ÇEVRE - 01 Eylül 2023 Cuma 09:07

Ağrı Dağı eteklerinde yüzme keyfi

A
A
A
Ağrı Dağı eteklerinde yüzme keyfi

Iğdır’ın sıcaklarından bunalan gençler merkeze 30 kilometre uzaklıkta bulunan Ağrı Dağı eteklerindeki Karasu akarsuyunda serinleniyorlar.


5 bin 137 metrelik rakımıyla, Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı, dağcıları ağırladığı gibi yaz sıcaklığında bunalan ve serinlemek isteyen insanları da ağırlıyor. Ağrı Dağı eteklerinde yer alan Ağrı Dağı Milli Parkı sınırları içinde bulunan Karasu akarsuyuna serinlemek için gelen insanlar burada yüzerek serinleniyorlar. Ağrı Dağı’nın doğu eteklerinden doğan ve Aras Nehri’nin kolu olan Bulakbaşı ve Karasu Sazlığı, Karasu Çayı, Akarsuyu olarak da bilinen ve Iğdır merkeze 30 kilometre uzaklıkta bulunan bu alana birçok yerde insanlar da akın ediyor. Birçok kuş çeşidinin de yaşadığı alan yüzmek isteyenlere de artık ev sahipliği yapıyor. Sıcaktan bunaldıkları için yüzmeye Karasu’ya geldiklerini söyleyen İnan Uslu, “Iğdır’da hava sıcaklığı 35-40 derece. Bizlerde Iğdır halkı olarak denizimiz olmadığı için göl olmadığı için buraya geliyoruz. Yazlık köyünde burada yüzüyoruz, hayatın tadını çıkarıyoruz. Burayı bilmeyenler bilsin herkesi bekleriz. Herkesin denizi, gölü birçok şeyi olabilir ama bizim de böyle doğal ortamda dağların arasında böyle bir vadi şeklinde suyumuz var herkesi bekliyoruz.”


Uslu, yüzme bilmeyen kişilerin burada yüzmemesi gerektiğini belirterek, “Burada yüzen arkadaşlara tavsiyemiz yüzmeyi bilmeyenler burada yüzmesin. Yüzmeyi bilmeyen bir insan hiçbir suda yüzemez. Küçük bir suda bile boğulabilir. Yüzmeyi bilen arkadaşlar için sıkıntı yok. Buradan ta karşıya kadar da geçebiliyoruz, yüzmeyi bildikten sonra hiçbir zaman sıkıntı yok” dedi.



