DÜNYA - 31 Ocak 2024 Çarşamba 20:13 | Son Güncelleme : 31 Ocak 2024 Çarşamba 20:14

Guterres: “Uluslararası Adalet Divanı'nın bağlayıcı kararlarına uyulmalıdır”

A
A
A
Guterres: “Uluslararası Adalet Divanı'nın bağlayıcı kararlarına uyulmalıdır”

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail-Filistin arasında devam eden çatışmada Uluslararası Adalet Divanı'nın bağlayıcı kararlarına uyulması gerektiğine dikkat çekerek, “Silahlı bir çatışmanın hiçbir tarafı uluslararası hukukun üstünde değildir” dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Filistin ve İsrail arasındaki çatışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Guterres, “Geçtiğimiz 120 gün boyunca Gazze'de yaşanan ölüm, yıkım, yerinden edilme, açlık, kayıp ve keder, ortak insanlığımız ve vicdanımız üzerinde bir yaradır” dedi.
Tüm esirlerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısını yineleyen Guterres, “Sivillerin kasıtlı olarak öldürülmesi, yaralanması, işkence görmesi ya da kaçırılması, onlara karşı cinsel şiddet uygulanması ya da sivil hedeflere roket fırlatılmasının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Ancak aynı zamanda hiçbir şey Gazze'deki insanların toplu olarak cezalandırılmasını haklı gösteremez” dedi.
Devam eden saldırıların Gazze Şeridi’nde son yıllarda eşi benzeri olmayan bir hız ve ölçekte yıkıma yol açtığını aktaran Guterres, “Sivilleri ve koruma altındaki personeli öldüren, sakat bırakan ve sivil altyapıya zarar veren ya da yok eden aralıksız askeri saldırılar karşısında dehşete düştüm. Sadece Gazze'de üçte ikisinden fazlası kadın ve çocuk olmak üzere 26 bin 750'den fazla Filistinlinin öldürüldüğü bildirilmektedir. Gazze'deki evler, hastaneler, okullar, su ve sanitasyon tesisleri de dahil olmak üzere sivil altyapının yüzde 70'inden fazlası tahrip edilmiş ya da ağır hasar gördü. 1.7 milyon insan yerinden edildi ve geri dönebilecekleri bir evleri olup olmayacağını bilmiyorlar” dedi.

“Uluslararası Adalet Divanı'nın bağlayıcı kararlarına uyulmalıdır”

Silahlı bir çatışmanın hiçbir tarafının uluslararası hukukun üstünde olmadığını vurgulayan Guterres, “Ayrımcılık, orantılılık ve saldırıda tedbir ilkeleri de dâhil olmak üzere uluslararası insancıl hukuk her zaman gözetilmelidir ve Uluslararası Adalet Divanı'nın bağlayıcı kararlarına uyulmalıdır” dedi.

“Suçlamalar karşısında dehşete düştüm”

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) çalışanlarının 7 Ekim olaylarına karıştığı iddiası üzerine BM’nin direkt harekete geçtiğini aktaran Guterres, “Bu suçlamalar karşısında dehşete düştüm. Dün de bağışçılarla bir araya gelerek endişelerini dinledim ve bu endişeleri gidermek üzere attığımız adımları özetledim. UNRWA'nın Gazze'deki sivillerin acil ihtiyaçlarını karşılamak ve işgal altındaki Batı Şeria, Ürdün, Lübnan ve Suriye'deki Filistinli mültecilere yönelik hizmetlerinin devamlılığını sağlamak için hayati önem taşıyan çalışmalarını sürdürmesinin önemini vurguladım. UNRWA Gazze'deki tüm insani yardım faaliyetlerinin bel kemiğidir. Tüm üye devletlere UNRWA'nın hayat kurtaran çalışmalarının devamlılığını garanti altına almaları çağrısında bulunuyorum” dedi.

