DÜNYA - 10 Mayıs 2025 Cumartesi 22:15 | Son Güncelleme : 10 Mayıs 2025 Cumartesi 22:18

Ukrayna’da bir araya gelen Avrupalı liderlerden Rusya’ya yeni yaptırım tehdidi

A
A
A

İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya’yı Ukrayna ile 12 Mayıs’tan itibaren başlayacak 30 günlük şartsız ateşkese davet ederken, aksi takdirde Moskova’nın daha fazla yaptırımla karşı karşıya kalacağına ilişkin uyarıda bulundu.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Polonya Başbakanı Donald Tusk, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Moskova’da müttefikleriyle birlikte düzenlediği Zafer Günü geçit töreninden bir gün sonra Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile görüşmek üzere Kiev’e geldi. Avrupalı liderler, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile birlikte Gönüllüler Koalisyonu zirvesine katıldı. Beş lider, zirvenin ardından ABD Başkanı Donald Trump ile 20 dakikalık bir telefon görüşmesi de gerçekleştirdi.

Zelenskiy, ateşkesin Pazartesi başlaması konusunda mutabık kaldıklarını açıkladı

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Kiev’i ziyaret eden Avrupalı liderlerle birlikte Rusya ile şartsız ateşkesin 12 Mayıs Pazartesi günü başlaması ve ateşkesin hava, deniz ve kara unsurlarını kapsaması konusunda mutabık kaldıklarını açıkladı. Zelenskiy, "Bunu hep birlikte Rusya’dan talep ediyoruz ve bunun ABD tarafından desteklendiğini de biliyoruz" dedi.
Zelenskiy, Rusya’nın bu teklifi reddetmesi halinde enerji ve bankacılık sektörlerini hedef alan yaptırımların ağırlaştırılması da dahil olmak üzere yeni yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını belirtti. Zelenskiy, "Ateşkes, havada, denizde ve karada olacak şekilde kapsamlı olmalı. Ateşkesin denetlenmesi ise ABD ile koordinasyon içinde tamamen mümkün. Bu, ulaşılabilir bir hedef" şeklinde konuştu.

"ABD ile birlikte Putin’e çağrıda bulunuyoruz"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e seslenerek 30 günlük ateşkese onay verme çağrısında bulunan İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise, "Burada hepimiz, ABD ile birlikte Putin’e çağrıda bulunuyoruz. Eğer barış konusunda ciddiyse, bunu gösterme fırsatına sahip. Artık 'ama' yok, 'fakat' yok, şart öne sürmek de erteleme de yok" ifadelerini kullandı. Starmer, Rusya Devlet Başkanı Putin’in barıştan yüz çevirmesi halinde müttefiklerin yaptırımları önemli ölçüde artıracağını açıkladı.
Rusya’ya teklif edilen 30 günlük ateşkes konusunda Kiev’in müttefikleri arasında "tam bir birlik" söz konusu olduğunu belirten Starmer, "Bugün geldiğimiz noktada, başta ABD olmak üzere dünya genelindeki pek çok ülke arasında, 30 günlük şartsız bir ateşkes tesis edilmesi gerektiği konusunda tam bir birlik var" şeklinde konuştu.

Starmer, "Bu çatışmanın son derece önemli bir noktası. Kendimize hatırlatmamız gereken şey, bu yasadışı savaşı başlatan tek bir taraf olduğu ve bunun da Rusya ve Putin olduğu. Bu çatışmanın barışçıl yollarla çözülmesinin önünde duran taraf da yalnızca bir tane. O da Rusya ve Putin" dedi.

Macron’dan ağır yaptırım tehdidi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da, Rusya’nın 30 günlük ateşkesi ihlal etmesi durumunda Rusya’nın Avrupa ve ABD tarafından ağır ve eşgüdümlü yaptırımlarla karşılaşacağını söyledi. Basın toplantısındaki konuşmasında Macron, "Bu ateşkesin ihlali durumunda, Avrupalılar ve Amerikalılar arasında hazırlanacak ve koordine edilecek ağır yaptırımlar konusunda mutabakat sağladık" diye konuştu.

