DÜNYA - 19 Eylül 2024 Perşembe 19:41 | Son Güncelleme : 19 Eylül 2024 Perşembe 19:45

Hizbullah lideri Nasrallah'tan telsiz saldırısına ilk yorum: “Bu bir savaş ilanıdır”

A
A
A
Hizbullah lideri Nasrallah'tan telsiz saldırısına ilk yorum: “Bu bir savaş ilanıdır”

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Hizbullah mensuplarının kullandığı telsizlerin patlatılmasının ardından yaptığı açıklamada, “Amaç telsiz cihazları taşıyan binlerce kişiyi öldürmekti. Bu terörist eylemler Lübnan halkına ve ülkenin egemenliğine karşı bir eylemdir. Bu bir savaş ilanıdır” dedi.

Lübnan'da Hizbullah mensuplarının kullandığı telsizlerin patlatılmasının ardından İsrail ile yaşanan gerginlik tırmanırken Hizbullah lideri Hasan Nasrallah açıklamalarda bulundu. Kendisini bu konuşmaya iten şeyin son 2 günde yaşanan olaylar olduğunu belirten Nasrallah, 1 yıla yakın zamandır devam eden çatışmalara ilişkin analiz ve raporlarını 7 Ekim'de sunmayı planladığını, ancak 48 saat içinde yaşananların “bu mesajı gerektirdiğini” kaydetti. Nasrallah, “Son birkaç gündür yaşanan krizin iyi yanlarından biri de ülke genelinde yaşanan dayanışma ve birlikteliktir” dedi.

“İsrail aynı anda 4 bin kişiyi ve çevresindekileri öldürmeye çalıştı”

İsrail'in koordineli saldırılar düzenleyerek tüm kısıtlamaları ve kırmızı çizgileri aştığını vurgulayan Nasrallah, “Saldırıların bazıları hastanelerde, eczanelerde, pazar yerlerinde, dükkanlarda, hatta konutlarda, özel araçlarda ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu binlerce sivilin bulunduğu kamuya açık yollarda gerçekleşti” şeklinde konuştu.

İsrail'in 4 binden fazla çağrı cihazının kullanımda olduğunu bildiği için saldırıya bu cihazları hedef alarak başladığını söyleyen Nasrallah, “Bu cihazlar bağışlandığında İsrail aynı anda 4 bin kişiyi ve çevresindekileri öldürmeye çalıştı. Aynı saldırı ikinci gün de tekrarlandı ve amaç telsiz cihazları taşıyan binlerce kişiyi öldürmekti” ifadelerini kullandı.

Nasrallah saldırıları “terörist bir eylem” ve “katliam” olarak nitelendirdi. Bu saldırıların Lübnan halkına ve ülkenin egemenliğine karşı bir eylem olduğunu belirten Nasrallah, bunun bir savaş ilanı olduğunu kaydetti.

“Bu sert, eşi benzeri görülmemiş darbe bizi dize getirmedi ve getirmeyecek”

Ellerindeki çağrı cihazlarının birçoğunun kullanım dışı olduğunu, kapatıldığını ya da saklandığını söyleyen Nasrallah, İsrail'in kasten binlerce Lübnanlıyı birkaç dakika içinde öldürmek istediğini ifade etti. Hizbullah'ın çeşitli senaryoları inceleyen bir dizi soruşturma komitesi oluşturduğunu bildiren Nasrallah, “Herhangi bir sonuca varmadan tüm ayrıntılar belirlenecek” dedi.
Telsizlere düzenlenen saldırıların büyük bir güvenlik darbesi olduğunu açıklayan Nasrallah, “İsrail, ABD ve diğer teknoloji süper güçleri tarafından desteklendiği için teknolojik üstünlüğe sahip, bunun farkındayız. Ne kadar büyük ya da güçlü olursa olsun bu darbe bizi yıkamaz. Ve sizi inançla ve güvenle temin ederim ki, bu sert, eşi benzeri görülmemiş darbe bizi dize getirmedi ve getirmeyecek” diye konuştu.

