POLİTİKA - 04 Nisan 2026 Cumartesi 12:16

Bakan Tekin: "AK Parti Türkiye’de insan haklarını, yasaksız bir Türkiye’yi politik uygulamalarının odağına yerleştirmiş ve ona göre hareket etmiştir"

A
A
A
Bakan Tekin: "AK Parti Türkiye’de insan haklarını, yasaksız bir Türkiye’yi politik uygulamalarının odağına yerleştirmiş ve ona göre hareket etmiştir"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Adalet ve Kalkınma Partisi ve Sayın Cumhurbaşkanımız bu yola çıkarken Türkiye’de demokrasiyi, insan haklarını, yasaksız bir Türkiye’yi bütün politik uygulamalarının odağına yerleştirmiş ve ona göre hareket etmiştir. Bu anlamda süreç içerisinde çok farklı konularla ilgili çok sayıda adımlar atıldı" dedi.


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Anadolu İrfanı Değerleri Kahvaltı Buluşmaları" programında sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri ile bir araya geldi. Programda konuşan Bakan Tekin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni yazarken, kurgularken 2014’ten itibaren 1. Maarif Kongresi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği ’Milli seciyeyi esas alan bize ait bir eğitim politikası inşa etmek zorundayız’ kurgusundan hareketle hem müfredatı hem de toplumsal yaşantımızdaki her olayı her anı bu anlamda değerlendirmeye özen gösterdik. Dünyada toplumsal yaşantılar teknolojik değişiklikler, siyasal mefhumalar, ideolojik tanımlamalar çok sık bir şekilde değişiyor. Her değişen mefhumanın kendi konjonktürel döneminde hem meşrulaştırmak için ya da politika uygulayıcıların kendi siyasal iktidarlarını devam ettirebilmek için ihtiyaç duydukları, bazen oluşturdukları, bazen devam ettirdikleri çatışma kültürünün konjonktürel olduğunu görmemiz ve bu çatışma kültürünün toplumda oluşturduğu ayrışmayı ortadan kaldıracak adımlar atmak gerektiğini her ortamda ifade ettik" dedi.



"Ayrıştıran politikalar toplumda hem ciddi bir enerji israfına, emek israfına sebebiyet veriyor"


Bakan Tekin, ayrıştırıcı ve ötekileştirici politikaların toplumda ciddi bir emek israfına yol açtığını dile getirerek, "Bir imparatorluk geleneğine sahip, bütün dünyada karikatürize edilmiş ifadeyle ’yetmiş iki buçuk milletin’ bir arada barış içerisinde yaşadığı, herhangi bir milletin diğer millete karşı ayrıştırıcı, ötekileştirici herhangi bir hususun içerisine girmediği bir toplumsal tarihimiz vardır. Bilhassa 19. yüzyılda bütün dünyada imparatorluklar sona ererken, imparatorlukların sona erdiği yere kurulacak modern ulus devletlerin en çok arzu ettikleri şey bir ulus tanımı oluşturmak ve bu ulus tanımında diğer unsurları ötekileştirerek ya da tek tipleştirerek bir mefhuma girmek. 19. yüzyılda dünyanın tamamındaki imparatorluklarda bu çaba vardı. Fakat bugün geldiğimiz noktada tek tipleştiren, ötekileştiren ve ayrıştıran politikalar toplumda hem ciddi bir enerji ve emek israfına sebebiyet veriyor, hem de toplumun bazı kesimlerini sürecin dışında tutacak, onları ayrıştıracak bir çatışma kültürünün devamı haline getiriyor. Türkiye’de bilhassa 1990’lı yıllarda bunun sonuçlarını çok bariz şekilde gördük. Etnik ya da dini sebeplerle toplumda ayrışmanın varlığından, çatışmanın varlığından siyasal ya da ekonomik çıkar elde eden kitleler bu çatışmayı körükleyen, bu çatışmayı devam ettirmeye çalışan politikalar takip ettiler, edildi" diye konuştu.



