ÇEVRE - 07 Nisan 2026 Salı 14:12

Beyaz Su Şelalesi ilgi odağı oldu

A
A
A
Beyaz Su Şelalesi ilgi odağı oldu

Hakkari’nin Çukurca ilçesindeki Sabır Dağı eteğinden çıkan Beyaz Su Şelalesi, gürül gürül akan suyuyla büyük ilgi görüyor.


Çukurca ilçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Narlı köyü yolunda bulunan Beyaz Su Şelalesi, baharın gelişiyle birlikte yeniden canlandı. Beyaz Su Şelalesi, karların erimesiyle birlikte debisinin artması sonucu görsel bir şölen sunarken, doğaseverlerin ve ilçe sakinlerinin uğrak noktası haline geldi.


Hakkari-Çukurca kara yolu kenarında yer alan şelaleye gelen vatandaşlar, hem doğayla iç içe vakit geçiriyor hem de bol bol hatıra fotoğrafı çekiyor. Bazı ziyaretçiler şelale çevresinde piknik yapmayı tercih ederken, bazıları ise kısa bir mola vererek eşsiz manzaranın tadını çıkarıyor.


İlçe sakinleri, bahar aylarında yeniden akmaya başlayan şelalenin bölgeye ayrı bir güzellik kattığını belirterek, "Beyaz Su Şelalesi’ni ziyaret etme fırsatı bulduk. Şelale akmaya başladıktan sonra burası adeta canlandı. İnsanlar buraya akın ediyor. Kimileri piknik yapıyor, kimileri ise fotoğraf çektiriyor" ifadelerini kullandı.



Beyaz Su Şelalesi ilgi odağı oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Manisa Büyükşehir’den su seferberliği: 2026 hedefi 155 yeni sondaj Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, şehrin su ihtiyacını kesintisiz karşılamak adına sondaj çalışmalarına hız verdi. 2025 yılında 115 sondajı tamamlayan MASKİ, 2026 yılında 300 milyon liralık dev bir yatırımla 155 yeni sondaj açmayı hedefliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi, iklim krizi ve artan su ihtiyacına karşı önlemlerini artırıyor. MASKİ Genel Müdürlüğü bünyesinde yürütülen çalışmalarla şehrin dört bir yanında yeni su kaynakları sisteme dahil ediliyor. 2026 planlaması kapsamında açılacak 155 sondajın dağılımı ise şu şekilde belirlendi: Manisa merkez 14 adet, ilçe merkezlerinde 37 adet, kırsal mahallelerde 89 adet ve yeni su havzalarının belirlenmesi için araştırmada kullanılmak üzere 15 adet. Ayrıca geçtiğimiz yaz kuraklıktan en çok etkilenen Kula ve Gördes ilçelerinde, su sorununu kökten çözmek amacıyla 4’er adet geniş çaplı sondaj çalışması gerçekleştirilecek. "Amacımız halkımıza temiz ve kesintisiz içme suyu ulaştırmak" Manisa genelinde yürütülen su yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulunan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, küresel su krizine dikkat çekti. Manisa’nın bir tarım şehri olması nedeniyle su yönetiminin kritik bir önem taşıdığını vurgulayan Başkan Dutlulu şunları söyledi: "Dünyayı saran su krizi artık kapımızda. Manisa’da özellikle yaz aylarında sulama nedeniyle su kullanımı ciddi oranlara ulaşıyor. Eskiden yüzeye yakın noktalarda suya ulaşabilirken, artık ortalama 250-300 metre derinliklere inmek zorunda kalıyoruz. Yeraltı sularındaki bu azalmayı vatandaşlarımıza hissettirmemek için gece gündüz çalışıyoruz. Tek amacımız, halkımıza sağlıklı, temiz ve kesintisiz içme suyu ulaştırmak." Çalışmaların şu an Alaşehir, Saruhanlı, Gördes, Demirci ve merkez ilçelerde yoğunlaştığını belirten Başkan Dutlulu, 2026 yılı sonuna kadar 300 milyon liralık bütçenin bu projeler için kullanılacağını ifade etti. 2026’da 155 adet sondaj açılacak MASKİ Genel Müdürlüğü İçme Suyu Temini ve Su Arıtma Kalite Şube Müdürü Muzaffer Görkem Yemişçi ise teknik süreçle ilgili bilgi vererek, "15 ilçemizde eş zamanlı olarak planlamalarımız sürüyor. Sondaj çalışmalarımızda ortalama 250 metre derinliklerde suya ulaşıyoruz. Manisa’nın her noktasında vatandaşlarımıza standartlara uygun, kaliteli su sağlamak için ekiplerimizle sahadayız" dedi.