Avrupa’nın kendisini bir güç olarak gördüğünü ifade eden Macron, "Polonya, Almanya ve İngiltere ile bu gelişmeler, Avrupa’nın savunması ve güvenliğimizin daha bağımsız hale gelmesi açısından tarihidir" dedi.

Macron, "Elbette bu çağrı yalnızca Ukrayna için değil, hepimiz için geçerli. Bu yeni bir çağ. Bu, kendini bir güç olarak gören bir Avrupa’dır" dedi.

Ukrayna’ya askeri yardımları durdurma fikrini reddetti
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, muhtemel bir 30 günlük ateşkes süresi boyunca Ukrayna’ya askeri yardımları durdurma fikrini kesin bir dille reddetti. Basın toplantısında Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e hitap eden Macron, "Hiçbir ön şart yok. Size yönelik silah teslimatlarının durdurulması gibi bir durum söz konusu değil" ifadelerini kullandı.
Macron, Rusya’nın teklif edilen ateşkese uymaması durumunda ek yaptırımlara ve Ukrayna’ya daha fazla destek sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağını vurguladı. Macron, "Bu sıradan bir yaptırım paketi olmamalı. Yeni ve etkili bir yaptırım paketi hazırlamalıyız" diye konuştu.

Merz, ateşkes başarısız olursa yaptırım uygulanacağını söyledi
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Rusya’nın ateşkesi reddetmesi halinde Ukrayna’yı savunmaya devam edeceklerini ve Rusya üzerindeki baskıyı artırmayı sürdüreceklerini söyledi.
Basın toplantısında konuşan Merz, AB üyesi ülkelerin neredeyse tamamı ile "Gönüllüler Koalisyonu" olarak adlandırılan grubun, ateşkesin başarısız olması durumunda yaptırım uygulamaya kararlı olduklarını ifade etti.

Polonya Başbakanı Tusk, Rusya’nın cevabını beklediklerini söyledi

Polonya Başbakanı Donald Tusk ise basın toplantısında Rusya’nın ateşkes teklifine cevabını bekleyeceklerini söyledi. Moskova’nın ateşkes önerisini görmezden gelmesi halinde kimin barıştan yana olduğu konusunda kimsenin bir şüphesi kalmayacağını ifade eden Tusk, Rusya’nın ateşkes tekflini kabul etmemesi halinde yeni yaptırımlar kabul edilebileceğini açıkladı. Rusya’ya karşı uygulanan mevcut yaptırımların işe yaradığını vurgulayan Tusk, "Eğer yaptırımlar olmasaydı, durum daha kötü olurdu. Rusya, aktif bir şekilde bu yaptırımların kaldırılmasını bekliyor" diye konuştu.

Konferansa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı temsilen Bakan Fidan katıldı

