DÜNYA - 20 Mayıs 2024 Pazartesi 14:55 | Son Güncelleme : 20 Mayıs 2024 Pazartesi 16:50

UCM’den Netanyahu için tutuklama emri

A
A
A
UCM’den Netanyahu için tutuklama emri

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Ahmad Khan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Hamas liderleri hakkında tutuklama emri çıkarılması talebinde bulundu.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Ahmad Khan’dan İsrail’i ilgilendiren bir talep geldi. Khan yaptığı açıklamada, “Ofisim tarafından toplanan ve incelenen delillere dayanarak, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın 8 Ekim 2023 tarihinden itibaren Filistin Devleti (Gazze Şeridi) topraklarında işlenen suçlar ve insanlığa karşı suçlardan cezai sorumluluk taşıdıklarına ilişkin haklı gerekçelere sahibim” dedi.

Netanyahu ve Gallant’ın sivillerin aç bırakılmasını bir savaş yöntemi olarak kullandığı aktarılan açıklamada, İsrail başbakanı ve savunma bakanı kasıtlı bir şekilde sivil nüfusu hedef alan saldırılar düzenlemek, imha, cinayet ile insanlık dışı uygulamaların da aralarında bulunduğu birçok insanlık dışı eylem ve savaş suçundan sorumlu olmakla itham edildi.

“Deliller, İsrail’in sivil nüfusu elzem malzemelerden mahrum bıraktığını gösteriyor”

Khan, “Hayatta kalanlar ve görgü tanıklarıyla yapılan görüşmeler, doğrulanmış video, fotoğraf ile ses kayıtları, uydu görüntüleri ve şüphelilerin ifadelerini de içeren deliller, İsrail’in kasıtlı ve sistematik bir şekilde Gazze’nin her yerinde sivil nüfusu insan yaşamının sürdürülebilmesi için elzem malzemelerden mahrum bıraktığını gösteriyor” diye konuştu. Bu durumun 8 Ekim 2023 tarihinde Gazze’deki üç sınır kapısı Refah, Kerem Şalom ve Erez’i tamamen kapatarak bölgenin tam bir kuşatma altına alınmasıyla başladığını ve sınır kapıları yeniden açıldığında gıda ve ilaç dahil ihtiyaç duyulan malzemelerin transferinin keyfi bir şekilde kısıtlanmasıyla devam ettiğini bildiren Khan, “Buna, yiyecek kuyruğunda bekleyen insanlara saldırılar, insani yardım kuruluşlarının yardım teslimatlarının engellenmesi, yardım çalışanlarına yönelik saldırılar ile yardım çalışanlarının öldürülmesi eşlik etmiş ve bu da birçok ajansın Gazze’deki faaliyetlerini durdurmasına veya sınırlandırmasına neden olmuştur” dedi.

“Tarihte daha önce hiçbir zaman görülmemiş sayıda insan korkunç bir açlıkla karşı karşıyadır”

İsrail’in açlığı bir savaş metodu olarak kullandığına dikkat çeken Khan, “Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in iki ayı aşkın bir süre önce uyardığı ettiği gibi, Gazze’deki 1,1 milyon insan, tamamen insan eliyle ortaya çıkarılan bir felaketle karşı karşıyadır. Bu felaketin bir sonucu olarak, tarihte daha önce hiçbir yerde ve hiçbir zaman görülmemiş sayıda insan, korkunç bir açlıkla karşı karşıyadır. Ofisim, bunların en büyük sorumluları olan Netanyahu ve Gallant’ın UCM Roma Statüsü 25 ve 28. maddeleri çerçevesinde hem fail hem de emrediciler olarak suçlamayı amaçlamaktadır” dedi.

İsrail’in her devlet gibi kendini müdafaa hakkına sahip olduğuna dikkat çeken Khan, “Ancak bu hak, İsrail’i veya herhangi bir devleti, uluslararası insancıl hukuka uyma yükümlülüğünden muaf tutmaz” şeklinde konuştu.

