DÜNYADAN FUTBOL - 11 Aralık 2013 Çarşamba 10:22

Galatasaray-Juventus maçının ertelenmesi dünya gündeminde

A
A
A
Galatasaray-Juventus maçının ertelenmesi dünya gündeminde

Galatasaray-Juventus maçının kar yağışı sebebiyle ertelenmesi, dünya gündemine bomba gibi düştü.

Yoğun kar yağışı nedeniyle UEFA tarafından ertelenen karşılaşma Avrupa ve dünyanın önemli gazetelerinin manşetlerine taşındı. En ilginç yorumlar ise, İtalyan medyasından geldi. La gazetta Dello Sport gazetesi, İstanbul’da daha önce yaşananlara dikkat çekerek. Daha önce 1998-1999 sezonunda İstanbul’da oynanan ve siyasi kriz sebebiyle büyük güvenlik önlemleri altında oynanan maç ve 2003 yılındaki İstanbul’da gerçekleşen bombalı saldırı sonrasında Almanya’da oynanan maça dikkat çekti. ’Şaşırtıcı tesadüf’ ve ’Perili İstanbul’ ifadeleri kullanıldı.

İtalya’nın bir diğer gazetesi Tuttosport ise, "Türk işi. Galatasaray-Juventus maçı yoğun kar yağışı yüzünden 31. dakikada tatil edildi" manşetini kullandı.

Corriere dello Sport, "Galatasaray uğursuzluğu. Üçüncü seferde üçüncü erteleme" yazdı.

İspanyol gazete Marca ise, "Kar, maçın ertelenmesine neden oldu" dedi.

Repubblica, "Maçı kar kazandı. Karşılaşma 31. dakikada ertelendi" başlığını atarken, Daily Mail, "Kar şakası! Galatasaray-Juventus maça olağanüstü kar yüzünden ertelendi" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Savunma Sanayii’nin kalbi İstanbul’da atıyor SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, dünyanın ticaret savaşlarının teknolojik egemenlik mücadelesine dönüştüğü kritik bir eşikte olduğunu belirterek, "Ülkemiz ve dostlarımız bu noktada varoluşsal bir mücadele veriyor. Dünya, uzun süredir alışık olduğu serbest ticaret illüzyonundan sert bir şekilde uyanıyor. Yeni bir dönemde milli üretim kapasitesi, sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir "dayanıklılık testi" ve kaçınılmaz bir zorunluluktur" dedi. SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı. Yerli ve milli ürünler vitrine çıktığı fuarın açılışına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi, Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayi Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve çok sayıda ziyaretçi katıldı. "Milli üretim kapasitesi sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir zorunluluktur" Düzenlenen törende konuşan SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, "Bugün sadece bir fuar açılışı yapmıyoruz. Bir zihniyet devrimini ve küresel ekosistemin yeni denklemini konuşuyoruz. Dünya, ticaret savaşlarından teknolojik egemenlik mücadelesine evrildiği kritik bir eşikte. Ülkemiz ve dostlarımız bu noktada varoluşsal bir mücadele veriyor. Biz de SAHA 2026’da geleceğin teknolojiyle nasıl şekilleneceğini birlikte gösteriyoruz. Dünya, uzun süredir alışık olduğu serbest ticaret illüzyonundan sert bir şekilde uyanıyor. ’Gümrük savaşları’ ve ’korumacılık’, sadece ticari terimler değil küresel güç mücadelesinin yeni cepheleri oldu. Jeopolitik gerilimler, Hürmüz Boğazı gibi kritik arterlerdeki tıkanıklıklar ve enerji maliyetlerindeki volatilite, endüstriyel arzın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. İşte böyle yeni bir dönemde milli üretim kapasitesi, sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir "dayanıklılık testi" ve kaçınılmaz bir zorunluluktur. Geleceğin teknolojileri, nadir toprak elementlerinin arz güvenliğine göbekten bağlı. Arzın jeopolitik bir silah olarak kullanıldığı bu yeni dönemde, kaynak çeşitliliği ve teknolojik bağımsızlık, milli güvenliğin en kritik