DÜNYA - 19 Mayıs 2024 Pazar 19:49 | Son Güncelleme : 19 Mayıs 2024 Pazar 19:51

Reisi, helikopter kazası öncesinde Aliyev ile Azerbaycan-İran sınırında bir araya geldi

A
A
A
Reisi, helikopter kazası öncesinde Aliyev ile Azerbaycan-İran sınırında bir araya geldi

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, helikopter kazası öncesinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Azerbaycan-İran sınırındaki Aras Nehri üzerinde bulunan Hudaferin Barajı’nın açılışı için bir araya geldi.

Helikopter kazası öncesi Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Aras Nehri üzerindeki Hudaferin Barajı’nın açılışı için bir araya geldi. Azerbaycan-İran sınırında yapılan görüşmede, Aliyev ve Reisi birlikte gerçekleştirdiği projenin iki halk ve devlet için büyük önem taşıdığını belirtti. Görüşme sonrası, liderler "Hudaferin" hidroelektrik santralinin faaliyete geçmesi ve "Kız Kalesi" hidroelektrik santralinin açılış töreni gerçekleştirildi.

Bölgenin istikrarı için önemli bir faktör

İran ve Azerbaycan dostluğunun sarsılmaz olduğunu vurgulayan Aliyev, "Bugün İran-Azerbaycan dostluğunun ne kadar güçlü olduğunu tüm dünya görüyor. Kız Kalesi hidroelektrik santralinin açılışı ve Hudaferin hidroelektrik santralinin faaliyete geçmesi, bence tarihi bir olaydır. Bu dostluğun derin kökleri ve derin bir tarihi var. İran-Azerbaycan dostluğu bölgenin istikrarı ve gelecekteki güvenlik tedbirlerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir faktördür" dedi.
Aliyev, bu projenin iki ülke için de siyasi bir iradeyi simgelediğini belirterek, "İran ve Azerbaycan arasında her zaman Aras Nehri üzerinden bir bağ bulunmuştur. İki milyon küp metre su hacmi olan Hudaferin Barajı faaliyete geçerek bölgenin gelişimine katkı sağlayacak ve 40 binden fazla işyeri oluşturacak. Aynı zamanda tarım alanları için içme suyu kaynağı olacaktır" dedi.

Uzun yıllardır bölgeye uzak ülkelerin bölgeye müdahale etmesine değinen Aliyev, "Bölgenin kalkınması bölge ülkelerinde yaşayan halkların iradesiyle sağlanmalıdır. Bölgenin dışında olan ülkelerin işlerimize müdahalesi kabul edilemez. Ermenistan uzun yıllardır buradan uzakta bulunan ülkelerin korumasına ve desteğine bel bağlamıştı. Sonuç nasıl oldu? Sonuç onlar için pek de iç açıcı olmamıştı. Bölge devletleri güçlü devletlerdir, bağımsız politika yürüten devletlerdir. Hiçbir dış güç bu devletlerin iradesini etkilememiştir ve etkilemeyecektir. Ermenistan'ın doğru politikayı yürüterek bölgesel işbirliğine zarar vermek yerine katkı sağlayacağını umuyorum" dedi.

"Düşmanlar ne Azerbaycan’ın ne de İran’ın gelişimini görmek istemiyorlar"

Filistin meselesine de dayanışma göstermek istediğini vurgulayan Reisi, "Uluslararası kuruluşlarla işbirliğini güçlendirmek ve özellikle Filistin meselesinde dayanışma göstermek istiyoruz. Azerbaycan ve İran halklarının Filistin'e ve Gazze'deki insanlara verdiği desteğe şüphe yok. İslam ülkeleri arasında, İslam dünyasındaki sorunların çözümünde işbirliği büyük önem taşır" dedi.

