GÜNDEM - 19 Ekim 2025 Pazar 09:41

Depremden sonra huzuru mağarada bulmuştu, şimdi çok sevdiği mağarasını boşaltacak olmanın hüznünü yaşıyor

A
A
A

Hatay’da depremden sonra yerleştiği mağarada huzuru bulan Ali Bozoğlan, zabıta ekipleri tarafından mağarayı boşaltması gerektiği evrakının tebliğ edilmesi üzerine çok sevdiği mağarasını boşaltma kararı aldı. Depremin ardından yuvası olan mağarasından ayrılacağı için üzgün hisseden Bozoğlan, Hatay Valiliği tarafından tahsis edilen konteynerde yaşamını sürdürmeye devam edecek.

Kahramanmaraş merkezli depremde en çok hasara uğrayan Hatay’da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetti. Asrın felaketi olarak nitelendirilen depremde kentte yaşayan çoğu insanın hayatı bir gecede değişmişti. Deprem öncesinde Defne ilçesi Çekmece Mahallesi’nde yaşayan 55 yaşındaki Ali Bozoğlan da asrın felaketine evinde yakalanmıştı. Evli ve 3 çocuk babası olan Bozoğlan’ın depremde yaşadığı ev hasar alarak yerle bir oldu. Depremden sonra insanlardan uzakta yaşamak isteyen Bozoğlan, şehir dışında yaşayan ailesinden uzakta 2,5 yıl önce Samandağ ilçesi Yaylıca Mahallesi sınırlarında keşfettiği mağaraya yerleşti. Evde yaşadığı gibi mağarada düzenini kuran Bozoğlan, ihtiyacı olan huzuru ve mutluluğu mağarada bulmuştu. Depremden bu yana mağarada yaşamını sürdüren Bozoğlan’a Hatay Valiliği yardım eli uzatarak konteyner tahsis etmişti. Konteynerinde soğuk kış günlerini atlatan Bozoğlan, yaz aylarındaysa sıcaklığın etkisini hissettirdiği günlerde serinlemek için mağarasında günlerini geçirdi. Depremden sonra yaşamaya başladığı mağarasını boşaltması için Samandağ Belediyesi zabıta ekipleri tarafından kendisine evrak tebliğ edilen Bozoğlan, huzuru bulduğu mağarayı bir daha gelmemek üzere boşaltarak Hatay Valiliği tarafından verilen konteynerde yaşamını sürdürecek.

Depremden sonra huzuru mağarada bulmuştu, şimdi çok sevdiği mağarasını boşaltacak olmanın hüznünü yaşıyor

Zabıta ekipleri tarafından kendisine evrak tebliğ edildiğini ve mağarayı boşaltma kararı aldığını ifade eden Ali Bozoğlan, "Depremden sonra birkaç yerde kaldım. Birkaç değişik yüzler gördüğümden çadırda kalmak istedim. Birkaç yere çadırı koymak istedim ama izin vermediler. İzin vermeyince ben de mağaraya yerleştim, 2,5 yıldır mağarada yaşıyorum. Buraya geldiğimde eşyaları dizdim, yemekler yaptım. Çamaşırlarımı yıkıyorum. Suyumu dışarıdan taşıyarak mağaraya getiriyorum. Banyoyu burada dışarıda yapıyorum. Hatay Valimiz sağ olsunlar benimle ilgilendiler. Bana güzel bir konteyner tahsis ettiler. Konteynerimdeki eşyaları da döşediler. Devletimizi ve Sayın Valimiz Mustafa Masatlı’yı da Allah muvaffak etsin. Zabıta müdürlüğünden böyle bir kağıt geldi, zabıta ekipleri gelip burada keşif yaptılar. Bu eşyaları taşımak için bana yardımcı olacaklarını söylediler. Benim buradaki eşyaları taşınmaya imkanım yok, Allah’ın izniyle mağarayı boşaltacağız" dedi.

Depremden sonra huzuru mağarada bulmuştu, şimdi çok sevdiği mağarasını boşaltacak olmanın hüznünü yaşıyor

"Geçenlerde Ankara’dan mağaraya geldiğimde yatağımda yılan vardı, yılanı yatağımdan çıkarttım ve git mübarek dedim"

Mağarada yaşadığı zamanlarda huzurlu olduğunu ve ayrıldığı için üzgün hisseden Ali Bozoğlan, "Mağarayı boşaltacağım için çok üzgünüm. Onlara da zorluk olmasın diye boşaltmaya karar verdim. Mağarada daha huzurluydum. Konteynerde biraz ses çıkardığın zaman herkes şikayet ediyor. Bu yüzden mağarada yaşamak daha huzurlu hissettiriyor. Mağarada hava ve oksijen var. Sadece bir elektrik eksiğim vardı. Onu da yapacaktım ama maalesef şimdi yapamayacağım. Hatay Valiliği tarafından verilen konteynerda kalacağım. Hatay Valiliği’ne teşekkür ediyorum. Allah’a inancı olanlar hiçbir şeyden korkmazlar ve onlara bir şey olmazlar. İnançsız ve ürkek olanları akrep de sokar, yılan da sokar. Geçenlerde Ankara’dan mağaraya geldiğimde yatağımda yılan vardı, yılanı yatağımdan çıkarttım ve git mübarek dedim. Beyaz bir yılan yatağımı parçalamıştı. Yılanı çıkarttım ve bıraktım yürüdü gitti. Yılan bana hiç dokunmadı. Yılanın bir başında tuttum bir de kuyruğundan tuttum o şekilde dışarıya çıkarttım" ifadelerini kullandı.