Ağrı Dağı eteklerinde yüzme keyfi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van 20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul’da "ameliyat edilemez, masada kalır" denilen 73 yaşındaki Hakkârili hastayı gerçekleştirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuşturdu. Hakkari’de yaşayan 73 yaşındaki Misrihan Karagöz, yaklaşık 20 yıl önce boyun bölgesindeki şişlik nedeniyle İstanbul’da bir hastanede glomus (şah damarı) tümörü ameliyatı oldu. Operasyon sonrası şikayetleri geçmeyen ve kitlesi büyümeye devam eden Karagöz’e, doktorlar tarafından "Bir daha kimse dokunmasın, masada kalır veya felç olur" denildi. Yıllarca bu korkuyla yaşayan Karagöz, ailesinin araştırmaları sonucu Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’e başvurdu. Prof. Dr. Başel tarafından gerçekleştirilen riskli ameliyatla, yaşlı kadının boynundaki 6 santimetrelik tümör başarılı bir şekilde çıkarıldı. "Hekimin üzerinde ciddi stres oluşturuyor" İHA muhabirine konuşan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, hastanın yıllar önce bir operasyon öyküsü olduğunu ancak o dönemde tümörün çıkarılmadığını hatırlattı. Prof. Dr. Başel, "Tümörü çıkaramadıkları gibi bir de hastaya, ‘Bir daha kimse dokunmasın, masada kalır’ şeklinde telkinde bulunulmuş. Üstelik bunu yapan yer, İstanbul’da Türkiye’nin en sayılı hastanelerinden birisi. Tabii hastamız yıllarca bu söylemin etkisiyle yaşamış. ‘Eğer dokunulursa masada kalır, felç olur, kesinlikle müdahale edilmemesi gerekir’ gibi bir düşünceye kapılmış. Tabii yıllar içerisinde tümör daha da büyümüş. Hasta yakınlarının belirttiğine göre, ilk ameliyata girerken boynunda kitle görüntüsü varmış, çıktıktan sonra da zaten değişen bir şey olmamış; bütün şikayetler aynen devam etmiş. Bir hastaya ‘Riski var, yapılmaz, şu komplikasyonlar gelişir’ denmesi, ikinci ameliyatı yapacak hekimin üzerinde ciddi bir stres oluşturuyor. Mesela bunlar hiç söylenmese biz ameliyata daha rahat gireceğiz, daha kolay karar vereceğiz" dedi. "Tümörü tek parça halinde çıkardık" Zorlu ameliyatın ardından tümörü tek parça halinde çıkardıklarını dile getiren Başel, "Zaten önceden tümöre hiç dokunulmamış, yani kapsülü hiç etkilenmemişti. Damarlarını zedelemeden ameliyatını yaptık ve hastamız Allah’a şükür taburcu aşamasına geldi. Tümörümüz boyutu 6 santimetreye yakındı. Tümörler genelde 3 santimetreden sonra damarı sarıyorlar ve bu durum şah damarının çıkarılmasını zorlaştırıyor. İkinci bir zorluk ise daha önceki ameliyat girişiminin orada yapışıklık geliştirmiş olmasıydı. Ameliyat sırasında bu yapışıklıklar damarları etkilediği için biraz zorlandık; bu beklediğimiz bir şeydi. Ancak herhangi bir komplikasyon gelişmeden ameliyatın bitmesi bizi mutlu etti" diye konuştu. Annesinin yaklaşık 20 yıl önce İstanbul’da bir hastanede ameliyat olduğunu ifade eden Hediye Salim isimli hasta yakını ise "Ancak aradan çok uzun bir süre geçmeden, ameliyat edilen bölgede tekrar şişkinlik gördük. Kontrole götürdüğümüzde bize ameliyatın olumlu geçtiği söylendi. Buna rağmen yaklaşık bir yıl boyunca şişkinlik artarak devam etti. Aynı doktoruna tekrar gitmemize rağmen bize, ‘Ben bu hastayı artık ameliyat edemem; edersem felç olur ya da masada kalır,’ gibi söylemlerde bulunuldu. Annemin hayatını bu şekilde sürdürmesi gerektiği, yapılacak bir şey olmadığı ve vefatına kadar bu durumla devam edeceği, çünkü hiçbir tedavisinin bulunmadığı söylendi. Doğal olarak ameliyattan önce oldukça stresliydik. Halil Hoca ile görüştük; hatta bir haftalık süreçte bu stresi hem biz hem de annem onunla paylaştık. Annem ameliyata gireceği gün stresini atmış bir şekilde, gülerek girdi. Şu anda durumu gayet iyi, sağlık durumumuz yerinde. Çok şükür her şey yolunda gidiyor" şeklinde konuştu.
Kütahya "Re-New Nature Kütahya" sergisi kapılarını açtı Kütahya Belediyesi’nin destekleriyle Kuzey Kıbrıs Seramikçiler Derneği tarafından düzenlenen "Re-New Nature Kütahya" temalı seramik sergisi, Belediye Başkanı Eyüp Kahveci ve çok sayıda sanatseverin katılımıyla Kemer Hamamı’nda açıldı. Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Müdürlüğü’nün katkılarıyla hayata geçirilen organizasyon; Kütahya Fotoğrafçılar, Çiniciler ve El Sanatları Esnaf ve Sanatkârlar Odası ile Acar Frit Masse ve Endüstriyel Hammaddeler firmasının destekleriyle gerçekleştirildi. Sergide, Kuzey Kıbrıs Seramikçiler Derneği sanatçılarının hazırladığı özgün eserler sanatseverlerle buluştu. Açılış programında konuşan Dernek Başkanı Özge Refik Kutsay, firma Yönetim Kurulu Başkanı Sabit Acar ve UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi unvanına sahip Mehmet Gürsoy, serginin sanat ve zanaat dünyası açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Belediye Başkanı Eyüp Kahveci ise serginin, Kütahya’nın turizm ve kültür vizyonunun önemli bir parçası olduğunu belirterek, kentin "Zanaat ve Halk Sanatları" alanındaki gücünü uluslararası düzeyde görünür kılmayı hedeflediklerini ifade etti. Kahveci ayrıca usta-çırak geleneğinin yaşatılması ve genç sanatçıların desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle açılışı yapılan sergide, doğa temasıyla hazırlanan eserler ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.
Çanakkale Çanakkale’de binlerce kişi, 57’nci Alay’ın izinde yürüdü Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü anma törenleri kapsamında binlerce kişi, 57’nci Alay Vefa Yürüyüşü gerçekleştirdi. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından ’57’nci Alay Vefa Yürüyüşü’ne katılanlar, ilk olarak Eceabat ilçesine bağlı Kocadere köyünde kamp kurdu. Yürüyüş öncesinde katılımcılara tümü şehit düşen 57’nci Alay askerlerinin son yemeği, kırık buğday çorbası dağıtıldı. Sabah namazı kılındı Ardından, 111 yıl önce şehit düşen askerler gibi sabah namazı kılındı. Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Avukat Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Ferhat Vural, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, kurum müdürleri, askeri erkan, sivil toplum kuruluşları, il kurum temsilcileri, öğrenciler, izciler ve çok sayıda rütbeli askerin de yer aldığı katılımcılar, saat 06.00’yı gösterdiğinde harekete geçti. 57. Alay’ın İzinde, Çanakkale Ruhunu Yaşatmak İçin Yürüyoruz" sloganıyla gerçekleştirilen yürüyüş güzergâhı boyunca, 2. Kolordu Komutanlığı tarafından hazırlanan temsili savaş canlandırmaları ile Çanakkale ruhu bir kez daha yaşatıldı. Atalarına yürüdüler Yarbay Mustafa Kemal’in 25 Nisan 1915 sabahı düşman çıkarmasını haber alınca, savaşların kahraman birliği 57’nci Alayı Conkbayırı’na gönderdiği ve "Size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" sözleriyle tarihe geçen o günkü tarihi yürüyüş, bir kez daha hayat buldu. Yaklaşık 6 kilometrelik yürüyüş, 1,5 saat sonra Conkbayırı’nda sona erdi. Yürüyüşe binlerce kişi katıldı.