“Gazze'de herkes aç”

Gazze Şeridi’ndeki 2.2 milyon kişinin insanlık dışı koşullarda ve temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde hayatta kalma mücadelesi verdiğini belirten Gutterres, “Gazze'de herkes aç, yarım milyon kişi ise felaket boyutlarında gıda güvensizliği ile boğuşuyor. Gazze genelinde hızlı, güvenli, engelsiz, genişletilmiş ve sürekli bir insani erişim çağrısında bulunuyorum. Bu özellikle, devam eden güvensizlik ve çatışmalar nedeniyle İsrail tarafından çoğu misyonun erişimine izin verilmeyen kuzeyde hayati önem taşımaktadır. Ayrıca Gazze'ye daha fazla geçiş noktasına ihtiyacımız var ve derhal insani ateşkes çağrımı yineliyorum” dedi.

“İşgal altındaki Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddeti beni son derece endişelendiriyor”

Doğu Kudüs de dahil olmak üzere işgal altındaki Batı Şeria'da kötüleşen duruma değinen Guterres, “İşgal altındaki Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddeti beni son derece endişelendiriyor. Tüm bu şiddet durmalı ve failler sorumlu tutulmalıdır. Düzinelerce Filistinli tutuklanmış, aralarında çocukların da bulunduğu pek çok kişi herhangi bir suçlama olmaksızın gözaltına alınmıştır” dedi.
Lübnan, Suriye, Irak ve Kızıldeniz’deki saldırıların çatışmanın bölgeye yayılmasını tetikleyebileceğini ifade eden Guterres, “Çok geç olmadan durumu yatıştırmak ve bölgeyi daha fazla şiddetten korumak için acil adımlar atılması çağrısında bulunuyorum” dedi.

“Uluslararası toplum kararlılığında tereddüt etmemelidir”