"Dini referanslarla yasaksız bir Türkiye’yi inşa etmek Sayın Cumhurbaşkanımızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politika"


Alevi-Sünni, Türk-Kürt şeklinde bir çatışma kültürünün kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını devam ettirmek arzusundaki kişiler tarafından körüklendiğini belirten Bakan Tekin, şunları söyledi:


"2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi kurulurken Sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla dile getirdiği konulardan bir tanesi de bu. Türkiye’de toplumsal barışı zedeleyen, toplumsal barışın ortaya çıkmasını engelleyen ve belli siyasal grupların kendi siyasi iktidarları için toplumun içerisine ektikleri nifak tohumlarının temizlendiği, tedavi edildiği bir Türkiye’yi; yasaksız hem etnisite anlamında hem de dini referanslarla yasaksız bir Türkiye’yi inşa etmek Sayın Cumhurbaşkanımızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politika. 1990’lı yılların Türkiye’sini hatırlayın lütfen. Her gün bir terörize olayın haberi, içimizi burkan, bizleri huzursuz eden şehit haberlerinin geldiği bir ortam. Bunları ortadan kaldırmak için polisiye tedbirlerin dışında hiçbir tedbirin düşünülmediği bir Türkiye, bundan dolayı da OHAL diye bilinen bir uygulamanın olduğu bir Türkiye vardı. 2000’li yıllara girerken Türkiye’de OHAL’in kaldırılmasını tartışmak hiç kimsenin cesaret edemediği bir konuydu. 3 Kasım 2002 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldikten sonra kasım ayının sonunda, yani 2002 yılı Kasım ayı sonunda ilk yaptığı şey OHAL uygulamasını kaldırmak oldu. Adalet ve Kalkınma Partisi yola çıkarken, Sayın Cumhurbaşkanımız bu yola çıkarken Türkiye’de demokrasiyi, insan haklarını, yasaksız bir Türkiye’yi bütün politik uygulamalarının odağına yerleştirmiş ve ona göre hareket etmiştir. Bu anlamda süreç içerisinde çok sayıda adım atıldı çok farklı konularla ilgili. Türkiye’deki azınlık vakıflarının gayrimenkullerinin iade edilmesinden tutun, en son geldiğimiz terörsüz Türkiye sürecine kadar."


Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Cumhuriyet tarihindeki en önemli devrimlerden bir tanesi olduğuna dikkat çeken Bakan Tekin, "Bu tek başına değerlendirildiğinde belki çok anlamlı bir okuma yapamayabiliriz. O yüzden 2002’den itibaren bu anlamda atılan demokrasi, insan hakları perspektifinden atılan adımların hepsiyle beraber düşünüp geldiğimiz noktayı ona göre analiz etmemiz gerekir. Terörsüz Türkiye bu açıdan çok güzel bir örnektir. 2002’den itibaren belirli bir program dahilinde atılan adımlar sayesinde, Kürtçe konuştuğu için Türkiye’nin en popüler sanatçılarından bir tanesinin sosyete ortamlarında linç edildiği bir Türkiye’den resmi devlet okullarında Kürtçe derslerinin verildiği, resmi televizyon kanallarında Kürtçe konuşulduğu bir Türkiye’ye geldik. Bunlar süreç içerisinde atılan önemli adımlar" ifadelerini kullandı.


Bakanlığı döneminde atılan adımlara da değinen Tekin, "2023 yılında bakan olarak göreve başladıktan sonra da bu konuda hükümetimizin bu politikasını devam ettirecek Milli Eğitim Bakanlığı olarak bizim görev alanımıza giren konularda politika önerileri seti oluşturabilecek bir dizi etkinliği hep beraber, bu salondaki arkadaşlarla hep beraber yaptık. Onlarca toplantı yaptık, yol haritaları oluşturduk. Ben bu süreçte yaptığımız çalıştaylara, etkinliklere, programlara, raporların yazılmasına katkı veren dernek, vakıf, konfederasyon, federasyon başkanlarına, dedelerimize hassaten teşekkür ediyorum. Şu an geldiğimiz noktada bu devrimi devam ettirecek ikincil adımları nasıl atabiliriz, neler yapabiliriz sorusunu artık daha kararlı bir biçimde sorduğumuz bir dönemdeyiz. Geçtiğimiz hafta AK Parti’den iki genel başkan yardımcısıyla yine bu konuyu değerlendirdik ve bir yol haritası oluşturduk. Bu yol haritasını da inşallah daha sonraki adımlarımızla daha sağlıklı bir zemine oturtup, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin açtığı bu devrim niteliğindeki yolu, onların hedeflediği şekilde nihayete erdirecek adımları hep beraber atarız inşallah" şeklinde konuştu.


Programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, Alevi Kültür Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Alevi Vakıflar Federasyonları Genel Başkan Yardımcısı Bektaş Avcı ve çok sayıda STK temsilcisi katıldı.



Bakan Tekin: "AK Parti Türkiye’de insan haklarını, yasaksız bir Türkiye’yi politik uygulamalarının odağına yerleştirmiş ve ona göre hareket etmiştir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Veteriner hekimler Tekirdağ’da buluştu: Kritik başlıklar masada Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde düzenlenen toplantıda veteriner hekimler mesleğin sorunları ve hayvancılık politikalarını masaya yatırdı. Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde bulunan bir otelde, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Oda Başkanları Bölge Toplantısı gerçekleştirildi. Trakya Bölge Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya farklı illerden oda başkanları katıldı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Burada Türk Veteriner Hekimleri Birliği kendisine bağlı odalarla ikinci bölge toplantısını yapıyoruz. Trakya Veteriner Hekimler Odası ev sahipliğinde Tekirdağ’la birlikte 8 oda başkanımız buraya iştirak ettiler. Mesleki konuları, çalışmalarımızı, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve odalarımızla karşılıklı daha detaylı olarak istişare etmek konuları değerlendirmek buradan alacağımız düşünceleri, istişare sonucunu uygulamaya koymak amacıyla geçen hafta Niğde’deydik. Bugün buradayız. 7 bölgemizde 7 bölge toplantısı yapacağız. Hem veteriner hekimlik mesleğinin sorunlarına çözüm bulabilmek için hem de veteriner hekimlerin çalışma alanları özellikle tabii hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hastalıkları konusu ve Ülkemizde ileri bir hayvancılığın gerçekleştirilmesi için ileri veteriner hekimlik uygulamaları gerekiyor. Sahadaki sorunları veteriner hekim arkadaşlarımızın, meslektaşlarımızın sorularını da burada masaya yatıracağız. Bu vesileyle bu toplantının mesleğimiz, ülkemiz ve bölgemiz açısından hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Toplantıda, veteriner hekimlik mesleğinin sahadaki sorunları, hayvan sağlığı ve refahı ile hayvancılık sektörünün geliştirilmesine yönelik çözüm önerileri ele alındı. Bölge toplantıları kapsamında farklı illerde yapılacak görüşmelerle elde edilecek sonuçların uygulamaya geçirilmesi hedefleniyor.
Malatya İnönü Üniversitesi 51. yılında yeni hedeflerle ilerliyor İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Rektör Akpolat, üniversitenin yaklaşık 35 bin öğrencisi, 160 bini aşkın mezunu ve 7 bine yaklaşan akademik ve idari personeliyle başta sağlık olmak üzere bilim, teknoloji, sanat ve kültür alanlarında ülkenin gelişimine yön vermeye devam ettiğini söyledi. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, kuruluşunun 51. yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat mesajında, 3 Nisan 1975’te kurulan İnönü Üniversitesi’nin yarım asrı aşan köklü geçmişi ve güçlü gelecek vizyonuyla akademik eğitim, bilimsel üretkenlik ve toplumsal katkı misyonunu kararlılıkla sürdürdüğüne vurgu yaptı. "Depremlerden etkilenmemize rağmen çalışmalarımızı aralıksız sürdürdük" Rektör Akpolat, mesajında, "Yarım asrı aşan kurumsal birikimimizi, geleceğe dönük vizyoner hedeflerle buluşturuyoruz. Bilginin üretildiği, paylaşıldığı ve toplumsal faydaya dönüştürüldüğü bir üniversite anlayışıyla ekip ruhunu, kurumsal aidiyeti ve bilimsel sorumluluğu önceliyoruz. Katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışımız, yetkin akademik kadromuz ve öğrenci merkezli eğitim yaklaşımımızla, 21. yüzyılın gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip, üretken ve nitelikli bireyler yetiştirmeyi temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. 