BASKETBOL - 04 Ekim 2018 Perşembe 10:42

Potada perde derbilerle açılıyor

A
A
A
Potada perde derbilerle açılıyor

Tahincioğlu Basketbol Süper Lig’in 2018-2019 sezonun ilk haftasında Fenerbahçe-Beşiktaş Sompo Japan ve Galatasaray-Anadolu Efes derbileri oynanacak..

2018-2019 sezonu Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde heyecan yarın başlıyor. Ligin ilk maçında yeni takımlar Bahçeşehir Koleji ile Afyon Belediyespor karşı karşıya gelecek. İlk hafta derbi maçlarına da sahne olacak. Fenerbahçe, Beşiktaş Sompo Japan’ı ağırlarken, Galatasaray ise Anadolu Efes’i misafir edecek. Haftanın kapanış müsabakasında ise Banvit ile Arel Üniversitesi Büyükçekmece Basketbol karşılaşacak. 

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nin ilk hafta programı şöyle:

YARIN

19.00 Bahçeşehir Koleji - Afyon Belediyespor

6 EKİM CUMARTESİ

13.00 Darüşşafaka - Gaziantep Basketbol
15.15 Pınar Karşıya - TOFAŞ
17.30 Fenerbahçe - Beşiktaş Sompo Japan
20.00 İstanbul BBSK - Trabzonspor (Ligden çekildi)

7 EKİM PAZAR

13.00 Adatıp Sakarya BŞB - Türk Telekom
15.15 Galatasaray - Anadolu Efes
17.30 Banvit - Arel Üniversitesi Büyükçekmece Basketbol

İLK YARI 14 OCAK’TA TAMAMLANACAK

Ligde yeni sezon yarın oynanacak ilk hafta maçlarıyla başlayacak. Sezonun ilk yarısı 14 Ocak 2019’da tamamlanacak. İkinci yarısı 26 Ocak’ta başlayacak ligde normal sezon 12 Mayıs 2019’da sona erecek. All-Star organizasyonu ise 20 Ocak 2019’da yapılacak. Normal sezonun 30 hafta süreceği ligde, ilk 8’e girecek takımlar play-off’a yükselecek. Play-off serilerinde çeyrek finallerde 2, yarı finallerde 3 galibiyet alan takımlar, tur atlayacak. Final müsabakalarında ise 4 galibiyet alan ekip, sezonun şampiyonu olacak.

YABANCI SAYISI 5’E DÜŞTÜ

Bu yıl alınan kararla Basketbol Süper Ligi’nde yabancı kuralı değişti. Türkiye Basketbol Federasyonu, 6 olan yabancı oyuncu sayısını 5’e düşürdü. Bu yeni kural Süper Lig’de bu yıldan itibaren 2 yıl boyunca geçerli olacak.

İLK ŞAMPİYON ALTINORDU

İlk defa 1966-1967 sezonunda başlayan Basketbol Süper Ligi, 2018-2019 sezonu itibariyle 53. sezonunu yaşayacak. Ligin ilk şampiyonu finalde Galatasaray’ı yenen Altınordu oldu. 1978-1979 sezonunda statü değişikliğine gidilerek, ligi ilk beş sırada tamamlayan takımların play-off maçları oynamasına karar verildi. Play-off usulünün ilk şampiyonu da o dönemki adıyla Efes Pilsen oldu.

LİGİN YENİ EKİPLERİ

Bu sezon Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’ne çıkmaya Türk Telekom ve Afyon Belediyespor hak kazandı. Ligden çekilme kararı alan Eskişehir Basket’in yerine Bahçeşehir Koleji dahil edildi. Ligin başlamasına az bir zaman kala Trabzonspor da ligden çekilme kararı aldığını açıkladı.

SON ŞAMPİYON FENERBAHÇE

Geçtiğimiz sezon Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde Fenerbahçe, final serisinde Tofaş’ı 4-1’le geçerek şampiyon oldu. Sarı-lacivertliler üst üste 3., toplamda 9. lig şampiyonluğunu kazanırken, Başantrenör Zeljko Obradovic de 4. zaferini yaşadı. Fenerbahçe’nin ABD’li basketbolcusu Brad Wanamaker de final serisinin En Değerli Oyuncusu (MVP) seçildi.

GALATASARAY İLE BEŞİKTAŞ ŞAMPİYONLUĞA HASRET

Basketbol Süper Ligi’nin köklü iki kulübü Galatasaray ile Beşiktaş Sompo Japan’ın şampiyonluk hasretleri sürüyor. Sarı-kırmızılılar, son olarak 2013 yılında kupayı müzesine götürmüştü. Siyah-beyazlılar ise en son 2012 yılında şampiyon oldu. Bu iki takımın son şampiyonluklarında ise başantrenörün Ergin Ataman olması dikkat çekti.

