DÜNYA - 17 Aralık 2024 Salı 20:20 | Son Güncelleme : 17 Aralık 2024 Salı 22:36

Savunma Sanayii Başkanı Görgün, Portekiz’de

A
A
A

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Portekiz Donanmasının ihtiyaçları kapsamında üretilecek iki adet Denizde İkmal ve Lojistik Destek Gemisinin Portekiz’deki imza törenine katıldı. Anlaşma ile Türkiye, ilk kez bir Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi ülkeye askeri gemi ihracat sözleşmesi imzalamış oldu.

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, resmi ziyaret kapsamında Portekiz’e geldi. Görgün, Portekiz Donanmasının ihtiyaçları kapsamında Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. (STM) tarafından üretilecek iki adet Denizde İkmal ve Lojistik Destek Gemisinin başkent Lizbon’daki imza törenine katıldı.

Savunma Sanayii Başkanı Görgün, Portekiz’de

Görgün yaptığı açıklamada, “Türk Savunma Sanayii olarak bayrağımızı dünyada başarıyla dalgalandırmaya devam ediyoruz. Portekiz ile ilk savunma tedarik projemiz olan, Portekiz Donanmasının ihtiyaçları kapsamında üretilecek, iki adet Denizde İkmal ve Lojistik Destek Gemisinin imza töreni vesilesiyle Lizbon’dayız. STM ile Portekiz Deniz Kuvvetleri arasında imzalanan ve Portekiz Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Henrique Eduardo Passalqua de Gouveiae MELO ev sahipliğinde, gerçekleştirdiğimiz, ‘Denizde İkmal ve Lojistik Destek Gemisi’ törenimizde kıymetli amiraller ve subaylarla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sayın Amiral’e ve ekibine bizleri misafir ettikleri için teşekkür ediyorum. Türk savunma sanayiine ve denizlerimizdeki milli mühendislik gücümüz STM'ye duyulan bu güven, bizleri hem gururlandırmış hem de çalışmalarımız için motive edici bir unsur olmuştur” dedi.
Savunma Sanayii Başkanı Görgün, Portekiz’de

“Güçlü donanmalara sahip Portekiz ve Türkiye arasında gerçekleşen savunma sanayii alanındaki iş birliğimizin kritik öneme sahip olduğuna inanıyoruz”

Türkiye’nin, ilk kez bir Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi ülkeyle askeri gemi ihracat sözleşmesi imzaladığını belirten Görgün, "Türkiye olarak ilk defa, bir AB ve NATO üyesi ülkeyle askeri gemi ihracat sözleşmesi imzalamış olduk. NATO Müttefiklerimizle güçlü bir savunma ve savunma sanayii iş birliği geliştirmeyi, Türkiye’miz için oldukça önemli görüyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz imza törenimiz vesilesiyle güçlü donanmalara sahip Portekiz ve Türkiye arasında gerçekleşen savunma sanayii alanındaki iş birliğimizin kritik öneme sahip olduğuna inanıyoruz. İş birliğimizin Portekiz ile ikili bağlarımızı güçlendirmesini, verimli, uzun vadeli bir ortaklığın yolunu açmasını temenni ediyorum. Çalışmalarda emeği olan STM Ailesi ve Başkanlığımız çalışanlarına teşekkür ediyorum. Çalışmalarımızın, savunma sanayii ihracatımızı ve dolayısıyla ülke kalkınmasına olan hizmetleri, umuyorum ki artarak devam edecek" dedi.

Savunma Sanayii Başkanı Görgün, Portekiz’de

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.