SAĞLIK - 24 Ekim 2025 Cuma 15:13 | Son Güncelleme : 24 Ekim 2025 Cuma 15:18

Meme kanserinde erken tanı kadınların yaşamında fark oluşturuyor

A
A
A

 Ankara'da meme kanserinde erken tanıya dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla "Meme Kanserinde Toplumsal Değer Araştırması" konulu etkinlik düzenlendi.

Ankara'da Roche Türkiye'nin katkılarıyla alanında uzman doktorlar ve akademisyenlerin katıldığı ‘Meme Kanserinde Toplumsal Değer Araştırması' konulu bir toplantı düzenlendi. Toplantıda meme kanseriyle mücadelede sadece tıbbi olarak değil, psikolojik ve sosyolojik boyutların da önemine vurgu yapıldı. Etkinlikte sunulan araştırma sonuçlarına göre, toplumda erken teşhis bilincinin son yıllarda arttığı ancak bazı kültürel ve sosyal tabuların hala engel oluşturduğu belirtildi. Doktorlar, erken teşhisin hayat kurtardığını hatırlatarak, kadınların düzenli olarak tarama programlarına katılmaları gerektiğini ifade etti.

Meme kanserinde erken tanı kadınların yaşamında fark oluşturuyor

Ayrıca toplumun desteğinin hastaların moral ve motivasyonunu olumlu yönde etkilediğine dikkat çekildi. Toplantıda, Roche İlaç Türkiye'nin katkılarıyla Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simten Malhan ve Ankara Şehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur tarafından hazırlanan ‘Erken Evre HER2+ Meme Kanserinde Kişiselleştirilmiş Tedavi Yaklaşımlarının Klinik, Ekonomik ve Toplumsal Değeri' araştırmasının sonuçları da paylaşıldı. Yapılan çalışma yalnızca bilimsel bir analiz değil, sağlık alanında sürdürülebilir değer oluşturmanın bir yol haritası olarak görülüyor.

Meme kanserinde erken tanı kadınların yaşamında fark oluşturuyor

Türkiye'de her 100 bin kadından yaklaşık 43'ü meme kanserine yakalanıyor

Meme kanseri hem dünyada hem de Türkiye'de kadınlarda en sık görülen kanser türü olmaya devam ediyor. Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de her 100 bin kadından yaklaşık 43'ü meme kanserine yakalanıyor.

Meme kanserinde erken tanı kadınların yaşamında fark oluşturuyor

"Yılın ilk 9 ayında 800 bin kadına ücretsiz meme kanseri taraması yaptık"

Toplantının açılış konuşmasını yapan Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Uzman Dr. Hamit Harun Bağcı, Türkiye'de her yıl 27 bin kadının meme kanseri teşhisi aldığını belirterek, "Kanser, çağımızın en ciddi sağlık sorunlarından biri ve her 6 ölümden 1'ine neden oluyor. Meme kanseri ise kadınlarda en sık görülen tür; dünyada her yıl yaklaşık 2,3 milyon kadına tanı konulurken, 700 bine yakın kişi hayatını kaybediyor. Türkiye'de ise her yıl 27 bin kadın meme kanseri teşhisi alıyor ve 4 bin 500 vatandaşımızı kaybediyoruz. Hastalıkla mücadelede en etkili strateji, erken evrede yakalayabilmektir. Bu doğrultuda Sağlık Bakanlığı olarak ücretsiz tarama programlarımızla farkındalık ve erken tanı oranlarını artırmayı hedefliyoruz. 2025 itibarıyla hız kazandırdığımız tarama programlarımız kapsamında, yılın ilk 9 ayında 800 bin kadına meme kanseri taraması yaptık, 42 bin 500 şüpheli pozitif vakayı ilgili merkezlere yönlendirdik. Ayrıca 40 milyon SMS göndererek vatandaşlarımızı taramalara davet ettik; bu sayede başvurularda ve erken tanıda önemli bir artış sağladık" dedi.