Khan, Hamas liderleri için de tutuklama emri talep etti

Başsavcı Khan, ayrıca Hamas İslami Direniş Hareketi lideri Yahya Sinvar, Hamas’ın El-Kassam Tugayları olarak da bilinen askeri kanadının komutanı olan ve Deif adıyla da bilinen Muhammed Diyab İbrahim el-Masri, Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinwar ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye’nin 7 Ekim tarihinden itibaren İsrail ve Filistin devleti topraklarında işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan cezai sorumluluk taşıdıklarına ilişkin delillere sahip olduklarını söyledi.

İsrail ve Hamas üst düzey liderlerine yönelik tutuklama kararlarına ilişkin son sözü, Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıçları söyleyecek.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın NTO’da 2026 Yılı Mali Müşavirler Buluşma Toplantısı gerçekleştirildi Nazilli ve çevre ilçelerde faaliyette bulunan Mali Müşavirlerin katıldığı 2026 Yılı Mali Müşavirler Buluşma toplantısı yapıldı. Mali Müşavirler Nazilli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Arslan ile Meclis Başkanı Süleyman Gürbüz tarafından karşılandı. Nazilli Ticaret Odası tarafından geleneksel olarak her yıl yapılan Mali Müşavirler toplantısında; Aydın Mali Müşavirler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Jülide Vardar Bekem ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile Mali Müşavirler hazır bulundu. Mali Müşavirlere; 2013 yılından bu güne kadar yapılan Oda faaliyetleri, hayata geçirilen projeler, sürdürülen çalışmalar ve üyelerin talebi üzerine gerçekleştirilen lobi faaliyetleriyle ilgili tanıtım videosu gösterildi. Nazilli Ticaret Odası’nın üye odaklı hizmet vermeyi amaç edilen bir kurum olduğu, mevzuattan kaynaklanan yasal sorumluluklar ile birlikte yapılan faaliyetlerin tamamının üyelerin talep ettiği iktisadi ve sosyal hususlardan oluştuğu irdelendi. Meslek mensuplarına ayrıca Ticaret Sicili Müdürlüğü işlemleri ve değişen mevzuat hükümleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Nazilli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Arslan toplantıda yaptığı konuşmada, "Geleneksel olarak her yıl yaptığımız Mali Müşavirler Buluşma Toplantısı nedeniyle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Birçok konuda ortak menfaatimiz var. En başta üyelerimizin ticari olarak bekası ve daha iyi olmaları için çalışıyoruz. Kurumsal anlamda yaptığımız faaliyetler bizim üyelerimiz, sizin mükellefleriniz olan işletmelerin daha iyi olmalarını sağlamak içindir. Bu nedenle Nazilli Ticaret Odası olarak yaptığınız hizmetleri önemsiyoruz" dedi. Toplantı toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Ankara Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu" Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "Modernite çalışma hayatından hukuka, üretimden tüketime her şeyi değiştirdi ve dönüştürdü. İnsanı fıtratından uzaklaştıran, duayla kavga ettiren, mezarlardan kaçan, mezarlıklardan çekinen, sürekli tüketime odaklı şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu. Yeni AVM’ler, yeni tapınaklar olarak insanların bütün vaktini harcadığı bir yere dönüştü" dedi. Memur-Sen bünyesindeki Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası tarafından düzenlenen ‘Yalnızlaşan Kentten Dayanışan Kente Vakıf Müessesesinin Mimari ve Sosyal Restorasyonu’ başlıklı panelde vakıf kültürünün toplumsal dayanışmadaki rolü, şehir hayatına etkileri ve medeniyet perspektifi ele alındı. Programda Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından bir konuşma yapan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, geleceğin şehirleri ve sürdürülebilirliklerinin küresel ölçekte konuşulduğunu ve münazara edildiğini ifade ederek, "Fakat bu mesele, vakıf merkezli dayanışma ve sosyal restorasyon bağlamında burada bir kez daha ele alınmış olacak. Dahası tarihi mirasımız retoriğin ötesinde eleştirel akılla yeterince analiz edilmiyor. Bir tarihçinin güzel bir sözü var, ‘Geleceği kuramayanlar geçmişine hücum ederler.’ Yeni tarih övgü ve gerginliğin ötesinde bu açıdan değerlidir. Bu yönüyle vakıf müessesesini kentsel dayanışma bağlamında tartışmak, bu mirasın bugüne ne söyleyebileceğini ele almak, meseleye bu bakış açısıyla yaklaşmak, geçmişe hücum değil de bilakis güçlü bir geleceğe yönelmek açısından son derece kıymetlidir. Ali Yıldız başkanımızın az önce ifade ettiği gibi ’Biz vakıf medeniyetiz, vakıf medeniyetinin mirasçılarıyız’ sözünü kıymetli buluyorum. Çünkü hakikaten millet olarak bizleri tarif eden bir tanımlama. Hatta öyle ki Osmanlı Devleti’nin doğum belgesi denilen Mekece Vakfiyesi adından da anlaşılacağı üzere bir vakıf belgesi. Yani Osmanlı toplumu vakıf müessesesini kurumsallaştırarak başka bir boyuta taşımış, sosyal stratejik bir boyut kazandırmıştır ona" diye konuştu. "Anadolu’da vakıf yolcuya aşk, kuşa yem, yetim kıza çeyiz, kimsesize barınma, hastaya ise darüşşifa olmuş" Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ecdadımızın daha önce o günlerde bu vakıf müessesesini nasıl cari kıldığına ilişkin örnekleri bu beraber yapacağımız çalıştay vesilesiyle dinleyeceğiz ve bir kez daha bu konuda hayranlığımızı hepimiz ifade edeceğiz. Ama geleceğe ilişkin de ödev çıkarmış olacağız. Zira Anadolu’da vakıf yolcuya aşk, kuşa yem, yetim kıza çeyiz, kimsesize barınma, hastaya ise darüşşifa olmuş. Ecdadımız delisine de, velisine de, erenine de, dervişine de vakıf yoluyla sahip çıkmayı bu anlamda kurumsallaştırmış. Kuş uçmaz kervan geçmez denilen yerde misafir ağırlamak için yarışan tekkeler, imalathaneler, zaviyeler şehirlerin çekirdeğini oluşturmuş ve Diyar-ı Rum beldesini İslam beldesi yapmış ve Anadolu kılmıştır. İşte tam da bu yönüyle vakıf kültürümüzü sosyal ve stratejik olarak yeniden ihya etme mesuliyetimiz var. Bununla birlikte elbette kentsel dayanışma üzerine kafa yoran, dünyaya söyleyecek sözü olan aktaracak, bu sözü derleyip toparlayacak güçlü bir müktesebatımız var. Onun için hepimize sorumluluk düşüyor." "Şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu" Sanayi Devrimi sonrası yerin yerinden oynadığını ve taşların halen yerine oturmadığını kaydeden Yalçın, "Modernite çalışma hayatından hukuka, üretimden tüketime her şeyi değiştirdi ve dönüştürdü. İnsanı fıtratından uzaklaştıran, duayla kavga ettiren, mezarlardan kaçan, mezarlıklardan çekinen, sürekli tüketime odaklı şehirler, modern insanın mekanı değil, zindanı oldu. Yeni AVM’ler, yeni tapınaklar olarak insanların bütün vaktini harcadığı bir yere dönüştü. Onun için birlikte yaşama, dayanışma, kültürel devamlılığı sağlama gibi olgular şehir yaşamının dışında kaldı. Türkiye’de ise özellikle 1950 sonrası köyden kente göç dalgaları bugünkü şehirleri şekillendirdi. Çarpık şehirlerde hemşehri olarak birbirine tutunan yalnız insanların hayat mücadelesi başladı. Ve insanlar yalnızlıklarını hemşehri dernekleri üzerinden gidermeye çalışıyor. Birbiriyle bu anlamda dayanışmaya çalışıyor. 