DÜNYA - 28 Nisan 2026 Salı 07:19 | Son Güncelleme : 28 Nisan 2026 Salı 07:21

İngiltere Kralı Charles ve eşi Kraliçe Camilla ABD’de

A
A
A

İngiltere Kralı III. Charles ve eşi Kraliçe Camilla, ABD’ye yaptıkları resmi ziyaret kapsamında Beyaz Saray’a geldi. İkili, burada ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump tarafından karşılandı.

İngiltere Kralı III. Charles ve eşi Kraliçe Camilla, Kraliçe II. Elizabeth'in 2007'deki ziyaretinden bu yana bir İngiltere hükümdarının ABD'ye yaptığı ilk resmi ziyaret kapsamında Beyaz Saray’a geldi. Burada ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump tarafından karşılanan çift, onurlarına düzenlenen özel çay davetine katıldı. Kral Charles ve eşi Kraliçe Camilla ayrıca Beyaz Saray’ın Güney Bahçesi’ni dolaşarak burada bulunan arı kovanını ziyaret etti. İkili, daha sonra İngiltere Büyükelçiliği'nde onurlarına düzenlenecek bir açık hava davetine katılmak üzere yoğun güvenlik önlemleri altında Beyaz Saray’dan ayrıldı.

Kral Charles’ı yoğun bir program bekliyor

İngiltere Kralı III. Charles’ın, 4 günlük ABD ziyareti kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştirmesi, ABD Kongresi'nin ortak oturumunda bir konuşma yapması ve Beyaz Saray'da onurlarına düzenlenecek resmî Devlet Yemeği’ne (State Dinner) katılması bekleniyor. Kral Charles ve eşi Kraliçe Camilla’nın daha sonra New York'a geçerek 11 Eylül anıtını ziyaret etmesi ve ardından Virginia'da kültürel etkinliklere katılması planlanıyor.

