ÇEVRE - 04 Nisan 2026 Cumartesi 09:17

Hatay’da 3 ayda kentin 547 günlük içme suyu depolandı

A
A
A
Hatay’da 3 ayda kentin 547 günlük içme suyu depolandı

Hatay’da yılın ilk 3 ayında etkili olan yoğun yağışla metrekareye toplamda 797 kilogram yağış düştü. Son 65 yılın en kurak yılının geride kaldığını dile getiren Hatay Valisi Mustafa Masatlı, kentte bulunan 4 barajdaki doluluk oranının ortalama yüzde 83 olduğunu dile getirerek, 547 günlük içme suyu ihtiyacının depolandığını söyledi.


Yağışlı havasıyla bilinen ve Amanos Dağı’nın eteklerinde olmasıyla su bereketinin yaşandığı Hatay’da meteoroloji verilerine göre 2025 yılında son 65 yılın en kurak yılı yaşanmış ve 2024 yılına oranla yüzde 66 yağış azalması yaşanmıştı. Kuraklıktan etkilenen kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan barajlarda da seviye yüzde 10’a gerilemişti. Hatay’da bu yılın ilk 3 ayında yaşanan yağışlarla birlikte metrekareye toplamda 797 kilogram yağış düştü. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, kentteki yağış rejimi ve barajların doluluk oranı hakkında bilgi verdi.



"2025 su yılı yağışları, ilimizde son 65 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti"


Hatay’da 2025 yılında son 65 yılın en kurak yılının yaşandığını ifade eden Vali Masatlı, "Hatay’ımızda içme suyundan tarımsal sulamaya kadar her alanda su güvenliğini önceleyen bir anlayışla hareket ediyor; yağış rejimini, barajlarımızın doluluk oranlarını ve su kaynaklarımızın yönetimini çok yakından takip ediyoruz. Bu doğrultuda gerekli tedbirleri alıyor, planlamalarımızı sahadaki veriler doğrultusunda sürekli güncelliyoruz. 2025 yılının sonuna gelindiğinde yağış tahminleri ilimiz adına maalesef iyi bir tablo ortaya koymuyordu. Nitekim 2025 yılında ülkemiz genelinde normaline göre en fazla yağış azalması yüzde 66 ile Hatay’ımızda meydana geldi. 2025 su yılı yağışları ilimizde son 65 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo bize bir kez daha şunu göstermiştir: Suyu doğru planlamak, doğru yönetmek ve tasarrufu bir hayat kültürü hâline getirmek zorundaydık" dedi.



"2026 yılının ilk 3 ayında metrekareye düşen toplam yağış miktarımız 797 kilogram olarak gerçekleşti"


2026 yılının ilk 3 ayında kendini hissettiren yoğun yağışla birlikte kentte metrekareye 797 kilogram yağış düştüğünü ve şehrin içme suyu ihtiyacını karşılayan Samandağ ilçesindeki Büyükkaraçay Barajı’nda su seviyesinin yüzde 10’lardan yüzde 95’lere yükseldiğini dile getiren Vali Masatlı, "Ancak 2026 yılına girdiğimizde, ocak, şubat ve mart aylarında etkili olan yüksek yağışlarla birlikte çok daha olumlu bir tabloyla karşılaştık. Nitekim 2026 yılının ilk 3 ayında metrekareye düşen toplam yağış miktarımız 797 kilogram olarak gerçekleşti. Bu yüksek yağışların etkisiyle ilimizde bulunan içme suyu ve tarımsal sulamaya hizmet eden barajlarımızın doluluk oranları da önemli ölçüde artmış durumdadır. Geçen yıl bu dönemde ilimiz sınırları içerisindeki 4 barajımızda ortalama doluluk oranı yüzde 34 seviyesindeyken, bugün itibarıyla bu oran yüzde 83 seviyesine ulaşmıştır. Burada önemli bir detay vermek isterim, il merkezimizin ve Samandağ ilçemizin içme suyu ihtiyacının karşılandığı Büyükkaraçay Barajımızda yüzde 95 aktif doluluk oranına ulaşılmıştır" dedi.