80’lere kadar bir nebze de olsa tanışıklık ve dayanışmayı temin eden bir mahalle kültürümüz vardı. Fakat bu tablo önce apartmanlaşmaya, sonra korunaklı sitelere dönüştü ve şehirli insan eşittir yalnız ve güvencesiz insan formuna dönüştü. Böylece tanışıklığın yerini yalnızlık, dayanışmanın yerini kimsesizlik aldı. Bugünün dünyasında her zamankinden daha fazla kurumsallaşmış, dayanışmaya organize olmuş, iyiliğe ve organize merhamet hareketine ihtiyaç var. Peki insan tabiatına uymayan bu yalnızlığı panelimizin başlığında da vurgulayan yalnızlaşan kentten dayanışan kente nasıl ulaştıracağız? Vakıf müessesesinin mimari restorasyon kısmını uzmanlara bırakalım. Peki sosyal restorasyonu nasıl yapacağız? Bunu Mehmet Akif İnan üstadımızın, kurucu genel başkanımızın diliyle cevaplarsak ‘Düşüncemizin kültürüne malik olmalıyız. Köklü fakat çağdaş bir nefese sahip bir düşünce kurmalıyız’ yaklaşımı hakikaten önemli. Vakıf müessesesinin geleneğini istikrarla sürdürmek, faaliyet alanını toplumun her kesimine ulaştıracak şekilde çeşitlendirmek ve vakıf kültürümüzü daha da genişletmeye hepimizin ihtiyacı var. Biz Memur-Sen olarak tam da bu şuurla iyiliği kurumsallaştırmak için 2016 yılında kurduğumuz Mehmet Akif İnan Vakfımız ile eğitim çalışanlarımıza, eğitimcilerimize ve eğitim yöneticilerimize yönelik nitelikli çalışmaları yönetiyor, eğitim fakültelerinde okuyan öğrencilere bu anlamda geleceğe hazırlık yönünde programlar organize ediyoruz" şeklinde konuştu. Programa Diyanet-Sen Genel Başkanı Ali Yıldız, Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, sendika üyesi memurlar, akademisyenler, yazarlar ve kurum temsilcileri katıldı.
Antalya Sağlık çalışanları, sağlık için filede buluşuyor Antalya’da kamu kurumlarını bir araya getiren "Sağlık İçin Filede Buluşalım" voleybol turnuvası başladı. 30 takımın mücadele edeceği organizasyon, sağlıklı yaşam bilincini artırmayı ve kurumlar arası dayanışmayı güçlendirmeyi hedefliyor. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen "Sağlık İçin Filede Buluşalım" 9. Geleneksel Voleybol Turnuvası başladı. Kamu kurum ve kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda 30 takım mücadele edecek. Turnuvanın açılışı, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Spor Salonu’nda yapıldı. Organizasyonun başlama vuruşunu Antalya İl Sağlık Müdürü Behzat Özkan gerçekleştirdi. Antalya genelindeki kamu kurumlarında görev yapan çalışanları spor aracılığıyla bir araya getirmeyi amaçlayan turnuvanın, kurumlar arası iletişimi güçlendirmesi, dayanışmayı artırması ve sağlıklı yaşam bilincine katkı sağlaması hedefleniyor. "Kamu çalışanlarına sporla sağlıklı yaşam çağrısı" Açılışta konuşan İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, yoğun çalışma temposu içerisinde görev yapan kamu çalışanlarının sporla buluşmasının önemine dikkat çekerek, "Bu etkinlik, sağlıklı yaşam bilincinin artırılması, düzenli fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi, kurumlar arası sosyal etkileşimin güçlendirilmesi ve spor kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla düzenlenmektedir. Ayrıca turnuva süresince Sağlık Bakanlığımızın sağlıklı yaşam, hareketli yaşam, bağımlılıkla mücadele, obeziteyle mücadele ve koruyucu sağlık hizmetleri temalarına yönelik farkındalık çalışmaları da gerçekleştirilecektir" dedi. Turnuvanın moral ve motivasyon açısından da önemli bir organizasyon olduğunu belirten Özkan, tüm takımlara başarı diledi. Büyük heyecana sahne olan turnuvanın ilk gününde Antalya Barosu ile İnfazsızlar, Delil Avcıları ile ABB Torosların Gücü, Epic ile SGK Denetmenler, Şirinler ile Kepez Dream Team ve Şehir Efsanesi ile Mernis takımları karşı karşıya geldi. Turnuvada dostluk, fair-play ve rekabetin bir arada yaşanacağı belirtildi.