Programda değişiklik olmadığı açıklanmıştı

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı James David Vance'in de bulunduğu Beyaz Saray Muhabirleri Derneği yemeğine düzenlenen silahlı saldırı, Kral III. Charles ve eşi Kraliçe Camilla'nın ABD’ye yapacağı resmi ziyaret ile ilgili güvenlik endişelerine neden olmuştu. Buckingham Sarayı, Kral ve Kraliçe'nin ABD'ye yapacağı ziyaretin planlandığı gibi gerçekleşeceğini duyurarak, "Gün boyunca Atlantik'in her iki yakasındaki taraflarla yapılan görüşmelerin ardından ve hükümetin tavsiyesi doğrultusunda majestelerinin resmi ziyaretinin planlandığı gibi devam edeceğini teyit edebiliriz. Kral ve Kraliçe, bunun gerçekleşmesi için hızlı bir şekilde çalışan herkese minnettar ve ziyaret için sabırsızlanıyorlar" açıklamasında bulunmuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Topraktan sofraya uzanan değerlere sahip çıkılıyor Denizli’nin Çal ilçesine bağlı Kabalar Mahallesi’nde faaliyet gösteren Kabalar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, YÖREX Fuarı’nda bölgenin coğrafi işaretli ve doğal ürünlerini tanıtarak büyük ilgi gördü. Denizli’nin Çal ilçesine bağlı Kabalar Mahallesi’nde kısa sürede önemli bir üretim gücüne ulaşan Kabalar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, bu yıl ilk kez Antalya’da düzenlenen YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı’nda yer alarak bölgenin zengin tarımsal değerlerini Türkiye’ye tanıttı. 22-26 Nisan tarihleri arasında ANFAŞ Antalya Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen organizasyonda, Çal Belediyesi’nin açtığı stantta ürünlerini sergileyen kooperatif, ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Kooperatif Başkanı Özkan Tatar, fuarın ardından yaptığı değerlendirmede, Çal’ın köklü tarım geleneğini ve doğal üretim gücünü daha geniş kitlelere ulaştırmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Tatar, "Bizler üreticiler olarak toprağımıza bağlıyız. Ürettiğimiz her ürün, bu toprakların karakterini ve emeğimizi yansıtıyor. Antalya’daki fuar, bu emeği görünür kılmak adına çok kıymetli bir fırsat oldu" dedi. Fuarda en çok dikkat çeken ürünlerin başında, ince damarlı, hafif mayhoş ve tüysüz yapısıyla bilinen salamura yaprak geldi. Bunun yanı sıra, bölgenin en önemli değerlerinden biri olan Çal karası üzümünden elde edilen pekmez ve coğrafi işaretli kuru üzüm de ziyaretçilerin ilgisini topladı. Sulanmayan topraklarda yetişen Çal karası üzümünün, kan değerlerini dengeleyici ve kan yapıcı özellikleriyle öne çıktığını vurgulayan Tatar, bu ürünün korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Çal karası üzümü üzerine bilimsel çalışmaların da sürdüğünü ifade eden Tatar, Pamukkale Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan Karaca ve Güney Ege Kalkınma Ajansı iş birliğiyle yürütülen projelerin, ürünün değerini daha da artıracağını söyledi. Kooperatifin üretim çeşitliliğinin her geçen gün arttığını belirten Tatar, coğrafi işaretli Çal Sultaniye üzümünde yıllık yaklaşık 800 ton yaş ürün satışı yapıldığını, kurutulmuş ürün pazarının ise yeni yeni geliştiğini ifade etti. Bölgeye özgü aromasıyla dikkat çeken bu ürünün önümüzdeki yıllarda daha geniş pazarlara ulaşması hedefleniyor. Sazderesi mevkiinde üretilen biberiye turşusunda yıllık 20 ila 25 ton arasında üretim gerçekleştirdiklerini belirten Tatar, Adıgüzeller Barajı çevresindeki Durhasan, Kavlaklık ve Asar mevkilerinde ise yıllık yaklaşık 350 ton zeytin hasadı yapıldığını söyledi. Son yıllarda zeytin dikiminde ciddi bir artış yaşandığını da sözlerine ekledi. Kabalar Mahallesi’nde kekik üretiminin de önemli bir yer tuttuğunu belirten Tatar, yıllık yaklaşık 400 ton kekik hasadı yapıldığını ve bu ürünün hem iç piyasada hem de ihracatta önemli bir potansiyele sahip olduğunu dile getirdi. Kooperatifin 8 Şubat 2024 tarihinde kurulduğunu hatırlatan Tatar, kısa sürede önemli bir mesafe kat ettiklerini belirterek, "Şu an 35 ortağa ulaştık ve her geçen gün büyümeye devam ediyoruz. ‘Topraktan sofraya’ anlayışıyla hareket ederek hem üreticimizi güçlendiriyor hem de tüketiciye doğal ve güvenilir ürünler sunuyoruz" dedi. Antalya’daki fuara katılım sürecinde kendilerine destek veren Çal Belediye Başkanı Ahmet Hakan’a da teşekkür eden Tatar, yerel yönetimlerin üreticiye verdiği desteğin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Antalya Antalya’da erken rezervasyonlarda iptallere rağmen akış devam ediyor talep umudu sürüyor Antalya turizmi, savaşlar ve ekonomik sorunların gölgesinde 2026 yılının ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladı. POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu, Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9’luk daralma yaşandığını belirterek, "Şu ana kadar erken rezervasyonlarda yaklaşık yüzde 15 seviyesinde iptal yaşansa da, rezervasyon akışının devam etmesi sektör adına umut verici bir gelişmedir" dedi. Antalya, tarihi ve antik değerleri, doğal güzellikleri, güçlü konaklama altyapısı ve alternatif turizm imkanlarıyla dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında yer alıyor. Dünyada en çok yabancı turist ağırlayan ilk 10 şehir arasında gösterilen kentte, savaşlar, jeopolitik riskler ve ekonomik sorunlara rağmen turizm hareketliliği devam ediyor. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya turizminin 2026 yılının ilk 4 ayındaki görünümünü değerlendirerek, önümüzdeki aylarda talep artışı beklentisi içinde olduklarını söyledi. "Geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9’luk daralma söz konusu" Antalya’nın yılın ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladığını belirten Saatçioğlu, Orta Doğu’daki savaşın turizm hareketliliği üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Saatçioğlu, "Antalya turizmi 2026 yılının ilk 4 ayında yaklaşık 1 milyon 535 bin ziyaretçi ağırladı. Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle geçen yıla göre yaklaşık yüzde 9’luk bir daralma söz konusu. Ancak bu tabloyu değerlendirirken sadece kış dönemine değil, ileriye dönük rezervasyon akışına odaklanmak gerekiyor" dedi. "Rezervasyon akışının devam etmesi umut verici" Erken rezervasyonlarda iptaller yaşandığını ancak talebin tamamen kaybolmadığını vurgulayan Saatçioğlu, sektörün ileriye dönük rezervasyon akışını yakından takip ettiğini kaydetti. Saatçioğlu, "Şu ana kadar erken rezervasyonlarda yaklaşık yüzde 15 seviyesinde iptal yaşansa da, rezervasyon akışının devam etmesi sektör adına umut verici bir gelişmedir. Bu da talebin tamamen kaybolmadığını, sadece kısa vadede temkinli hareket edildiğini gösteriyor" diye konuştu. "İlerleyen aylarda talebin güçleneceğini öngörüyoruz" Önümüzdeki süreçte savaşın etkisinin azalması ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte Antalya’ya yönelik talebin yeniden güçlenmesini beklediklerini dile getiren Saatçioğlu, kentin turizmde güçlü bir deneyime sahip olduğuna dikkat çekti. Saatçioğlu, "Önümüzdeki süreçte savaşın azalma eğilimine girmesi ve jeopolitik risklerin düşmesiyle birlikte, ilerleyen aylarda talebin daha da güçleneceğini öngörüyoruz. Antalya, güçlü altyapısı ve deneyimiyle bu süreci yönetebilecek kapasiteye sahiptir. Şunu da belirtmek isterim; golf, futbol ve sağlık turizminde her geçen yıl kış aylarında yoğun rezervasyon artışı kaydetmekteyiz" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Diyarbakır’da bacalar dijital takipte: Yangın riski ortaya çıkmadan müdahale ediliyor Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, geliştirdiği dijital takip sistemiyle bacaları düzenli olarak denetleyerek yangın ve zehirlenme risklerini ortaya çıkmadan önlüyor. Hayata geçirilen uygulama sayesinde hem can ve mal güvenliği korunuyor hem de baca kaynaklı yangınlarda dikkat çekici bir düşüş sağlanıyor. İtfaiye Dairesi Başkanlığı, önleyici faaliyetler kapsamında yangın riskini ortadan kaldırmak ve muhtemel zehirlenmelerin önüne geçmek için baca temizlik işlemlerine devam ediyor. Olası baca kaynaklı yangın ve zehirlenmelerin önüne geçmek amacıyla İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı ile ortaklaşarak bir yazılım programı geliştirdi. Yazılım sayesinde Diyarbakır’daki tüm işletmeler ve konutlar dijital bir harita üzerinde bir araya getirildi. Sistem, sadece bir veri tabanı olmanın ötesinde, tıpkı bir "yaşam nöbetçisi" gibi çalışıyor. İşletmeler için restoran ve lokantalar gibi yoğun baca kullanımı olan iş yerlerinde 3 ayda bir, fırınlarda 6 ayda bir, kömür ve odun kullanılan konutlarda ise yılda 1 kez yapılması gereken temizlik zamanları sistem tarafından otomatik olarak takip ediliyor. Vatandaşların temizlik takvimini unutma ihtimaline karşı sistem, ilgili hane veya iş yeri sahibine otomatik bilgilendirme SMS’i gönderiyor. Bu hatırlatmanın ardından İtfaiye Dairesi bünyesindeki uzman "Baca Amirliği" ekipleri devreye girerek profesyonel temizlik ve denetim sürecini başlatıyor. Odak noktası insan ve güvenlik Bu çalışmanın temelinde iki kritik hedef yer alıyor, yangın riskini sıfırlamak. Bacalarda biriken yağ ve kurum tabakaları, küçük bir kıvılcımla büyük çatı yangınlarına dönüşebiliyor. Ekipler, bu yakıt kaynağını henüz parlamadan temizleyerek yangın vb. tehlikelerin önüne geçiyor. Tıkanıklık nedeniyle geri tepen dumanın yol açtığı karbonmonoksit zehirlenmeleri, bu sistemli temizlik sayesinde bir risk olmaktan çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi, kurduğu bu dijital denetim mekanizmasıyla