DÜNYA - 09 Ocak 2026 Cuma 23:23 | Son Güncelleme : 09 Ocak 2026 Cuma 23:28

Halep'te terör örgütü SDG'ye ait mühimmat deposu imha edildi

A
A
A

Suriye Savunma Bakanlığı Medya ve İletişim Dairesi Başkanı Asım Galyun, Halep'te terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye uzantısı Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) yönelik operasyon kapsamında terör örgütüne ait bir stratejik mühimmat deposunun imha edildiğini açıkladı.

Suriye'nin Halep kentinde Suriye ordusunun terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye uzantısı Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) yönelik operasyonu devam ediyor. Suriye Savunma Bakanlığı Medya ve İletişim Dairesi Başkanı Asım Galyun, Halep'in Şeyh Maksut Mahallesi'nde terör örgütü SDG'ye ait 12 numaralı stratejik mühimmat deposunun imha edildiğini duyurdu. Galyun, örgütün söz konusu noktanın hastane olduğuna ilişkin açıklamalarda bulunduğunu ve bu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını, imha edilen yerin büyük çaplı bir cephanelik olduğunu belirtti. Suriye ordusunun sivilleri korumak amacıyla güvenli koridorlar açtığını ve tahliye sürelerini defalarca uzattığını hatırlatan Galyun, buna karşılık terör örgütünün Halep'teki yerleşim yerlerini hedef alarak sivil can kayıplarına yol açmaya devam ettiğini vurguladı.

Örgütten ayrılanların sayısı 100'e ulaştı

Suriye ordusunun SDG'ye yönelik operasyonu devam ederken, Halep'teki güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, operasyonların sıkılaşmasıyla birlikte terör örgütü SDG saflarından kaçarak devlete sığınan unsurların sayısında da büyük artış yaşandı. Güvenlik güçleri tarafından güvenliği sağlanan ve örgütten ayrılan kişi sayısının 100'e ulaştığı bildirildi.

Ne olmuştu?

Suriye ordusu, dün Halep'in Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye uzantısı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mevzilerine yönelik nokta operasyon başlatmıştı. Öğle saatlerinde başlayan operasyonda çatışmalar gün boyu sürmüştü. Suriye ordusu Eşrefiye Mahallesi'ndeki birçok noktada kontrolu sağlamıştı. Terör örgütü SDG unsurlarının çekildiği noktalara güvenliği tesis etmek amacıyla Suriye İç Güvenlik Güçleri konuşlandırılmıştı. Suriye ordusu ile SDG arasında ateşkes sağlanmış ancak SDG unsurlarının silah bırakmayı reddetmesinin ardından ordu, Şeyh Maksut Mahallesi'nde yerel saatle 18.30 itibarıyla sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini ve çeşitli SDG mevzilerine saldırılar düzenleneceğini açıklamıştı.