Reisi, Azerbaycan'la işbirliğine her zaman önem verdiğini belirterek, "Enerji, ulaştırma, kültür, ekonomi ve ticaret alanlarındaki ilişkiler ülkelerimizin halklarının çıkarlarına hizmet etmelidir. Bizim için en önemli konu ülkelerimizin çıkarlarıdır. Düşmanlar ne Azerbaycan’ın, ne de İran’ın gelişimini görmek istemiyorlar. Azerbaycan'ın kalkınmasını bizim de kalkınmamız anlamına geldiğini düşünüyoruz. Karabağ'ın Azerbaycan'ın toprağı olduğunu açıkça belirten ilk ülkelerden biri olduk. Bu bölgede, Karabağ'ın kalkınma programı temelinde işbirliğimizi her zaman göstermeye hazır olduğumuzu bir kez daha belirtmek isterim" dedi.

Helikopter kazası

Aliyev ile görüşmesinin ardından dönüş yolunda olan Reisi’yi taşıyan helikopter, İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletine bağlı Berazin ile Erdeşiri köyleri arasındaki Dizmar ormanında sert iniş yapmış ve bölgeye arama-kurtarma ekipleri yönlendirilmişti.

Yoğun sis ve hava şartlarının elverişsizliği nedeniyle arama kurtarma çalışmalarının olumsuz etkilenirken, helikopterde Reisi’nin yanı sıra İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın da bulunduğu aktarılmıştı. Reisi’nin sağlık durumuna ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Hudaferin ve Kız Kalesi santralleri faaliyeti

Hudaferin ve Kız Kalesi hidroelektrik santralleri ve su tesisleri projesi, 1977 yılında Sovyetler Birliği ile İran arasında imzalanan anlaşma temelinde hazırlanmış, ancak, inşaat çalışmaları 1990'ların başında Azerbaycan'ın topraklarının yüzde 20'sinin Ermenistan tarafından işgal edilmesiyle durdurulmuştu. 2020'deki Karabağ Savaşı sonucunda Azerbaycan'ın topraklarının geri alınmasıyla birlikte, hidroelektrik santrallerinin inşaatı ve kullanıma alınması süreci devam etti.