6 Şubat depremlerinde merkez yerleşkemizdeki 20 binayı ve eğitim alanlarımızın yüzde 55’ini kaybetmemize rağmen akademik üretimimizden, kalite anlayışımızdan ve araştırma kültürümüzden asla taviz vermedik. Karşı karşıya kaldığımız bu zorlu süreci, büyük bir dayanışma ile ’yeniden inşa’ fırsatına dönüştürmekte kararlıyız. Bu inançla, üniversitemizi hak ettiği konuma taşımak amacıyla önümüzdeki iki yılı, stratejik yatırımlarla taçlandıracağımız bir ’hamle dönemi’ ilan ediyoruz" dedi. ’Araştırma Üniversitesi’ vizyonu doğrultusunda, sistemli ve kararlı adımlar attıklarını ifade eden Rektör Akpolat, Araştırma Koordinatörlüğü bünyesindeki proje destek, akademik izleme, laboratuvar altyapı, üniversite-sanayi iş birliği ve uluslararası derecelendirme ofisleriyle bu bilimsel ekosistemi her geçen gün daha da güçlendirdiklerini belirtti. "Times Higher Education (THE) sıralamasında önemli başarılar yakaladık" Akredite program sayısını artırdıklarını ifade eden Akpolat, "Kalite güvence sistemimizdeki kararlılığımız neticesinde, YÖKAK tarafından 5 yıl süreyle tam akredite edilmenin gururunu yaşıyoruz. Program akreditasyon çalışmalarımızda son bir yıl içinde önemli bir ivme yakalayarak akredite program sayımızı 9’dan 27’ye yükselttik. Bu güçlü ilerlemenin bir sonucu olarak mezunlarımız, uluslararası standartların bir göstergesi olan Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosunu diplomalarında taşıma hakkı elde etti. Bu akademik yetkinliğimiz, uluslararası sıralamalara da güçlü bir şekilde yansımaktadır. Times Higher Education (THE) 2026 verilerine göre üniversitemiz üç farklı kategoride Türkiye’de ilk 10’da yer alırken Yaşam Bilimleri alanında 2’nci, Eğitim Araştırmaları alanında 4’üncü, Tıp ve Sağlık alanında ise 8. sıraya yükselmiştir. World University Rankings verilerine göre Türkiye’deki 109 üniversite arasında 23’üncü sırada yer almamız ve Stanford Üniversitesi ile Elsevier iş birliğiyle hazırlanan ’Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları’ listesinde 15 öğretim üyemizin bulunması, akademik gücümüzün ve uluslararası saygınlığının en somut göstergesidir" dedi. "Türkiye’de en fazla patente sahip 3. üniversiteyiz" Batarya Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin patent başarılarıyla öne çıktığını dile getiren Akpolat, Teknokent’in Ar-Ge kültürüne önemli katkılar sağladığına dikkat çekti. Mesajının devamında Akpolat, "Batarya Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezimiz, uluslararası standartlardaki ileri karakterizasyon altyapısı ve küresel iş birlikleriyle yürüttüğü stratejik projeler sayesinde, Türkiye’nin enerji depolama ve yeni nesil batarya teknolojilerinde bağımsız geleceğine yön veren güçlü bir Ar-Ge üssü konumundadır. Aynı zamanda sahip olduğumuz yüksek patent sayısıyla, bu alandaki üretkenliğimizi somut başarılarla ortaya koyuyor, Türkiye’de en fazla patente sahip üçüncü üniversite olmanın gururunu yaşıyoruz. Bilimsel birikimi yüksek katma değerli teknolojiye dönüştüren Teknokentimiz, bugün 84 firmaya ev sahipliği yaparak Ar-Ge kültürümüzü her geçen gün güçlendiriyor. Girişimcilik ekosistemimizi daha ileriye taşımak amacıyla temelini attığımız yeni ek bina, "Tekno Kampüs" vizyonumuzun somut bir adımıdır. Bu yatırımla daha fazla girişimciye alan açacak, inovasyonu ve üretimi büyüterek geleceğin teknolojilerini birlikte geliştireceğiz" şeklinde konuştu. "Uluslararası standartlarda şifa dağıtmayı sürdürüyoruz" Önemli kurumlarıyla sağlık alanında da şifa merkezi olduklarını söyleyen Akpolat, "Sadece eğitimde değil, sağlık hizmetlerinde de küresel bir sorumluluk üstleniyoruz. Turgut Özal Tıp Merkezi, Karaciğer Nakli Hastanesi, Onkoloji Hastanesi ve Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi ile uluslararası standartlarda şifa dağıtmaya devam ediyoruz. Mühendislikten sosyal bilimlere, temel bilimlerden yapay zekâ ve dijital dönüşüm projelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, geleceği inşa eden bilimsel üretimi destekliyoruz" ifadelerini kullandı. İnönü Üniversitesini araştırma odaklı, yenilikçi ve öncü bir bilim merkezi olarak geleceğe taşımaya aynı azimle devam edeceklerini belirten Akpolat, üniversitesinin bugünlere gelmesinde emeği olan geçmiş dönem rektörlere, akademik ve idari personele, öğrencilere ve mezunlara, paydaş kamu kurum ve kuruluşlara, iş dünyasının temsilcilerine, sivil toplum kuruluşlarına, basın mensuplarına ve tüm Malatyalılara şükranlarını sunarak mesajını tamamladı.