Farrah Abou Jaib

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Uzmanından uyarı: "Her unutkanlık demans değildir" Demansın ‘40 yaşına düştüğü’ yönündeki söylemlerin klinikte sıkça dile getirildiğini ancak 40-55 yaş aralığında unutkanlık şikayetiyle başvuran hastaların büyük çoğunluğunda demans saptanmadığını belirten Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, bu yakınmaların en sık depresyon ve anksiyete ile post-COVID benzeri tablolardan kaynaklandığını vurguladı. Toplumda ‘gençlerde unutkanlık arttı’ algısının büyük ölçüde demans dışı nedenlerle sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların artmasından ve tanı yöntemlerine daha erken ve kolay erişilmesinden kaynaklandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, manyetik rezonans görüntüleme olanaklarının yaygınlaşması, bilişsel tarama testlerinin artması ve hekim ile toplum farkındalığının yükselmesiyle birlikte daha fazla vakanın tanı aldığını, bunun da ‘demans genç yaşlara indi’ algısını güçlendirdiğini söyledi. "Unutkanlığın seyri önemli" Genç başlangıçlı demansın 45-64 yaş aralığında görüldüğünü, 45 yaş altının ise ‘çok genç başlangıçlı’ olarak ayrıca değerlendirildiğini belirten Önal yaşlılığın tanımının değişmesi ile demansın artık sadece Alzheimer hastalığı ile birlikte görülen bir belirti olmadığını vurguladı. Önal, "1970’lerde 60 yaş ‘yaşlı’ kabul edilirken, bugün 65 yaş yaşlılığın başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Genç başlangıçlı demans nadirdir. Sistematik derlemeler, 30-64 yaş için prevalansı yaşla birlikte hızla arttığını ancak genç yaşlarda oldukça düşük seyrettiğini göstermektedir. Bu nedenle değerlendirmede işlev kaybı, unutkanlığın seyri ve objektif test bulguları esas alınmalıdır. Depresyon veya anksiyete ile demansı ayırt etmek çoğunlukla ek tetkiklere gerek kalmadan muayene ile mümkündür. Yakınmalar dalgalı seyrediyor, gün gün değişiyor ve stresle artıyorsa; motivasyon, enerji, uyku belirgin şekilde bozulmuşsa ve hasta yakınları ‘isteksiz/dağınık’ olduğunu ifade ediyorsa depresyon ve/veya anksiyete düşünülmelidir. Buna karşın sinsi başlangıçlı, aylar ya da yıllar içinde yavaş ama belirgin ilerleyen bir tablo; yeni bilgileri öğrenmede belirgin güçlük, aynı soruların tekrarı ve günlük yaşam işlevlerinde kayıp nörodejeneratif bir süreci akla getirmelidir. Genç yaşta ‘psödo demans’ sanılan tablo depresyon olabileceği gibi tam tersi şekilde depresyon ya da kişilik değişimi olarak etiketlenen bir demans tablosu da gözden kaçabilir. Bu nedenle hasta yakını gözlemleri, nöropsikolojik testler ve beyin MR ile değerlendirme önemlidir" değerlendirmesinde bulundu. "Deli dana hastalığı da olabilir" Unutkanlık şikayeti olan genç bir hastada iş veya okul performansında belirgin düşüş, günlük yaşam işlevlerinde kayıp; nesne adlandıramama, anlam kaybı ve akıcılık bozukluğu gibi dil sorunları; tanıdık yerleri bulamama gibi yönelim bozuklukları ya da dürtüsellik, sosyal uygunsuzluk ve empati kaybı gibi kişilik ve davranış değişiklikleri varsa demans olasılığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirten Önal, şu ifadeleri kullandı: "Buna ek olarak yeni başlayan fokal güçsüzlük, denge bozukluğu, epileptik nöbet, hızlı progresyon gibi nörolojik bulguların eşlik ettiği ve haftalar-aylar içinde hızla kötüleşen tablolar deli dana hastalığını akla getirmelidir. Ailede özellikle 60 yaş altında demans öyküsü varsa bu durum ayrıca dikkatle incelenmelidir. Şikayetlerin 4-6 haftayı aşması ve ilerleyici bilişsel bozulma ile işlev kaybının eşlik etmesi halinde acil ve ayrıntılı nörolojik değerlendirme gereklidir."
Ankara Bakan Göktaş: "Ulusal Vefa Programı’na 2026 yılı için 5,1 milyar lira kaynak ayırdık" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaşlı, engelli ve hasta vatandaşların temel ve zaruri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla hayata geçirilen Ulusal Vefa Programı’nın 2026 yılı bütçesi için 5,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını açıkladı. Bakan Göktaş, temel ihtiyaçlarını yerine getiremeyen yaşlı, engelli ve ağır kronik hastalığı olan ihtiyaç sahibi vatandaşların huzurlu bir hayat sürmeleri ve toplumsal hayata katılımlarını artırmak amacıyla yürütülen Vefa Programı’nın 2022 yılında ulusal program haline getirildiğini hatırlattı. Bakanlık olarak program kapsamında kendi öz bakımını yerine getiremeyen yaşlı, engelli ve ağır kronik hastalığı bulunan vatandaşları düzenli periyotlarla ziyaret ederek yalnız bırakmadıklarını ve ev ve kişisel temizliklerini sağladıklarını belirten Göktaş, "Hak ettikleri yaşam standartlarının sağlanması ve her türlü ihtiyaçlarının karşılanması için vatandaşlarımızın her zaman yanlarında olmaya gayret ediyoruz" dedi. "2026 yılı ilk çeyreği için 1,3 milyar lira kaynak aktardık" Yaşlı, engelli ve hasta vatandaşların temel ve zaruri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla hayata geçirilen Ulusal Vefa Programı’nın bu yılki bütçesi için 5,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını aktaran Bakan Göktaş, "Bu kaynağın Ocak, Şubat ve Mart aylarını kapsayacak şekilde ilk çeyrek ödemesi olan 1,3 milyar lirayı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına aktardık" diye konuştu. Ulusal Vefa Programı’ndan 2025 yılında yaklaşık 128 bin vatandaşın yararlandığını ve bu sayıyı artırarak 2026 yılında 132 bin kişiye ulaşılmasının planlandığını bildiren Göktaş, "Engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın her türlü ihtiyacının karşılanması noktasında her zaman yanlarında olacağız" ifadelerini kullandı.