Meme kanserinde erken tanı kadınların yaşamında fark oluşturuyor

"Önemli olan erken tanı ve bu erken tanıyla yakalanmış kadınlara da doğru tedavilerin verilmesi"

Yapılan çalışmaların sadece bir analiz olmadığı, sürdürülebilirlik açısından da öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Simten Malhan, "Bu çalışmanın sonuçları sadece bilimsel bir analiz değil. Bunlar aslında sağlık sisteminin sürdürülebilirliğine ait çok önemli ipuçları içeren bir analiz, bir araştırma sonucu. Biz bu çalışmamızda 2019-2030 yılları arasında 10 yıllık bir süreçte eğer her iki pozitif meme kanseri bireyselleştirilmiş tedavilerle metastaz engellenebilirse sonucunda ne gibi kazanımlar ortaya çıkacak bunu bulmaya çalıştık, bunu görmeye çalıştık ve 10 yıllık süre içerisinde 3 bin 859 metastazın önlenebileceğini ve sonuçta da bunun hem ekonomiye hem topluma hem de klinik anlamda kazanımlarının olduğunu gördük. 3 bin 859 hastayla birlikte biz 100 bin yaşam yılını kazanabiliyoruz, sağ kalımı kazanabiliyoruz ki her iki pozitif oldukça agresif bir meme kanseri ve meme kanserlerinin içerisinde yüzde 15'lik bir orana sahip. 3 bin 859 hastanın 100 bin yaşam yılı içerisinde yaklaşık 80 bini kaliteyi ayarlanmış yaşam yılı dediğimiz kaliteli geçirilen yaşam yıllarını temsil ediyor. Hasta başına baktığımızda da 27 sağ kalım yılını sağlamış oluyoruz. Bunun 21'i kaliteli geçirilen yaşam yılları, 16'sı ise üretimle geçirilen yaşam yıllarıdır. Kadını aslında yaşama kazandırdığınızda aynı zamanda üretime de kazandırmış oluyorsunuz. Bu da toplumun kazanımları anlamına geliyor. Kadınları metastazdan koruyarak toplamda da 25,4 milyarlık bir mali tasarruf sağlamış oluyoruz. Dolayısıyla bu da aslında sağlığa ayrılmış kıt kaynakların çok daha anlamlı kullanabileceği, optimum düzeyde kullanabileceğimiz ve sağlık sisteminin sürdürülebilirliğini sağlayacağımız önemli bir kazanç haline geliyor. Nüfus artıyor, yaşlanan bir popülasyona sahibiz özellikle Türkiye'de ve kalabalık bir nüfusumuz var. Elbette ki vaka sayısı artacak ve risk faktörleri de çok fazla. Elbette hepsi bir araya geldiğinde meme kanserinin büyüyen bir yükü var. Önemli olan erken tanı ve bu erken tanıyla yakalanmış kadınlara da doğru tedavilerin verilmesi" diye konuştu.

Meme kanserinde erken tanı kadınların yaşamında fark oluşturuyor

"Türkiye'de sağlık ekonomisi bilim alanında ilk defa yapılmış bir ölçüm olan PALY değerini biz ortaya koyduk"

Yaptıkları çalışmalarla daha fazla kadına ulaşmayı hedeflediklerini vurgulayan Malhan, "Türkiye'de sağlık ekonomisi bilim alanında ilk defa yapılmış bir ölçüm olan PALY değerini biz ortaya koyduk. PALY aslında Production Adjusted Life Years veya üretkenliği ayarlanmış yaşam yılı demek. Son yıllarda dünyada konuşulmaya başlandı. Türkiye'de hiç hesaplanmamış bir değer idi ve biz bu çalışmada üretkenliğe ayarlanmış yaşam yılını hesapladık. Toplamda 3 bin 859 önlenmiş olan metastazlı kadın hastada 100 bin sağ kalım ve 60 bin üretkenliğe ayarlanmış yaşam yılını kazandırdığımızı gördük" dedi.

Meme kanserinde erken tanı kadınların yaşamında fark oluşturuyor
"Meme kanseri farkındalığı her geçen gün artıyor"

Sağlıklı bireylerde de kanser taramasının yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ise, "Meme kanseri farkındalığı her geçen gün artıyor. Direkt Sağlık Bakanlığı bunun farkındalığının artması için bütün çalışmaları Kanser Erken Teşkilatı Merkezleri'nde bütün gücüyle, var gücüyle çalışıyor. Ek olarak da bizler hekim olarak bütün görevlerini maksimum seviyede yapmaya çalışıyoruz. Ama burada en önemli farkındalığı, özellikle artan yaşı bilim faktörünün olduğunu bilmekle beraber, sağlıklı bireylerde de kanser taraması yapılmasının çok önemli olduğunu uygulamak lazım. O nedenle aile öyküsü olsun olmasın, 40 yaşından itibaren sağlıklı kadınlarda muhakkak hekime başvurmalarını ve 40 yaşından itibaren 1-2 yılda bir mamografi taramalarıyla beraber taramalarını yaptırmalarını öneriyoruz. Meme kanseri sıklığı yaşla beraber arttı, genç yaşlarda da meme kanseri, özellikle aile öyküsü olan veya yüksek virüs faktörü olan kişilerde görüldüğünü biliyoruz. O nedenle virüs faktörü olan veya aile öyküsü olan kişilerde de erken dönemde hekimlerinin 20 yaşından itibaren en azından bir hekime başvurmalarını ve farkındalık anlamında da bu kişilere de kendi kendine meme muayenesi dediğimiz farkındalığı arttırmak için öneriyoruz" ifadelerini kullandı.

