GENEL - 16 Mayıs 2023 Salı 14:11

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: “3 kahraman evladımız şehit oldu”

A
A
A
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: “3 kahraman evladımız şehit oldu”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bugün Şırnak’ta teröristlerle mücadele eden dün bir teröristi etkisiz hale getiren, bugün de iki teröristi etkisiz hale getiren ve mağaraya giden maalesef üç kahraman evladımız şehit oldu” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bugün Şırnak’ta teröristlerle mücadele eden dün bir teröristi etkisiz hale getiren, bugün de iki teröristi etkisiz hale getiren ve mağaraya giden maalesef üç kahraman evladımız şehit oldu” dedi. Depremzedelere çirkin sözler söylenmesinden dolayı çok üzüldüğünü belirten Bakan Soylu, “Bunlar hiç yapılmaması gereken, kızgınlıkla dahi yapılmaması gereken sonuçlar. Biz orada afetzedelerimizin bugüne kadar nasıl emirlerinde olmuşsak bugünden sonrada aynı şekilde emirlerindeyiz” dedi.


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, AK Parti Zeytinburnu ilçe Başkanlığı’nı ziyaret etti. Bakan Soylu ziyaret öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 14 Mayıs’ta gerçekleştirilen seçimle ilgili konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “ 14 Mayıs demokratik bir sonucu tecelli etmiştir. Burada Cumhurbaşkanımız 49.50 oyla açık ara birinci olmuştur. Bunu bütün milletimiz görüyor. Hepimiz ikinci tura çok çalışacağız. Buradaki bir sonucu da kimsenin es geçmemesini istiyorum. Bütün gelişmiş ülkeler Avrupa’da özellikle yıllarca demokrasi ve hukuk üzerinden üzerimize boza pişirmişlerdir. Yıllarca Türkiye’yi büyük eleştirilerle karşı karşıya bırakmışlardır. Oysa demokrasi ve hukuk sistemimizin eleştirilecek bir tarafı onlara açısından hiçbir zaman söz konusu değildir. Çünkü Amerika’da seçimi herkes biliyor. Bundan 10 yıl önce yapılan seçimlerde bir adayın elinden alıp başka bir adayın eline vermişlerdir. Geçen seçimlerde sonucu mektuplarla belirlemişlerdir. Yani demokrasilerin sürekli olarak hepimiz açısından soru işareti ile karşı karşıyadır. Onların bir derin devleti vardır, bizim de büyük milletimiz var” ifadelerini kullandı.


“Durmak yok çalışmaya devam”


“Milletimizin yapacağı değerlendirmeye de sonuna kadar tabiyiz” diyen Soylu, “Büyük millet bir karar verdi. Şimdi bu milletin verdiği kararla ilgili herkes sorumludur. Hepimiz sorumluyuz. Herkes kendine ait sorumluluğu ortaya koyacaktır. Burada bu değerlendirmeler milletimiz nezlinde yapılacak değerlendirmelerdir. Onun için hepimiz 28’ne çalışıyoruz. Milletimizin yapacağı değerlendirmeye de sonuna kadar tabiyiz. Bizim sloganımız şu; ‘Durmak yok çalışmaya devam’ 28’inde Cumhurbaşkanımızı o demokrasi ve hukuk bayrağını bütün dünyaya sallayan bu milletimizin iradesiyle tekrar başkan seçmeye hepimiz gayret gösteriyoruz, çalışacağız .Mümkün olduğunca hiç kimse kötü söz söylemesin kötü sözü sandığa kapatalım” şeklinde konuştu.


Depremzedelere çirkin sözler söylenmesinden dolayı çok üzüldüğünü belirten Bakan Soylu, “Çok üzüldük. Bunlar hiç yapılmaması gereken, kızgınlıkla dahi yapılmaması gereken sonuçlar. Netice itibariyle deprem bölgesinde bu millette büyük yardımlarını ve desteklerini koydu. Devlette bütün kapasitesini ortaya koydu. Orda da bir irade söz konusu. Biz orada afetzedelerimize bugüne kadar nasıl emirlerinde olmuşsak bugünden sonrada aynı şekilde emirlerindeyiz. Dün akşam itibariyle koordinatör valilerimizin hepsi seçim güvenliği biter bitmez görevlerine başladılar. Bizim önümüzdeki yıl içerisinde onların başlarını sıcak yuvaya sokmadan önce dur durağımız yoktur. Rahatımız yoktur. Birinci önceliğimiz afetzedelerimizdir” dedi.