Starmer, Macron, Merz, Tusk ile Zelenskiy’nin Kiev’den katıldığı, büyük bir kısmı Avrupa ülkelerinden oluşan yaklaşık 30 ülkenin bulunduğu "gönüllüler koalisyonu" ülkelerinden temsilciler ile gerçekleştirilen çevrimiçi konferansta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etti.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kameradan gördü, hayat kurtarmaya böyle koştu Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde bir anaokulu müdürü, nefes borusuna yiyecek kaçan öğretmeni kameradan görerek yardıma koştu. Zamanla yarışan okul müdürü, yaptığı Heimlich manevrası ile meslektaşının hayatını kurtardı. İlçeye bağlı Erciyesevler Mahallesi’nde bulunan Güventürk Anaokulu’nda dün meydana gelen olayda, arkadaşları ile birlikte yemek yiyen okul öncesi eğitim öğretmeni Nuray Arı’nın nefes borusuna yiyecek kaçtı. Arı’ya ilk müdahaleyi yanındaki arkadaşları yaparken, durumu kameradan gören okul müdürü Beycan Doğanay, koşarak üst kattaki meslektaşının yanına gitti. Yaptığı Heimlich manevrası ile Arı’nın nefes borusuna kaçan yiyeceği çıkaran Doğanay’ın verdiği mücadele de kameraya yansıdı. "Bir insanın hayatına bir şekilde dokunmak, kurtarmak çok önemli" Olayı anlatan Güven Türk Anaokulu Müdürü Beycan Doğanay, "Dün talihsiz bir durumla karşılaştık. Hocalarımızdan birisi yemekhane sınıfında, çocukların kahvaltı yapma esnası sırasında boğazına lokma kaçma suretiyle boğulma vakası yaşadı. Bizde o esnada müdür yardımcımız Kübra hanımla beraber kamera ekranımız açık bir şekilde izliyorduk. Görür görmez müdahale etmek için yukarıya çıktık. Hocalarımızdan 1-2 tanesi müdahalede bulunmuşlar. Arkasına hemen geçtim ve Heimlich manevrasıyla hoca hanımın boğazındakini çıkarttık. Milli Eğitim Bakanlığı’mızın verdiği ilk yardım kurslarına katıldım. Oradan aldığımız eğitimin bu şekilde faydasını gördük. Herkese bu eğitimi almalarını tavsiye ediyoruz. Kadın olsun erkek olsun, özellikle kamu kurumlarında insanların yoğun olduğu, öğrencilerin bulunduğu yerlerde bu eğitimi almış vasıflı kişilerin bulunması büyük bir önem taşımaktadır. Tüm meslek taşlarıma, öğretmenlerime ve iradecilerime muhakkak ilk yardım temel eğitim kursları almalarını tavsiye ediyorum. Bir insanın hayatına bir şekilde dokunmak, kurtarmak çok önemli. Basit bir manevrayla hocamızın hayatına dokunmuş olduk. Çok şükür" ifadelerini kullandı.
Mersin Mersin’de ’Sanayide Dönüşüm Buluşmaları’ düzenlendi Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, bölgede yaşanan çatışmaların ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sanayicinin savaş sürecinde desteklenmesi ve sonrasına hazırlanması gerektiğini söyledi. MTSO ev sahipliğinde düzenlenen ’Sanayide Dönüşüm Buluşmaları’nda sanayici ve üreticiler dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve finansmana erişim konularında bir araya geldi. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır ve Impacta Kurucu Ortağı Başar Ceylan’ın açılış konuşmalarıyla başlayan programda, Turkcell Kurumsal Satış Direktörü M. İlker Oruç, Dijital İş Servisleri kapsamında sundukları hizmetleri anlattı. Impacta Kurucu Ortağı Ümit Öncel ise ’Yapay Zeka Trendleri ve Sanayide Uygulama Örnekleri’ başlıklı sunumunda yapay zekanın sanayide kullanım alanlarını ve gelecekteki etkilerini değerlendirdi. Etkinlik, TEPAV Makroekonomi Çalışmaları Program Direktörü ve eski Merkez Bankası Genel Müdürü Dr. Ali Çufadar’ın bölgede yaşanan savaşların ekonomiye etkilerini ele aldığı konuşmasıyla sona erdi. Çufadar, önümüzdeki süreçte faizlerde düşüş beklemediğini belirterek artan işçilik, enerji ve ham madde maliyetleri ile zayıf talep riskine dikkat çekti. "Reel