Ankara Bakan Güler: "Çok yönlü hava savunma sistemleri, balistik ve seyir füzeleri savaşın seyrini belirleyen en kritik hususlar" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Güçlü bir hava kuvvetine sahip olmakla birlikte, çok yönlü hava savunma sistemleri, balistik ve seyir füzeleriyle bu sistemlere ait mühimmat kapasitesi, artık savaşın seyrini belirleyen en kritik hususlardan birisi haline gelmiştir" dedi. ROKETSAN Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. ROKETSAN Lalahan Tesisi’nde düzenlenen programa, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci ve ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol katıldı. Burada konuşan Bakan Güler, bölgede ve dünyada yaşanan belirsizliklerin arttığı süreçte Bakanlık olarak gece gündüz çalıştıklarını belirterek, faaliyetlerini azim ve kararlılıkla sürdürdüklerini dile getirdi. Güler, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her şartta görevini başarıyla yerine getirmesi kahraman, fedakar ve vatanına yürekten bağlı personelimizin eseridir. Bu başarıların arkasında aynı zamanda zatı devletlerinin güçlü destekleriyle gelişen yerli ve milli savunma sanayiimizin imkan kabiliyetleri de bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. Bakan Güler, köklü savunma sanayii birikimiyle öncü şehirlerden birinin Kırıkkale olduğunu aktararak, "Bugün açılışını gerçekleştireceğimiz 3 önemli tesis, kritik yakıt teknolojilerinin geliştirilmesine imkan sağlayacak, mevcut harp başlığı üretim kapasitemizi artıracak aynı zamanda ileri düzey Ar-Ge ve mühendislik çalışmalarına ev sahipliği yapacak olmasıyla şehrimizin bu stratejik rolünü daha da pekiştirecektir. Bu kritik tesislerin yanı sıra teslim edilecek balistik ve seyir füzeleriyle hava savunma sistemlerinden oluşan geniş ürün yelpazesi yani TAYFUN’dan SİPER’e, ATMACA’dan HİSAR’a ve SUNGUR’a kadar uzanan toplam 20 kalem sistem, kahraman ordumuzun gücünü ve caydırıcılığını çok daha ileri seviyelere ulaştıracaktır" açıklamasında bulundu. "Tesisler ile ordumuza kazandırılacak hava savunma sistemleri, ülkemizin kararlı duruşunu daha da tahkim edecektir" Lalahan füze entegrasyon tesislerinin üretim kapasitelerini kat be kat artıracağına ve ihtiyaçların karşılanmasında önemli katkılar sunacağına inandığını söyleyen Güler, sözlerine şöyle devam etti: "Son dönemde bölgemizde yaşanan gelişmeler savunma sanayiimizin bekamız açısından ne denli hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Özellikle İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan çatışmalar modern savaşın doğasının açık şekilde ortaya koymuştur. Güçlü bir hava kuvvetine sahip olmakla birlikte, çok yönlü hava savunma sistemleri, balistik ve seyir füzeleriyle bu sistemlere ait mühimmat kapasitesi artık savaşın seyrini belirleyen en kritik hususlardan birisi haline gelmiştir. Bu gerçeklik karşısında etkin