"Bugün itibarıyla 547 günlük su ihtiyacımız depolanmış vaziyettedir"


Suyun insan yaşamındakine önemine değinerek, kentin 547 günlük su ihtiyacının depolandığını dile getiren Vali Masatlı, suyun dikkatli ve verimli kullanılması konusunda vatandaşlara çağrıda bulundu. Vali Masatlı, "Bugün itibarıyla 547 günlük su ihtiyacımız depolanmış vaziyettedir. Önümüzdeki süreçte nisan ve mayıs aylarında da ilave yağışların gelebileceğini tahmin ediyoruz. Bu gidişatla birlikte geçen seneye göre hem yağışlarda hem de barajlarımızdaki doluluk oranlarında daha iyi bir seviyede olacağımız görülmektedir. Ancak burada altını özellikle çizmek isterim ki, yağışların artması ve doluluk oranlarının yükselmesi, tasarruf sorumluluğumuzu ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü su, yalnızca bugünün değil, yarınlarımızın da en stratejik kaynağıdır. Biz suyu tasarruflu kullandığımız müddetçe, kurak yıllar geçirsek dahi barajlarımız birkaç yıllık suyu depolama kapasitesine sahip olduğu için ciddi bir su sorunu yaşamayız. Ancak bunun temel şartı, suyu tasarruflu kullanmayı bilmek ve bu anlayışı hayatın her alanında uygulamaktır. Bizim hedefimiz, bu yıl depoladığımız suyu gelecek yıla da daha güçlü bir şekilde aktarabilmektir. Bunun için hem vatandaşlarımızdan hem de üreticilerimizden suyu ölçülü, dikkatli ve verimli kullanmaları noktasında azami hassasiyet bekliyoruz" şeklinde konuştu.



