TEKNOLOJİ - 28 Ocak 2026 Çarşamba 15:18

Tuz Gölü’nün dayanıklı bitkileri çorak toprakları yeniden canlandırmak için inceleniyor

A
A
A
Tuz Gölü’nün dayanıklı bitkileri çorak toprakları yeniden canlandırmak için inceleniyor

Isparta’da Tuz Gölü Havzası’nda yetişen halofit bitkilerin tuzlu toprakların ıslahında kullanılıp kullanılamayacağı araştırılıyor. Bu bitkilerin biyokimyasal içerikleri de incelenerek, tıp, eczacılık, kozmetik ve gıda gibi alanlarda yüksek değerli bileşenlere dönüştürülme potansiyelinin yanı sıra antikanser özelliklerinin belirlenmesi hedefleniyor.


Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar yürütücülüğündeki "Tuz Gölü Havzası’nda Yetişen Bazı Halofit Bitki Türlerinin Tuzlu Toprakların Islahı ve Yüksek Değerli Metabolit Kaynağı Olarak Değerlendirilme Potansiyellerinin Belirlenmesi" adlı çalışma, TÜBİTAK’ın bu yıl desteklediği projeler arasında yer aldı. Projede Tuz Gölü Havzası’na doğal olarak uyum sağlamış halofit bitki türlerinin topraktaki tuzu bünyelerine çekme kapasiteleri araştırılarak, tuzlanma nedeniyle verimliliği düşen tarım alanlarının bitkisel yöntemlerle yeniden üretime kazandırılması amaçlanıyor. Ayrıca bu bitkilerin tuz stresine karşı geliştirdiği fizyolojik ve biyokimyasal adaptasyon mekanizmaları da detaylı olarak incelenecek.



Halofit bitkiler yüksek katma değerli ürüne dönüştürülecek


Halofit bitkiler, yüksek tuz içerikleri nedeniyle gıda veya hayvancılıkta doğrudan kullanılamıyor. Bu nedenle proje, bu bitkilerin biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesine ve tıp, eczacılık, kozmetik, gıda ve parfümeri gibi alanlarda doğal katkı maddesi, antioksidan, antimikrobiyal ya da antikanser bileşen olarak kullanılabilirliklerinin değerlendirilmesine odaklanıyor. Kanser tedavisinde kullanılabilecek bitkisel bileşenlerin antikanser potansiyeli de bilimsel yöntemlerle incelenecek. Elde edilecek verilerle halofit türlerinin tarımsal atık olmaktan çıkarılarak, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi hedefleniyor.



Tuzlanmış tarım alanları yeniden üretime kazandırılacak


Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar, "Yaklaşık 3 yıllık bir süreci kapsayacak olan bu proje, Aksaray Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi ve mensubu olduğum Üniversiteden değerli akademisyen arkadaşlarımızla birlikte yürütülecektir. Multidisipliner bir anlayışla hazırladığımız bu projenin temel amacı, doğal ya da insan kaynaklı yanlış uygulamalar sonucu tuzlanarak tarım toprağı özelliğini yitiren alanların ıslah edilerek yeniden tarıma kazandırılmasıdır" dedi.



"Bitkilerle tuzlu toprakları iyileştirmeyi hedefliyoruz"


Prof. Dr. Baydar, halofit bitkilerin topraktaki tuzu bünyelerine çekme gücüne dikkat çekerek, "Bu kapsamda toprak ıslahında bitkileri kullanmayı planlıyoruz. Çünkü bazı bitkiler, topraktaki tuzu absorbe ederek bünyelerinde biriktirme kapasitesine sahiptir. Biz de bitkilerin bu özelliklerinden yararlanarak tuzluluk gibi önemli bir stres faktörüne karşı topraklarımızı iyileştirmeyi ve yeniden tarıma kazandırmayı hedefliyoruz. Çalışmamızda özellikle Tuz Gölü Havzası gibi ekstrem ve tuzlu toprak koşullarına adapte olmuş türleri değerlendirmeyi amaçlıyoruz. İçerisinde endemik türlerin de bulunduğu 10 farklı bitki türünün topraktaki tuzu bünyelerine alma ve biriktirme kapasitelerini inceleyerek, bu türlerin tuzlu toprakların ıslahında ne derece kullanılabilir olduğunu belirlemeye çalışacağız" şeklinde konuştu.