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Allah nasip ederse de Türkiye’yi yükselteceğiz. Dünyadaki umut olmamızı ve kıymetli Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bütün dünya ülkelerinin en iyi olmasını hep beraber yarınlara taşıma haysiyeti de şerefi de hep birlikte bizim olacak. Biz çok çok teşekkür ediyoruz. Dünyanın en kıymetli işi istikrardır. En kıymetli işi ve yirmi bir yıldır bu istikrarı Türkiye sağladığı için bugün ayaklarının üzerinde durmaktadır. Şunu ifade edeyim. İnşallah bu konuda hep birlikte büyük bir mücadeleyi ortaya koyacağız. Bugün Şırnak’ta teröristlerle mücadele eden dün bir teröristi etkisiz hale getiren, bugün de iki teröristi etkisiz hale getiren ve mağaraya giden maalesef üç kahraman evladımız şehit oldu Allah Allah rahmet eylesin. Onların ruhlarına bir Fatiha okuyalım. El Fatiha. Allah kabul etsin. Bu mücadele teröristlerin kökünü kurutana kadar şurada seksen terörist onların kökünü kurutana kadar bu Türkiye içerisinde adım adım her yerde devam edecek. Ben öncelikle tekrar her birinize teşekkür ediyoruz. Biz de hem cumhurbaşkanlığı seçimi hem milletvekilliği seçimi sonuçlandı. Biz de arkadaşlarımızla beraber milletvekili olduk ve her birinin ayrı ayrı sizlere de teşekkürleri var” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Anne cinayetindeki ’kanlı mont’ detayı düğümü çözdü Aydın’ın Germencik ilçesinde Meryem Akgün’ün (76) oğlu tarafından öldürülmesiyle ilgili soruşturma kapsamında evde bulunan kanlı montun sahibi tutuklanırken, şüphelinin ifadesinde, "Kanın montuma nasıl bulaştığını bilmiyorum" diyerek kendini savunduğu öğrenildi. Olay, geçtiğimiz 8 Mart günü Germencik ilçesi Çamköy Mahallesi’nde meydana geldi. 76 yaşındaki Meryem Akgün’ün evinde ölü bulunmasının ardından soruşturma başlatıldı. Yaşlı kadının baş kısmındaki darp izleri üzerine olayın cinayet olabileceği değerlendirilirken oğlu İbrahim A. gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında 348 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü incelenirken, çok sayıda kişinin ifadesine başvuruldu. Yapılan çalışmalar sonucunda şüpheler, yaşlı kadının oğlu İbrahim A. üzerinde yoğunlaştı. Gözaltına alınan İbrahim A. ifadesinde, annesiyle arazi anlaşmazlığı nedeniyle uzun süredir sorun yaşadığını söylediği öğrenildi. Olay günü bir arkadaşıyla Yeniköy civarında define aradığını anlatan İbrahim A.’nın, daha sonra annesinin evine gittiğini ve aralarında çıkan tartışmanın büyümesi üzerine sinirlenerek evde bulunan odunla annesinin başına vurduğunu itiraf ettiği öğrenildi. İtirafın üzerine gerekli işlemleri tamamlanan İbrahim A., 12 Mart’ta sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kanlı mont olayın seyrini değiştirdi Soruşturmayı derinleştiren Germencik Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla bağlantısı olduğu değerlendirilen Fırat B.’yi de gözaltına aldı. Şüphelinin evinde yapılan aramada ise kan lekeleri bulunan bir mont ele geçirildi. Kriminal inceleme sonrasında monttaki kan izlerinin Meryem Akgün’e ait olduğu tespit edildi. Cinayet şüphesiyle gözaltına alınan Fırat B.’nin suçlamaları kabul etmediği, ifadesinde ise, "Olayla bir alakam yok. Olay yerinde hiç bulunmadım. Montuma kan izleri nasıl bulaştı bilmiyorum" diyerek kendini savunduğu öğrenildi. Adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ankara Bakan Şimşek: "Nisan’da dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz" dedi. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar gerçekleşti. Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Mayıs ayında ise uzun bayram tatilinin etkisiyle cari dengede geçici bozulma bekliyoruz. Diğer taraftan savaşın turizm gelirleri üzerindeki etkilerinin sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açık artacak. Uyguladığımız programla sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz. Mart’taki 1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi ile yıllıklandırılmış giriş 12,6 milyar dolar oldu. Ülkemizin risk primi CDS savaş öncesi döneme yaklaşırken borç çevirme oranlarındaki yüksek seyir devam ediyor. Meclis’te görüşülen Yatırım Teşvik Paketi’nin finansman yapısını desteklemesini bekliyoruz. Enerjide dışa bağımlılığı azaltan, katma değerli üretimi ve yeşil dönüşümü destekleyen politikalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