sektör desteklenmeli" Programın açılışında konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, küresel üretim ve ticaret kurallarının hızla değiştiğini belirterek dijital dönüşümün artık bir zorunluluk olduğunu söyledi. Sanayinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için selektif kredi mekanizmalarının ve uzun vadeli ihracat finansmanının devreye alınmasının önemine dikkat çeken Çakır, reel sektörün desteklenmesi gerektiğini vurguladı. "Dünya yeni bir üretim düzenine hazırlanıyor" Dünyanın yeni bir ekonomik düzene doğru evrildiğini ifade eden Çakır, Avrupa Birliği pazarına erişimde karbon ayak izi, yeşil dönüşüm ve dijitalleşmenin belirleyici hale geldiğini söyledi. Tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların yeni üretim merkezleri için fırsat oluşturduğunu dile getiren Çakır, Türkiye’nin coğrafi konumu ve sanayi tecrübesiyle önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti. Hindistan’ın dünya üretiminde öne çıkmaya başladığını ancak AB Yeşil Mutabakat standartlarını yakalamasının zaman alacağını kaydeden Çakır, dönüşümün hızlı yapılması halinde Türkiye ve Mersin’in güçlü bir alternatif olabileceğini ifade etti. "Her kriz yeni bir yapılanma sürecidir" Bölgede yaşanan gerginliğe de değinen Çakır, savunma sanayindeki gelişmelerin tüm sanayi sektörlerine ivme kazandırdığını söyledi. Mersin’in güçlü lojistik altyapısı ve limanıyla yeni kurulacak tedarik zincirlerinde kritik rol oynayabileceğini vurgulayan Çakır, her krizin yeni bir yapılanma süreci olduğunu ifade etti. "Mersin sanayisi güçlü performans sergiliyor" Mersin’in 10 milyar doları aşan ihracatı ve 20 milyar doların üzerindeki dış ticaret hacmiyle Türkiye’nin en büyük 7’nci ihracat kenti konumuna yükseldiğini hatırlatan Çakır, yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Kümelenip organize güçle hareket etmeliyiz. Toprağımız kıymetli, seçici olmalıyız. Katma değeri yüksek, teknoloji odaklı yatırımları çekmeliyiz. Planlı büyümeliyiz ve firmalarımızı sadece bugüne değil savaş sonrası kurulacak yeni düzene hazırlamalıyız." "Mersin’in bu dönüşümü izleyen değil yöneten bir şehir olması gerektiğini" vurgulayan Çakır, planlı büyüme ve güçlü iş birlikleriyle kentin yeni ekonomik düzende önemli bir merkez haline gelebileceğini sözlerine ekledi.
İstanbul Savaş belirsizliğine şirketlerden "Dijital İkiz" kalkanı Savaşın oluşturduğu belirsizlik, ‘Dijital İkiz’ (Digital Twin) teknolojisinin kullanımını hızlandırdı. TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Mehmet Sarıdoğan savaşın getirdiği satın alma ve tedarik krizlerine karşı bir şirketin tüm tedarik ağının sanal bir kopyasını oluşturan sistemlerin kullanımının arttığını söyledi. Sarıdoğan bu belirsizlikte ayakta kalacak şirketlerin sadece en çok stoğa sahip olanlar değil, en akıllı stok yönetimi yapanlar olacağını bunun da dijital ikiz sayesinde gerçekleşeceğini vurguladı. Uluslararası ticaretin can damarı olan tedarik zinciri, 2026’nın ağır jeopolitik gerilimleri gölgesinde tarihinin en köklü dönüşümünü yaşıyor. ABD-İsrail ittifakı ve İran arasındaki savaş Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin yüzde 90 oranında azalmasına yol açtı, Basra Körfezi’nden gelen yakıt, ham petrol ve doğal gaz akışı neredeyse tamamen kesildi. Savaş öncesinde dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda, mart ayı boyunca gerçekleşen toplam gemi geçişi, normal şartlarda tek bir günde ulaşılan seviyeye kadar geriledi. Enerji şoku ve 348 trilyon dolarlık borç kıskacı Küresel piyasalardaki enerji baskısını değerlendiren Dr. Mehmet Sarıdoğan, güncel jeopolitik krizlerin enerji