Ramazan İlın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Tarımsal kalkınmayı güçlendirecek 4 projenin protokolü imzalandı Bereketli topraklarıyla tarımın önemli merkezlerinden biri olan Adıyaman’da, üreticilerin desteklenmesi ve tarımsal kalkınmanın güçlendirilmesi amacıyla hazırlanan 4 projenin protokolü imzalandı. Valilik İl Özel İdaresi ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü iş birliğinde; ürünlerin kalite ve veriminin artırılması, üreticilerin desteklenmesi, kırsalda yaşamın güçlendirilmesi ve köyden kente göçün azaltılması hedefleri doğrultusunda hazırlanan "Adıyaman’da Zeytin Üretiminin Yaygınlaştırılması", "Fiğ Ekimi ile Çelikhan’da Hayvancılığa Teşvik", "Adıyaman İli Arıcılık Proje Faaliyetlerinin Geliştirilmesi" ve "Adıyaman Fırınlarında Hijyenik şartların Artırılması" projelerinin protokolü düzenlenen törenle imza altına alındı. Projelerin protokolü, Vali Osman Varol’un himayelerinde, Vali Yardımcısı/ İl Özel İdare Genel Sekreteri Şükrü Alperen Göktaş ile Tarım ve Orman İl Müdürü Abdulkadir Akkan arasında imzalandı. Yeni tarımsal üretim modeline uygun, kontrollü ve planlı tarım uygulamaları kapsamında hayata geçirilecek projelerle, hem üretimde verimin hem de üreticilerin gelirinin artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Bu kapsamda İl Özel İdaresi tarafından temin edilen 15 bin adet zeytin fidanı, bin 500 adet arılı kovan, 2 bin 550 adet hamur pasası, 369 adet koruyucu elbise, 369 paket hijyenik malzeme ve 2 ton fiğ tohumu üreticilere dağıtılacak. Yetkililer, üretime değer katan çiftçinin ve üreticinin her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, tarımı büyütmeye, üretimi çeşitlendirmeye ve bereketi artırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini kaydetti. İmzalanan projelerin Adıyaman’a, çiftçilere, üreticilere ve tüm vatandaşlara hayırlı ve bereketli olması temennisinde bulunuldu.
Çorum Çorum Belediyesi’nin "Anne Dostu Şehir" projesinde ilk adım atıldı Çorum Belediyesi’nin ’Anne Dostu Şehir’ projesinin temellerini atmak amacıyla düzenlenen çalıştayında konuşan Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, "Bu sadece yerel bir vizyon değil, uluslararası bir vizyondur" dedi. Çorum Belediyesi’nin kadınlar, çocuklar ve ailelerin şehir yaşamına daha etkin katılımını hedeflediği "Anne Dostu Şehir" projesi kapsamında düzenlenen "Anne Dostu Şehir Yolunda: Erişilebilirlikten Destek Hizmetlerine Bütüncül Bir Yaklaşım Çalıştayı" şehirdeki bir otelde gerçekleştirildi. Çalıştaya farklı disiplinlerden akademisyenler, kamu yöneticileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve alanında uzman isimler katıldı. "Mutlu Anne, Güçlü Gelecek" mottosuyla düzenlenen çalıştayda uzmanlar, üç oturum halinde erişilebilirlik ve altyapı, erken çocukluk ve destek hizmetleri, çalışma hayatı ve esnek modeller, ebeveynliği yeniden düşünmek ile veriye dayalı politikalar ve katılımcı mekanizmalar başlıkları altında çeşitli konuları ele alacak. Çalıştay sonunda hazırlanacak raporun, annenin bakım yükünü, zamanını ve zihinsel emeğini merkeze alan ilk yerel politika belgesi olması hedefleniyor. Ayrıca bu raporun nihai sonucunun Çorum Belediyesi’nin gelecek dönem stratejik planlarına yön vermesi ve ulusal ölçekte örnek bir model oluşturması amaçlanıyor. "Bu yol haritasında ilk yola çıkan Çorum olacak" Düzenlenen çalıştayda konuşan Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, "Bu sadece yerel bir vizyon değil, uluslararası bir vizyondur. İnşallah bir başarı hikayesinin zamanda bir başlangıcı, bir besmelesi olacak. Tabii bugün çalıştayla başlıyoruz. Çünkü eğer biz bu tür konulara kapsayıcı, bütünleyici, sürdürülebilir bir mantıkla yaklaşmazsak sadece kitap üzerinde kalır ama hayatta onun uygulanması çok da mümkün olmaz. Bu anlamda bugün bütün tarafları