Rafıg Macidov

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Gençlerbirliği’nden geçici transfer yasağına ilişkin kamuoyu açıklaması Gençlerbirliği Spor Kulübü, eski futbolcularından Daniel Popa ile yapılan sözleşme fesih protokolü sürecinde yaşanan teknik bir gecikme ve buna bağlı olarak gelişen geçici transfer yasağına ilişkin resmi bir bilgilendirme yayımladı. Kulüpten yapılan açıklamada, 07 Şubat 2025 tarihinde eski Başkan Osman Sungur ve eski Genel Sekreter Taner Ünlü tarafından imzalanan profesyonel futbolcu sözleşmesinin, 10 Eylül 2025 tarihinde karşılıklı mutabakatla sonlandırıldığı hatırlatıldı. Bu fesih protokolü çerçevesinde futbolcuya toplam 250 bin euro ödenmesi kararlaştırılırken ödeme takviminin 200 bin euroluk kısmının 10 Eylül 2025 tarihinde, kalan 50 bin euroluk kısmının ise 10 Ekim 2025 tarihinde kapatılması hususunda mutabık kalındığı ifade edildi. Ödeme sürecine dair detayların paylaşıldığı açıklamada, 200 bin euroluk ilk taksitin belirtilen tarihte sorunsuz şekilde yatırıldığı, ancak 50 bin euroluk ikinci taksitin 10 Ekim 2025 yerine gecikmelerden doğabilecek olumsuz sonuçlar (günlük faizler, disiplin cezaları vb.) göz önünde bulundurularak yedi günlük bir gecikmeyle 17 Ekim 2025 tarihinde ödendiği bilgisi verildi. Kulüp yönetimi, eski Başkan Osman Sungur ve eski Genel Sekreter Taner Ünlü tarafından imzalanan söz konusu protokolde yer alan ve en küçük bir gecikmede dahi kulübü ağır cezai şartlarla karşı karşıya bırakan maddelerin altını çizerek, bu bir haftalık aksama nedeniyle futbolcunun FIFA’ya başvurduğunu belirtti. FIFA nezdinde yürütülen dava neticesinde, kulübün protokolde yer alan cezai şartlar uyarınca 25 bin euro ödemesine hükmedildiği ve bu bedele istinaden uygulanan geçici transfer yasağı kararının 14 Mayıs tarihinde TFF aracılığıyla kulübe tebliğ edildiği bildirildi. Karara bağlanan bu meblağın kulüp tarafından ödenmesiyle birlikte, söz konusu transfer yasağının ivedilikle kaldırılacağı vurgulandı.
Antalya Antalya’da kontrolden çıkan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde D-400 kara yolu üzerinde meydana gelen motosiklet kazasında 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi ağır yaralandı. Kaza, saat 02.40 sıralarında Mahmutlar Mahallesi D-400 kara yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Alanya Belediyesi Spor Hizmetleri personeli olduğu öğrenilen Hüseyin Ökçe’nin (36) idaresindeki 07 BAC 687 plakalı motosiklet, Alanya istikametinden Gazipaşa yönüne seyir halindeyken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüjde bulunan ağaca çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosiklet sürücüsü Hüseyin Ökçe ile yolcu olarak bulunan N.D. (41) ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar ambulansla hastaneye kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan sürücü Hüseyin Ökçe, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Yolcu N.D.’nin ise Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavisinin sürdüğü ve hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Öte yandan acı haberin ardından Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik yayımladığı taziye mesajında, "Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü personelimiz Hüseyin Ökçe’nin vefatını üzüntüyle öğrendim. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve mesai arkadaşlarımıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun" ifadelerine yer verdi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Geleceğin çevrecileri su altını keşfediyor: Tuzla’da deniz çayırları sualtı teknolojisiyle görüntülendi Tuzla’da deniz ekosistemini korumak amacıyla yürütülen çalışmalarda, deniz çayırları ve pina popülasyonu su altı teknolojileriyle görüntülendi. EfxINNOs Projesi kapsamında düzenlenen etkinlikte öğrenciler, su altından yapılan canlı yayınla deniz ekosistemini keşfetti. Tuzla sahillerinde deniz ekosisteminin korunması ve izlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalarda, deniz çayırlarının yayılım alanları su altı teknolojileri ve profesyonel dalgıçlar eşliğinde kayıt altına alındı. Karadeniz Havzası’nda sürdürülebilir mavi ekonomi hedefiyle hayata geçirilen EfxINNOs Projesi kapsamında; Tuzla Belediyesi, Tuzla Kaymakamlığı ve Tuzla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte Tuzla Barış Manço Ortaokulu öğrencileri, su altı