GÜNDEM - 13 Şubat 2026 Cuma 12:33

2021 yılından bu yana öz ağabeyi ve yeğeni tarafından 3 kez silahlı saldırıya uğradı

A
A
A
2021 yılından bu yana öz ağabeyi ve yeğeni tarafından 3 kez silahlı saldırıya uğradı

İstanbul’da sistematik bir saldırı zincirinin hedefi olduğunu iddia eden Nihat Ölmez, 2021 yılından bu yana öz ağabeyi ve yeğeni tarafından 3 kez silahlı saldırıya uğradığını ve bir kez de kaçırılmaya çalışıldığını öne sürerek yardım istedi. Son saldırıda bacaklarından yaralanan Ölmez, "Öldürülürsem faili meçhul kalmak istemiyorum" dedi.


Olay, 21 Ocak’ta Kartal Hürriyet Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre bir akrabasına misafirliğe giden Nihat Ölmez, bakkal dönüşü park halindeki araçların arasında iki şahsın pusu kurduğunu fark etti. Şahısların peş peşe ateş açması üzerine mermilerin hedefi olan Ölmez, yaralı halde yaklaşık 200 metre kaçarak bir markete sığındı. Market çalışanlarının ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi markette yapılan Ölmez hastaneye kaldırılırken, saldırganlardan birinin silahıyla teslim olduğu, diğerinin ise polis ekiplerince yakalandığı öğrenildi.



"Ben bu çeteyle mücadele edemem, en sonunda öldürüleceğim"


Hastanede tedavi altına alınan ve yaşadığı dehşet anlarını anlatan Nihat Ölmez, saldırıların arkasında aile üyelerinin olduğunu iddia etti. Ölmez, "2021 yılından beri sistematik şekilde hedef alınıyorum. Aynı çete tarafından 3 kez silahlı saldırıya uğradım, 2021 yılında ise darp edilerek kaçırılmaya çalışıldım. Bu çete benim dışımda 7-8 saldırı olayını daha organize etti ancak hiçbir şekilde ceza almıyorlar. Bu olayın azmettiricisi Ali İlyas Ölmez, çetenin yöneticisi o. Beni sürekli öldürmeye çalışıyorlar, sürekli takip altındayım. Öldürülürsem faili meçhul kalmak istemiyorum, ben bu çeteyle mücadele edemem, en sonunda öldürüleceğim" dedi.



"Azmettiriciler öz ağabeyim ve yeğenim"


Son saldırı anında yaşadığı korku dolu dakikaları aktaran Ölmez, "Arabaların arasında çömelmiş iki kişiyi gördüm. Hareket ettiğim anda arkamdan peş peşe 7-8 el ateş edildi, sanırım çift silahtı. Ben bacağımdaki iki yarayla 200 metre kaçarak bir markete sığındım, orada bana tampon yaptılar. Sonra zanlılardan olan ağabeyim gelip silahla teslim oldu. Onlar oraya beni öldürmek için gelmemiş olsalar Hadi Ölmez orada olmazdı. Bu saldırıda azmettiriciler öz ağabeyim Hadi Ölmez ve Murat Kaya’dır. Daha önce de haklarında şikayetçi olmuştum" şeklinde konuştu.



"Benim bir oğlum daha vardı, Ali Ölmez onu da öldürttü"


Oğlunun maruz kaldığı saldırılar sonrası zor günler geçiren anne Hatice Ölmez ise gözyaşları içinde yetkililere diğer oğluna seslenerek, "Oğlumu yoklukla, zorlukla büyüttüm. Öldürülsün diye mi büyüttüm, bana layık olan bu muydu? Beni bu yaşımda sürüm sürüm süründürdüler, Allah’larından bulsunlar. Benim daha umudum yok. Daha önceki bir olayı da camdan izlemiştim, peş peşe iki motosiklet gelip oğlumun etrafını sardılar. Zaten oğlumu vurduklarında perişan oldum, insan el olsa yine de acırdı. Benim Erdal Ölmez diye bir oğlum daha vardı, Ali Ölmez onu da öldürttü" dedi.