yapı taşlarından biri haline geldi" ifadelerini kullandı. "Dünya artık savunmayı bir ’harcama’ değil hayati bir varoluş sigortası olarak görüyor" Dünyada savaşın doğasının radikal bir biçimde değiştiğini vurgulayan Bayraktar, "Ukrayna’da gördüğümüz tablo bize şunu söylüyor. Modern harp, teknoloji ile endüstriyel üretim kapasitesinin toplamı olarak kendini gösteriyor. Son dönemde özellikle insansız platformlar ve dron kullanımı konvansiyonel harbin merkezine oturdu. Sahada drone kullanımının 127 kat artması, askeri doktrinlerinin artık otonom sistemler üzerine yeniden yazıldığının en somut kanıtıdır. Türkiye’de bu değişimin sadece şahidi değil en güçlü öncülerinden biridir. Dünya, Soğuk Savaş sonrası rafa kaldırdığı nükleer caydırıcılık tartışmalarını yeniden açtı. Küresel savunma harcamaları 2.9 trilyon dolarla tarihi bir zirveye ulaştı. Yıllık yüzde 8,1’lik büyüme oranı, dünyanın artık savunmayı bir "harcama" değil hayati bir "varoluş sigortası" olarak gördüğünü kanıtlıyor. Harcamaların yüzde 73’ü sadece 10 ülke tarafından yapılıyor. Ancak ülkemiz, yüzde 14’lük büyüme hızı ve stratejik derinliğiyle, oyun kurucu bir üretici olarak ağırlığını her geçen gün artırıyor. Avrupa savunma harcamalarındaki yüzde 116’lık artış, yaşlı kıtanın "stratejik özerklik" arayışının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor" diye konuştu. "Tasarımı bize ait olmayan her teknoloji, bizi yeni dünya düzeninin birer dijital sömürgesi yapmaya adaydır" Yerli savunma sanayiinin tam bağımsızlığın oranını gösteren somut bir gösterge olduğunu söyleyen Bayraktar, "Tasarımı ve algoritması bize ait olmayan her teknoloji, bizi yeni dünya düzeninin birer dijital sömürgesi yapmaya adaydır. Savunma ithalatımızdaki süreklilik arz eden azalma, Milli Teknoloji Hamlesi’nin içi boş bir slogan olmadığının, sahada sonuç veren bir bağımsızlık doktrini olduğunun en somut kanıtıdır. 2025 yılında ihracatta 10 milyar dolarlık psikolojik sınırı aşmanın gururunu yaşıyoruz. İthalatta ise en büyük kalem havayolu şirketlerimizin yaptığı yolcu uçağı alımlarıdır. Yolcu uçağı alımları gibi sivil kalemleri düştüğümüzde, savunma sanayimizin dış ticaret dengesi tarihimizin zirve noktalarına ulaşmıştır. Ancak burada asıl dikkat çekmek istediğim nokta, ihracatımızın niteliğidir. Eskiden sadece basit aksamlar ihraç eden bir ülkeden, bugün akıllı mühimmatlardan insansız sistemlere kadar yüksek teknoloji ihracatından pay alan bir teknoloji merkezine dönüştük. SİHA’lardan savaş gemilerine kadar uzanan bu geniş yelpaze, Türkiye’nin artık teknolojik bir tek kutupluluğa mahkûm edilemeyeceğinin göstergesidir. Savunma sanayii artık sadece güvenliğe dair bir mesele olmaktan çıkmıştır. Bu sektör artık Türkiye’nin yüksek teknolojiye dayalı sanayi dönüşümünün lokomotifidir, amiral gemisidir. İHA ihracatındaki dünya liderliği, 185 ülkeye ihraç ettiğimiz ürünler bu stratejik odaklanmanın en net meyvesidir" şeklinde konuştu. "81 ilimizde dron üretim ve eğitim merkezleri kuracağız" Haluk Bayraktar, SAHA 2026’dan elde edilen her bir kuruş, milli geleceğimiz için yatırıma dönüşeceğinin altını çizerek, "81 ilimizin her birinde gençlerimiz için Drone üretim ve eğitim merkezleri kuracağız. En büyüğü İstanbul’da olmak üzere 81 ilde, 81 merkez. Gençlerimizin bu alandaki teknolojik yetkinliğini artıracak ve acil durumlarda hızla milyonlarca drone üretecek kapasiteyi oluşturacak bir altyapıyı adım adım inşa edeceğiz. Amacımız sadece teknoloji üretmek değil bu teknolojiyi kullanacak ve geliştirecek bir ’Teknoloji Kuşağı’ yetiştirmek" dedi.
