DÜNYADAN FUTBOL - 20 Mayıs 2020 Çarşamba 13:25

Watford'da 1'i futbolcu toplam 3 kişide korona virüs çıktı

A
A
A
Watford'da 1'i futbolcu toplam 3 kişide korona virüs çıktı

ngiltere Premier Lig takımı Watford, 1'i futbolcu, 2'si personel olmak üzere toplam 3 kişinin korona virüs testinin pozitif çıktığını açıkladı.

İngiliz ekibi Watford, kulübün resmi internet sitesinden yapılan korona virüs test sonuçlarını açıkladı. Buna göre 3 kişinin testinin pozitif olduğu duyuruldu. 3 kişiden 1'inin futbolcu, 2'sinin de personel olduğunu belirtildi.

Test sonucu pozitif çıkan kişilerin 7 gün boyunca karantinada kalacağı ve sonrasında tekrar test yaptıracakları ifade edildi.

Oğuzhan Ort

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Kerkük’te Türk vali atanması ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin sözleri başta olmak üzere gündeme ilişkin birçok konuyu ele aldı. "Ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir" Dünyanın sıkıntılı bir imtihandan geçtiğini belirten Bahçeli, böyle zamanlarda kenetlenmenin tarihi bir tavır olduğunu dile getirdi. Bahçeli, "Küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte, jeopolitik zemin kaymakta, ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir. Devletler irade, milletler metanet, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır. Haritalar yerinde dursa bile anlamlar yer değiştirmektedir. Sınırlar sabit görünse bile tehditlerin mahiyeti değişmektedir. İşte böylesi zamanlarda millet olmanın manası da daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda birbirimize daha sıkı sarılmak tarihi bir zaruret halini alır. İşte böylesi zamanlarda ayrılığı büyüten her dil, gevşekliği çoğaltan her tavır, hafızayı aşındıran her müdahale geleceğe kurulmuş bir tuzak olarak karşımıza çıkar. Onun içindir ki bizler bugünlerde yalnız bugünü konuşamayız. Maziyi de konuşmak zorundayız. İstikbali de konuşmak zorundayız" diye konuştu. "3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevkidir" Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ne az bir vakit kaldığını söyleyen Bahçeli, "Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’ sözü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tasavvurunu en veciz şekilde ortaya koyan tariflerden biridir. Millet, yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, zaman içinde birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş beşerî ve siyasî bir terkiptir" ifadelerine yer verdi. "3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür" Türk milliyetçiliğinin geçici heveslerin değil, ülküye adanmışların davası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Türk milliyetçiliği, günü kurtarmaya memur dar kadroların değil; asırları inşa etmeye namzet olanların mirasıdır. Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegâne sancağıdır. İşte bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin şerefli bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs, Milliyetçi Hareket Partisi’ni bugüne taşıyan iradenin hangi ateşlerle sınandığının, hangi zincirlerle kuşatıldığının, hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir. 3 Mayıs, millet şuurunun taviz kabul etmeyen bir iradeye dönüşmesidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin yalnız bir fikir cereyanı olarak kalmayıp bir ahlak, bir şahsiyet ve bir mücadele disiplini hâlinde tecelli etmesidir. 3 Mayıs, devrin karanlığı karşısında sinmeyenlerin, tehdit karşısında eğilmeyenlerin, baskı karşısında susmayanların vakur duruşudur. 3 Mayıs, Türk milletinin kendi kimliğine, kendi tarihine, kendi istikbaline ve kendi manevi-milli varlığına sahip çıkma iradesinin billurlaşmış halidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür" açıklamasında bulundu. "Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir" Bahçeli, 3 Mayıs tarihinde mahkeme salonlarında direnenlerin sadece bir fikri savunmadığını belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Geri çekilmek mümkündü. Fakat onlar Türk milliyetçiliğini bir tercih değil, bir mecburiyet olarak gördüler. Başbuğumuz Alparslan Türkeş ise o fikri sadece müdafaa edilen bir mefkûre olmaktan çıkarıp bir teşkilat iradesine dönüştürdü. Şehitlerimizin aziz hatıraları üzerine yükselen Türk-İslam davası, Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte Türk milliyetçisinin yüreğinde kökleşmiş, istikbalinde mevzilenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcudur. Milliyetçi Hareket Partisi, mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, yoldan çıkmamışların son sığınağıdır." "Kerkük, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır" Milliyetçiliklerinin yalnız Anadolu coğrafyasına sıkıştırılabilecek bir itibar davası olarak görülemeyeceğinin altını çizen Bahçeli, nerede bir Türk yaşıyorsa, orasının gönül haritalarının bir parçası olduğunu kaydetti. Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin; sınırları ötesinde bastırılmak istenen Türkmenlerin sesinin muhafızı olduğunu ifade ederek, "Türk milliyetçiliği, unutturulmak istenen tarihin, silinmek istenen hatıraların müdafaa hattıdır. Bu hattın yol bulduğu satıh da Misak-ı Milli coğrafyasıdır. Misak-ı Milli coğrafyası denildiğinde ise yüreklerimize hasret düşmektedir. Bu hasretlerin başında ise Kerkük gelmektedir. Kerkük, ecdadımızın hüzünle yoğrulmuş emaneti, onur mücadelesinin bayraktarı, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. "Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür" Kerkük’teki yangının ateşini Ankara’dan gördüklerini ve bunu da Türk olmanın bir gereği olarak idrak ettiklerini söyleyen Bahçeli, Kerkük Türkmenlerinin uzun süredir maruz bırakıldığı zulmün, Türk milletinin vicdanına kazınmış kahredici bir imtihan olduğunu belirtti. Bahçeli, birçok Türkmen ailenin yurdundan edilmek istendiğini de söyleyerek, "Türkmeneli’nde Türkçenin sesini kısmaya, tarihi mevcudiyeti bulandırmaya, milli kimliği zayıflatmaya, kadim Türk yurdunu siyasi oyunlar ve demografik tertiplerle özünden koparmaya yeltenenler olmuştur. Ancak bilinmelidir ki Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür" dedi. "Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır" Muhammed Seman Ağa’nın Kerkük Valisi seçilmesinin, tarihi acılara bir merhem olduğunu belirten Bahçeli, "Bu gelişme, Kerkük’te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu; Türkmen’i yok saymayan, Arap’ı dışlamayan, Kürt’ü ötekileştirmeyen, Süryani’yi silmeyen, herkesin hukukunu tanıyan, fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir. Nasıl ki Türkiye Yüzyılı’nın kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü Terörsüz Türkiye ise; gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir. Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Bizim muradımız; tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir" şeklinde konuştu. "Ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız" Bahçeli, Kerkük’ün bir miras, Türkmenlerin ise sahipsiz bırakılmayacak bir emanet olduğunu dile getirerek, "Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle ve duasıyla yurdundan koparılamayacaktır. Huzurumuz hiçbir karanlık denklemin, hiçbir kalleş müzakerenin malzemesi hâline getirilemeyecektir. Türkçenin sesi kısılamayacak, hiçbir Türkmen ocağının ışığı söndürülemeyecektir. Devran dönmüştür. Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır. Kerkük yaşayacak, Türkmeneli doğrulacak, Allah’ın izniyle de ebediyen yaşayacaktır. Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız. Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız" değerlendirmesinde bulundu. "Kerkük’ün eski günlerine dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı" Irak’ın Türkiye için sıradan bir komşu olmadığını aktaran Bahçeli, "Irak’ta huzur güçlendikçe Türkiye’nin güney hattı rahatlar. Irak’ın birliği korundukça bölgesel denge sağlamlaşır. Bu nedenle Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte ilişkilerin ufku enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik bir gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz, Kerkük’ün Türkmen’iyle, Arap’ıyla, Kürt’üyle, Süryani’siyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalıdır. Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu. "Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez" Bahçeli, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Avrupa kıtasının ‘Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine’ ilişkin sözlerine de tepki göstererek, "Bu söz, sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade, bir yorumcunun, bir köşe yazarının ya da tali bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez; zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. Nitekim bu küstah dilin ‘jeopolitik bakımdan sorunlu’, ‘gerçeklikten kopuk’ ve ‘çifte standartlı’ bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir" dedi. "Avrupa Türkiye’siz yapamaz" Bahçeli, Türkiye’nin bölgesinde bir kilit ülke olduğunu da kaydederek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bizim yönümüz asırlardır Batı’yla temas eden, Batı’yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir. Buradan açıkça ifade ediyorum; Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz, enerjide yapamaz, göç yönetiminde yapamaz, ulaştırmada yapamaz ve bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin."