maliyetleri üzerinde kurduğu baskının tedarik zincirlerinde bir domino etkisi oluşturduğunu vurguladı. Sarıdoğan konuya ilişkin şu analizi paylaştı: ’’Petrol fiyatlarındaki her ani yükseliş, sadece nakliye maliyetlerini değil, petrokimyadan plastiğe, tekstilden gıdaya kadar binlerce kalem girdinin birim maliyetini yukarı çekiyor. IMF Ocak 2026 güncellemelerine göre küresel büyüme yüzde 3,3 bandına çekilirken, IIF verilerine göre 348 trilyon dolar ile rekor kıran küresel borç stoku, bu maliyet artışlarını finanse etmeyi her zamankinden daha zor hale getiriyor. Faiz ve likidite şoklarının tedarik finansmanı üzerinde kurduğu bu baskı, şirketlerin nakit akışını yönetmek için satınalma birimlerini bir finansal kalkan olarak kullanmasını zorunlu kılıyor.’’ Ticaret normalleşmiyor, mal ticareti yüzde 0,5’e geriledi Dünya ticaretindeki yapısal değişime dikkat çeken Dr. Mehmet Sarıdoğan, Dünya Ticaret Örgütü verilerinin küresel ticaretin rotasını kökten değiştirdiğini kanıtladığını belirtti. Sarıdoğan, sanayi şirketlerini bekleyen yeni dönemi şu sözlerle özetledi: ’’ 2026 için mal ticareti hacim büyümesi beklentisinin yüzde 0,5’e kadar düşmesi, buna karşılık hizmet ticaretinin yüzde 4,4 ile dirençli kalması, sanayi şirketleri için yeni bir devrin ilanıdır. Mal ticaretindeki bu durgunluk ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar, özellikle ithalata bağımlı üretim yapan Türk sanayicisi için teslimat sürelerinde ve maliyetlerde öngörülemez sapmalar oluşturuyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla kalıcı hale gelen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ise bu tabloya ek bir vergi ve raporlama yükü getirerek satınalma performans göstergelerini hiç olmadığı kadar zorluyor. Bu fırtınalı ortamda iş dünyası önemli bir dayanıklılık testinden geçerken, şirketler artık yalnızca maliyet avantajına dayalı değil, riskleri öngörebilen ve hızlı uyum sağlayabilen tedarik zinciri modellerine yöneliyor. Bu modelin merkezinde, akıllı stok yönetimi ve yapay zekanın iş modellerine entegre edilmesinin en ileri aşamalarından biri olan dijital ikiz teknolojisi bulunuyor. ’’ Dr. Sarıdoğan, satın alma dünyasına yıllardır hâkim olan ‘Tam Zamanında’ (Just-in-Time- JIT) üretim ve tedarik modelinin artık sürdürülebilirliğini kaybettiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık ve Kızıldeniz’deki saldırılar, lojistik sürelerini uzattı ve öngörülebilirliği ortadan kaldırdı. Bu durum, şirketleri ‘Her İhtimale Karşı’ (Just-in-Case -JIC) modeline, yani stratejik stoklamaya yöneltti. Eskiden depoda bekleyen her ürün bir ’maliyet yükü’ olarak görülürken; bugün üretim hattının durmasının maliyeti, stok tutma maliyetinin katbekat üzerine çıktı. Ancak burada kritik bir ayrım var. Başarılı şirketler sadece ’depoyu ağzına kadar dolduranlar’ değil, dijital ikizleri sayesinde hangi üründen ne kadar stoklaması gerektiğini bilen ’akıllı stok yönetimi yapanlar’ (smart yards) olacak." Dr. Sarıdoğan, dijital ikiz teknolojisini iş süreçlerine entegre etmenin avantajlarını ise şu şekilde sıralıyor: "Bir şirketin tüm tedarik ağının sanal bir kopyasını oluşturan bu sistemler, ‘Hürmüz Boğazı 3 ay daha kapalı kalırsa ne olur?’ veya ‘Lojistik maliyetleri yüzde 50 artarsa hangi tedarikçiyi değiştirmeliyim?’ gibi sorulara saniyeler içinde yanıt verebiliyor. 