dünyasını canlı yayında izleme fırsatı buldu. "Bu canlıların varlığı, su kalitesinin arttığını gösterir" Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nde yürütülen "PİNA-İZ" ve "ÇAYIR-İZ" projeleri kapsamında yapılan incelemelerde Tuzla açıklarında dikkat çekici keşifler elde ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Sarı, bölgede hem sağlıklı pina popülasyonu hem de küçük ölçekli deniz çayırı alanları tespit edildiğini belirterek, "Bir pina saatte yaklaşık 6 litre suyu temizleyebilir. Bu canlıların varlığı, su kalitesinin arttığını gösterir" dedi. Marmara kıyılarında deniz çayırlarının birçok bölgede azaldığını hatırlatan Sarı, Tuzla’daki yeni alanların yeniden toparlanma potansiyeli taşıdığını, oksijen üretimi ve karbon tutma açısından bu alanların kritik önemde olduğunu vurguladı. "Deniz ekosistemi açısından son derece önemli bir yere sahipler" İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi EfxINNOs Projesi Türkiye Lideri Prof. Dr. Yelda Aktan ise çocuklarda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, "Çocuklara ulaşmak için yaptığımız çalışmalarda, su altı yaşamının ne kadar önemli olduğunu anlatmak istedik. Çünkü ancak onu tanırsak koruyabiliriz. Çocukları sektör temsilcileri ve alanında uzman hocalarla aynı masalarda buluşturmayı hedefledik. Burada görüntüler alacağız. Çocuklara su altı yaşamını göstereceğiz, deniz çayırlarının ne olduğunu anlatacağız. Genellikle denizde yaşayan bitkiler insanlar tarafından ‘yosun’ olarak adlandırılıyor ve sanki istenmeyen bir şeymiş gibi görülüyor. Oysa deniz ekosistemi açısından son derece önemli bir yere sahipler" ifadelerini kullandı. "Yaptığımız çalışmalarda deniz altında çok zengin bir canlı çeşitliliği olduğunu gördük" Körfezdeki iyileşme sürecini yakından takip ettiklerini belirten Denizbilimci Dr. Ayşe Gazihan da şu değerlendirmede bulundu: "Denizimizde çok güzel deniz çayırları var ve oldukça zengin bir tür çeşitliliğine sahibiz. Körfezi iyileştirmek için yürütülen çok büyük projeler ve önemli gelişmeler var. Biz de bunları yakından gözlemliyoruz. Özellikle yaptığımız çalışmalarda deniz altında çok zengin bir canlı çeşitliliği olduğunu gördük. Bugün de hep birlikte bu güzellikleri, çocuklarla birlikte göreceğiz."
Ankara Bakan Göktaş: "Yapılan atamalarla kamuda görev yapan engelli memur sayısı 82 bin 880’e ulaştı" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Yapılan atamalarla kamuda görev yapan engelli memur sayısı 82 bin 880’e ulaştı" dedi. Bakan Göktaş, Engelliler Haftası dolayısıyla TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen "Eğitimde ve Sosyal Hayatta Fırsat Eşitliği: Engelsiz Bir Gelecek" adlı panelde konuştu. Panele, TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve Ak Parti İzmir Milletvekili Mehmet Kasapoğlu, bazı milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı. Panelde ilk olarak konuşan TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Kasapoğlu, "Engellilik konusu sadece bir kurumun bir toplum örgütünün ya da bir özel çalışma kurumunun konusu değil. Bu konu 86 milyonun tüm Türkiye’nin sorumluluğunda olan bir konu. Bu konu aynı zamanda sadece yılın bir haftasında, yılın bir gününde gündeme getirilecek bir konu da değil. Bu konu her daim hepimizin vicdanında ve gündeminde. hepimizin bu anlamda çalışmalı. O yüzden bizler engellilik konusuna, erişilebilirlik konusuna bu noktadan bakmak durumundayız. Hepimiz bu anlamda çalışmalıyız" ifadelerini kullandı. "Hak temelli, erişilebilir ve kapsayıcı sosyal hizmetlerle daha adil bir toplum için çalıştık" Ardından kürsüye gelen Bakan Göktaş, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyadaki her 6 kişiden biri engellilik gerçeğiyle hayatını sürdürüyor. UNICEF’in analizine göre ise; dünyadaki her 10 çocuktan biri engelli. Bu gerçek, engelsiz bir hayat hedefinin bütün toplumu kapsayan güçlü bir sorumluluk alanı olduğunu gösteriyor. Bu anlamda engelli bireylere yönelik politikalar, sadece sosyal politikanın dar bir başlığı değil. Eğitimden sağlığa, istihdamdan şehir planlamasına, dijitalleşmeden insan haklarına kadar her alanı kapsayan temel bir kalkınma alanıdır. Bu küresel tablo içerisinde, Türkiye’nin son yıllarda attığı adımlar ise çok kıymetli. Son 24 yılda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, engelli vatandaşlarımız için köklü bir hizmet dönüşümü