SAĞLIK - 13 Şubat 2026 Cuma 17:05

Psikolog Beste Çokaygil: "Sevgililer Günü jestler ve hediyelerle sınırlı olmamalı"

A
A
A
Psikolog Beste Çokaygil: "Sevgililer Günü jestler ve hediyelerle sınırlı olmamalı"

Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, 14 Şubat Sevgililer Günü’nün yalnızca romantik jestler ve hediyelerle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, "Sosyal medyadaki mutlu çift fotoğrafları ve idealize edilmiş ilişki temsilleri, kişilerin kendi ilişkilerini sorgulamasına neden olabiliyor" dedi.


Toplumda 14 Şubat’ın çoğu zaman romantik beklentilerle anlamlandırıldığını ancak bu günün yalnızca ’sevgiyi kutlama’ günü olmadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Beste Çokaygil, "Psikolojik açıdan sevgi yalnızca romantik ilişkilere indirgenemez. Kişinin kendine şefkat gösterebilmesi, ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve yalnız kalabilme kapasitesini geliştirmesi ruhsal sağlık açısından çok değerlidir" şeklinde konuştu.



"14 Şubat bazı kişilerde mutluluk, bazılarında yalnızlık duygusunu tetikleyebilir"


Sevginin yalnızca romantik bir his olmadığını vurgulayan Psikolog Çokaygil, "Sevgi; anlaşılma, görülme ve duygusal olarak güvende hissetme ihtiyacının bir yansımasıdır. Psikoloji literatüründe bağlanma, çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkinin yetişkinlikteki yakın ilişkilere yansıması olarak ele alınır. Bu nedenle 14 Şubat bazı bireylerde sıcaklık ve mutluluk oluştururken, bazı bireylerde yalnızlık, değersizlik ya da terk edilme korkularını tetikleyebilir" diye belirtti.



"Sağlıklı ilişkilerde bağ, konuşabilme alanıyla güçlenir"


Çokaygil, sözlerinin devamında, "Duyguların ifade edilebildiği, kırgınlıkların konuşulabildiği, ihtiyaçların dile getirildiği ve sınırların karşılıklı olarak saygı gördüğü ilişkilerde bağ güçlenir. Sevgi yalnızca iyi hissettiren bir duygu değil; emek, sorumluluk ve karşılıklılık içeren bir süreçtir" ifadelerini kullandı.



"Aşk başlar, bağ zamanla oluşur"


Romantik aşk ile bağ kurma arasındaki farka değinen Psikolog Beste Çokaygil, şunları söyledi:


"Aşk çoğu zaman yoğun bir heyecanla başlar, bağ ise zamanla gelişir. Bağ kurmak, karşımızdakini idealize etmek değil; onu olduğu haliyle kabul edebilmektir. Gerçek yakınlık, kişinin kırılganlığını paylaşabildiği ilişkilerde ortaya çıkar."



"14 Şubat yalnız olanlar için bir kayıp değil"