Ankara Forum Gordion’dan "Mom Fest" ile Anneler Günü özel etkinliği Anneler Günü yaklaşırken hediye arayışına farklı ve anlamlı bir alternatif sunmayı hedefleyen Mom Fest, Mayıs’a kadar Forum Gordion’da ziyaretçilerini ağırlayacak. Forum Gordion’ Anneler Günü’ne özel bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Forum Gordion, 10 Mayıs’a kadar devam edecek olan "Mom Fest" ile ziyaretçilerini ağırlayacak. Etkinliğin hem alışveriş hem de deneyim odaklı bir buluşma olması bekleniyor. Türk tasarımcıların özgün, el yapımı ürünlerinin sergileneceği ve satışa sunulacağı etkinlikte, annelerine anlamlı ve farklı bir hediye arayanlar için farklı seçenekler yer alıyor. "Mom Fest" kapsamında takıdan tekstile, ev dekorasyonundan kişisel aksesuarlara kadar geniş bir yelpazede ürünler Forum Gordion ziyaretçileriyle buluşacak. Ziyaretçiler kendi tasarımlarını yapabilecek Festivalde alışverişin yanı sıra düzenlenecek çeşitli atölyeler sayesinde ziyaretçiler hem keyifli vakit geçirecek hem de kendi el emeği ürünlerini tasarlama fırsatı yakalayacak. Etkinlik kapsamında düzenlenecek atölyeler, annelerin çocuklarıyla birlikte hoşça vakit geçirmesini hedeflerken her yaştan katılımcıya hitap eden interaktif deneyimler sunacak. Çerçeve Atölyesi’ne katılanlar, Fotoğraf Çekim Alanı’nda anneleriyle çektirdikleri fotoğrafların çıktılarını anında alarak kendi çerçevelerini tasarlayabilecek. Ayrıca her yaştan ziyaretçi, kendilerini bekleyen hayal duvarını diledikleri gibi renklendirebilecek.
Kocaeli Başkan Kocaman’dan Kartepeli yıldızlara tam destek Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman, Milli Judocu Doğukan Coşar ve MKE Ankaragücü futbolcusu Yusuf Mervan Yiğit’i ağırlayarak başarı dileklerini iletti. Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman, ilçenin yetiştirdiği başarılı sporcuları ağırladı. Başkan Kocaman, Milli Judocu Doğukan Coşar ve MKE Ankaragücü’nde forma giyen futbolcu Yusuf Mervan Yiğit ile bir araya geldi. İsveç’te düzenlenecek olan Avrupa Judo Şampiyonası öncesinde hazırlıklarını sürdüren Kartepeli milli sporcu Doğukan Coşar, Kartepe Belediye Başkanı Mustafa Kocaman’a nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarette, sporcunun hazırlık süreci ve şampiyona hedefleri üzerine istişarelerde bulunuldu. Başkan Kocaman başarılar diledi Günün bir diğer ziyaretçisi ise Kartepeli futbolcu Yusuf Mervan Yiğit oldu. MKE Ankaragücü forması giyen ve yarım sezonda 15 gol atma başarısı gösteren Yiğit, Başkan Kocaman’ı makamında ziyaret ederek çalışmaları hakkında bilgi paylaştı. Ziyaretlerden duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Kocaman Kartepe’de her branşta sporcu sayısını arttırmayı amaçladıklarını belirterek "Bayrağımızı Avrupa’da dalgalandıracak olan Doğukan evladımızın her zaman yanındayız. İnanıyorumki İsveç’ten altın madalya ile dönerek hem ülkemizi hem de Kartepe’mizi gururlandıracaktır. Aynı şekilde yarım sezonda 15 gol atarak bizleri temsil eden Yusuf Mervan Yiğit kardeşimi de tebrik ediyor, her iki sporcumuza da başarılarının devamını diliyorum" dedi.