Çatışmanın, Gazze Şeridi’ndeki işgalin sona erdirilmesi ve egemen bir Filistin devletinin kurulması gibi iki devletli çözüme yönelik somut adımlar atılarak sona ermesi gerektiğini vurgulayan Guterres, "Sadece 1967 sınırlarına dayanan, İsrail ve Filistin'in yan yana yaşadığı, Kudüs'ün her iki devletin de başkenti olduğu, BM kararları, uluslararası hukuk ve önceki anlaşmalarla uyumlu iki devletli çözüm ile Filistin halkının devredilemez haklarının hayata geçirilmesi, bölgede adil ve kalıcı bir barış ve istikrar sağlayabilir. Uluslararası toplum kararlılığında tereddüt etmemelidir. Korku, nefret ve şiddetin trajik döngüsüne son verecek, Filistinliler ve İsrailliler için daha barışçıl ve umut dolu bir gelecek inşa edecek anlamlı bir barış sürecini ilerletmek için birlikte çalışalım” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Pompeiopolis’te 2 bin yıllık tarih gün yüzüne çıkıyor: Tarihi bölge turizme kazandırılıyor Kastamonu’nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti, 25 yıldır süren kazı çalışmalarının ardından turizme kazandırılmaya hazırlanıyor. Antik kentte ortaya çıkarılan "martyrion" yapısının Hristiyanlar için önemli bir hac merkezi olabileceği değerlendirilirken, bölgenin ziyaretçilere açılması için proje çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde Zımbıllı Tepe mevkiindeki tarihi Paflagonya bölgesinin başkenti olan Pompeiopolis’te 2006’da başlayan kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Taşköprü Belediyesi’nin de destekleriyle Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük başkanlığında yürütülüyor. 25 yıldır devam eden kazı çalışmalarıyla ilgili 18-24 Mayıs Müzeler Haftası etkinlikleri çerçevesinde 17. Kastamonu Kent Müzesi Bilim Günleri programı düzenlendi. Kastamonu Valiliğinin koordinesinde Kastamonu Üniversitesi, Taşköprü Belediyesi, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası ile Kastamonu Ticaret Borsası’nın destekleriyle Kastamonu Kent Müzesi Müdürlüğünce Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Salonunda yapılan panele konuşmacı olarak Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük ile Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş katıldı. "Pompeiopolis, ören yeri olarak sunulma aşamasına geldi" Paflagonya’nın başkenti olan Pompeiopolis Antik Kenti’nin tanıtılması sürecini hızlandırmak istediklerini söyleyen Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Artık ören yeri olarak sunulması aşamasına geldik. Kazılarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. 2006 yılından beri yapılan kazılarda ortaya çıkan eserler bize buranın artık işlevsel hale geldiğini, turizm açısından kıymetli bir noktaya doğru evrildiğini söylüyor. Antik kentte içinde bulunduğumuz tiyatro salonu var. Bunun dışında 2 bin 400 metrekare alana sahip villa var. Villada değişik mozaikler var. Çarşı ve bir başka anlamda da ibadet haline kullanılan bölümler var. Dolayısıyla değişik alanlarda şu anda kazılar devam ediyor. İnşallah bu senede yapılacak kazılarla daha bir ön plana çıkacak" dedi. "Pompeiopolis, çok fazla tahrip edilmiş bir kent" Yaz mevsiminde 65 kişiye yakın bir ekiple çalışma yürüttüklerini söyleyen Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük, 4 yıldır kazı çalışmalarında bir hayli ilerleme kaydettiklerini belirterek, "Pompeiopolis, çok fazla tahrip edilmiş bir kent. Birçok kazdığımız her yapının büyük bölümünün tahrip edildiğini görüyoruz. Bazen kireç ocağı, bazen taş ocağı olarak kullanılıyor. Kastamonu için bu hem turizm altyapısını sağlayacak hem kültür turizmine katkı sağlayacak. Biz çalışmalarımızı bu iki yönde devam ettiriyoruz. Hem bilimsel hem de görsel ve turizm altyapısı anlamında. Kentte bizden önceki araştırmacı hocalarımız jeoradar çalışması yapmışlar ve çalışmayı doğrulamak adına çok fazla sondaj açıyorlar. Hatta açılıp kapanan sondajlar da var. Bu da bazı bölümlerin daha da tahrip olmasına neden olmuş" dedi. "Tiyatro için hazırladığımız restorasyon ve konservasyon projeleri kuruldan geçti, bütçe bulursak uygulamaya geçeceğiz" Pompeiopolis’te tiyatronun kazılarını bitirdiklerini söyleyen Eliüşük, "Onun yanındaki odeonu (müzik salonu) bitirdik. 