bir hava savunma mimarisi kurmanın yüksek hassasiyetli füze ve roket sistemlerine sahip olmanın stratejik bir zorunluluk olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Hayata geçirilen ‘Çelik Kubbe’ projesi kapsamındaki çok katmanlı hava savunma sistemlerimiz de ülkemizin savunma konseptinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu anlayış doğrultusunda açılışı gerçekleştirilecek ve temeli atılacak tesisler ile de ordumuza kazandırılacak hava savunma sistemleri ülkemizin önleyici, caydırıcı ve kararlı duruşunu daha da tahkim edecektir." "Bugün Türkiye, kendi semalarını koruyan, kendi caydırıcılığını kendi aklı ve kendi mühendisliğiyle büyüten bir ülkedir" Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise, açılışını yaptıkları ve temelini attıkları her yatırımın Türkiye’nin savunma sanayiindeki kararlı yükselişinin bir ifadesi olduğunu anlatarak "Bugün Türkiye, kendi semalarını koruyan, kendi platformlarını donatan, kendi mühimmatlarını geliştiren, kendi caydırıcılığını kendi aklı ve kendi mühendisliğiyle büyüten bir ülkedir. ROKETSAN’ımız da büyük bu büyük yürüyüşün en kıymetli lokomotiflerinden biridir. Bugün devreye aldığımız tesisler ve temeline attığımız yeni altyapılar, ROKETSAN’ımızın üretimden entegrasyona, testten ileri mühendisliğe uzanan tüm kabiliyet alanlarında yeni bir safhayı temsil etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Lalahan füze entegrasyon tesislerimizde bin 300 kişilik yeni istihdam imkanı oluşacaktır" Açılacak tesislere ilişkin bilgi veren Görgün, "Açılışı yapılan tesislerimizde 2 bin kişilik ilave istihdam sağlanacak, Lalahan füze entegrasyon tesislerimizde de bin 300 kişilik yeni istihdam imkanı oluşacaktır. Bu tablo savunma sanayiimizin aynı zamanda yüksek nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve büyüten güçlü bir kalkınma alanı olduğunu da göstermektedir" dedi. "Tesislerimizle birlikte kritik öneme sahip sistemlerin seri üretim temposu çok daha güçlü bir ivme kazanacaktır" Teslimatı yapılan sistemlerde ROKETSAN’ın yüksek üretim kabiliyetini ve stratejik katkısının bulunduğunun altını çizen Görgün şu ifadelere yer verdi: "Lalahan füze entegrasyon tesislerimizle birlikte SİPER, HİSAR ve TAYFUN gibi ülkemizin savunmasında kritik öneme sahip sistemlerin seri üretim temposu çok daha güçlü bir ivme kazanacaktır. Kurulmakta olan üretim altyapısı, özellikle patlayıcı ve kritik ham maddelerde dışa bağımlılığı azaltacak, savunma sanayiimizin tedarik gücünü, sürekliliğini ve stratejik dayanıklılığını pekiştirerek olası ambargo risklerine karşı güçlü bir yerli üretim zemini oluşturacaktır. Sayın Cumhurbaşkanım ‘Tam Bağımsız Savunma Sanayii’ hedefinizi daha güçlü altyapılarla, daha büyük projelerle, daha yüksek yerlilik oranlarıyla, daha yaygın ihracat başarılarıyla ve daha nitelikli insan kaynağıyla ileri taşımaya sürdüreceğiz."