Konya Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: "Sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün süreçleri etkin politikalarımızla yöneteceğiz" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün süreçleri etkin politikalarla yöneteceklerini belirterek, suyu verimli kullanarak ve gıdayı israf etmeyerek bunu taçlandıracaklarını söyledi. Çeşitli programlara katılmak üzere Konya’ya gelen Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, bir otelde düzenlenen Ulusal Hububat Konseyi 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi’ne katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "2023 yılında bütün bu destekler, teşvikler, birlikte çalışmalar, AR-GE programları Cumhuriyet tarihinin üretim rekorunun kırılmasıyla sonuçlandı. Hepimiz gurur duyduk. Üreticilerimize o alın terini ve akıl terini dökenlere şükranlarımızı sunduk, gururlandık. Ama geçen sene çok önemli bir kuraklık ve aynı zamanda zirai don hadisesi yaşadık. Buradaki azalış pek çoğumuzu belki tedirgin etti ama ben şunu altını çizerek ve bütün samimiyetimle tekrar ifade etmek istiyorum; altyapımız sağlam. Bu yıl yağışları hepimiz çok yakından takip ediyoruz. Herhalde Türkiye’de yağışların bu kadar yakından takip edildiği başka bir yıl olmamıştı. Hepimiz mutluyuz. Herhangi bir problem olmazsa geçen yıl kaybettiğimizi misliyle geri alacağız. Emek, gayret netice itibariyle katma değerli bir hale dönüşmüş olacak. Bir rekor kıracağımıza da inanıyorum. Toprak Mahsulleri Ofisimiz hazır. Hiçbir şekilde üreticilerimizin problem yaşayacağı herhangi bir olaya müsaade etmeyeceğiz ve alım fiyatlarında üreticilerimizi koruyacağız, tüketicimizi kollayacak bir çalışmayı bütüncül halde gerçekleştireceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. İçinde bulunduğumuz sürecin özellikle maliyetlere olan etkisi herkesin acaba ne olacak diye kafasında soru işaretleri oluşturdu. Ben süreçten kaynaklanan maliyet artışlarının da mutlaka göz önüne alınacağını buradan tekrar ifade etmek istiyorum. Bunun başka türlü olması da mümkün değil. Sağlıklı ve güvenilir gıdaya giden yolda bütün bu süreçleri biz etkin politikalarımızla yöneteceğiz, geliştireceğiz ve suyu verimli kullanarak gıdayı da israf etmeyerek bunu taçlandıracağız" dedi. "2 yıl üst üste eğer işlemiyorsanız bu milli bir servettir, devlet eliyle bunu biz yapalım" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde "Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık" ve "Su Verimliliği, Seferberliği" başlıklı iki proje yürüttüklerini belirten Bakan Yumaklı, "Bu sadece iki projeden ibaret değil ama 2024 yılının Eylül ayında hayata geçirdiğimiz bitkisel üretim için söylüyorum, üretim planlamasında verdiği destek için öncelikle güzel ülkemin güzel insanlarına, çiftçilerimize, üreticilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum. Eğer onlar olmasaydı bu ilk yılı hakikaten çok önemli bir başarıyla geçemezdik. Şimdi yeni faza geçme zamanı. Ne demek istiyorum? Bu fazla üretimi biraz daha disiplinli bir şekilde kontrol edeceğiz. Çünkü bu ihtiyacı gördük. Hep birlikte karar verdik. Uygulamaya başladık. İlk yılını geçtik. Taraflı