"Tarımsal atığı yüksek katma değerli ürüne dönüştürmeyi planlıyoruz"


Halofit bitkilerin ekonomik değerine yönelik çalışmaları anlatan Baydar, "Bu bitkiler yüksek tuz içeriğine sahip olduklarından insan veya hayvan beslenmesinde doğrudan kullanılamamaktadır. Bu nedenle toprak ıslahı için kullandığımız bitkileri hasat sonrası tarımsal atık olmaktan çıkarıp ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmalar da planladık. Bu kapsamda üzerinde çalışacağımız bitkilerin şimdiye kadar biyokimyasal açıdan detaylı bir analizinin yapılmadığını gördük. Öncelikle bu türlerin biyokimyasal içeriklerini ortaya çıkaracağız. Ardından tıp, eczacılık, gıda, kozmetik ve parfümeri gibi alanlarda yüksek katma değerli metabolit kaynağı olarak kullanılabilme potansiyellerini değerlendireceğiz. Tıp ve kozmetikte kullanılan hammaddelerin büyük çoğunluğunun bitkisel kökenli olduğu bilinmektedir. Biz de bu bitkileri tarımsal atık olmaktan çıkararak doğal katkı maddesi, doğal antioksidan kaynağı ya da değerli bileşenler olarak kullanılabilir hale getirip getiremeyeceğimizi araştıracağız. Ayrıca insan patojenlerine karşı etkilerini belirlemek için antimikrobiyal analizler yapacağız. Günümüzün önemli sağlık sorunlarından biri olan kansere yönelik olarak da, kolay ulaşılabilir, ekonomik ve etkili bileşenlere sahip bitkilerin antikanser potansiyelini değerlendireceğiz. Bunun yanı sıra, hem tıp hem de kozmetik alanında kullanılmak üzere bu bitkilerden elde edilen ekstraktların yara iyileştirici ve cilt üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik analizler gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı.



Tuz toleransının sırları araştırılacak


Projenin bilimsel hedeflerini özetleyen Prof. Dr. Baydar, "Projemizin bir diğer önemli amacı ise tuz stresine karşı bitkisel adaptasyon ve toleransın altında yatan fizyolojik ve biyokimyasal mekanizmaları ortaya çıkarmaktır. Özetle tuzlu toprakları bitkiler aracılığıyla ıslah edebilir miyiz ve ıslah için kullanılan bu bitkileri ekonomiye kazandırabilir miyiz? Çalışmamızın temel amacı bu sorulara bilimsel yanıt üretmektir. Yaklaşık 3 yıl sürecek olan projemizin sözleşmesinin önümüzdeki birkaç ay içinde imzalanmasını öngörüyoruz" diye konuştu.



Genç araştırmacılar için büyük bir deneyim fırsatı


Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü’nde doktora eğitimi gören İlknur Albayrak, "Biz, daha önceki proje çalışmalarında olduğu gibi Nilgün hocamızın danışmanlığında birçok projede yer alma fırsatı bulduk. Şu anda desteklenmeye hak kazanan bu projede de hem yazım aşamasında hem laboratuvar çalışmalarında hem de sonuçların raporlanması sürecinde hocamızın bize yer vermesi, bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu projede daha çok laboratuvar analizlerinde hocamıza destek olmak amacıyla bulunuyoruz. Bu süreç, bizim için çok değerli bir deneyim niteliği taşıyor. Proje disiplinini, laboratuvar çalışmalarını ve araştırma kültürünü öğreniyor olmayı, akademik hayata adım atmadan önce bizim açımızdan büyük bir şans olarak değerlendiriyorum" şeklinde konuştu.