Niğde Niğde’de üreticilere tohum ve çilek fidesi desteği: 522 üreticiye dağıtım yapıldı Niğde Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından üreticilere yönelik nohut, kuru fasulye tohumu ve çilek fidesi dağıtım programı gerçekleştirildi. Düzenlenen törenle kent genelinde toplam 522 üreticiye tarımsal üretimi desteklemek amacıyla tohum ve fide desteği sağlandı. Niğde Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yerleşkesinde gerçekleştirilen dağıtım törenine Niğde Valisi Nedim Akmeşe, Niğde Tarım ve Orman İl Müdürü Furkan Mete, kurum müdürleri ve çok sayıda üretici katıldı. Üreticilere destek projesi kapsamında il genelinde 250 üreticiye 40 ton nohut, 250 üreticiye 32 bin 500 kilogram kuru fasulye ve 22 üreticiye ise 140 bin adet çilek fidesi teslim edildi. Programda konuşan Niğde Valisi Nedim Akmeşe, tarımsal üretimin güçlendirilmesi ve gıda arz güvenliğinin sağlanmasının kamu politikalarının öncelikli alanları arasında bulunduğunu belirterek, üreticilere verilen desteğin stratejik önem taşıdığına dikkat çekti. Vali Akmeşe, tarım arazilerinin etkin kullanımını teşvik etmeye yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, "Tarımsal üretimin güçlendirilmesi ve gıda arz güvenliğinin temini, üreticimizin desteklenmesi kamu politikalarımızın öncelikli başlıkları arasında yer almaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından yürütülen tarım arazilerinin kullanılmasının teşvik edilmesi politikası kapsamında üretime kazandırılmayan alanların değerlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve üretimin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir" dedi. Amaçlarının üretimi artıran, toprağını işleyen ve katma değer oluşturan tarımsal yapıyı daha güçlü hale getirmek olduğunu kaydeden Akmeşe katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti. Niğde Tarım ve Orman İl Müdürü Furkan Mete ise bakanlık tarafından yürütülen destek programlarının ülke genelinde üretime önemli katkılar sunduğunu belirtti. Mete, son yıllarda üreticilere sağlanan desteklerin kapsamına değinerek, "Bakanlığımız son 5 yılda ülke genelinde 512 bin üreticimize tohum, fide ve fidan desteği sağlamıştır. İlimizde de bu yıl toplam 32 ton kuru fasulye ve nohut tohumu dağıtımı gerçekleştirilmiştir. Bunun yanında çilek üretimini yaygınlaştırmak ve üreticilerimize alternatif gelir imkanı sunmak amacıyla 22 üreticimize toplam 140 bin adet çilek fidesi dağıtımı yapıyoruz" dedi. Tarımda sürdürülebilir üretim anlayışının önemine vurgu yapan Mete, "Amacımız üretimi artıran, üreticisini destekleyen ve toprağını boş bırakmayan bir tarım anlayışını hep birlikte güçlendirmektir. Tarımsal üretimin devamlılığı ve kırsal kalkınmanın güçlenmesi adına bu tür destekler büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. Desteklerden yararlanan üreticiler adına konuşan Süleyman Çetin de verilen desteklerin üreticiler açısından büyük anlam taşıdığını söyledi. Çertin, devlet desteklerinin çiftçiye moral ve güç verdiğini ifade ederek, "Toprakla uğraşıp emeğini alın teriyle yoğuran bizler için bu tür destekler sadece bir yardım değil, aynı zamanda umut, motivasyon ve geleceğe dair bir güven kaynağıdır. Üretmek kolay değil ama devletimizin yanımızda olduğunu bilmek bizlere güç veriyor" dedi. Konuşmaların ardından üreticilere tohum ve çilek fidelerinin dağıtımı gerçekleştirildi.
Niğde Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi Çukurkuyu’da vatandaşlarla buluşacak Niğde İl Sağlık Müdürlüğü, birinci basamak sağlık hizmetlerini vatandaşların ayağına götürmeye devam ediyor. Sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan, özellikle kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşlara yerinde ve ücretsiz hizmet sunmayı amaçlayan Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi, 29 Nisan Çarşamba günü Bor ilçesine bağlı Çukurkuyu Kasabası’nda hizmet verecek. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetlerinin sahaya taşındığı belirtilerek, vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasının hedeflendiği ifade edildi. Mobil Sigara Bırakma Polikliniği ile sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara doktor tarafından yerinde danışmanlık hizmeti verilecek. Uzman hekimler tarafından birebir gerçekleştirilecek görüşmelerde, sigaranın sağlık üzerindeki etkileri anlatılarak bırakma sürecine yönelik rehberlik sağlanacak. Çocuk Gelişimi Hizmetleri çerçevesinde ise 2 ile 6 yaş arasındaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri yapılacak. Uzman ekipler tarafından gerçekleştirilecek değerlendirmelerde çocukların gelişim süreçleri takip edilirken ailelere de çocuk sağlığı ve gelişimi konusunda bilgilendirme yapılacak. Kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekilen program kapsamında KETEM tarafından rahim ağzı ve kolorektal kanser taramaları gerçekleştirilecek. Özellikle erken tanının hayat kurtardığı kanser türlerinde vatandaşların ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanabileceği belirtildi. Sağlıklı Beslenme ve Obezite ile Mücadele kapsamında diyetisyenler tarafından vatandaşlara sağlıklı beslenme alışkanlıkları konusunda danışmanlık hizmeti verilecek. Obeziteyle mücadelede doğru beslenmenin önemine vurgu yapılırken bireylere yaşam tarzı değişiklikleri konusunda öneriler sunulacak. Programda ayrıca Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri kapsamında koruyucu diş sağlığı uygulamaları gerçekleştirilecek, Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında ise evde sağlık hizmeti alan hastalar ve yaşlı bireyler uzman hekim tarafından değerlendirilerek sağlık durumları gözden geçirilecek.
Niğde Niğdeli sporcular Avrupa yolcusu Niğde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü öncülüğünde Niğde’yi ve Türkiye’yi uluslararası arenada temsil edecek sporcular, Avrupa Şampiyonası için Slovakya’ya uğurlanıyor. Niğdeli sporcular, Avrupa’nın en prestijli elektronik dart organizasyonlarından biri olan IDF Avrupa Elektronik Dart Şampiyonası’nda madalya mücadelesi verecek. Niğde’den Yiğit Ensar Menefoğlu ve Ömer Yılmaz, 30 Mayıs-5 Haziran 2026 tarihleri arasında Slovakya’nın Amorin kentinde düzenlenecek şampiyonada Türkiye adına yarışacak. Avrupa’nın farklı ülkelerinden çok sayıda sporcunun katılım sağlayacağı organizasyonda, kıtanın en başarılı dart sporcuları bir araya gelecek. Niğde’nin spor alanındaki başarı grafiğini uluslararası platforma taşıyacak isimlerden biri olan 19 Mayıs Ortaokulu öğrencisi Yiğit Ensar Menefoğlu, genç yaşına rağmen gösterdiği performansla dikkat çekerken, Mimar Sinan Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Proje Okulu Beden Eğitimi Öğretmeni Ömer Yılmaz ise tecrübesiyle Türkiye’yi temsil edecek. Şampiyona öncesinde hazırlıklarını tamamlayan sporcular, hedeflerinin yalnızca Avrupa arenasında mücadele etmek olmadığını, aynı zamanda derece elde ederek Türk bayrağını göndere çektirmek olduğunu ifade etti. Yoğun antrenman programı ve disiplinli hazırlık süreciyle şampiyonaya odaklanan sporcular, Niğde’ye ve Türkiye’ye madalya ile dönmeyi hedefliyor.
Niğde Niğdeli antrenöre milli görev: Abdurrahman Özben Genç Kadınlar Milli Takımı Baş Antrenörü oldu Türkiye Boks Federasyonu tarafından alınan karar doğrultusunda, Niğde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde görev yapan boks antrenörü Abdurrahman Özben, Genç Kadınlar Milli Takımı Baş Antrenörlüğü görevine getirildi. Türk boksuna uzun yıllardır katkı sunan ve yetiştirdiği sporcularla önemli başarılara imza atan Özben’in, yeni göreviyle birlikte milli takımın teknik ve taktik hazırlık süreçlerinde önemli bir sorumluluk üstleneceği belirtildi. Boks branşında özellikle altyapı sporcularının gelişimine yönelik çalışmalarıyla dikkat çeken Abdurrahman Özben, elde ettiği başarılarla hem Niğde spor camiasında hem de ulusal düzeyde adından söz ettirdi. Yeni görevlendirme kapsamında Genç Kadınlar Milli Takımı, Genç Kadınlar ve Erkekler Dünya Boks Şampiyonası hazırlıklarına başlayacak. Dünya Şampiyonası ise 14-27 Ekim 2026 tarihleri arasında Budva’da düzenlenecek. Şampiyona öncesi hazırlık sürecinin ilk aşaması ise 06-23 Mayıs 2026 tarihleri arasında Erzurum’da gerçekleştirilecek milli takım kampıyla başlayacak. Kamp programında sporcuların fiziksel, teknik ve taktik hazırlıkları yoğun tempoda sürdürülecek. Niğde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, antrenör Abdurrahman Özben’e yeni görevinde başarı dilekleri iletilirken, dünya şampiyonası yolunda mücadele edecek milli sporculara da üstün başarı temennisinde bulunuldu.