2025’te villanın bulunduğu tek bir duvar olarak görülen alanı büyük oranda kazdık. Yaklaşık bin 400 metrekarelik bir alan kaplıyor. Villada restorasyon çalışmaları yaptık. Kaz çalışmaları devam ediyor. Burada İtalyan ekip de birlikte çalışıyoruz. Tiyatro bu haliyle 2010’dan 2022 yılları arasında ara ara kazılmış. 2024’te biz başladığımızda yapının tamamını kazdık. Ne yazık ki sahne bölümünün tiyatro alanı tamamıyla tahrip olmuş. Sadece küçük ayaklar kalmış. Burada Roma İmparatoru Commodus’a ait bir heykel var. Yapım tarihi de belli. M.S. 186’yı gösteriyor. Paflagonya’da tarihi bilinen kesin yapılardan biri haline geldi. Yani 186’da kesinlikle bu yapı vardı. Biz, mimari tasarımlarını ve diğer yapıların tarihlendirmesinde bu yapıyı örnek alacağız. Biz, tiyatroyu da ayağa kaldırma çalışması yaptık ama bunun restorasyon ve konservasyon projeleri hazırlandı, kuruldan geçti. Yakında bir bütçe bulursak uygulamaya geçeceğiz" diye konuştu. "Villa’yı koruma altına alıp sergilemeye açmak istiyoruz" M.S. 180’ler civarında tiyatronun tarihlendirildiğini ifade eden Eliüşük, "Ama daha erken döneme ait Millet Kütüphanesinde sergilenen eserimiz Afrodit başı, Roma’nın en sevilen tanrıçasıdır kendisi. Bunun dışında çok fazla irili ufaklı süs eşyaları, kandiller, ağırlıklar gibi malzemelerde çıkartıldı. Villa’da özel bir oda var. Duvarları İtalyan mermerden yapılmış kabartmaları var. Bu sene bu mozaikle restorasyon çalışmalarında bölümleri kaldırıp yerine yerleştirdik, altı boş çünkü. Mozaik biraz da kötü korunmuş. Restorasyon çalışması geçirmiş ama o restorasyon çok iyi bir sonuç vermemiş ya da iyi korunmamış. Biz, yavaş yavaş mozaikleri kaldırıp düzenliyoruz. Çünkü alanı sergilemeye hazırlıyoruz. Şu anda villaya geldiğimizde bunlar sergilemeye hazır hale getiriliyor. Alt yapıyı oluşturmadık, yürüyüş kısımları alanlarını oluşturmadık ama bunu bitirmeye çalışıyoruz. M.S. 200 yılından 600 yüzyıla kadar villa kullanılıyor. Bizde villayı ve mozaiklerinin tamamını koruma çatısı altına aldık ki mozaiklerin deformasyonunu engelledik. Bu sene eğer para bulursak o alanın tamamını basit koruma çatısıyla geçip sergilemeye açmak istiyoruz. Ama burada biraz da bütçe meselesi. Villanın genişliği 47 metre, eni de 35 metredir. Büyük bir villadır. Zemin mozaiklerinin testini yaptık ama açmadık korumaya alamayacağımız için" şeklinde konuştu. "Hristiyanlar için kutsal olan ‘martyrion’ şehitliği olabilir" Pompeiopolis’in Roma’nın Paflogonya eyaletinin bir dönem eyalet başkentliğini yaptığını ifade eden Eliüşük, Hristiyan şehitliklerine "martyrion" dediklerini, kentte önceki yıllarda kısmen kazılmış bir ‘martyrion’ olduğunu ifade ederek, "Burada Hristiyan şehitliği olabilir. Bir piskoposluk merkezinde bunun da olması çok doğal olarak söylemek mümkün. Bu yapı neden önemli, sadece Roma yapılarıyla değil, aynı zamanda Hristiyanlar için önemli bir kutsal yapıyı ortaya çıkarmak istiyoruz. Kent arkeolojisi için önemli, aynı zamanda kent turizmi için de çok değerli bir yapı. Mozaikleri koruma altına aldık. Buradan Hristiyanlara ait mezar kitabelerini bulduk. Mezar siteleri var. Gömüler gerçekleştirilmiş buraya" dedi. "Şu anda bir gezi güzergahının hazırlıklarını başladık" Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) ve Taşköprü Belediyesi’yle yürüttükleri ortak projede bir sergileme alanı oluşturulduğunu belirten Eliüşük, "Bu sergileme alanının yeniden dizayn edilmesi gerekiyor, projesi hazırlanıyor. Aynı zamanda buraya karşılama binasını da oturtacağız. Tek bir projeyle gelip hem gezinti alanı, sergileme alanı gezilecek, hem de giriş kısmı tasarlanacak. Çok iyi bir yapı kazandıracağız. Bazı kamulaştırma sorunları var. Onları çözdüğümüzde kentin agorasını (yol haritası) ve nekropolünü de kazmayı planlıyoruz. Ama önceliğimiz mevcut kazdığımız yapıların korunması, bunların sergilenmesi ve bir gezi güzergahının hazırlanması. Şu anda bunların hazırlıkları sürüyor. Hem karşılama merkezi olacak, hem de sergileme alanımız hem depomuzda olacak. Buradan Villa’ya geçilecek. Villa’dan bir yolla Bazilika’ya, oradan hamam ve tiyatroya, sonra odeon ve martyriona