DÜNYADAN FUTBOL - 26 Kasım 2017 Pazar 05:47

Messi 2021 yılına kadar Barcelona'da

A
A
A
Messi 2021 yılına kadar Barcelona'da

Barcelona, dünya yıldızı Lionel Messi’nin sözleşmesini 2020-2021 sezonuna kadar uzattı. Barca, Messi’nin serbest kalma maddesini de 700 milyon Euro olarak belirledi.

Bu sezon sonunda Barcelona ile sözleşmesi sona erecek olan Lionel Messi’nin akıbeti belli oldu. Son günlerde sözleşmesinin uzatılıp, uzatılmayacağı merakla beklenen karar, Barcelona resmi internet sitesinden açıkladı. Katalan ekibi, Arjantinli yıldızı Messi’nin sözleşmesini 2020-2021 sezonuna kadar uzatıldığı, serbest kalma maddesinin de 700 milyon Euro olduğunu duyurdu. 30 yaşındaki futbolcu, 17 yaşından beri A takım formasını giyiyor.

Messi, Barcelona forması ile 604 karşılaşmada 527 kez fileleri havalandırdı. Yıldız futbolcu, Barca’da 5 kez dünyada yılın futbolcusu seçilirken, 4 kez UEFA Şampiyonlar Ligi, 8 kez La Liga, 5 kez İspanya Kupası, 7 kez İspanya Süper Kupası, 3 kez FIFA Dünya Kulüpler Kupası ve 3 kez de UEFA Süper Kupası‘nı kazandı. 