gerçekleştirdi. Bu doğrultuda, engelli bireylerin hayata eşit ve aktif katılımını esas alan politikalar hayata geçirdik. Hak temelli, erişilebilir ve kapsayıcı sosyal hizmetlerle daha adil bir toplum için çalıştık. Hedefimiz ise; engelli bireylerin eğitime, sağlığa, istihdama, bilgiye, teknolojiye, kültüre, spora ve karar alma süreçlerine eşit şekilde erişimini güçlendirmek" dedi. "Yapılan atamalarla kamuda görev yapan engelli memur sayısı 82 bin 880’e ulaştı" Hedeflerinin engelli bireylerin eğitime, sağlığa, istihdama, bilgiye, teknolojiye, kültüre, spora ve karar alma süreçlerine eşit şekilde erişimini güçlendirmek olduğunun altını çizen Göktaş, "Bakanlık olarak, bu hedefi; aileyi güçlendiren, bireyin bağımsız yaşamını destekleyen, kurumlar arası iş birliğini artıran bir anlayışla sürdürüyoruz. Sosyal hayata tam katılımın önemli adımlarından birinin istihdam olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda kamu ve özel sektörde kota uygulamasıyla engelli bireylerin istihdamını güvence altına aldık. 2012 yılında başlatılan EKPSS uygulaması, engelli vatandaşlarımızın kamu istihdamına erişiminde önemli bir dönüm noktası oldu. Yapılan atamalarla kamuda görev yapan engelli memur sayısı 82 bin 880’e ulaştı. Bunun yanı sıra korumalı işyerleri ve girişimcilik destekleriyle engelli bireylerin iş gücü piyasasında daha güçlü yer almalarını sağlıyoruz. Diğer yandan özel çocuklarımız için eğitimi, geleceğe güvenle hazırlanmalarının temeli olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, 4 ilde başladığımız Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Programı ile çocuklarımızın gelişim süreçlerini destekliyoruz" diye konuştu. "81 ilimizde 147 gündüzlü merkezimizde yaklaşık 3 bin engelli vatandaşımıza hizmet veriyoruz" Aile bütünlüğünü korumanın ve engelli bireyin kendi yaşam çevresinde desteklenmesinin önemli bir sosyal hizmet modeli olduğunu söyleyen Göktaş, "Bunun yanı sıra 81 ilimizde 147 gündüzlü merkezimizde yaklaşık 3 bin engelli vatandaşımıza hizmet veriyoruz. Erişilebilirlik, bu alanındaki çalışmalarımızın merkezinde yer alır. Bir bina engelli bireylerin kullanımına uygun değilse, orada hizmet eksik kalır. Bir dijital platform rahatça kullanılamıyorsa, bilgiye ulaşım sınırlanır. Bir ulaşım sistemi kolay kullanımı desteklemiyorsa, sosyal hayata katılım zorlaşır. Bu nedenle, bu meseleyi sadece fiziksel düzenlemelerle sınırlı görmüyoruz. Herkesin hayatın her alanına eşit biçimde katılabilmesini; güçlü ve kapsayıcı bir toplumun temel şartı olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla dijitalleşen dünyada erişilebilirliğin kapsamını genişlettik" dedi.
Muğla Anne adaylarına normal doğum tavsiyeleri Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında normal doğumu teşvik etmek, anne ve bebek sağlığını korumak ve toplumsal sağlık hedeflerine katkı sunmak amacıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Doğal Olan Normal Doğum’ sempozyumu düzenlendi. Sempozyum ile ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalar ve normal doğumun anne-bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ele alındı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Normal Doğum Eylem Planı’ ile tıbbi zorunluluk bulunmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve toplum sağlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Sezaryenin yalnızca anne ya da bebeğin hayatını korumak amacıyla gerekli durumlarda başvurulan cerrahi bir yöntem olduğuna dikkat çekilirken, tıbben gerekli olmayan sezaryen uygulamalarının anne ve bebek sağlığı açısından kısa ve uzun vadede çeşitli riskler oluşturabileceği, sonraki gebeliklerde komplikasyonlara yol açabileceği ve çocuklarda obezite ile astım riskini artırabileceği vurgulandı. Fizyolojik doğumun ise kendiliğinden başlayan, dış müdahale olmaksızın vücudun doğal ritmiyle ilerleyen bir süreç olduğu ifade edildi. Anne adaylarının doğum sürecinde kaygı ve endişe yaşayabileceği belirtilirken, sağlık çalışanlarının temel yaklaşımının bu süreçte güven ortamı oluşturmak ve doğumun uzman ekipler eşliğinde sağlıklı şartlarda gerçekleşmesini sağlamak olduğu kaydedildi. Muğla Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, normal doğum eylem planı kapsamında anne ve bebek sağlığını merkeze alan güvenli, bilinçli ve doğal doğum sürecinin güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.