geçilecek, sonra geri dönüş turunu hazırlıyoruz. Kazılarımızı bu doğrultuda yürütüyoruz. Özellikle sergilenebilecek olan yapıları kazıyoruz" diye konuştu. Pompeiopolis Antik Kazılarının yaklaşık 25 yıldır devam ettiğini söyleyen Kent Tarihi Müzesi Müdürü Arkeolog Murat Karasalihoğlu da, "Anadolu’nun en bakir arkeolojik anlamdaki bölgesi olan Paflagonya, biz şu anda içinde bulunuyoruz. İç Paflagonya dediğimiz bölgede daha geç yerleşimlerin olması, kazı ya da yüzey araştırmalarının çok az olmasından dolayı biz, İç Paflagonya üzerinde arkeolojik anlamda söz söylemek konusunda biraz ketum davranıyoruz. Çünkü elimizde fazla verimiz yok" dedi. Programda Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş da, "Hodrianopolis Antik Kenti Kazıları" hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Niğde Niğde Vali Yardımcısı Divili: "Nüfusun kendini yenileme seviyesi 2,10’dur, konu 1 yıllık çalışmalarla çözülebilecek konu olmaktan çıkmıştır" Niğde Vali Yardımcısı Soner Divili, ülkede nüfusun kendini yenileme seviyesinin 2,10 olduğunu belirterek, "Geldiğimiz noktada mesele yalnızca bir yıllık çalışmalarla çözülebilecek bir konu olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle tüm kurumlarımızın aile ve nüfus odaklı çalışmalar yürütmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Niğde’de 2026-2035 ’Aile ve Nüfus On Yılı’ kapsamında Milli Aile Haftası etkinlikleri düzenlenen programla başladı. Niğde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen programa Vali Yardımcısı Soner Divili, Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Çiftçibaşı, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Nurettin Kesler, kurum temsilcileri ile ’Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi’ kapsamında desteklenecek genç çiftler katıldı. Programda konuşan Vali Yardımcısı Divili, aile kurumunun toplumun temel taşı olduğunu belirterek, aileyi merkeze almadan sosyal problemlerin çözülemeyeceğini ifade etti. Divili, aile yapısının güçlendirilmesinin güvenlikten eğitime, sağlıktan sosyal yaşama kadar tüm alanları doğrudan etkilediğini söyledi. Türkiye’de doğurganlık oranlarının ciddi şekilde düştüğüne dikkat çeken Divili, "Bugün ülkemizde doğurganlık oranı 1,48 seviyesine gerilemiş durumda. Nüfusun kendini yenileme seviyesi ise 2,10’dur. Geldiğimiz noktada mesele yalnızca bir yıllık çalışmalarla çözülebilecek bir konu olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle tüm kurumlarımızın aile ve nüfus odaklı çalışmalar yürütmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Çiftçibaşı ise güçlü toplumların temelinde güçlü aile yapısının bulunduğunu vurgulayarak, "Eşlerin ve çocukların birbirleriyle sağlıklı iletişim kurduğu, paylaşımın güçlü olduğu aile yapıları toplumların gelişmesine katkı sunmaktadır. Yerel yönetimler olarak bizler de aile yapısının güçlendirilmesine yönelik her türlü çalışmaya destek vermeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Nurettin Kesler, ailenin yalnızca bireylerin bir arada yaşadığı bir yapı olmadığını, aynı zamanda milli ve manevi değerlerin gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan en önemli kurum olduğunu söyledi. Dünyada yaşanan hızlı sosyal dönüşümler, dijitalleşme, bireyselleşme, doğurganlık hızındaki düşüş ve nüfusun yaşlanmasının aile yapısını doğrudan etkilediğini belirten Kesler, nüfus konusunun artık stratejik bir mesele haline geldiğini ifade etti. Kesler konuşmasında, "Aileyi korumak geleceği korumaktır. Güçlü aile yapısı güçlü toplumun, güçlü toplum ise güçlü Türkiye’nin temelidir. Tüm kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte aileyi merkeze alan çalışmalar yürütmeye devam edeceğiz" dedi. Konuşmaların ardından İl Müdür Yardımcısı Ömer Faruk Balkaya tarafından aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesine yönelik farkındalık çalışmaları kapsamında bir sunum gerçekleştirildi. Sunumda Türkiye’nin demografik yapısına ilişkin veriler ile "Aile ve Nüfus On Yılı" vizyonu ele alındı. Program kapsamında Psikolog Münevver Seda Akdemir de ’Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi’ hakkında katılımcılara bilgi verdi.