2026 itibarıyla bu sistemler temsilci (agentic) nitelik kazanarak, liman kapanması durumunda rotaları otonom olarak değiştirebilir veya navlun fiyatlarını yeniden müzakere edebilir hale geldi. Şirketlerin gelecekteki başarısı, eski teknolojileri yenileriyle değiştirebilme ve tedarikçi tabanlarını hızla genişletebilme yeteneklerine bağlı olacak." "Şirketlerimizi artık manuel süreçlerle yönetemeyiz" "Satın alma bir savunma hattıdır" diye konuşan Dr. Sarıdoğan sözlerini şöyle tamamlıyor: "Bir fabrikanın durması, sadece o şirketin kaybı değil, Türkiye’nin üretim gücünün zayıflamasıdır. Bizler, İran’dan gelen kritik bakır, alüminyum ve plastiklerin alternatiflerini oluştururken, aslında ekonomik bağımsızlığımızı tahkim ediyoruz. 2026’nın jeopolitik fırtınalarında artık şirketlerimizi sadece manuel süreçlerle yönetemeyiz. TÜSAYDER olarak üyelerimizi, ’Dijital İkizler’ ve ’Otonom Tedarik Ajanları’ ile donatarak, krizleri oluşmadan önce tespit eden birer ’Jeopolitik Analist’e dönüştürüyoruz" Mindzie CEO’su James Henderson 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da Yapay zekanın bu devrimsel etkisi, 11 Nisan tarihinde Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenecek olan "Satın Almanın Yeni Çağı" temalı, XIII. Satın alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi’nde tartışılacak. Zirvenin teknoloji odaklı en dikkat çekici oturumu olan "Agentic Procurement: AI Süreç Madenciliği ile Otonom Satınalma" panelinde; otonom süreçlerin dünyadaki öncülerinden Mindzie CEO’su James Henderson konuk olacak oturumun moderatörlüğünü ise TÜSAYDER Yönetim Kurulu Üyesi Şenol Altuntaş yapacak. Oturumda, bir talebin (PR) teklife (RFQ) ve ardından siparişe (PO) dönüşme sürecinin yapay zekâ ajanları tarafından nasıl "insansızlaştırıldığı" ve bu sayede hata payının nasıl düşürüldüğü canlı akışlar üzerinden katılımcılara aktarılacak. Satın almanın bu "Yeni Çağı"na tanıklık etmek ve 2026’nın ekonomi-teknoloji haritasında yerini almak isteyen tüm profesyoneller, Türkiye’nin en büyük satın alma buluşmasında bir araya gelecek. Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Kayıtlar ücretsiz olarak tusayder.org adresi üzerinden yapılabilecek.
Manisa Manisa’da Yıldız Kızlar Voleybol İl Şampiyonu Değerli Zamanlar Spor Kulübü oldu Manisa’da düzenlenen Kulüpler Arası Voleybol Yıldız Kızlar İl Şampiyonası’nda Değerli Zamanlar Spor Kulübü Yıldız Kızlar Salihli Takımı şampiyon oldu. Kulüpler Arası Voleybol Yıldız Kızlar Manisa İl Şampiyonası 2025-2026 sezonunda mücadele eden Değerli Zamanlar Spor Kulübü Yıldız Kızlar Salihli Takımı, başarılı performansıyla il şampiyonu oldu. Şampiyona boyunca etkili bir oyun ortaya koyan Salihli temsilcisi, grup müsabakalarını lider tamamlayarak final etabına yükseldi. Final karşılaşmalarında da güçlü rakiplerine karşı üstün bir performans sergileyen takım, şampiyonluğa ulaşarak Manisa il birinciliğini elde etti. Elde ettiği bu başarıyla Manisa’yı 1-3 Mayıs 2026 tarihlerinde Aydın’da düzenlenecek bölge finallerinde temsil etme hakkı kazanan Değerli Zamanlar Spor Kulübü Yıldız Kızlar Salihli Takımı, hazırlıklarını aralıksız sürdürüyor. Takım antrenörü Ezgi Ünkaya, kazanılan şampiyonluğun büyük bir emek ve özverinin ürünü olduğunu belirterek, "Sezon boyunca disiplinli bir şekilde çalışan sporcularımız, sahada ortaya koydukları mücadeleyle bu başarıyı sonuna kadar hak etti. Grup aşamasından final etabına kadar her maçta takım ruhunu en iyi şekilde yansıttılar. Manisa il şampiyonu olduğumuz için çok mutluyuz. Önümüzde bölge finalleri var. Orada da ilimizi en iyi şekilde temsil ederek yeni başarılara ulaşmak istiyoruz" dedi. Değerli Zamanlar Spor Kulübü’nün elde ettiği şampiyonluğun, Salihli’de voleybol branşında yürütülen altyapı çalışmalarının da önemli bir sonucu olduğu ifade edildi. Bölge finallerinde Manisa’yı temsil edecek takımın hedefinin, Aydın’da da başarılı sonuçlar alarak bir üst aşamaya yükselmek olduğu belirtildi.