vatandaşları sadece yangın anında kurtarmayı değil, o yangının hiç çıkmamasını sağlamayı amaçlıyor. Müdahale eden değil, önleyen bir sistemle mal kayıplarının da önüne geçiliyor. Yazılım sonrası baca yangınlarında düşüş yaşandı Sistem devreye girmeden önce 2024-2025 yılları arasında 18 aylık zaman aralığında baca kaynaklı 264 yangın olayına müdahale eden ekipler, geliştirilen yazılım programı sonrasında 10 aylık zaman diliminde 36 baca yangınına müdahalede bulundu. Konuya dair bilgi veren İtfaiye Eğitim Şube Müdürü İhsan Gezer, İtfaiye Yönetmeliğinde baca temizliğinin itfaiyenin asli görevleri arasında olduğunu belirterek, baca temizlik hizmetinden lokantalar, restoranlar, iş yerleri ve aynı zamanda bacalı konutların yararlandığını söyledi. Baca temizliğiyle muhtemel yangın felaketlerinin önüne geçtiklerini vurgulayan Gezer, sistem kurulmadan önce bu temizliğin iş yerlerinin başvurusu ile gerçekleştiğini, bunu daha sistematik bir hale getirmek için yazılım programı geliştirdiklerini ifade etti. Sistem dahilinde Diyarbakır il sınırları içerisinde ve kırsal ilçelerde baca kullanan tüm iş yerlerini kayıt altına aldıklarını kaydeden Gezer, ayrıca kömür veya odun kullanan haneleri de sisteme tanımladıklarını belirtti. ‘’Lokantalar 3 ayda, fırınlar 6 ayda bir baca temizliği yapıyor’’ Gezer, oluşturdukları sistemle lokantalarda 3 ayda bir, fırınlarda 6 ayda bir ve konutlarda yılda bir baca temizliğini zorunlu hale getirdiklerini, temizlik sonrası tarihin sisteme girildiğini ve bir sonraki temizlik zamanı geldiğinde iş yerleri ile konutlara otomatik SMS gönderildiğini, ardından ekiplerin temizlik için harekete geçtiğini ifade etti. Sistemin devreye girmesiyle baca yangınlarında ciddi bir düşüş yaşandığına dikkat çeken Gezer, "2025 yılında bu sistemi kurduktan sonra baca yangınlarında ciddi bir düşüş yaşandı. Biz bunu daha sistemli bir şekilde ilerletmeye karar verdik. Zabıta Daire Başkanlığımızı da işin içine katarak temizlikten kaçınan iş yerlerine ve konutlara cezai bir sistem uygulamaya başladık. Olası felaketlerin önüne geçmek için bu işi sistemli, programlı bir şekilde yürütmeye kararlıyız" dedi. Sistemle baca yangınlarından kaynaklanabilecek can ve mal kayıplarını sıfıra indirmeyi hedeflediklerini dile getiren Gezer, "Çok üzücü olaylar yaşamıştık. Daha önce baca yangınlarından kaynaklı çatı yangınları çıkmıştı. Bu çatı yangınlarında yaralanan arkadaşlarımız ve vatandaşlarımız olmuştu. Bu programdaki ana mantalite şu: Can ve mal kaybını sıfıra indirmek. İleriki süreçte bunu geliştirerek sürdüreceğiz" diye konuştu. ‘’Sistemde kayıtlı bin 36 iş yeri var’’ Sisteme kayıtlı bin 36 iş yerinin bulunduğunu aktaran Gezer, bunlardan 673’ünün lokanta, 363’ünün fırın ve 12’sinin de bina olduğunu aktardı. Gezer, "Diyarbakır genelinde bacası olan tüm işletmeleri ve konutları sisteme yüklemiş durumdayız. Yıl içerisinde bunların temizliğini yapıyoruz ve baca yangınlarında ciddi bir düşüş yaşadık. Şimdi bu sistemi daha da geliştirmek için çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Diyarbakır’da yeme-içme sektöründe faaliyet yürüten işletme sahibi Emrullah Omar, baca temizliğini sürekli belediye ile birlikte yürüttüklerini ve verilen hizmetten memnun olduklarını söyledi. Daha önce baca temizliğinin 6 ayda bir yapıldığını, artan risklerden dolayı zaman aralığının 3 aya düşürüldüğünü ifade eden Omar, "Her 3 ayın sonunda zaten bize belediyeden resmi mesaj geliyor. Bu tarihte bacanız temizlenecek diye. Geldikleri zaman da en iyi şekilde bacalarımızı temizleyip gidiyorlar" dedi. Bunun dışında kendisine ait özel bir baca temizleyicisinin olduğunu belirten Omar, onun da belirli periyotlarda bacanın iç kısmını temizlediğini, dış kısmının ise İtfaiye ekipleri tarafından temizlendiğini ifade etti. ’’Bacalar zamanında temizlenmediğinde yüksek risk oluşturur’’ Omar, işletmelerinde kebap ocağı ve fırın için ayrı bacalar kullandıklarını, tek baca olması durumunda riskin daha yüksek olacağını belirterek, özellikle yağlı olan kebap ocağı bacasında tutuşma ihtimalinin daha fazla olduğunu; temizliklerin zamanında yapılmaması halinde yangın riskinin ciddi şekilde arttığını ve bunun hem iş yerine hem de bina sakinlerine zarar verebileceğini anlattı. Baca temizliği yapıldığında kendilerini daha güvende hissettiklerini belirten Omar, "Biliyoruz ki bacada temizlik yapılmış, daha rahatız o konuda. Önceden 6 ayda birdi. Tabii yılda iki defa olunca maliyet daha az oluyordu. Şimdi yılda 4 defaya çıkarıldı. Maliyet olarak biraz artış oldu ister istemez. Ama önemli değil. Çünkü sizi büyük bir yükten ve büyük bir sorumluluktan kurtarıyorlar. O yüzden temizlik her zaman şart. Bu konuda fiyata bakmamak lazım" ifadelerini kullandı.