Tuz Gölü’nün dayanıklı bitkileri çorak toprakları yeniden canlandırmak için inceleniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öğütken: "Depremin ardından 455 bin konutu 2 buçuk yılda teslim ettik" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Baha Öğütken, "Türkiye, dünya ülkelerinin birçoğunun başaramayacağı bir işi başararak 455 bin konutu 2 buçuk yıl gibi kısa bir sürede mağdurlara teslim etti" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Mali ve İdari İşler Başkanı Ahmet Baha Öğütken, bir dizi ziyaret için Elazığ’a geldi. Partililerin havalimanında karşıladığı Öğütken, Bünyamin Eroğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı. Öğütken, yaptığı konuşmada Elazığ’ın çok sıkıntılar yaşadığını hatırlatarak, "Bu sıkıntıları devletimizin sayesinde, hükümetimizin sayesinde, başarılı bir şekilde TOKİ’mizin sayesinde, Murat Kurum’umuzun sayesinde atlattı. Bir kere değil, iki defa yaşamış olduğumuz depremden dolayı hepimiz son derece üzüldük. Liderimiz halkına, vatandaşına, davasına, herkese sahip çıktığını çok net gösterdi ve tekrar yeni bir oluşum yaptı. Elhamdülillah 35 bin konut yapıldı. Bölgemizde maalesef ilk depremde 41 canımızı yitirdik. Daha sonraki depremimizde de yine tüm Türkiye’de, 11 ilimizde 53 bin 537 canımızı kaybettik. Aslında ekonomik açıdan Türkiye, dünya ülkelerinin birçoğunun başaramayacağı bir işi başardı ve 455 bin konutu 2 buçuk yıl gibi kısa bir sürede mağdurlara teslim etti. Kimse böyle evleri tahmin etmiyordu, bilmiyordu. Bizlere ne dediler; ’Bunlar bu işi yapamaz. 2 buçuk senede enkazı kaldıramaz.’ Hep aynı algıyla hareket ediyorlar, vekili de böyle, başı da böyle. 11 ilimizi modern, güzel binalarla donattık. Sadece onlarla donatmadık. Yollar, kamu binaları, hastaneler, köprüler, altyapılar, sanayi ile alakalı tüm binalarımız sahiplerine teslim edildi" dedi. "Algıyla siyaset yapanlara bu şehir asla müsaade etmeyecektir" AK Parti Elazığ İl Başkanı İbrahim Sencer Selmanoğlu ise, "AK Parti istişareyi esas alan bir harekettir. Bu dava milletin sesini dinleyen, sahadan kopmayan ve teşkilattan güç alan bir dava anlayışıdır. İstişare meclisimiz de bu anlayışın en somut göstergesidir. Bu davada yorulmak yok, küsmek yok, kenarda kalmak yok. Gönlünde Recep Tayyip Erdoğan sevgisi barındıran ve yolunda tecelli eden, davaya inanan her mensubumuz bizim başımızın tacıdır. Gönlümüz de, kalbimiz de her birine sonuna kadar açıktır. Çok açık ve net ifade etmek isteriz ki, algıyla siyaset yapanlara bu şehir asla müsaade etmeyecektir. Bu millet kimin çalıştığını, kimin konuştuğunu çok iyi anlayacak, izah edecek ve takdir edecektir. Algı siyasetine karşı bizim en büyük gücümüz bugün buradaki bu salonun hep birlikte ortaya koyduğu samimiyettir. Biz konuşmayız, eser ve hizmet üretir, gönüller almak için çaba harcarız. Biz suni siyasi gündem oluşturmak için uğraşmayız. Bizler şehir hastanesi yaparız, ilimiz hastanesiz kalmasın diye uğraş veririz. Mazeret üretmeyiz, gönül köprüleri ile birlikte Kömürhan Köprüsü gibi devasa projeler inşa etme peşine düşeriz. Biz algı oluşturmayız" ifadelerini kullandı.
Samsun Enişte 20 gün önce kendisini tüfekle yaralayan kayınbiraderini tüfekle vurdu Samsun’da 2 çocuk babası bir kişi 20 gün önce kendisini tüfekle yaralayan kayınbiraderini tüfekle vurarak yaraladı. Olay, Canik ilçesi Yavuz Selim Mahallesi Muhammet İkbal Caddesi’nde 20 gün önce meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, B.M. (24), bir kişiyle kavga ettiği sırada araya girerek kavgayı ayırmak isteyen eniştesi H.Y.’ye (25) tepki gösterdi. Bunun üzerine evine giderek tüfeğini alan B.M., yeniden olay yerine gelerek eniştesine ateş açtı. Tüfekten çıkan saçmalarla sol ayağından yaralanan H.Y., olay yerine çağrılan ambulansla Gazi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olayın