SPOR - 23 Mart 2026 Pazartesi 17:36

13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda heyecan yarın başlıyor

A
A
A
13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda heyecan yarın başlıyor

Türkiye Taekwondo Federasyonu tarafından düzenlenen 13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası (Türkiye Open 2026) yarın yapılacak müsabakalarla başlayacak.


Dünyanın dört bir yanından sporcuların katılımıyla gerçekleşecek 13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası, bu yıl da 10 bin seyirci kapasiteli Antalya Spor Salonu’nda düzenlenecek. Sekiz gün sürecek organizasyon, 24 Mart’ta tüm kategorilerde yapılacak poomsae müsabakalarıyla başlayacak. Organizasyon 25 Mart’ta para taekwondo branşında hem kyorugi hem de poomsae karşılaşmaları ile devam edecek. Turnuvada 26-27 Mart tarihlerinde yıldızlar, 28-29 Mart’ta gençler, 30-31 Mart’ta ise büyükler kategorisindeki müsabakalar gerçekleştirilecek. Genç yeteneklerden elit sporculara kadar toplam 67 ülkeden 2 bin 552 sporcunun katılacağı organizasyonda Türkiye, 254 sporcu ile yer alacak. Turnuva öncesi Antalya Spor Salonu’nda basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya; Türkiye Taekwondo Federasyonu Başkanı Bahri Tanrıkulu, Dünya Taekwondo Federasyonu Teknik Delegesi Usman Dildar, Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan, Türkiye Taekwondo Federasyonu As Başkanı Engin Sarıkaya, Türkiye Taekwondo Federasyonu Genel Sekreteri Emrah Taşdemir ile davetliler katıldı.



Bahri Tanrıkulu: "Dünya çapında ün salmış bir turnuvaya ev sahipliği yapıyoruz"


Türkiye Taekwondo Federasyonu Başkanı Bahri Tanrıkulu, organizasyonun geleneksel hale geldiğini ifade ederek, "Dünya çapında ün salmış bir turnuvaya ev sahipliği yapıyoruz. Geçen sene başarılı bir organizasyon gerçekleştirdik, olumlu geri dönüşler aldık. Bu sene de geniş katılımla turnuvamıza yarın başlamış olacağız. Toplamda 67 ülkeden 3 bin 278 sporcu bu organizasyona katılacak. Ülkemiz olarak bu organizasyonu en iyi şekilde gerçekleştirmekten mutluyuz. 2025 yılındaki organizasyonda Milli takım olarak 56 altın, 40 gümüş, 43 bronz madalya ile şampiyon olmuştuk. Burada yarışan sporcular ile milli takımlarımız şekillenecek. Avrupa ve dünya şampiyonalarına gidebilmek için burası kota veriyor çok önemli. Toplamda bütün kategorilerde 254 sporcumuz milli takım adına yarışacak. 104 de milli takım antrenörümüz görev alacak. Yarışacak olan tüm sporcu kardeşlerime başarılar diliyorum. Bize her türlü imkanı sağlayan başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak’a, Bakan Yardımcımız Hamza Yerlikaya’ya ve Genel Müdürümüz Veli Ozan Çakır’a teşekkür ediyorum. Tüm spor severleri maçlara davet ediyorum" dedi.



"Dünya Şampiyonası kalitesinde organizasyon gerçekleştiriyoruz"


Başkan Tanrıkulu, bu sene organizasyonun G1 seviyesinde olmasına rağmen çok sayıda katılım olduğuna vurgu yaparak, "Ülkemizdeki turnuvaya ne kadar çok katılım olduğu da gözler önünde. Uluslararası maçtan ziyade dünya şampiyonası kalitesinde organizasyon gerçekleştiriyoruz. Bunun da haklı mutluluğunu gururunu yaşıyoruz. Cuma günü saat 15.00’te açılış seremonimiz olacak" diye konuştu.



