ASAYİŞ - 30 Nisan 2026 Perşembe 09:06

Dörtyol’da ev yangını

A
A
A
Dörtyol’da ev yangını

Hatay’ın Dörtyol ilçesinde çıkan ev yangını kısa sürede kontrol altına alındı.



Yangın, Dörtyol ilçesine bağlı Yeşil Mahallesi’nde bulunan binadaki bir dairede çıktı. Yangını gören mahalle sakinleri durumu 112 acil çağrı merkezine bildirdi. Bölgeye kısa sürede itfaiye ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen Hatay Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, yangını kısa sürede müdahale ederek diğer meskenlere sıçramadan kontrol altına aldı. Yangında ev zarar gördü.



Dörtyol’da ev yangını

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denetimli serbestlikteki arkadaşı tarafından öldürülen gurbetçi son yolculuğuna uğurlandı Denizli’nin Serinhisar ilçesinde birlikte alkol alırken tartıştığı arkadaşı tarafından demir çubukla dövülerek öldürülen gurbetçi son yolculuğuna uğurlandı. Zanlının, darp olayının ardından maktulün traktörüne de zarar verdikten sonra evine gittiği ortaya çıktı. Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Kocapınar Mahallesi’nde 26 Nisan Pazar günü gece saat 01.00 sıralarında meydana gelen olayda, 62 yaşındaki gurbetçi Erol Baysal ile evinde birlikte içki içtiği arkadaşı Hüseyin D. (55) arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Hüseyin D., yerden aldığı demir çubukla Erol Baysal’ı darp etti. Daha sonra eline geçirdiği çekiçle Erol Baysal’a ait traktöre de zarar veren Hüseyin D., evine gitti. Zanlının traktöre zarar verirken çıkardığı gürültüyü duyan komşularının ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Saldırıda kanlar içinde kalan Erol Baysal, sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından Serinhisar Devlet Hastanesine kaldırıldı. Ağır yaralanan Erol Baysal, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınan Hüseyin D., tutuklanarak cezaevine gönderildi. Birlikte alkol aldığı arkadaşı tarafından demir çubukla döverek öldürülen Erol Baysal’ın cenazesi, yurt dışında bulunan eşi ve çocuklarının gelmesinin ardından Kocapınar Mahalle Camisinde kılınan cenaze namazından sonra Kocapınar Mezarlığında dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Denetimli serbestlikle tahliye edilmiş Öte yandan, alkolün etkisiyle arkadaşını vahşice öldüren zanlı Hüseyin D.’nin çok sayıda suçtan sabıkasının olduğu ve bir süre önce denetimli serbestlikten yararlandırılarak tahliye edildiği ortaya çıktı. İşlediği cinayetin ardından kanlı elbiseleriyle evine giden zanlının, bir süre sonra tekrar olay yerine dönmek isterken yolda jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındığı öğrenildi.
İstanbul Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü polis teşkilatı için sahnelenen ‘Maskeliler’ oyunu ilgi gördü Anadolu Üniversitesi’nin profesyonel üniversite tiyatrosu olan Tiyatro Anadolu, Beyoğlu’ndaki Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde Gazze ve Filistin’de yaşanan savaşı konu alan ‘Maskeliler’ adlı oyunla seyirci karşısına çıktı. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü polis teşkilatına özel olarak sahnelenen oyun, yoğun ilgi gördü. Anadolu Üniversitesi’nin tiyatrosu olan Tiyatro Anadolu tarafından sahnelenen ‘Maskeliler’ adlı oyun Beyoğlu Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Oyun emniyet mensuplarının katılımıyla sahnelendi. Gazze ve Filistin’de yaşanan savaşın insani boyutunu sahneye taşıyan oyun, polis teşkilatı tarafından ilgi gördü. Genel sanat yönetmenliğini Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Karaahmet’in üstlendiği oyunda, oyuncular Ozan Karaahmet, Berk Kırlak ve Ali Burak Asil sahne aldı. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü polis teşkilatına özel gösterim olarak düzenlenen etkinliğe Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürü Murat Milletsever, protokol üyeleri ile davetliler katıldı. Sanatın birleştirici gücünü kamu kurumlarıyla buluşturmayı amaçlayan gösterimde, savaşın insanlar üzerindeki etkileri ve Filistin halkının yaşadığı zorluklar tiyatro diliyle anlatıldı. İzleyiciler tarafından ilgiyle takip edilen oyun, duygusal anlara sahne oldu. Anadolu Üniversitesi İstanbul Tanıtım Ofisi koordinasyonunda gerçekleştirilen organizasyonun, üniversitenin İstanbul’daki kurumsal görünürlüğünü artırmasının yanı sıra kamu kurumlarıyla kültür sanat alanındaki iş birliklerini güçlendirmesi hedefleniyor. "Oyun, İsrail saldırılarının gölgesi altında yaşayan bir Filistinli ailenin hayatını merkeze alıyor" Tiyatro Anadolu Genel Sanat Yönetmeni Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Karaahmet, "Oyunumuz, Üç Filistinli kardeşin hikâyesine odaklanan oyun, İsrail zulmü ve saldırılarının gölgesi altında yaşayan bir Filistinli ailenin hayatını merkeze alıyor. Savaşın gölgesinde kardeşlik ilişkilerini, aile bağlarını ve insanların yaşadığı zorlukları anlatıyor. Tiyatro Anadolu olarak bu oyunun prömiyerini geçen yıl yaptık ve bu yıl da sahnelemeye devam ediyoruz. Ocak ayından itibaren Anadolu Üniversitesi Tiyatro Anadolu olarak hem oyunumuzu sahneliyor hem de üniversitemizin tiyatro anlayışını ve kurumsal tanıtımını farklı şehirlerde izleyiciyle buluşturuyoruz. Bu kapsamda bir Anadolu turnesine çıktık. İstanbul, turnemizdeki üçüncü şehir oldu. Bunun dışında başka şehirler ve yurt dışını kapsayan turne programımız da devam ediyor. Oyunun hikâyesi 1960’lı ve 1970’li yıllara dayanıyor. O dönemde de Filistin’in işgal altında olduğunu ve İsrail’in baskısı altında yaşadığını görüyoruz. Bugün 2026 yılına geldiğimizde ise ne yazık ki hiçbir şeyin değişmediğini, aksine şiddetin daha da arttığını görüyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde savaşların ve çatışmaların devam ettiğine tanıklık ediyoruz" dedi. "Emniyet güçlerimizle bir araya gelmek, onlarla kaynaşmak ve sanat aracılığıyla buluşmak istedik" Savaşın panzehirinin sanat olduğunu söyleyen Karaahmet, "İnsanların birbirini anlaması, dinlemesi ve empati kurabilmesi sanatla mümkün oluyor. Biz de özellikle bu nedenle bu oyunu seçtik ve turneye onunla çıkmak istedik. Repertuvarımızda birçok oyun var. Bunlardan biri de "Aşk Neyledi Yunus." Bu oyunu da Beyoğlu Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yine burada sahneleyeceğiz. Anadolu Üniversitesi, eğitimi sanatla destekleyen bir üniversite. Açık öğretim sistemiyle Türkiye’nin ve dünyanın birçok noktasına ulaşan güçlü bir kurum. Biz de üniversitenin tiyatrosu olarak bunun bir parçasıyız ve turnelerle hem üniversitemizi hem de Tiyatro Anadolu’yu daha geniş kitlelerle buluşturmak istiyoruz. Bu etkinlikte özellikle emniyet güçlerimizle bir araya gelmek, onlarla kaynaşmak ve sanat aracılığıyla buluşmak istedik. İzleyiciler bizi Anadolu Üniversitesi ve Tiyatro Anadolu’nun sosyal medya hesaplarından takip edebilir. Gittiğimiz şehirlerde ve Eskişehir’de tüm seyircilerimizi oyunlarımıza bekliyoruz" diye konuştu. Savaşın son bulması için sanatçı olarak elimizden gelen en güçlü şey bunu sahneye taşımak" Oyuncu Ali Burak Asil, "Bugün çok mutluyum. Sahneye çıkabiliyor olmak ve kendi işini yapabiliyor olmak çok kıymetli. Özellikle böyle değerli insanların karşısında olmak da ayrıca heyecan verici. Oyunda en küçük karakter olan Halit’i canlandırıyorum. Hikaye, Filistin’de yaşayan üç kardeş arasında geçiyor ve savaşın bir aile üzerindeki etkisini anlatıyor. Ben de en küçük kardeş olarak bu savaşın üzerimde bıraktığı etkileri sahneye taşıyorum. Bu rol benim için hem geliştirici hem öğretici hem de çok etkileyici bir deneyim oluyor. Her oyun bana yeni şeyler katıyor; hem oyunculuk anlamında hem de kendi iç dünyamda farklı şeyler keşfetmemi sağlıyor. Biz de oyunda savaşın son bulması gerektiğini anlatıyoruz. Sanatçı olarak elimizden gelen en güçlü şey bunu sahneye taşımak. Biz de bu mesajı en iyi şekilde verebilmek için elimizden geleni yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