Hatay’da 3 ayda kentin 547 günlük içme suyu depolandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Tekin: "AK Parti Türkiye’de insan haklarını, yasaksız bir Türkiye’yi politik uygulamalarının odağına yerleştirmiş ve ona göre hareket etmiştir" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Adalet ve Kalkınma Partisi ve Sayın Cumhurbaşkanımız bu yola çıkarken Türkiye’de demokrasiyi, insan haklarını, yasaksız bir Türkiye’yi bütün politik uygulamalarının odağına yerleştirmiş ve ona göre hareket etmiştir. Bu anlamda süreç içerisinde çok farklı konularla ilgili çok sayıda adımlar atıldı" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Anadolu İrfanı Değerleri Kahvaltı Buluşmaları" programında sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile bir araya geldi. Programda konuşan Bakan Tekin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni yazarken, kurgularken 2014’ten itibaren 1. Maarif Kongresi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği ’Milli seciyeyi esas alan bize ait bir eğitim politikası inşa etmek zorundayız’ kurgusundan hareketle hem müfredatı hem de toplumsal yaşantımızdaki her olayı her anı bu anlamda değerlendirmeye özen gösterdik. Dünyada toplumsal yaşantılar teknolojik değişiklikler, siyasal mefhumalar, ideolojik tanımlamalar çok sık bir şekilde değişiyor. Her değişen mefhumanın kendi konjonktürel döneminde hem meşrulaştırmak için ya da politika uygulayıcıların kendi siyasal iktidarlarını devam ettirebilmek için ihtiyaç duydukları, bazen oluşturdukları, bazen devam ettirdikleri çatışma kültürünün konjonktürel olduğunu görmemiz ve bu çatışma kültürünün toplumda oluşturduğu ayrışmayı ortadan kaldıracak adımlar atmak gerektiğini her ortamda ifade ettik" dedi. "Ayrıştıran politikalar toplumda hem ciddi bir enerji israfına, emek israfına sebebiyet veriyor" Bakan Tekin, ayrıştırıcı ve ötekileştirici politikaların toplumda ciddi bir emek israfına yol açtığını dile getirerek, "Bir imparatorluk geleneğine sahip, bütün dünyada karikatürize edilmiş ifadeyle ’yetmiş iki buçuk milletin’ bir arada barış içerisinde yaşadığı, herhangi bir milletin diğer millete karşı ayrıştırıcı, ötekileştirici herhangi bir hususun içerisine girmediği bir toplumsal tarihimiz vardır. Bilhassa 19. yüzyılda bütün dünyada imparatorluklar sona ererken, imparatorlukların sona erdiği yere kurulacak modern ulus devletlerin en çok arzu ettikleri şey bir ulus tanımı oluşturmak ve bu ulus tanımında diğer unsurları ötekileştirerek ya da tek tipleştirerek bir mefhuma girmek. 19. yüzyılda dünyanın tamamındaki imparatorluklarda bu çaba vardı. Fakat bugün geldiğimiz noktada tek tipleştiren, ötekileştiren ve ayrıştıran politikalar toplumda hem ciddi bir enerji ve emek israfına sebebiyet veriyor, hem de toplumun bazı kesimlerini sürecin dışında tutacak, onları ayrıştıracak bir çatışma kültürünün devamı haline getiriyor. Türkiye’de bilhassa 1990’lı yıllarda bunun sonuçlarını çok bariz şekilde gördük. Etnik ya da dini sebeplerle toplumda ayrışmanın varlığından, çatışmanın varlığından siyasal ya da ekonomik çıkar elde eden kitleler bu çatışmayı körükleyen, bu çatışmayı devam ettirmeye çalışan politikalar takip ettiler, edildi" diye konuştu. "Dini referanslarla yasaksız bir Türkiye’yi inşa etmek Sayın Cumhurbaşkanımızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politika" Alevi-Sünni, Türk-Kürt şeklinde bir çatışma kültürünün kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını devam ettirmek arzusundaki kişiler tarafından körüklendiğini belirten Bakan Tekin, şunları söyledi: "2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken Sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla dile getirdiği konulardan bir tanesi de bu. Türkiye’de toplumsal barışı zedeleyen, toplumsal barışın ortaya çıkmasını engelleyen ve belli siyasal grupların kendi siyasi iktidarları için toplumun içerisine ektikleri nifak tohumlarının temizlendiği, tedavi edildiği bir Türkiye’yi; yasaksız hem etnisite anlamında hem de dini referanslarla yasaksız bir Türkiye’yi inşa etmek Sayın Cumhurbaşkanımızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politika. 1990’lı yılların Türkiye’sini hatırlayın lütfen. Her gün bir terörize olayın haberi, içimizi burkan, bizleri huzursuz eden şehit haberlerinin geldiği bir ortam. Bunları ortadan kaldırmak için polisiye tedbirlerin dışında hiçbir tedbirin düşünülmediği bir Türkiye, bundan dolayı da OHAL diye bilinen bir uygulamanın olduğu bir Türkiye vardı. 2000’li yıllara girerken Türkiye’de OHAL’in kaldırılmasını tartışmak hiç kimsenin cesaret edemediği bir konuydu. 3 Kasım 2002 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldikten sonra kasım ayının sonunda, yani 2002 yılı Kasım ayı sonunda ilk yaptığı şey OHAL uygulamasını kaldırmak oldu. Adalet ve Kalkınma Partisi yola çıkarken, Sayın Cumhurbaşkanımız bu yola çıkarken Türkiye’de demokrasiyi, insan haklarını, yasaksız bir Türkiye’yi bütün politik uygulamalarının odağına yerleştirmiş ve ona göre hareket etmiştir. Bu anlamda süreç içerisinde çok sayıda adım atıldı çok farklı konularla ilgili. Türkiye’deki azınlık vakıflarının gayrimenkullerinin iade edilmesinden tutun, en son geldiğimiz terörsüz Türkiye sürecine kadar." Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Cumhuriyet tarihindeki en önemli devrimlerden bir tanesi olduğuna dikkat çeken Bakan Tekin, "Bu tek başına değerlendirildiğinde belki çok anlamlı bir okuma yapamayabiliriz. O yüzden 2002’den itibaren bu anlamda atılan demokrasi, insan hakları perspektifinden atılan adımların hepsiyle beraber düşünüp geldiğimiz noktayı ona göre analiz etmemiz gerekir. Terörsüz Türkiye bu açıdan çok güzel bir örnektir. 2002’den itibaren belirli bir program dahilinde atılan adımlar sayesinde, Kürtçe konuştuğu için Türkiye’nin en popüler sanatçılarından bir tanesinin sosyete ortamlarında linç edildiği bir Türkiye’den resmi devlet okullarında Kürtçe derslerinin verildiği, resmi televizyon kanallarında Kürtçe konuşulduğu bir Türkiye’ye geldik. Bunlar süreç içerisinde atılan önemli adımlar" ifadelerini kullandı. Bakanlığı döneminde atılan adımlara da değinen Tekin, "2023 yılında bakan olarak göreve başladıktan sonra da bu konuda hükümetimizin bu politikasını devam ettirecek Milli Eğitim Bakanlığı olarak bizim görev alanımıza giren konularda politika önerileri seti oluşturabilecek bir dizi etkinliği hep beraber, bu salondaki arkadaşlarla hep beraber yaptık. Onlarca toplantı yaptık, yol haritaları oluşturduk. Ben bu süreçte yaptığımız çalıştaylara, etkinliklere, programlara, raporların yazılmasına katkı veren dernek, vakıf, konfederasyon, federasyon başkanlarına, dedelerimize hassaten teşekkür ediyorum. Şu an geldiğimiz noktada bu devrimi devam ettirecek ikincil adımları nasıl atabiliriz, neler yapabiliriz sorusunu artık daha kararlı bir biçimde sorduğumuz bir dönemdeyiz. Geçtiğimiz hafta AK Parti’den iki genel başkan yardımcısıyla yine bu konuyu değerlendirdik ve bir yol haritası oluşturduk. Bu yol haritasını da inşallah daha sonraki adımlarımızla daha sağlıklı bir zemine oturtup, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin açtığı bu devrim niteliğindeki yolu, onların hedeflediği şekilde nihayete erdirecek adımları hep beraber atarız inşallah" şeklinde konuştu. Programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, Alevi Kültür Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Alevi Vakıflar Federasyonları Genel Başkan Yardımcısı Bektaş Avcı ve çok sayıda STK temsilcisi katıldı.