"Altyapıya çok önem veriyoruz"


180 bin lisanslı sporcu ile geniş alt yapıya sahip olduklarını ifade eden Başkan Bahri Tanrıkulu, "Altyapıya çok önem veriyoruz. Dünya şampiyonasında genç kardeşlerimizin madalya kazanması ayrı bir gurur verdi. Geçen sene dünya şampiyonasında madalya alan sporcularımız bu sene burada yer alacaklar. Sporcularımız yurt dışı maçlarda da puan toplamaya başladı. 2028’e güçlü bir şekilde hazırlanıyoruz. Geçen sene ilk kez düzenlenen Kenya’daki turnuvada altyapıdan 4 altın madalya çıkardık. İnşallah 2028’deki olimpiyatlara kadar iyi bir kadro çıkaracağız. 2028’de altın madalyalar kazanmak istiyoruz" diye konuştu.


Çevre ülkelerde yaşanan olumsuz durumlardan dolayı bazı sporcuların turnuvaya gelemediğini belirten Başkan Bahri Tanrıkulu, tüm dünyada barışın hakim olmasını temenni etti.



Yavuz Gürhan: "Heyecan içinde 1 hafta sürecek şampiyonayı bekliyoruz"


Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürü Yavuz Gürhan, Antalya’nın spor, turizm ve tarım şehri olduğunu ifade ederek, "Bu tarz organizasyonları burada çeşitlendirmek bizleri de mutlu ediyor. Heyecan içinde 1 hafta sürecek şampiyonayı bekliyoruz. Sporun iyileştiren, birleştiren yönünü ortaya çıkarmak istiyoruz. Ülkemizin ve dünyanın birçok noktasından gelen taekwondo sporcusuna ev sahipliği yapacağız. Çok büyük bir taekwondo haftası. Başta federasyon başkanımız olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Katılan bütün sporcularımıza başarılar diliyorum" dedi.



Usman Dildar: "Her yıl gelişen organizasyona imza atılıyor"


Dünya Taekwondo Federasyonu Teknik Delegesi Usman Dildar, "Dünya ve Avrupa Federasyonu adına teşekkür ediyorum, her yıl daha da gelişerek giden bir organizasyona imza atılıyor. Tüm dünyada birçok turnuvaya gidiyorum ama Türkiye’nin hoş görüsü ve çalışma azminden dolayı çok mutluyum. Spor Bakanlığı ve federasyonun başarısı ile buraya gelen para taekwondo sporcuları, dünya şampiyonasına katılma duygusu yaşıyor. Buraya birçok ülkeden sporcu katılıyor katılımcılara başarılar diliyorum" şeklinde konuştu.



13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda heyecan yarın başlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada öldürülen 3 kişinin cenazeleri teslim alındı Antalya’nın Serik ilçesinde dün gece saatlerinde selektör yapma nedeniyle çıkan tartışmada hayatını kaybeden 3 kişinin cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan teslim alınarak toprağa verilmek üzere Serik Akbaş köyüne götürüldü. Polisteki ifadesi tamamlanan Katil Zanlısı Ahmet B., olay anında yanında bulunduğu öğrenilen O.V. isimli arkadaşı ile birlikte adliyeye sevk edildi. Serik ilçesi Kökez Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde dün gece saat 02.00 sıralarında meydana gelen olayda Ahmet B. (25) ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran arasında araçla seyir halindeyken selektör yapma nedeniyle tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşürken, Gündoğmuş’ta Orman Muhafaza Memuru olarak görevli olduğu öğrenilen Ahmet B. yanında bulunan tabanca ile Bilgin Korkut, Oğuz Avcı ve Emre Savran’a ateş ederek çeşitli yerlerinden vurdu. 3 kişi hayatını kaybetti Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edilirken, Bilgin Korkut ve Oğuz Avcı’nın olay yerinde, ağır yaralanan Emre Savran ise kaldırıldığı Serik Devlet Hastanesinde hayatını kaybetti. Şüpheli Ahmet B. ise olayın ardından polis merkezine giderek teslim oldu. Cumhuriyet savcısının ilk incelemesinin ardından cenazeler Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Cenazeler yakınlarına teslim edildi Olayda hayatını kaybeden ve akraba oldukları öğrenilen inşaat mühendisi Bilgin Korkut, güvenlik görevlisi Emre Savran ile inşaat işçisi Oğuz Avcı’nın cenazeleri Antalya Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi. Hayatını kaybeden 3 akrabanın yakınlarının bir hayli üzgün olduğu görülürken cenazeleri aynı araçla toprağa verilmek üzere Serik Akbaş Köyü’ne götürüldü. Olayın ardından teslim olan Ahmet B. ile olay anında araçta bulunan arkadaşı O.V. polisteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.