Eskişehir Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı saldırıya uğradı Eskişehir Sivrihisar Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş, belediye binasında çıkan arbede sırasında bir şahsın saldırısı sonucu yaralandı. Sivrihisar Belediyesi tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Bugün Sivrihisar Belediye Başkanımız Sayın Habil Dökmeci’ye yönelik saldırı girişiminde bulunmak amacıyla belediye binasına gelen ve daha önce Belediye Başkanımıza karşı tehdit ve hakaret suçlarından ceza aldığı bilinen H.A. isimli şahıs, belediye binasında yaşanan arbede sırasında Belediye Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ı yaralamıştır. Olayın ardından gerekli sağlık müdahaleleri gerçekleştirilmiş olup, Başkan Yardımcımız Mehmet Taş’ın tedavi süreci devam etmektedir. Yaşanan saldırıya ilişkin hukuki süreç Belediyemiz tarafından ivedilikle başlatılmış; ilgili şahıs hakkında hem Belediyemiz hem de Sayın Mehmet Taş tarafından ayrı ayrı suç duyurusunda bulunulmuştur. Şüpheli şahsın, ifade süreci de Sivrihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir" denildi. "Bizler hukuka güveniyoruz" Açıklamada, "Kamu hizmetinin yürütüldüğü belediye binalarında şiddet, tehdit ve saldırı girişimlerinin hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir. Sivrihisar’da bugüne kadar büyük bir hassasiyetle korunan huzur ortamını bozmaya yönelik her türlü hukuka aykırı girişimin karşısında olduğumuzu; hukuka uygun şekilde gerçekleştirdiğimiz tüm işlem ve uygulamaların da sonuna kadar arkasında durduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiririz. Demokratik toplum düzeninde çözüm yolu; tehdit, baskı ve şiddet değil, hukuk ve meşru zemindir. İnsanların can güvenliğini tehlikeye atan, kamu düzenini bozan ve kamu görevlilerine yönelik saldırı gerçekleştiren kişiler hakkında hukuk devletinin gereğinin eksiksiz şekilde yerine getirileceğine olan inancımız tamdır. Bizler hukuka güveniyoruz. Aynı zamanda, hukuk devletinin korunabilmesi adına hukuka güvenmek zorunda olduğumuzu da özellikle ifade ediyoruz" ifadeleri yer aldı.
İstanbul Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün savunma yaptı Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ifade verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 3. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada ara mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı 4 sanığın da tutukluluk halinin devamını talep etti. "Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, kimseye vermedim" Tutukluluğunun devamına yönelik ara mütalaaya karşı stratejist Necati Özkan, "Biz burada 2 nedenle bulunuyoruz. Ekrem Bey’in itibarını biraz daha zedelemek, 2019 seçimlerini kirletmek ve Sayın Merdan Yanardağ’ın televizyon kanalına el koyabilmek. Bu raporlarda ortaya konan çabanın bir casusluk davası meselesini çözmekle ilgili bir çaba olmadığını, tam tersine bu tutuklulukları uzatmakla ilgili bir çaba olduğunu görüyoruz. Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Savcının yorumları var o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey’i ve Merdan Bey’i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin" ifadelerini kullandı. "Sahte belgeler var" Gazeteci Merdan Yanardağ ise, "Dün de söyledim bu beşinci sınıf kumpasın iki hedefi var. Tele1’e el koymak beni ve arkadaşlarımızı susturmak ve esas olarak da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kuşatmak, 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek, paralize etmek. Ama yapamayacaklar. Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Cumhuriyet savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi? Mesela benim Hüseyin Gün’le bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi? Bu dosyada anlaşılan şu, bir, itirafçı olmaya zorlanıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor biliyor musunuz? ‘Televizyonun finansman kaynağı ne?’ Çünkü onlar bir gazetecilik başarısının nasıl böyle bir sonuç doğurabileceğine inanamadılar. Cezalarla geldiler, soruşturmalarla geldiler. RTÜK cezalarıyla vesaire mali ambargolar uyguladılar. Reklam veren firmalara müfettişler, vergi müfettişleri göndererek televizyon yayınlarını önlemeye çalıştık. Neden bir MİT değerlendirmesi yok bu casusluk davasında? Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum" dedi. "Kimseye casusluk iftirası atmadım, beyanlarım, ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi" Ardından söz verilen Hüseyin Gün, "Bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam. Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Ben casus değilim. 10 günlüğüne, rahmetli manevi annemin ricası üzerine İmamoğlu’nu çok sevdiği için ve 1. seçim iptal edildikten sonra sıradan bir sosyal medya analizi yaptırdığım için şimdi karşınızda ben casus oluyorum. Nasıl bir casusum ben? Kimin casusuyum? Kime çalışmışım ben? İddianamede yazıyor, yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD’mışım, hem CIA’ymişim. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ne iddianamede bu çözüldü ne de ben tecrit altında olmama rağmen çözebildim. Burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu’na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir" şeklinde konuştu. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.