Nihat Ölmez’in iddialarına göre, saldırı süreçleri ilk olarak 2021 yılında darp edilerek kaçırılma girişimiyle başladı. Ölmez, 2023 yılında evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Ölmez son olarak geçtiğimiz günlerde silahlı saldırıya uğrayarak bacağından yaralandı. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma devam ederken, Ölmez’in iddialarında adı geçen akrabalarından henüz bir açıklama gelmediği bildirildi.



2021 yılından bu yana öz ağabeyi ve yeğeni tarafından 3 kez silahlı saldırıya uğradı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Arazide tek başına yürüyen yavru vaşak, sürüden ayrılan pengueni hatırlattı Sivas’ta sürücünün tarlada fark edip görüntülediği yavru vaşak, arazide uzaklaşırken arkasına dönüp bakmasıyla yıllar sonra yeniden gündeme gelen ’sürüsünden ayrılan penguen’ belgeselindeki sahneyi hatırlattı. Sivas’ta yaşayan Musa Karaçınar, aracıyla Doğanşar ilçesi tarafına doğru seyir halindeyken yolun ortasında su birikintisine benzer koyu renkli bir karartı fark etti. Durumdan şüphelenen Karaçınar, aracını yol kenarına çekerek, karartıyı incelemeye başladı. Yaklaştığında bunun yavru bir vaşak olduğunu anlayan Karaçınar, cep telefonuyla görüntü almaya başladı. Bir süre yol kenarında duran vaşak, daha sonra ağır adımlarla arazinin içine doğru ilerledi. Karaçınar, vaşağı gözden kaybolana kadar bir müddet daha izledi. Arazide uzaklaşan vaşağın ilerlerken bir an arkasına dönüp bakması ise dikkat çekti. Bu anlar, Encounters at the End of the World adlı belgeselde yer alan ve sürüsünden koparak tek başına ters yöne yürüyen penguen sahnesini hatırlattı. Söz konusu penguen görüntüleri, yıllar sonra sosyal medyada yeniden paylaşılarak gündem olmuş, ’sürüsünden ayrılıp kendi yolunu seçen penguen’ olarak geniş kitlelerce konuşulmuştu. "Yavru bir vaşaktı" İlk defa bir vaşak gördüğünü söyleyen Musa Karaçınar, "Doğanşar tarafında aracımla yolculuk yapıyordum. Daha sonra ise yolun ortasında bir vaşak olduğunu fark ettim. Aracımdan inip fotoğraflarını ve videolarını çekmeye çalıştım ama kaçtı. İlk defa vaşak gördüm ve arabadan iner inmez görüntü almaya başladım. Büyük değil yavru bir vaşaktı" dedi.
Elazığ Ramazan soflarının vazgeçilmezi ’Badem Şekerine’ yoğun talep Elazığ’da her Ramazan olduğu gibi bu yıl da kentin ’beyaz altını’ olarak dillendirilen bademin, şeker yolculuğu başladı. Ramazan ayından standart düzeyde yapılan badem şekeri 11 ayın sultanının gelmesiyle rekor üretime geçiyor. Osmanlı döneminde yapıldığı bilinen, Elazığ’da Ramazan ayında hemen her eve giren, yurt dışına da gönderilen badem şekeri, bu yıl da birçok işletmede yapılmaya başlandı. Yılın 11 ayında çok az üretimi olan ve kentte ’beyaz altın’ olarak dillendirilen badem şekerinin üretimi, Ramazan ayında ise rekor kırıyor. Günlük üretim ve tüketimi yaklaşık 5 kat artan badem şekeri için ustalar tatlı bir telaş içine giriyor. Kilogramı 500 liradan alıcı bulan ve ağırlıklı olarak yerli bademle hazırlanan kentin ’beyaz altını’ 3 saatte hazır hale geliyor. Badem, 1 saat boyunca kavrulmasının ardından 2 saat de özel kazanda şekerleniyor. Vatandaşlar, iftardan sonra çayın yanında kan şekerini düzenlediğini belirttikleri badem şekerine rağbet gösteriyor. Tüm İslam aleminin Ramazan ayını kutlayan badem şekeri ustası Coşkun Ceylan, "Badem şekeri, Osmanlı’dan gelen bir gelenektir. Özellikle Elazığ’da normal zamanlarda da talep oluyor ama Ramazan aylarında sofraların olmazsa olmazı oluyor. Orucunu açan mutlaka çayın yanında badem şekerini içiyor. Normalde badem şekerinin en lezzetlisi şekeri az olandır. Çayın yanında o damak tadını oluşturmalıdır. Normal zamanlarda 150-200 kilogram badem şekeri satarken, Ramazan ayında 5 katına 750 kilogram civarında satış gerçekleştiriyoruz. Bu da insanların talepleri üzerine oluyor. Dışarıda yaşayan Elazığlı vatandaşlara da buradan çok gönderiyoruz. Badem şekeri soflardan sonra çayın vazgeçilmezidir. Fiyat, geçen sene badem ağaçlarına don vurmasından dolayı ister istemez badem fiyatlarını yükseltti. Geçen sene kilosunu 300 liraya verdiğimiz badem şekeri 500 liradan satılıyor" dedi.