Oğuzhan Ort
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Kasapoğlu kamu yönetimi öğrencileriyle buluştu Manisa Celal Bayar Üniversitesinde geleceğin kamu yöneticilerine seslenen önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, kamu yönetiminde zihniyet devriminin önemine dikkat çekerek, "Yarın öbür gün makam odalarınıza geçtiğinizde, oturduğunuz o koltukların, kullandığınız bütçelerin, attığınız imzaların asıl sahibinin millet olduğunu bir an bile aklınızdan çıkarmayın" dedi. Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi öğrencilerinin ev sahipliğinde düzenlenen gençlik buluşmasına katıldı. Konuşmasında Türkiye’nin yönetim tarihindeki dönüşümü analiz eden Kasapoğlu, gençlere tarihin ve sosyolojinin rehberliğinde hareket etmelerini tavsiye etti. Kasapoğlu, "Konuların derinliğini bilmek istiyorsanız, Türkiye’nin bugününü ve istikametini doğru bir şekilde anlamak istiyorsanız uzak ve yakın tarihimizi çok iyi bilmeli, doğru sosyolojik okumalar yapmalısınız" dedi. Eski Türkiye’nin karanlık tablolarını hatırlatan Kasapoğlu, şu ifadeleri kullandı: "24 yıl önce, devleti milletin üstünde gören, milleti sürekli hizaya sokulması, terbiye edilmesi gereken bir kalabalık olarak değerlendiren çok kibirli bir vesayet anlayışı vardı. Kapalı kapılar ardında, karanlık dehlizlerde ülkenin rotasını çizmeye çalışan odaklar, milletin sandıktaki iradesini hiçe sayardı. Devletin kapısı vatandaşa soğuktu, yüzü asıktı. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yola çıkarken çok net bir manifesto ortaya koydu: ’Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geliyoruz’ dedi. Devlet, milletin üstünde bir tahakküm aracı olmamalı; milletin refahını, huzurunu, güvenliğini sağlamakla mükellef bir hizmet aracı olmalıydı. Sandığı siyasetin tek meşruiyet kaynağı yaptık ve o vesayet zincirlerini kırarak ’devlet ile millet’ yeniden el ele verdik." "Mevzuat girdaplarına sığınıp vatandaşa duvar örmeyin" Kasapoğlu konuşmasında yeni nesil yönetim anlayışını ise şu sözlerle anlattı: "Eski Türkiye’nin ’Bugün git, yarın gel’ diyen, mevzuat girdaplarının arkasına sığınıp vatandaşa duvar ören hantal bürokrat modelini tamamen silip atın. Sizin lügatinizde ’bürokrasi’; işi yokuşa sürmek değil, işi kolaylaştırmak olmalı. Siyasetin de, kamu yönetiminin de karşılığı ancak sokağa, haneye, vatandaşa değdiğinde anlam kazanır. Çalışacağınız kurumun koridorlarına hapsolmayın. Sokağın nabzını tutan, sivil toplumu dinleyen, gençlerin, engellilerin, kadınların, yaşlıların sesine kulak veren bir yönetim anlayışını benimseyin." "Gizli statükoculukla hala karşılaşmak zorunda kalıyoruz" Sistem içindeki gizli dirençlere karşı gençlerden uyanık olmalarını isteyen Dr. Kasapoğlu, "Biz her ne kadar en tepedeki o ağır vesayet zincirlerini kırıp atsak da, aşağıda o eski hantal bürokratik zihniyetin tortularının zaman zaman sisteme yeniden nüfuz etmeye çalıştığını, gizli bir direnç ürettiğini maalesef görebiliyoruz. Bazen inisiyatif almaktan korkan, konfor alanından çıkmak istemeyen veya vatandaşa adeta duvar ören o gizli statükoculukla hala karşılaşmak zorunda kalıyoruz. Bu, devleti millete yabancılaştıran en tehlikeli virüstür sevgili gençler. İşte bu yüzden geleceğin yöneticileri olarak siz gençlerden en büyük beklentim; o makamlara geldiğinizde bu rehavet tuzağına asla düşmemeniz ve devletin o sıcak, çözüm üreten şefkatini, soğuk evrakların, bürokratik bahanelerin arasında boğdurmamanızdır" dedi. Devletin şefkat şemsiyesinin 85 milyon ferdi kapsadığını belirten Kasapoğlu, "Ancak unutmayın ki; kamu yönetiminin gerçek kalitesi ve kapsayıcılığı, toplumun en kırılgan kesimlerine, özellikle de engelli kardeşlerimize yaklaşımıyla ölçülür. Yarın yönetici olduğunuzda; engelliliği sadece bir ’sosyal yardım’ başlığı olarak görmemelisiniz. Onu, kamu yönetiminin en temel ve stratejik önceliklerinden biri olarak ele almalısınız" vurgusunu yaptı. "Vicdanın algoritması yazılamaz" Dijital çağda başarının "insan kalabilmekten" geçtiğini ifade eden Mehmet Kasapoğlu, sözlerini şu tarihi tavsiyelerle tamamladı: "Yapay zeka ve dijitalleşme çağında asıl fark, ’insan kalabilen’ insanda olacak. Evet, bilimi, teknolojiyi, dijitali sonuna kadar kullanacaksınız. Algoritmaları okuyacak, büyük veriyi analiz edecek, yenilikleri herkesten önce siz kavrayacaksınız. Ama bütün bunların tam ortasında; insan kalmanın, vicdanı korumanın, merhameti ve adaleti yaşatmanın yollarını aramaktan asla vazgeçmeyeceksiniz. Dünyada her şeyin bir algoritması yazılabilir, her şey taklit edilebilir ama vicdanın algoritması yazılamaz. Bunlar sizin transkriptinizde veya diplomanızda yazmaz ama şahsiyetinizi ve hayatınızın asıl kalitesini bunlar belirler" Konuşmanın ardından söyleşi, soru- cevap bölümüyle devam etti.
Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Özdemir: "Menenjit belirtileri olan bir çocuk için her dakika kritik" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Özdemir, menenjit konusunda ebeveynleri uyararak, "Ateş, baş ağrısı ve ense sertliği bir arada görüldüğünde vakit kaybetmeden acile başvurulmalıdır. Bu üçlü tablo menenjit belirtisi olabilir. Çünkü bu belirtileri olan bir çocuk için her dakika kritik" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Özdemir, ebeveynlerin çocuklarında ateşle birlikte şiddetli baş ağrısı, boyun sertliği ve ışık hassasiyeti gözlemlediklerinde bu tabloyu kesinlikle hafife almamaları gerektiğini vurguladı. Özdemir, "Aileler zaman zaman bu belirtileri sıradan bir grip ya da soğuk algınlığı ile karıştırabiliyor. Oysa menenjit, saatler içinde ciddi komplikasyonlara yol açabilen, hızlı müdahale gerektiren tıbbi bir acil durumdur" dedi. "Beyin ve omurilik zarlarının iltihabıdır" Uzm. Dr. Özdemir, menenjitin beyin ve omuriliği çevreleyen zarların iltihaplanması sonucu ortaya çıktığını belirterek, hastalığın bakteriyel ve viral olmak üzere iki ana formda görüldüğünü açıkladı. Özdemir, "Viral menenjit genellikle daha hafif seyreder ve çoğunlukla kendiliğinden iyileşir. Ancak bakteriyel menenjit son derece hızlı ilerleyen, hayatı tehdit edebilen ve kalıcı hasar bırakabilen ağır bir tablodur. Bu iki formu birbirinden ayırt etmek ebeveynler için neredeyse imkânsızdır. Bu yüzden şüphe durumunda derhal uzman görüşü alınmalıdır" şeklinde konuştu. "En sık 5 yaş altı çocuklarda görülür" Menenjitin her yaşta görülebildiğini ancak özellikle bağışıklık sisteminin henüz tam olarak gelişmediği 5 yaş altı çocuklarda çok daha sık ve ağır seyrettiğini vurgulayan Özdemir, yenidoğan döneminin de en riskli süreçlerden biri olduğuna dikkat çekti. Özdemir, "Kreş ve okul öncesi çağdaki çocuklar, toplu ortamlarda bulunmaları nedeniyle menenjit yapan mikroorganizmalarla karşılaşma riskini daha sık yaşar. Özellikle kalabalık ortamlar, bağışıklığı baskılayan hastalıklar ve aşısız kalmak önemli risk faktörleri arasındadır" diye konuştu. "Bebeklerde belirtiler farklı olabilir" Büyük çocuklarda ense sertliği, şiddetli baş ağrısı, yüksek ateş, ışıktan rahatsızlık ve bulantı-kusmanın tipik belirtiler arasında yer aldığını hatırlatan Özdemir, bebeklerde bu tablonun çok daha farklı ve yanıltıcı görünebileceğini söyledi. Özdemir, "Bebeklerde bıngıldağın şişmesi, tiz ve kesik kesik ağlama, aşırı uyuşukluk ya da tam tersine aşırı huzursuzluk ve emmeme gibi belirtiler ön plana çıkabilir. Vücutta küçük kırmızı-mor lekeler belirirse bu durum bakteriyel menenjitin en tehlikeli formlarından birine işaret edebilir ve çocuk derhal acile götürülmelidir" dedi. "Tedavi geciktikçe hasar kalıcı hale gelir" Bakteriyel menenjitin tedavisiz ya da geç tedavi edilmesi durumunda işitme kaybı, görme bozukluğu, öğrenme güçlükleri, felç ve hatta ölüme kadar gidebilen ağır sonuçlar doğurabileceğini belirten Özdemir, şunları söyledi: "Tanıdan sonra antibiyotik tedavisi yapılmalı. Her geçen saat, çocuğun sağlığı açısından kritik öneme sahiptir. Erken başlanan doğru tedavi, kalıcı hasarı önlemede en belirleyici faktördür. Bu yüzden şüphe anında ’Bekleyeyim, geçer’ düşüncesi asla doğru değildir." "En etkili koruma aşıdır" Uzm. Dr. Filiz Özdemir, menenjitin önlenebilir bir hastalık olduğunu ve rutin aşı takviminin bu konuda son derece koruyucu bir rol oynadığını hatırlatarak şu mesajı verdi: "Hib, pnömokok ve meningokok aşıları, menenjite yol açan en sık bakterilere karşı güçlü bir bağışıklık sağlar. Çocuğunuzun aşı takvimini eksiksiz uygulamak, onu bu tehlikeli hastalıktan korumanın en etkili yoludur. Şüphe duyduğunuzda ise beklemeden bir çocuk sağlığı uzmanına başvurun. Erken tanı, çocuğunuzun geleceğini belirleyebilir."