İzmir Urla’da sakız enginarının hasat mesaisi sürüyor Türkiye’nin enginar ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan İzmir’in Urla ilçesinde, karaciğer dostu olarak bilinen sakız enginarında hasat mesaisi devam ediyor. Kendine has yumuşak dokusu ve yapraklarının da tüketilebilmesiyle diğer türlerden ayrılan şifa deposu tescilli lezzet, tarlalardaki yoğun el emeğinin ardından sofralardaki yerini almaya başladı. İl genelinde ağırlıklı olarak Urla, Çeşme, Karaburun, Seferihisar ve Torbalı ilçelerindeki yaklaşık 8 bin dekarlık alanda yetiştirilerek yılda 11 bin ton civarında ürün elde edilirken, üretimin merkez üssü konumundaki Urla’da tek başına yılda yaklaşık 2 bin tonluk üretim gerçekleştiriliyor. Bölgenin ideal ikliminde yetişen ve coğrafi işaret alarak tescillenen sakız enginarı, sadece iri çanağı tüketilen sert ve kalın yapraklı bayrampaşa enginarının aksine, yumuşak dokusu ve yapraklarının da rahatlıkla yenilebilmesiyle öne çıkıyor. Ocak ve şubat aylarındaki verimli yağışların doğal bir gübre etkisi oluşturmasıyla bu yıl rekoltesi yüzde 20 oranında artan tescilli ürün, hasat edilmesinin ardından tarlada 30, pazarlarda ise ortalama 50 liradan satışa sunuluyor. Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olan sakız enginarı, karaciğerin temizlenmesinde ve hücrelerin yenilenmesinde önemli bir rol üstleniyor. Sağlığa olan faydalarının yanı sıra benzersiz lezzetiyle de yoğun talep gören bu ürün; zeytinyağlı yemeği, dolması, salatası ve pilavıyla sofraları süslüyor. Tarladan sofraya uzanan zorlu yolculuğuyla Ege mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan coğrafi işaretli bu şifa deposu lezzet, 1-3 Mayıs günleri arasında ilçede düzenlenecek olan Uluslararası Urla Enginar Festivali’nde ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Enginarın esas hasat zamanı başladı Sakız enginarının Urla yarımadasına mahsus bir ürün olduğunu belirten Urla Ziraat Odası Başkanı Muharrem Uslucan, "Çok değerli, kaliteli ve aroması çok güzel olan bu ürün için üreticilerimiz ağustos ayından sonra hazırlıklara başlar. Tarlayı sular, uyandırır ve ardından kökleri seyreltirler. Kışın nasıl geçeceği bilinmediği ve bazı seneler soğuk vurarak ürün ziyan olduğu için risk alıp erken uyandıranlar, kasım ve aralık aylarında tek tük hasada başlar. Son zamanlarda kış mevsimi yumuşak geçtiği için üreticiler erken uyandırarak kazanç sağlıyor. Esas hasat zamanı ise mart, nisan ve mayıs aylarıdır, mayıs ayının sonunda da hasat biter. Biz festivalimizi her yıl nisan ayının son günü veya mayıs ayının ilk haftası yapıyoruz. Bu sene de mayıs ayının ilk haftasına aldık. Tarla olarak 800-900 dönümün üzerinde enginar üretimimiz var ve bunu da 130-140 üreticimiz yapıyor. Pandemiden sonra üreticilerimizin büyük bir kısmı enginarı kendisi soyup işleyerek internet üzerinden vakumlu şekilde satmaya başladı. Bu ürünler Türkiye’nin her tarafına, hatta Avrupa’nın bazı ülkelerine de gidiyor" dedi. Dikim sonrası sulama büyük önem taşıyor Enginar tarlasını ağustos ayında hazırlayarak eylül başında dikim yaptıklarını anlatan üretici Hakan Seymen ise, "Dikim sonrası sulama büyük önem taşıyor. Fazla su hastalığa yol açarken, az su bitkinin tutmasını engelliyor. Don veya dolu gibi olumsuz hava şartları yaşanmazsa kasım ve aralık aylarında ilk meyveleri yavaş yavaş kesmeye başlıyoruz. Ancak esas verimli dönemimiz olan mart, nisan ve mayıs aylarında çok yüksek bir rekolte elde ediyoruz. Bölge insanı özellikle sakız türünün dolmasını çok severken, İstanbul pazarı genellikle çanak enginarı tercih ediyor. Enginarın tazeyken 10-15 dakika kaynatılıp üzerine limon, zeytinyağı ve tuz eklenerek tüketilmesi de oldukça yaygın ve bu şekilde vitamin değerini hiç kaybetmiyor" diye konuştu. Karaciğer hastalarının öncelikli tercihi Enginarın karaciğer ve kanser hastaları için taşıdığı önemi doktorların da tavsiye ettiğini belirten üretici Serkan Karcı da, "Özellikle karaciğer ve bazı kanser hastalarının öncelikli tercihi olan Urla enginarını, vakumlu ambalajlar ve kavanozlar içerisinde Türkiye’nin her noktasına ulaştırıyoruz. Müşterilerimizin her yıl artan talebi ve ürünlerimize gösterilen yoğun ilgi bizleri üretim konusunda daha da motive ediyor. Sakız enginarı, bayrampaşa türüne nazaran daha küçük bir yapıya sahip olsa da dolma ve çeşitli yemeklerde çok daha verimli bir kullanım sunmaktadır. Sakız enginarının yaprakları yumuşaklığı sayesinde bütünüyle tüketilebilirken, Bayrampaşa enginarının dış yaprakları sert olduğu için tüketiciler genellikle sadece çanak kısmını çeşitli garnitürlerle hazırlayarak tüketmeyi tercih ediyorlar" ifadelerini kullandı.