Manisa Başkan Özkasap: "Savaşın faturası Manisa Ovasına kesiliyor" ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşın gerilimi her geçen gün artarken Manisa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Özkasap, savaş nedeniyle özellikle enerji, gübre ve mazot maliyetlerindeki artışın Manisa’daki üreticiyi zorladığını belirtti. Orta Doğu’da yükselen gerilim, tarım sektörünü doğrudan etkilemeye devam ederken, Manisa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Özkasap, özellikle enerji, gübre ve mazot maliyetlerindeki artışın Manisa’daki üreticiyi zorladığını belirtti. Son haftalarda küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmaların tarımsal girdilerde ciddi fiyat artışlarına yol açtığını ifade eden Özkasap, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimin enerji ve tarımsal üretim maliyetlerini doğrudan etkilediğini söyledi. Özkasap, "Petrol ve doğal gaz akışında yaşanabilecek en küçük aksama bile mazot fiyatlarını artırıyor. Bu da doğrudan çiftçinin maliyetine yansıyor" dedi. Manisa’nın üzüm, zeytin, pamuk, mısır, buğday ve sebze üretiminde kritik rol üstlendiğini vurgulayan Özkasap, artan maliyetlerin üreticiyi her geçen gün daha fazla zorladığını ifade etti. Gübre tedariki risk altında Başkan Özkasap bölgedeki jeopolitik gelişmelerin gübre tedariğini de doğrudan etkilediğini, son dönemde gübre fiyatlarında yaşanan artışın en önemli nedenlerinden birinin Hürmüz Boğazı’ndaki riskler olduğunu söyledi. Gübre üretiminde kullanılan hammaddelerin büyük bölümünün bu bölgeden geçtiğini ve tedarikte yaşanabilecek aksaklıkların hem fiyatları artırdığını hem de üretim planlamasını zorlaştırdığını da dile getirerek, gübrenin tarımsal verimlilik üzerindeki etkisinin şartlara göre yüzde 50’ye kadar ulaşabildiğini hatırlattı. Özkasap, Türkiye’nin doğal gaz, fosfat kayası, potasyum tuzları ve kükürt gibi temel hammaddelerde büyük ölçüde dışa bağımlı olduğunu, ara maddelerin de önemli kısmının ithalatla karşılandığını ifade etti. Basra Körfezi’nin dünya enerji üretiminin ana merkezlerinden biri olduğunu belirten Özkasap, dünya deniz yoluyla yapılan gübre ticaretinin yaklaşık üçte birinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyledi. Boğazın; dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin yanı sıra üre gübresinin yüzde 25-35’inin, amonyağın yüzde 25-30’unun ve fosfatlı gübrenin önemli bir bölümünün geçtiği kritik bir koridor konumunda bulunduğunu ifade eden Özkasap, bölgedeki güvenlik ve lojistik durumunun küresel gübre tedariki açısından belirleyici olduğunu vurgularken, Manisa’nın özellikle Sultani üzüm, zeytin, yaş sebze ve meyve ile yumurta üretiminde dünya çapında önemli bir merkez olduğunu belirtti. Manisa’nın tarımsal ihracatta önemli bir merkez olduğuna dikkat çeken Özkasap, ilin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 20’sinin tarıma dayalı sanayiden oluştuğunu belirtti. Düşük döviz kuru ile birlikte işçilik, elektrik, ambalaj, navlun ve lojistik maliyetlerindeki artışın ihracatçı firmaların üretim ve pazarlama giderlerini önemli ölçüde yükselttiğini ifade eden Özkasap, bu durumun firmaların dış pazarlardaki rekabet gücünü zayıflattığını ve pazar paylarının daralmasına yol açtığını dile getirdi. Destek ve planlı üretim önerisi Özkasap açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Manisa Ticaret Borsası olarak ve Tarım Bakanlığımız, bölgede yaşanan tüm gelişmeleri anlık olarak takip etmekte, fiyat hareketliliklerini yakından izlemekte, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı ülkemizdeki üreticilerin ve tüketicilerin refahını dengeli bir şekilde koruyacak gerekli tüm tedbirleri almaya devam etmektedir. Nitekim Cumhurbaşkanlığı kararı ile 7 Mart tarihinde ÜRE gübresinde, 3 Nisan 2026 tarihinde azotlu gübreler ile mineral ve kompoze gübrelerde gümrük vergisi sıfırlandı, buna ek olarak ÜRE ihracatı ve transit geçişi de yasaklanmıştı. Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı, gübre stoklarının yeterli olduğunu ve arz güvenliğini tehdit eden bir durum bulunmadığını söylemektedir. Fakat bunlara ilave olarak devletimizin, fiyat oluşumuna çiftçi lehine direkt müdahil olmasını bekliyoruz, aksi takdirde bu indirimin etkisi sadece ithalatçı şirketler için bir avantaja dönüşmekle sınırlı kalacaktır. Sonuçta alım gücü zaten düşük olan çiftçi üretimi azaltmaktan başka yol bulamayacaktır. Bu durumda artan gıda enflasyonu ile birlikte yaş sebze ve meyve fiyatlarında pazarda gözle görülür artışlar yaşanırken bu durum tüketicinin alım gücünü zorlayacak." Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gübre stoklarının yeterli olduğu yönündeki açıklamalarının piyasada tam anlamıyla güven oluşturmadığını belirten Özkasap, ilgili kurumların fiyat oluşumuna çiftçi lehine daha etkin müdahil olması gerektiğini ifade etti. Sanayicilerin maliyet artışlarını gerekçe göstererek gübreye zam yaptığını, buna karşılık çiftçinin alım gücünün giderek düştüğünü belirten Özkasap, bu durumun gübre kullanımını azalttığını ve üretimde gerilemeye yol açtığını söyledi. Özkasap, "Manisa Ovası Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri. Bu potansiyelin korunması için üreticinin desteklenmesi şart. Çiftçiye doğrudan gübre desteği sağlanmalı ve dışa bağımlılığı azaltacak adımlar atılmalıdır. Maliyetleri dengeleyecek politikalar hayata geçirilmezse üretimde daralma kaçınılmaz olabilir" dedi.
Ankara Kilis’te tarihi eserler yürütülen restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılıyor Kilis’te deprem sonrası yürütülen restorasyon ve ihya çalışmalarıyla tarihi eserler yeniden ayağa kaldırılıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy 412,1 milyon liralık yatırımla kentin kültür ve turizm altyapısının güçlendirildiğini belirterek 197 yapıya sağlanan destek, tamamlanan restorasyonlar ve yeniden ibadete açılan eserlerle şehrin toparlanma sürecinin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Kilis’in kültür ve turizm alanındaki durumu, ihtiyaçları, yürütülen çalışmalar ve hayata geçirilen projeler Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Kilis Valiliğinde katıldığı il değerlendirme toplantısında ele alındı. Kilis Valisi Ömer Kalaylı ile AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal’ın da katıldığı toplantının ardından bir basın açıklaması yapan Ersoy, Kilis’in sahip olduğu potansiyelin en üst düzeyde değerlendirilmesinin temel hedef olduğunu vurguladı. Bakan Ersoy’un gün boyu Kilis’te gerçekleştirdiği programlara AK Parti Kilis İl Başkanı Zihni Serhan Diyarbakırlı da eşlik etti. Deprem sonrası Kilis’e kapsamlı destek Son 24 yılda Kilis’e kültür ve turizm alanında 412,1 milyon lira tutarında yatırım yapıldığını belirten Ersoy, aynı süreçte yerel yönetimlerin turizm altyapı yatırım projelerine de 183 milyon lira kaynak aktarıldığını ifade etti. Kilis’te 534 adet taşınmaz kültür varlığı ve 68 adet sit alanı bulunduğunu aktaran Ersoy, kültür varlıklarının restorasyonu ve ihyası kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde son 23 yılda proje, bakım, onarım, müze teşhir-tanzim ve çevre düzenleme işleri için 61 milyon lira ödenek sağlandığını kaydetti. Deprem sonrası yürütülen çalışmalara değinen Ersoy, Kilis genelinde 143’ü proje yardımı, 54’ü uygulama yardımı olmak üzere toplam 197 yapıya yardım yapılması kararı alındığını, bu kapsamda şu ana kadar 158 yapıya 238,6 milyon lira ödeme yapıldığını bildirdi. Tarihi eserler tek tek