ardından kaçan B.M., Canik İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekiplerinin çalışması sonucu Kuzey Yıldızı Mahallesi’nde suçta kullandığı tüfekle birlikte yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan B.M., 9 Ocak’ta Samsun Adliyesi’ne sevk edildi. Nöbetçi mahkemeye ifade veren B.M., mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ancak B.M.’nin kendisini yine vuracağını duyan enişte H.Y., dün akşam Yavuzselim Mahallesi’nde karşılaştığı kendisini vuran kayınbiraderi B.M.’ye tüfekle ateş açtı. Bacaklarından yaralanan B.M., özel bir hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Enişte H.Y. ise Canik İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Bugün Samsun Adliyesine sevk edilen enişte mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kocaeli "Safran mürekkepli muska" ve "büyü bozma" iddiasıyla dolandırıldı Kocaeli’de eşinin rahatsızlığı için yardım arayan yaşlı adamın, "Cinler kan istiyor" ve "Türkiye’deki safran alkollü, yurt dışından gelecek" yalanlarıyla 130 bin lira dolandırıldığı iddiası yargıya taşındı. Sanıklardan birinin, "Muskaların mürekkebi safrandan olduğu için cüzi miktarda para aldım" diyerek kendini savunduğu öğrenildi. İddiaya göre, 2023-2024 yılları arasında İzmit ilçesinde eşinin psikolojik rahatsızlığı nedeniyle yardım arayan H.D. (63) isimli yaşlı adam arkadaşının aracılığıyla Y.C. (45) ile tanıştı. Y.C., H.D.’ye eşinin üzerinde çok ağır bir büyü bulunduğunu, çocuklarının da bundan etkilendiğini öne sürdü. Bu durumu düzeltebileceğini iddia eden ancak bunun için çok sayıda kurban kesilmesi gerektiğini ileri süren Y.C., cinlerin kan talep ettiği yalanını da söyledi. Y.C.’nin ayrıca, muska yazımı için safran bitkisine ihtiyaç duyulduğunu, Türkiye’deki safranların alkollü olduğunu iddia ederek, yurt dışından getirtilecek safranın yüksek maliyeti olduğu gerekçesiyle H.D.’den toplam 130 bin lira aldığı belirtildi. Bir süre sonra durumdan şüphelenen yaşlı adam şikayetçi oldu. Şikayet üzerine Y.C. ve H.Ş. gözaltına alındı. "Suçlamaları kabul etmiyorum" Şüpheli Y.C., iddianamede yer alan ifadesinde, "H.D iş yerime geldi. Boynumdaki muskayı görünce nereden elde ettiğimi sordu. Sakarya’dan H.Ş. tarafından muskanın yazıldığını söyledim. Numarasını isteyince verdim. H.Ş., H.D.’ye birkaç tane muska yazdı ve karşılığında 500-1000 TL para aldı. Suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu. "Yazdığım muskaların mürekkebi safrandan olduğu için cüzi miktarda para alıyordum" H.Ş. (75) ise ifadesinde, "Daha önce medyumluk yapıyordum ancak bıraktım. O zamanlar bazı kişilere muska yazıyordum. Y.C.’ye de yazdım. Yazdığım muskaların mürekkebi safrandan olduğu için cüzi miktarda para alıyordum. H.D.’den dediği gibi bu kadar para almadım" şeklinde konuştu. 3 yıldan 10 yıla kadar hapis istemi Hazırlanan iddianamede, sanıklar Y.C. ve H.Ş. hakkında "fikir ve eylem birliği içerisinde dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık" suçundan 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istendi. Sanıkların ayrıca "677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun’a muhalefet" suçundan da 3 aydan az olmamak üzere cezalandırılmaları talep edildi. "Başkalarını da dolandırmışlar" Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya müşteki H.D. (63) katılırken, tutuksuz sanıklar salonda yer almadı. Kandırıldığını söyleyen H.D., "Durumdan şüphelendiğim için ilaçları kullanmadım. Sanıklar benim paramı geri ödemesini istiyorum. Şikayetçiyim, tutuklanmalarını talep ediyorum ki benim gibi başkalarını dolandırmasınlar. Başkalarını da dolandırmışlar" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti, sanık Y.C. hakkında savunmasının alınması için yakalama kararı çıkararak duruşmayı erteledi.