Bursa Arena Anne-Baba Okulu’nda sertifika heyecanı Arena Eğitim Kurumları’nın, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) iş birliğiyle hayata geçirdiği "Anne Baba Okulu" projesi, ikinci dönemini başarıyla tamamladı. 10 hafta boyunca uzman akademisyenlerden eğitim alan ebeveynler, Arena Okulları Beşevler Kampüsü’nde düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu. Törene BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni, Arena Eğitim Kurumları Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Feyyat Gökçe, Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, BUÜ Öğretim Üyesi Dr. İsmail Çimen kurum yöneticileri ve çok sayıda veli katıldı. Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, projenin hem kurum hem de toplum için taşıdığı değeri vurguladı. Eğitimin evdeki değişimle başladığına dikkat çeken Arslan, "Bugünkü tabloyu kelimelerle anlatmak mümkün değil; bizim için gerçekten çok anlamlı bir gün. 10 hafta boyunca hem Bursa’dan hem de çevre illerden çok değerli hocalarımız velilerimizle buluştu. Projemizdeki temel felsefe ’evi değiştirmekti’. İnanıyoruz ki evdeki ortamı dönüştürebilirsek, çocuklarımız hayata çok daha güçlü adapte olacaklardır. Kendi velilerimizle sınırlı kalmayıp, bu bilinçle Bursa genelinde öncü bir rol üstlenmek ve benzer çalışmalara model teşkil etmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki çevremiz güzelleşirse biz de güzelleşiriz. Bu toplumsal gelişim vizyonuyla hareket ederek, her yıl daha da güçlenen bu projeyi kentimiz için köklü bir geleneğe dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Bu yolda bizden desteğini esirgemeyen, Eğitim Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Salih Çepni ve Bilim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Feyyat Gökçe hocalarımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni ise konuşmasında, projeyle üniversite-şehir iş birliğinin en güzel örneklerinden birinin sergilendiğini belirtti. Ebeveynlerin eğitimdeki rolüne değinen Çepni, "Anne Baba Okulu, iki yıllık süreçte kendi kültürünü ve sistemini oluşturmuş kıymetli bir proje. Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak topluma hizmet etme misyonumuz doğrultusunda, bu çalışmanın bilimsel tarafında yer almayı ve akademik bilgiyi sahaya indirmeyi önemsiyoruz. Velilerimizin ’tüm sorumluluk okulda olsun’ anlayışından uzaklaşarak okul ile aktif bir iş birliği içine girmesi, çocuklarımızın geleceği için en büyük kazanımdır. Bu modelin zamanla daha da zenginleşerek çok daha geniş kitlelere ulaşacağına kalpten inanıyorum" diye konuştu. Program süresince veliler; 21. yüzyılda ebeveynlik, dijital dünyada çocuk yetiştirme, akran zorbalığı, güvenli bağlanma ve etkili iletişim gibi kritik başlıkları ele aldı. Alanında uzman akademisyenlerin sunumlarıyla gerçekleşen eğitimler, ebeveynlere çocuklarının gelişim süreçlerinde karşılaştıkları zorluklara karşı bilimsel ve pratik çözüm yolları sundu. Tören, protokol üyelerinin velilere sertifikalarını takdim etmesi ve çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.