ayağa kalkıyor Restorasyonu tamamlanan Tabakhane, Karakadı ve Merkez Hacı Derviş camilerini Kilis programları kapsamında yeniden ibadete açacaklarını belirten Ersoy, söz konusu eserlerin bilim kurullarının denetiminde gerekli tüm bakım ve onarım çalışmalarının tamamlanarak cemaatine kavuşturulduğunu ifade etti. Depremden etkilenen 24 vakıf kültür varlığından 12’sinin restorasyonunun tamamlandığını hatırlatan Ersoy, mayıs ayı başında 7 eserin, haziran ayı itibarıyla da kalan 5 eserin restorasyonunun tamamlanacağını ve böylece Kilis’te depremden zarar görmüş toplam 24 vakıf kültür varlığının yeniden hizmete açılacağını söyledi. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Kilis Ravanda Kalesi ile Kilis Alaeddin Yavaşça Müzesi’nde onarım çalışmalarının depremin hemen ardından başlatılarak aynı yıl içerisinde tamamlandığını belirten Ersoy, söz konusu yatırımların ilin kültür altyapısına önemli katkı sağladığını ifade etti. Bakan Ersoy, sözlerine şöyle devam etti: "Güncel birim fiyatlarla 197,5 milyon liralık bir yatırım olarak ilimize kazandırdığımız Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca Kültür Merkezi asrın felaketini çok az bir hasarla atlatmıştı. Bu noktada da gerekli basit onarımların gerçekleştirilmesi için Bakanlık olarak ödenek göndermiştik. Valiliğimizin koordinesinde yürütülen söz konusu bu çalışmalar da hızlı bir şekilde tamamlanmıştır." Kilis’te yürütülen arkeolojik çalışmalara da değinen Ersoy, Oylum Höyük kazısına 2025 yılında 1 milyon 267 bin lira ödenek aktarıldığını, ayrıca bu alanın Geleceğe Miras projesi kapsamına alındığını belirtti. Bu doğrultuda 2024 yılında 3 milyon 900 bin lira, 2025 yılında ise 2 milyon 400 bin lira ek ödenek sağlandığını, 2026 yılı çalışmalarına yönelik bütçe planlamasının sürdüğünü kaydetti. Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadeleye de değinen Ersoy, 2025 yılı içerisinde Kilis sınırları içinde 14 kaçak kazı ve 10 kültür varlığı kaçakçılığı olayı tespit edildiğini, bu olaylarda 89 adet kültür varlığı ve 31 adet objenin ele geçirildiğini bildirdi. Bakan Ersoy, "Bu toprakların medeniyet mirasına el uzatan, göz diken herkes adalete hesap verecektir. Bu vesileyle bu tartışmasız gerçeğin altını bir kez daha çizmek isterim" dedi. "Devletimiz, Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne kesintisiz ve kararlılıkla devam etmektedir" Bölgesel gelişmelere de değinen Ersoy, şu ifadeleri kullandı: "Devletimiz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çatışmaların son bulması için sahada etkin rol oynayan başat aktördür. Gücü, güvenilirliği, doğru, adil ve hakkaniyetli yaklaşımıyla uluslararası hukukun işlemesi için her adımda öncüdür. Bu mücadeleyi verirken, elbette her şeyden önemli ve öncelikli olarak milletimizin huzur ve güvenliğini her koşulda korumanın mutlak iradesini de masada ve sahada ortaya koymuştur, koymaktadır. Bu ateş çemberinin içinde Türkiye bir huzur ve güven limanı olarak farkını göstermiştir. Bütün bakanlıklarımız ve devlet kurumlarımız Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde milletimize hizmet üretmeyi, hedeflerini gerçekleştirmeyi sürdürmektedir. Milletimiz rahat olsun. Devletimiz, Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne kesintisiz ve kararlılıkla devam etmektedir." Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Valilik ziyaretinin ardından tarihi Sabunhane binasında bulunan Kilis Müzesi’nde incelemelerde bulunarak esnafla bir araya geldi. Bakan Ersoy, ardından Kara Kadı, Hacı Derviş ve Tabakhane Camilerinin açılışını gerçekleştirdi. AK Parti Kilis İl Başkanlığında teşkilat ile de bir araya gelen Ersoy, Oylum Höyük’te gerçekleştirdiği incelemelerin ardından Kilis programını tamamladı.