Sonuçları ve olasılıkları ne olursa olsun Lübnan'daki direnişin Gazze'yi desteklemekten vazgeçmeyeceğini belirten Nasrallah, İsrail'in kuzeyinde yerlerinden edilen sakinleri bölgelerine geri gönderemeyeceklerini söyledi. İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıları sona erene kadar Hizbullah'ın Güney Lübnan'daki operasyonlara devam edeceğini vurgulayan Nasrallah, “Lübnan'daki direniş Gazze'deki, Batı Şeria'daki ve tüm mağdurlardaki direnişi desteklemekten vazgeçmeyecektir” ifadelerini kullandı.

“Saldırılar bizi daha kararlı, daha sağlam ve daha inatçı hale getirdi”

Üst düzey Hizbullah yetkililerinin patlayan çağrı cihazlarının modellerini taşımadıklarını söyleyen Nasrallah, “Saldırılar komuta, kontrol ya da altyapıyı etkilemedi. Sizi temin ederim ki altyapımıza dokunulmadı” dedi.

Saldırıların Hizbullah'ın inancını, kanaatini ve hazırlığını sarsmadığını vurgulayan Nasrallah, “Aksine, bu bizi daha kararlı, daha sağlam ve daha inatçı hale getirdi. Eğer İsrail'in amacı Hizbullah'ı Gazze'de yaşananlardan ayırmaksa, bu başarısız oldu. Amaç Lübnanlıların arasına nifak sokmaksa bu da engellendi” şeklinde konuştu. Nasrallah durumu sakinleştirmenin tek yolunun İsrail'in Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'ya yönelik saldırılarını durdurması olduğunu vurguladı.

İsrail'in Lübnan'a girme ihtimalinin Hizbullah için tarihi bir fırsat olacağını söyleyen Nasrallah, “Bunun hiç şüphesiz vahim sonuçları olacaktır” ifadelerini kullandı.