Denizli DSO Başkanı Kasapoğlu; "Reel sektör çoklu maliyet baskısı altında" Denizli Sanayi Odası (DSO) Mayıs Ayı Meclis Toplantısı’nda küresel ekonomik gelişmelerin imalat sanayisine etkileri ele alındı. Enerji maliyetleri, ihracat şartları ve finansmana erişim başta olmak üzere sanayicilerin karşı karşıya olduğu sorunlar Meclis gündeminde yer aldı. DSO Mayıs Ayı Meclis Toplantısı, DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu başkanlığında DSO Hizmet binasında gerçekleştirildi. Toplantıya konuk olarak Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Köle katıldı. Toplantının açılışında konuşan DSO Meclis Başkanı İ. Okan Konyalıoğlu, Güney Kore ve Çin ziyaretlerinden edindiği bilgileri Meclis Üyeleriyle paylaşarak küresel sanayideki dönüşüme dikkat çekti. Bu ülkelerin hızlı, kaliteli ve teknoloji odaklı üretimi tüm ölçeklerde bir kültür haline getirdiğini vurgulayan Konyalıoğlu, fuar organizasyonlarındaki güçlü yapıları, planlı sanayi politikaları ve gelişmiş lojistik kabiliyetleriyle rekabette önemli avantaj sağladıklarını ifade etti. Konyalıoğlu, Denizli sanayisinin de bu dönüşümü doğru okuyarak katma değerli ve yenilikçi üretime odaklanması gerektiğini vurguladı. Toplantının devamında kürsüye gelen DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, konuşmasında Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri ve sanayicinin karşı karşıya olduğu temel sorunları değerlendirdi. Bu çerçevede Kasapoğlu, Türkiye ekonomisinde sanayisizleşme patikasının giderek belirginleştiğine dikkat çekerek mevcut enflasyonla mücadele programının reel sektör üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. "Reel sektör çoklu maliyet baskısı altında, enerji, faiz ve jeopolitik riskler kıskacı derinleşiyor" Küresel ekonomik gelişmelere değinen Başkan Kasapoğlu, "Bugün enerji maliyetleri, yüksek faiz, jeopolitik riskler, zayıflayan talep ve daralan finansman şartlarıyla aynı anda mücadele ediyoruz. Uluslararası Para Fonu Nisan 2026 Dünya Ekonomik Görünümü raporuna göre, küresel büyüme 2026 yılında yüzde 3,1, 2027’de ise yüzde 3,2 olarak gerçekleşecek. Özellikle Orta Doğu’daki savaş, küresel büyümeyi ve enflasyonla mücadeleyi doğrudan tehdit eden bir unsur olarak görünüyor. Enerji arzına yönelik olumsuz gelişmeler tüm dünyanın ekonomik dengelerini doğrudan etkiliyor. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarında seyreden Brent petrolün varil fiyatı son üç ayda %63, son bir yılda %77 artışla 110 dolar seviyesine yaklaşmış durumda. Bu gelişmelerin enflasyonist ortamı besleme endişelerini beraberinde getirdiğini söylemek yanlış olmaz. Sanayici açısından bu tablo, doğrudan üretim maliyetlerine yansıyan yeni bir baskı alanı anlamına geliyor. Enerji fiyatlarındaki her artış birim maliyetleri yükseltiyor, fiyatlama gücünü zayıflatıyor ve uluslararası rekabetçiliği zorluyor." dedi. Kasapoğlu: "Sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir" Sanayicinin artan maliyet baskısı altında üretimini sürdürdüğünü, buna karşılık ihracat