Yalnız olmanın bir eksiklik anlamına gelmediğini vurgulayan Çokaygil, "Yalnızlık, bireyin iç dünyasıyla temas kurabilmesi için bir alan sunar. Kendisiyle bağ kuramayan bir bireyin başkalarıyla sağlıklı bağlar kurması da zorlaşır. Bu nedenle 14 Şubat, yalnız olanlar için bir kayıp değil; ilişkiyi güçlendirme fırsatı olarak da değerlendirilebilir" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Ramazan Ayı’nın yaklaşmasıyla hurma ve helva satışları yoğunlaştı Eskişehir’de Ramazan Ayı için hazırlıklara başlayan vatandaşlar, hurma ve helva ürünlerine yoğun ilgi gösteriyor. İlk oruç için geri sayım başladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dini günler takvimine göre, 18 Şubat’ı 19 Şubat’a bağlayan gece ilk sahura kalkılacak. Eskişehirli vatandaşlar da Ramazan Ayı hazırlıklarını sürdürüyor. Sahur ve iftar sofralarının vazgeçilmezlerinden olan hurma ve helva satışlarında büyük yoğunluk yaşanıyor. Şu anda hurmanın kilosu ortalama 120-650 TL arasında değişiklik gösterirken, helva ise yaklaşık 320 TL’ye satılıyor "Yumuşak ve az şekerli hurmalar daha çok tercih ediliyor" Hurma satışlarıyla ilgili son durumu anlatan kuruyemişçi Ahmet Dönder, "Ramazan Ayı geldiği için çok sayıda çeşit tezgahlarda yerini almış durumda. Şu an elimizde İran, Irak, Medine, Kudüs ve Mebrum hurmaları mevcut. En çok tercih edilenler tabii ki az şekerli ve yumuşak olanlar. Kudüs, Medine ve Mebrum hurmaları yumuşak ve az şekerli olduğu için daha çok tercih ediliyor. Fiyatlar 120 TL’den başlıyor, 650 TL’ye kadar devam ediyor. Vatandaşlarımıza işlem görmemiş hurmaları tercih etmelerini öneriyoruz" dedi. "Tahin, pekmez ve helvalarımız revaçta" Helvacı Nurettin Yıldız ise, satışlarla ilgili olarak şunları söyledi: "İnşallah Ramazan bereketli, işlerimiz daha iyi olur. Ramazan Ayı’nda tahin, pekmez ve helvalarımız revaçta. Met helvası genellikle Eskişehir dışına gidecek olanlar için hediyeliktir. Bir yere hediye götürüleceği zaman met helvasını tercih ediyorlar. Ramazan Ayı’nda ise hem sofralarda tercih ediliyor hem de misafirliğe gidilirken götürülüyor. Şu anda rağbet genellikle susam ve tahinedir. Ben burada tahini kendim çekiyorum. Met helvasının kilosunu 420 TL yaptık, sade helvalarımız 320 TL, pekmezlerimiz ise 250 lira. Bu ürünleri Ramazan Ayı’nda biz kendimiz de tüketiyoruz. Helvalarımız ve tahinlerimiz sahurda tüketilince tok tutuyor."
İstanbul Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde "Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumu düzenlendi Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde, Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen "2’inci Türkiye Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumunda, sağlıklı uzun yaşam ile ilgili yaklaşımlar ele alındı. Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği tarafından sempozyum, Biruni Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Türkiye’nin önde gelen sağlık kuruluşlardan ve yurt dışından akademisyenler, hekimler ile sağlık profesyonelleri katıldı. Programda yaşam tarzı tıbbının bilimsel temelleri, uluslararası uygulamaları ve Türkiye’deki kurumsallaşma süreci ele alındı. "Bakış açısını değiştirmek ve sağlıklı yaşamı öne çıkarmak lazım" Sempozyumun ardından konuşan Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Bugün yurt dışından gelen misafirlerimizle beraber sağlıklı yaşam tıbbını konuşuyoruz. Aslında bu tamamen sağlık sektöründe ve doktorların eğitiminden, temelden değişmesi gereken bir durum. Çünkü biz doktorlar olarak hep hastalıkları tedavi ediyoruz. Oysa ki bakış açısını değiştirmek ve aslında nasıl sağlıklı ve uzun yaşamı sağlayacağımızı öne çıkarmamız lazım" dedi. "Sağlıklı, uzun bir yaşama ulaşmamız mümkün" Sağlıklı yaşam tıbbının tıp fakültesi eğitimimizden başladığını söyleyen Prof.Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Eğitimle beraber aslında doktorlar olarak ve sağlık çalışanları olarak bizlerin görevi tüm toplumun sağlıklı yaşamını uzatmak ve bu konudaki bilgilendirmeyi arttırmak. Burada en önemli sacayakları egzersiz, beslenme, stres yönetimi ve düzenli uykudur. Yaşam tarzımızı değiştirmek ve bilinen risk faktörlerini; sigara gibi, alkol gibi yaşamımızdan uzaklaştırmakla aslında hastalıklardan korunmamız mümkün. Ve böylece de sağlıklı, uzun bir yaşama ulaşmamız mümkün" diye konuştu. Prof.Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Tüm doktorlar ve sağlık çalışanları olarak halkımızı bu konuda eğitmeli, bilinci arttırmalı ve Sağlık Bakanlığımızın da yeni Sağlıklı Yaşam Tıbbı Sertifika Programları ile bu konuda tüm halkımıza, toplumumuza farkındalığı arttırıcı iyi bir yaşam verme konusunda çalışmamıza devam etmemiz lazım. Bugünkü sempozyumda da burada detaylarıyla tartıştığımız konuların temelleri bunlar" şeklinde konuştu. "Savaş meydanlarda değil, hücresel düzeyde" Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği Başkanı Dr. Hande Türkyılmaz ise konuşmasında "Artık belirleyiciler patojenler değil, bizim tercihlerimiz diyoruz. Artık tehdit mikroplar değil, bizim metabolik yükümüz. Ve artık savaş meydanlarda değil, hücresel düzeyde meydana geliyor. Bu nedenle de içinde bulunduğumuz bu çağda artık sağlık politikalarının, bizim tıbbi yaklaşımlarımızın eksen değiştirmesi gerekiyor. Tedavi merkezli sistemden önleme merkezli bir sisteme, hastalık yönetiminden sağlık inşasına geçmemiz gerekiyor. Yaşam tarzı tıbbı sadece bireysel bir tercih değil, aslında kamusal bir sağlık stratejisi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Artık kronik hastalıklarla mücadele etme zamanı" Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Toplum Sağlığı Hizmetleri ve Eğitim Dairesi Başkanı Dr. Aslıhan Külekçi Uğur konuşmasında, "Sağlıklı Hayat Merkezleri sağlıklı yaşamın teşvikini amaçlayan, bu amaç doğrultusunda da sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması, hareketli yaşam tarzının benimsetilmesi, sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi hususu olması konusunda hızla yol alıyoruz. Artık kronik hastalıklarla mücadele etme zamanı ve en büyük savaşımızı bununla vereceğiz ve burada sağlıklı yaşam tıbbının kıymeti çok büyük. Çünkü sadece hastalığı iyileştirmek değil, yaşam tarzını değiştirerek ancak kronik hastalıklarla mücadele edebiliriz" dedi.
İstanbul Ümraniye’de ortaya çıkan 2’nci cinayette acılı baba fenalaşarak hastaneye kaldırıldı Ümraniye’de iki cinayetin yaşandığı evde, öldürülen genç kadının Türkiye’deki anne babası bulmayı bekledikleri kızlarının ölüm haberiyle sarsıldı. Bugün fenalaşan baba, ambulansla hastaneye kaldırılırken acılı aileyi Özbekistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu yetkilileri ziyaret etti.İstanbul’un Şişli ilçesinde 24 Ocak’ta cesedi parçalar halinde bulunan Durdona Khokimova’nın öldürüldüğü Ümraniye’deki dehşet evinde, bir kadının daha öldürüldüğü ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre Sayyora Ergashaliyeva’nın Özbekistan’da yaşayan ailesi, 23 Ocak’tan sonra kızlarından haber alamamaları üzerine Türkiye’deki Özbek Kadın Hakları Derneği’ne ulaştı. Dernek Başkanı Azade İslamova ve Derneğin Avukatları Ezgi Ekin Arslan ile Cevat Bozkurt’un aileyle görüşmesi ve Durdona Khokimova’nın öldüğü evde bulunduğu şüphesi üzerine aileye yapabilecekleri hakkında bilgi verildi. Sonrasında 5 Şubat’ta Türkiye’ye gelen aile, 6 Şubat’ta Savcılığa başvuru yaptı. Başvuru sonrası yapılan çalışmalarda, cinayet ortaya çıktı.Zanlılar cinayeti itiraf ederken genç kadının Türkiye’de olan anne ve baba, kızlarının sağ salim beklerken gelen acı haberle yıkıldı. Katledilen Ergashaliyeva’nın babası Bakhromjon Bustonov, bugün bir anda fenalaştı. Hemen 112 ekiplerine haber verilmesiyle gelen ekipler, ilk müdahalenin ardından acılı babayı, ambulansla hastaneye kaldırdı. Tansiyon yüksekliği yaşadığı öğrenilen baba tedavilerinin ardından taburcu edildi. Öte yandan Özbekistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu yetkilileri de acılı aileyi ziyaret ederek, olayın üzerinde durduklarını bildirdi. Ziyaret sırasında ailenin yaşadığı acı ve üzüntü kameralara yansıdı.