tarafsız herkesin bu kadar önemli ve devasa bir konuda böyle bir sonuç alınabileceğine dair beklemediklerinin yorumlarını da aldık. Buradaki aslan payı yine söylüyorum üreticilerimizdir. Türk üreticisinin, Türk çiftçisinin bilincini, tecrübesini hafife alanlara bence en büyük derstir bu. Ama bunu daha da geliştirmek artık bizim elimizde. Dolayısıyla bu fazlar özellikle planlama kurallarından taviz vermeyeceğimizi bunun hayatiyeti bağlamında buradan ifade etmek istiyorum. Bu üretim planlamasının en önemli ayaklarından birisi kayıtlılıktı. Bunun için Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kaydedilen ürün ve parsel bilgilerini coğrafi bilgi sistemleriyle ve uydu görüntüleriyle netleştirdik. Böylece hem verimliliği hem de kayıtlılığı artırmış olduk. Şunu söylemek istiyorum; artık hangi parselde hangi ürünü üretildiğini görmek için bizim o tarlaya, o parsele gitmemize gerek yok. Uydu görüntüleriyle ayrıştırabiliyoruz. Dolayısıyla destek ödemelerini de buna göre yapıyoruz. Yine başka bir konu vardı, işlenmeyen araziler konusu. Bunun bu sürecinde ilk dönemini geçirdik. Hatırlarsanız çok akıllara ziyan yorumlar yapılmıştı bununla ilgili. Devlet arazilerinize el koyacak, işte bir başkasına şöyle yapacak, böyle yapacak. Bunların hiçbirisinin gerçek olmadığı uygulamayla ortaya çıktı. Bu uygulamadaki amacımız devletin bir şeyleri alıp kiralaması değildi. O arazilerin boş kalmasını engelledik veya engellemeye çalıştık. Şöyle dedik, 2 yıl üst üste eğer işlemiyorsanız bu milli bir servettir, devlet eliyle bunu biz yapalım. Bir kazanımı, bir sonucu buradan sizlerle paylaşmak istiyorum. Biz bu uygulamayı duyurduktan sonra yani 2 yıl üst üste ekilmeyen arazilerin bakanlığımız tarafından belirlenen koşullarda üretime kazandırılacağını duyurduktan sonra tespit ettiğimiz arazilerin yüzde 65’i sahipleri tarafından ya işlendi ya da işletildi" ifadelerini kullandı. "Ülkemizin tarımsal üretim altyapısı güçlü olsun, dayanıklı olsun, dünyada tahmin edilebilir ya da edilemez bütün krizlere hazırlıklı olsun" Destekleme sistemini değiştirdiklerini de ifade eden Bakan Yumaklı, "Tabii bu önümüzdeki dönemlerde çok daha farklı hissedilecek. Çünkü destek dediğimiz husus yönlendirme etkisi olması gerekir ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlaması gerekir. Yani şu ürünü destekledik, bunu desteklemedik, şurayı destekledik, burayı desteklemedik değil. Üretim planlamasıyla bağlantılı bir şekilde verdiğimiz destekleri, verdiğiniz kredileri, verdiğiniz fonları entegre şekilde uygulamanız gerekiyordu. Biz de bunu yaptık. Burada tek bir amacımız var. Ülkemizin tarımsal üretim altyapısı güçlü olsun, dayanıklı olsun, dünyada tahmin edilebilir ya da edilemez bütün krizlere hazırlıklı olsun" dedi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise, Konya’nın tarımsal gayrisafi yurt içi hasılada 145 milyar lirayı aşan üretim değeriyle Türkiye’de birinci sırada yer aldığını belirterek, "Toplam tarımsal üretim değeri bakımından da Türkiye’de ilk sırada yer alan şehrimiz; geniş üretim havzaları, güçlü tarımsal sanayi altyapısı ve üretim kapasitesiyle ülkemizin gıda güvenliğinde hayati bir rol üstlenmektedir. Tarım Reformu Genel Müdürlüğü verilerine göre Konya, Türkiye’nin en geniş arazi varlığına sahip ili olmasının yanında, tarım alet ve makine sektörünün yaklaşık yüzde 65’ine ev sahipliği yapan bir üretim merkezidir. Yani Konya sadece tarımsal üretim yapan bir şehir değil; aynı zamanda tarımın sanayisini, teknolojisini ve ekipmanını da üreten bir şehirdir" şeklinde konuştu. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan da, "Ticaret Bakanlığı olarak üreten, istihdam sağlayan, ihracat yapan, ülkemiz ticaretinin gelişimi ve dönüşümü için çalışan ve hep daha iyisine ulaşmak için gayret gösteren iş insanlarımızın azmini, heyecanını, enerjisini takdir ediyoruz. Bu anlamda var gücümüzle çalışıyor, ’sürdürülebilir ihracat artışı ve dış ticaret dengesi’, ’adil, rekabetçi ve istikrarlı bir iç ticaret ortamı’ ve ’etkin, hızlı ve güvenli bir gümrük anlayışı’ ilkelerimiz ışığında Türkiye’nin gelişmesi ve büyümesi, bu yolla toplumsal refahın artması için gecemizi gündüzümüze katıyoruz" diye konuştu. Programa Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya milletvekilleri, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, belediye başkanları, protokol mensupları ve sektör temsilcileri katıldı.
İstanbul Giresunlu fırıncıdan İstanbul’da doğal köy ekmeği hamlesi Giresunlu fırıncı Mehmet Koç, Şebinkarahisar’ın geleneksel lezzetini İstanbul’a taşıdı. Sultanbeyli’de kurduğu ağla 7 ilçeye katkısız köy ekmeği ulaştıran Koç, doğal yöntemlerle üretilen ve sindirim kolaylığı sağlayan ekmeğiyle İstanbulluların sofralarına konuk oluyor. Giresunlu fırıncı Mehmet Koç, İstanbul’da kurduğu üretim ağıyla katkısız ve geleneksel yöntemlerle hazırlanan köy ekmeğini tüketiciyle buluşturuyor. 1993 yılından bu yana fırıncılık sektöründe faaliyet gösteren Koç, 2008 yılında İstanbul’da açtığı işletmesini, 2013’te köy ekmeği üretimine yönelerek farklı bir konseptle büyüttü. Giresun’un Şebinkarahisar ilçesine özgü ekmek yapım geleneğini İstanbul’a taşıdıklarını belirten Koç, üretim sürecinin tamamen doğal yöntemlere dayandığını ifade etti. Hamurun yaklaşık 1 saat yoğurulduğunu ve 1 saat mayalandırıldığını aktaran Koç, ekmeklerin kara fırında 5-6 dakika içerisinde pişirildiğini kaydetti. Ürünlerinde katkı maddesi kullanmadıklarının altını çizen Koç, doğal üretim sayesinde ekmeğin sindiriminin kolay olduğunu ve tüketici tarafından yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Karadeniz ve İç Anadolu’nun bazı bölgelerinde yaygın olarak bilinen köy ekmeğinin İstanbul’da yeterince tanınmadığını dile getiren Koç, farklı ilçelerden gelen müşterilerin ürüne yoğun ilgi gösterdiğini ve kısa sürede müdavim kitlesi oluştuğunu belirtti. Üretimini Sultanbeyli’de sürdüren işletme, Anadolu Yakası’nda Sancaktepe, Ümraniye, Ataşehir, Maltepe, Kartal, Pendik ve Tuzla başta olmak üzere geniş bir dağıtım ağıyla hizmet veriyor. Artan talep doğrultusunda Avrupa Yakası’nda da yeni bir şube açılması planlanıyor. Doğal ve yöresel lezzet arayan tüketiciler ise köy ekmeğinin hem lezzeti hem de sağlıklı yapısıyla öne çıktığını belirterek, özellikle kahvaltılarda tercih edildiğini ifade ediyor.