bir araya getiriyoruz. Burada biraz sonra başlatacağımız çalıştayımızda akademisyenler, aile danışmanları, psikologlar, sosyologlar, şehir plancıları var, sivil toplum örgütleri, siyasal partilerimiz, anneler, hanımefendiler, kadınlarımız, belediye yerel yönetimler, kamu çalışanları ile Aile Sosyal Politikalar Bakanlığımızın yetkilileri var. Bir masanın etrafında, hatta masaların etrafında, masalar kuracağız ve her bir masada acaba anne dostu şehir nasıl bir şehir olmalı, neler yapılırsa anne dostu bir şehir ünvanı o şehre verilir ve o şehirde bunu hak etmiş olur? Herkesin fikrini ortaya koyacağı bir çalıştayla Anne Dostu Şehir vizyonumuzun ilk hamlesini, ilk başlangıcını, beslemesi yapacağız. Buradan aldığımız sonuçları raporlaştıracağız. Bu raporlarla nasıl parklar yaparsak, yollar yaparsak, hangi sosyal tesisleri yaparsak, hangi psikolojik, sosyolojik anlamda etkinlikler, eğitimler anlamında neler yaparsak o şehir anne dostu şehir olur? Bunların raporlanmasıyla yol haritasını burada belirlemiş olacağız. Ama bu yol haritasında ilk yola çıkan Çorum olacak. Önce şehrimizde, önce dünyanın merkezinde anne dostu şehir nasıl olur, neler yapılırsa olur bunları bir bir hayata geçireceğiz ve uygulamalı bir şekilde göstereceğiz. Ondan sonraki üçüncü aşama ise önce yerelde belediyelerimiz olmak üzere, Türkiye genelindeki belediyelerimizden kim anne şehri olmak istiyorsa müracaatlarını alacağız, kriterlerimiz belli ve bu kriterler doğrultusunda da bu ünvanı hak eden belediyelere anne dostu şehir unvanı vereceğiz ve böylece de bir ağ oluşturacağız. Önce yerelde, bir belediye, beş belediye, 50 belediye, tüm belediyeleri buna dahil etmeyi hedefliyoruz. Bu ve anne dostu şehir ağıyla beraber annelerin mutlu olduğu, ailenin mutlu olduğu, geleceğe güvenle yürüyeceğimiz ülkemizi inşallah inşa etme adına heyecanımızı, azmimizi ve bu çalışmalarımızı ortaya koyacağız" dedi. "Şehrimizin anne dostu şehir olma potansiyelini keşfettik" Daha sonra açılış konuşmasını gerçekleştiren Çorum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Mustafa Yaşar, "Anne Dostu Şehir projesi, bakım emeğini merkeze alan, aileyi güçlendiren, geleceği bugünden inşa eden bir şehir anlayışıdır. Çorum Belediyesi olarak çocuklarımızı ve annelerimizin yaşamını kolaylaştırmak için birçok hizmeti harekete geçirdik ve bu kaynaklardan ilham aldık. Bunun sonucunda ilhamı kendinden menkul bir vizyon oluştu. Bu vizyonun ismi Anne Dostu Şehir Modelimizdi. Bu hizmetlere anne gözüyle ve bütüncül bir yaklaşımla baktığımızda şehrimizin anne dostu şehir olma potansiyelini keşfettik. Bütüncül, sürdürülebilir ve her alanda anne odaklı topyekun bir mücadeleyi temsil eden bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek amacıyla anne dostu şehir modelini tasarladık. Logomuzu belirledik ve marka tescil sürecimizi tamamladık" diye konuştu. "Bir şehri marka kılmak aslında o şehrin temel değerleri yaşanabilir olduğunu göstermekle ilgilidir" Konuya ilişkin süreçten bahseden İstanbul Medeniyet Üniversitesi Felsefe Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof Dr. Yayla Gül Ceren Karataş, "Bir şehri marka kılmak aslında o şehrin temel değerleri yaşanabilir olduğunu göstermekle ilgilidir. Yoksa sadece bir markalaştırıp bunu ticari bir ürüne dönüştürmek değil. O yüzden anne dostu şehir markası aslında özellikle annelerin bakım yükünü azaltmak için değil sadece. Bizzat kentin kendisinin bakım ekolojisi olarak tanımlanmasıyla inşa edilir. Yani anne dostu şehirlerle ilgili çalışacaksak annelerin yükünü azaltmak tek kaygımız değil. Şehri birlikte inşa edilebilecek ve bakım yükünü aileden ve özellikle de anneden alıp şehrin politika üretme süreçlerine dahil eden çok çağdaş ve çok önemli bir uluslararası seviyenin üzerine bir kaygı. Bu açıdan çok önemli" şeklinde konuştu.