İsrail'in sınırda bir tampon bölge oluşturma planlarının “tuzak” olacağını kaydeden Nasrallah, son iki gündeki saldırıların “adil bir cezayla” yanıtlanacağını ve savaşın en hassas ve kesin aşamasına girdiğini vurguladı.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BUÜ ile ICESCO arasında akademik işbirliği köprüsü Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), İslam Dünyası Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (ICESCO) ile Arap dili ve akademik araştırmalar başta olmak üzere pek çok alanda işbirliğini öngören kapsamlı bir protokole imza attı. Rektörlük Yönetim Kurulu Salonunda düzenlenen törende; Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Apak, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. İsmail Güler, BM nezdinde Arap Birliği Daimi Temsilciliği Başkan Yardımcısı Dr. Nasiriya Fliti ve ICESCO Temsilcisi Dr. Enes Al-Naimi hazır bulundu. İki kurum arasında akademik birikimin paylaşılmasını ve bilimsel araştırmaların desteklenmesini öngören bu işbirliği ile önümüzdeki süreçte Arapça öğretimi, ortak projeler ve kültürel faaliyetlerin hız kazanması hedefleniyor. İmza töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversitenin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya kararlı olduklarını ifade etti. Bu protokolün özellikle Arap dili ve ilgili akademik branşlarda yeni bir dönemin kapısını aralayacağını belirten Rektör Yılmaz, ICESCO gibi prestijli bir kurumla kurulan bağın, hem öğrencilerin hem de araştırmacıların vizyonuna büyük katkı sunacağını dile getirdi. Yılmaz ayrıca, bu tür ortaklıkların kurumsal kapasiteyi güçlendirme noktasındaki stratejik önemine vurgu yaparak, hayata geçirilecek projelerin sonuçlarını görmeyi sabırsızlıkla beklediklerini kaydetti. ICESCO temsilcisi Prof. Dr. Mecdî Hâc İbrahim ise BUÜ gibi köklü bir eğitim kurumuyla işbirliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. Akademik çalışmaların ulusal sınırları aşarak uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmasının önemine değinen İbrahim, imzalanan bu metnin sadece kağıt üzerinde kalmayacağını; konferanslar, seminerler ve ortak çalıştaylarla yaşayan bir sürece dönüşeceğini belirtti. Özellikle bilimsel yayıncılığın güçlendirilmesi ve araştırmacılar arası etkileşimin artırılması noktasında BUÜ’nün sahip olduğu potansiyelin ICESCO için çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi.
Kahramanmaraş Okul saldırısından önce öleceğini hissetmiş Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda hayatını kaybeden 9 öğrenciden biri olan 11 yaşındaki Bayram Nabi Şişik’in babası İsmail Şişik, olaydan önce oğlunun davranışlarının değiştiğini, kendilerine daha düşkün olduğunu, bir yere gidecekmiş gibi eşyalarını düzenleyip bazılarını bantlayarak kutuladığını söyledi. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Bayram Nabi Şişik’in anne ve babası Bayram’ın mezarını ziyaret ediyor. Baba Mezarına çiçekler ekip, Kur’an-ı Kerim okuyan aile gözyaşlarına hakim olamadı. Bayram Nabi’nin babası İsmail Şişik, eğitim sisteminde millileşmeye vurgu yaparak, "Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Hepimizin evlatları var. Bu yaşanan olayın bir milat kabul edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artık sadece öğretim değil, gerçek anlamda eğitimin ne kadar önemli olduğunu görmemiz gerekiyor. Eğitimde millileşme olmalı. Bu çocuklar bize bunu yaşayarak anlattı. Bundan ders çıkarmak zorundayız. Eğitim ailede başlar, okulda devam eder, sokakta sürer. Ahlak her yerde ahlaktır. Bizim değerlerimiz var; dinimiz doğruluğu, dürüstlüğü ve iyiliği emrediyor. Bu çocuklar da tertemiz, günahsız evlatlardı. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi. Şişik, yaşanan olayın ülke için bir dönüm noktası olması gerektiğini belirterek, "Ülkemiz için bu olay bir dönüm noktası olmalı. Eğitim sistemi, aile yapısı, dijital platformlar baştan sona gözden geçirilmeli. Siyasilerimize, öğretmenlerimize ve ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Gerekli adımlar atılmazsa kaybeden biz oluruz. İsimlerinin yaşatılmasını istiyoruz. Bu acı unutulmamalı. Toplum zaten vicdanında bu çocukları ölümsüzleştirdi. Devlet büyüklerimizin de bu olayı unutturmaması, gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. Bazı avukatlar arayıp tazminat davası açmamızı önerdi. Ancak biz devletimize dava açacak bir konumda değiliz. Devlet bizim devletimiz. Çocuğumuzun bir tel saçını dünyadaki hiçbir maddiyatla değişmeyiz. Parayla ölçülemez. Biz evladımızın şehit olduğuna inanıyoruz. İnancımız tam. Onun daha güzel bir yerde olduğuna, bizi karşılayacağına inanıyoruz" diye konuştu. ’Bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmıştı’ Oğlunun son gün bir yere gidecekmiş gibi odasındaki eşyaları toparlayıp kutuladığını ifade ederek, "Evladımız son zamanlarda farklı davranıyordu. Daha düşkün olmuştu. Eşyalarını düzenlemiş, bazılarını bantlayıp kutulamıştı. Sanki bir yere gidecekmiş gibi hazırlık yapmış. Kendisi de biliyordu bence çünkü daha da düşkünleşmişti bize. O zaman anlayamadık ama şimdi bakınca sanki gideceğini hissetmiş gibi geliyor. Bazen gelip tekrar tekrar sarılırdı, vedalaşır gibi davranırdı. Son zamanlarda akşamları üç dört kere gelip bizi öper uyurdu. Bu durum şimdi aklımıza geldikçe yüreğimizi daha da yakıyor. Akşam odasından mis gibi koku geliyordu saatlerce ağladık. Odada kimse yok giriyoruz çıkıyoruz çok zor. Biz evladımıza her zaman okula giderken bunun bir görev, bir ibadet olduğunu söylerdik. Besmeleyle başlamasını isterdik. O da bu bilinçle hareket ederdi. Çok temiz, çok iyi bir çocuktu. Rabbim mekanını cennet eylesin. Biz de ona layık bir anne-baba olmaya çalışacağız. Bu olaydan hepimizin ders çıkarması gerekiyor. Aile çok önemli. Çocukların takibi, eğitimi ve ahlaki gelişimi ihmal edilmemeli. Toplum olarak değerlerimize sahip çıkmazsak bu acılar tekrar yaşanır. Bu yüzden herkes üzerine düşeni yapmalı, gerekli tedbirler alınmalı" dedi.