EN ÇOK ŞAMPİYON 13 KEZ İLE ANADOLU EFES

1966-1967 sezonunda Türkiye Deplasmanlı Basketbol Ligi adı ile kurulan ligin ilk şampiyonluğunu Altınordu Basketbol Takımı kazandı. Basketbol Süper Lig’de en çok şampiyon olan takım ise 13 kez ile Anadolu Efes olurken, İstanbul ekibi 2009 yılından beri şampiyonluk yaşamıyor. Efes’i 9 şampiyonluk ile Fenerbahçe takip ederken, şu an ligde yer almayan Eczacıbaşı’nın ise 8 şampiyonluğu bulunuyor.
Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde şampiyon olan takımlar ve şampiyon olduğu yıllar şöyle:
Anadolu Efes: 13 (1979, 1983, 1984, 1992, 1993, 1994, 1996, 1997, 2002, 2003, 2004, 2005, 2009)
Fenerbahçe: 9 (1991, 2007, 2008, 2010, 2011, 2014, 2016, 2017, 2018)
Eczacıbaşı: 8 (1976, 1977, 1978, 1980, 1981, 1982, 1988, 1989)
Galatasaray: 5 (1969, 1985, 1986, 1990, 2013)
İTÜ: 5 (1968, 1970, 1971, 1972, 1973)
Ülkerspor: 4 (1995, 1998, 2001, 2006)
Beşiktaş: 2 (1975, 2012)
Tofaş: 2 (1999, 2000)
Pınar Karşıyaka: 2 (1987, 2015)
Altınordu SK: 1 (1967)
Muhafızgücü: 1 (1974)

BAŞANTRENÖR OLARAK EN FAZLA AYDAN SİYAVUŞ ŞAMİYON OLDU

Basketbol Süper Ligi’nde en çok şampiyonluk yaşayan Başantrenör ise Aydan Siyavuş. Türk basketbolunun önemli isimlerinden olan Aydan Siyavuş, 6 kez Eczacıbaşı, 1 kez de Anadolu Efes (Efes Pilsen) olmak üzere toplam 7 kez şampiyon oldu. Ligde faal antrenörlerden Fenerbahçe’yi çalıştıran Zeljko Obradovic’in 4, Anadolu Efes’in başında olan Ergin Ataman’ın da 3 şampiyonluğu bulunuyor.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
Edirne Edirne’de çeltiğin geleceği masaya yatırılıyor Edirne’de, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü öncülüğünde düzenlenen uluslararası çeltik çalıştayı başladı. Üç gün sürecek organizasyonda çeltik üretimindeki güncel gelişmeler ve karşılaşılan sorunlar ele alınıyor. Edirne Ticaret Borsası’nda gerçekleştirilen ve "Çeltik Üretiminde Güncel Gelişmeler ve Zorluklar" başlığını taşıyan çalıştay, sektör temsilcileri, akademisyenler ve üreticileri bir araya getirdi. Açılış programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı, sinevizyon gösterimi ve protokol konuşmalarıyla devam etti. Katılımcılar stantları gezerek sektördeki yenilikleri inceleme fırsatı buldu. Toplantılarda Türkiye’deki çeltik üretiminin önemli bölümünün Edirne’de gerçekleştirildiğine dikkat çekildi. Özellikle İpsala Ovası’nın üretimdeki yüksek payı vurgulandı. Açılışta konuşan Vali Yunus Sezer, Türkiye’de üretilen çeltiğin yaklaşık yüzde 43’ünün Edirne’de üretildiğini, bunun yüzde 25’inin ise İpsala’dan karşılandığını belirtti. Edirne’nin çeltiğin başkenti olduğunu vurgulayan Sezer, yaklaşık 500 bin dekarda üretim yapıldığını ifade etti. Küresel ölçekte yaşanan iklim krizine de değinen Sezer, belirsizliklerin tarımı doğrudan etkilediğini söyledi. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Şerafettin Çakal, bitkisel üretimde toprak, su ve tohumun hayati önem taşıdığını belirterek, çeltiğin dünya beslenmesinde önemli bir yer tuttuğunu ifade etti. Çakal, Türkiye’nin çeltik üretiminde dünyada 5. sırada yer aldığını, üretimin büyük bölümünün Edirne ve çevresinde yoğunlaştığını söyledi. Dayanıklı ve verimli çeşitlerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Edirne İl Tarım ve Orman Müdürü İslam Köse, tarımın yalnızca üretim değil aynı zamanda stratejik bir güç olduğunu belirterek, çeltiğin ekonomik değerinin yanı sıra gıda güvenliği açısından kritik rol oynadığını vurguladı. Köse, Edirne’nin Türkiye çeltik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşıladığını ifade etti. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Adnan Tülek de Türkiye’nin çeltik veriminde dünya sıralamasında 5’inci olduğunu belirterek, ortalama verimin 800 kilogram seviyesinde olduğunu söyledi. Tülek, yeni çeşitler ve teknolojik gelişmelerle verimin arttığını, enstitü bünyesinde 85 çeşidin tescil edildiğini kaydetti. Konuşmaların ardından oluşturulan alanlar gezilerek çalışmalarla ilgili yetkililerden bilgi alındı. Çalıştay çerçevesinde teknik sunumlar sürerken oluşturulan alanlarda çeltik çeşitleri de sergilendi. Edirne Ticaret Borsası’nda gerçekleştirilen program 8 Mayıs’a kadar devam edecek.