurularda, kayıt yenileme işleminin akademik sürecin devamı açısından hayati önem taşıdığı vurgulanarak öğrencilerin belirtilen süreler içerisinde işlemlerini tamamlamaları gerektiği hatırlatılıyor. Son işlem tarihi 16 Şubat Pazartesi günü Kayıt yenileme işlemleri için sistemin 16 Şubat 2026 saat 22.00’ye kadar açık kalacağı açıklandı. Öğrencilerin ders seçimi ve kayıt bedeli ödemelerini bu tarihe kadar tamamlamaları gerektiği ifade edildi. Yetkililer, yoğunluk yaşanmaması adına işlemlerin son güne bırakılmaması konusunda uyarıda bulundu.
Eskişehir Psikolog Beste Çokaygil: "Sevgililer Günü jestler ve hediyelerle sınırlı olmamalı" Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, 14 Şubat Sevgililer Günü’nün yalnızca romantik jestler ve hediyelerle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, "Sosyal medyadaki mutlu çift fotoğrafları ve idealize edilmiş ilişki temsilleri, kişilerin kendi ilişkilerini sorgulamasına neden olabiliyor" dedi. Toplumda 14 Şubat’ın çoğu zaman romantik beklentilerle anlamlandırıldığını ancak bu günün yalnızca ’sevgiyi kutlama’ günü olmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, "Psikolojik açıdan sevgi yalnızca romantik ilişkilere indirgenemez. Kişinin kendine şefkat gösterebilmesi, ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve yalnız kalabilme kapasitesini geliştirmesi ruhsal sağlık açısından çok değerlidir" şeklinde konuştu. "14 Şubat bazı kişilerde mutluluk, bazılarında yalnızlık duygusunu tetikleyebilir" Sevginin yalnızca romantik bir his olmadığını vurgulayan Psikolog Çokaygil, "Sevgi; anlaşılma, görülme ve duygusal olarak güvende hissetme ihtiyacının bir yansımasıdır. Psikoloji literatüründe bağlanma, çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkinin yetişkinlikteki yakın ilişkilere yansıması olarak ele alınır. Bu nedenle 14 Şubat bazı bireylerde sıcaklık ve mutluluk oluştururken, bazı bireylerde yalnızlık, değersizlik ya da terk edilme korkularını tetikleyebilir" diye belirtti. "Sağlıklı ilişkilerde bağ, konuşabilme alanıyla güçlenir" Çokaygil, sözlerinin devamında, "Duyguların ifade edilebildiği, kırgınlıkların konuşulabildiği, ihtiyaçların dile getirildiği ve sınırların karşılıklı olarak saygı gördüğü ilişkilerde bağ güçlenir. Sevgi yalnızca iyi hissettiren bir duygu değil; emek, sorumluluk ve karşılıklılık içeren bir süreçtir" ifadelerini kullandı. "Aşk başlar, bağ zamanla oluşur" Romantik aşk ile bağ kurma arasındaki farka değinen Psikolog Beste Çokaygil, şunları söyledi: "Aşk çoğu zaman yoğun bir heyecanla başlar, bağ ise zamanla gelişir. Bağ kurmak, karşımızdakini idealize etmek değil; onu olduğu haliyle kabul edebilmektir. Gerçek yakınlık, kişinin kırılganlığını paylaşabildiği ilişkilerde ortaya çıkar." "14 Şubat yalnız olanlar için bir kayıp değil" Yalnız olmanın bir eksiklik anlamına gelmediğini vurgulayan Çokaygil, "Yalnızlık, bireyin iç dünyasıyla temas kurabilmesi için bir alan sunar. Kendisiyle bağ kuramayan bir bireyin başkalarıyla sağlıklı bağlar kurması da zorlaşır. Bu nedenle 14 Şubat, yalnız olanlar için bir kayıp değil; ilişkiyi güçlendirme fırsatı olarak da değerlendirilebilir" dedi.
Bursa Pancar Deposu’nda Max Weber sosyolojisi anlatıldı Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Nasıl Yapmışlar?" söyleşileri, bu ay sosyolojinin önemli isimlerinden Max Weber’i mercek altına aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen buluşmada Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Weber’in modern toplumu ve otorite kavramını nasıl çözümlediğini katılımcılarla paylaştı. Farklı disiplinlerden konuların ele alındığı "Nasıl Yapmışlar?" söyleşi dizisinin bu ayki konusu, sosyoloji tarihinin köşe taşlarından Max Weber ve onun otorite anlayışı oldu. Doç. Dr. Levent Ünsaldı tarafından düzenlenen söyleşide, toplumların bir gücü neden meşru kabul ettiği ve itaat mekanizmalarının nasıl çalıştığı gözlemlendi. Söyleşide Weber’in sosyolojisindeki temel ayrımlara dikkat çeken Doç. Dr. Ünsaldı, Weber’in salt bir "otorite"den ziyade "meşru egemenlik" meselesine odaklandığını vurguladı. Ünsaldı, Weber’in insanların kaba güce neden boyun eğdiklerini değil, o gücü kullanmayı neden haklı ve yerinde gördüklerini anlamaya çalıştığını belirtti. Bu bakış açısına göre toplumlar, sadece korktukları için değil, yönetenlerin otoritesini geçerli ve doğru buldukları için de itaat etmektedir. Konuşmasında Weber’in tanımladığı otorite tiplerini de karşılaştıran Ünsaldı; geleneksel, karizmatik ve yasal-ussal (akılcı) otorite kavramlarını detaylandırdı. Geçmiş toplumlar ile günümüz toplumları arasındaki farkı bu kavramlar üzerinden açıklayan Ünsaldı, modern toplumun en belirgin özelliğinin "yasal-ussal otorite"nin giderek baskın hale gelmesi olduğunu ifade etti. Söyleşi, soru-cevap bölümüyle sona erdi.