Meme kanserinde erken tanı kadınların yaşamında fark oluşturuyor

Ahmet Mert Fırat - Ahmet Nusret Saçan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Parkinsonla yaşamak Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı. Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı. Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, "Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz" dedi. Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, "Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu. Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, "Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir" dedi. Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, "Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz" şeklinde konuştu. Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, "Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz" diye konuştu. Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, "Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız" dedi. Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
Ankara ‘Taşacak Bu Deniz’ oyuncuları Trabzon Günleri’nde hayranlarıyla buluştu Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliği, ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinin oyuncularını ağırladı. Etkinlik kapsamında Başkente gelen oyuncular, hayranlarıyla bir araya geldi. Gerçekleştirilen Trabzon Günleri etkinliği, Karadeniz kültürünü tanıtmanın yanı sıra sanat dünyasından isimleri de bir araya getiriyor. Etkinliğe katılan ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinde yer alan oyuncular, imza günü ve söyleşi programlarında vatandaşlarla buluştu. "Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar" Etkinliğe katılan oyunculardan Ava Yaman, Karadenizlilerin ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Karadeniz bence adeta bir cennet. İsviçre ya da İskoçya’yı görmek isteyenlerin Karadeniz’e de uğraması gerektiğini düşünüyorum. Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar, buna layık olmaya çalışıyorum" dedi. "Oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim" Sosyal medyada yapılan yorumlara da değinen Yaman, "Paylaşımlarımda kıyafetlerim ya da fotoğraflarım hakkında yorumlar yapılıyor. Ben ise oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim. Özgürlük var deniyor. Bu da benim özgürlüğüm değil mi" ifadelerini kullandı. "Olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim" Genç oyuncu, sözlerini Kurt Cobain’den duyduğu bir sözle tamamlayarak, "Olmadığım biri olarak sevilmektense, olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim. Sektörde yeniyim, öğreniyorum ama çok mutluyum. Herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Edirne Edirne’de polis teşkilatı nostaljik sergisi ilgi gördü Türk Polis Teşkilatının kuruluşunun 181. yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde Saraçlar Caddesi’nde bilgilendirme stantları kuruldu. Stantlarda polis teşkilatının eski kıyafetleri ve ekipmanları sergilendi. Edirne’de Türk Polis Teşkilatının kuruluşunun 181. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde, geçmiş dönemlere ait polis kıyafetleri ve ekipmanlarının sergilendiği stantlar yoğun ilgi gördü. Saraçlar Caddesi’nde kurulan bilgilendirme alanları, hem nostaljik görüntülere sahne oldu, hem de vatandaşlara güvenlik konularında önemli bilgiler sunuldu. Edirne Emniyet Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren narkotik, siber suçlarla mücadele, asayiş ile trafik tescil ve denetleme şube müdürlükleri personelinin görev aldığı stantlarda, vatandaşlara teşkilatın çalışmaları anlatıldı. Kurulan alanlarda özellikle eski dönem polis üniformaları, ekipmanlar ve çeşitli materyaller sergilenerek Türk Polis Teşkilatı’nın köklü geçmişi gözler önüne serildi. Müdür Ayhan, alkol gözlüğü ile yürüyüş parkurunu denedi Polis ekiplerince uygulamalı olarak hazırlanan alkol gözlüğü ile yürüyüş parkuru da yoğun ilgi gördü. Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan da parkuru deneyimleyerek vatandaşlara örnek oldu. Vatandaşlar simülasyon gözlüğü aracılığıyla alkollü araç kullanımının tehlikesini deneyimledi. Etkinlikte ayrıca suçla mücadele yöntemleri, güvenli internet kullanımı ve trafik kuralları hakkında bilgilendirme yapılarak broşürler dağıtıldı. Stantları ziyaret eden İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, Polis Haftası boyunca farklı etkinlikler gerçekleştirdiklerini belirterek, vatandaşların hem teşkilatın faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olmasını hem de geçmişten günümüze kullanılan ekipmanları yakından görmesini amaçladıklarını ifade etti. Müdür Ayhan, Türk Polis Teşkilatının 181 yıldır vatandaşların huzur ve güvenliği için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini söyledi.