pazarlarındaki daralma ve döviz gelirlerindeki herhangi gerilemeyle birlikte kur şoku riskinin daha da belirgin hale geldiğini belirten Başkan Kasapoğlu, mevcut şartların sanayiciyi döviz borcuna dayalı bir yapıya zorladığını ifade etti. Kasapoğlu, "sanayici döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümelidir" diyerek büyüme modelinin yeniden düşünülmesi gerektiğini vurguladı. Kur riskine teslim olmuş bilançoların ne yatırımı taşıyabileceğini ne de üretimi büyütebileceğini dile getiren Kasapoğlu, çözümün sanayiciyi döviz borcuna mecbur bırakmayan, uygun maliyetli ve erişilebilir Türk lirası kredi imkânlarının artırıldığı ve kur riskinden korunma araçlarının daha etkin kullanıldığı bir finansman yapısının kurulması olduğunu söyledi. Kasapoğlu, ithal ara malı bağımlılığının da azaltılmasına yönelik üretim politikalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. "Küresel Pazarlarda tutunma mücadelesi artıyor" İhracat tarafında kur hareketlerinin maliyet artışlarını yeterince karşılayamamasının kâr marjlarını ciddi biçimde daralttığını belirten Kasapoğlu, birçok firmanın artık büyümeden çok mevcut pazardaki varlığını korumaya odaklandığını, işletmelerin zararına ihracat yapmak zorunda kaldığını ifade etti. Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemeleri, sürdürülebilirlik raporlama yükümlülükleri ve tedarik zinciri denetimleri gibi yeni kuralların da bu tabloya eklendiğini vurgulayan Kasapoğlu, ihracatın artık kurallara uyum ve iklim politikalarıyla da şekillenen çok katmanlı bir rekabet alanına dönüştüğünü vurguladı. "Mesele artık pazara girmek değil, pazarda kalabilmektir" ifadesiyle bu dönüşümü özetleyen Kasapoğlu, dayanıklılık, uyum ve finansmana erişimin bugün her zamankinden daha belirleyici hale geldiğini belirtti. Merkez Bankasının Döviz Dönüşüm Desteği uygulamasının süre uzatımı kararına da değinen Kasapoğlu, "Reel sektörün beklentisi, bu düzenlemenin çok daha uzun vadeli ve daha güçlü bir çerçevede sürdürülmesi yönündedir" ifadesini kullandı. "Oyunun kuralı maç başladıktan sonra değişmemelidir" Başkan Kasapoğlu, enerji alanında yapılan yeni düzenlemelere de değinerek lisanssız elektrik üretiminde aylık mahsuplaşma yerine saatlik mahsuplaşma uygulamasının yatırım planlamalarını zorlaştırdığını, nakit akışı ve geri dönüş süreleri açısından belirsizlik oluşturduğunu söyledi. Kasapoğlu, "Oyunun kuralı, maç başladıktan sonra değişmemelidir. Bu nedenle saatlik mahsuplaşma uygulamasının sanayimizin üretim gerçekleri, yatırım güvenliği ve ülkemizin yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda yeniden gözden geçirilmesini; mahsuplaşmanın aylık bazda ve doğrudan kWh üzerinden yapılmasına imkân sağlayacak daha öngörülebilir bir yapının oluşturulmasını önemli buluyoruz." dedi. "İstihdam sanayiden uzaklaşıyorsa, ekonomi üretimden uzaklaşıyor demektir" Türkiye ve Denizli’ye ilişkin istihdam verilerini Meclis Üyeleriyle paylaşan Kasapoğlu, "Ücretli çalışan verileri, istihdam kompozisyonunu net biçimde ortaya koymaktadır. 2026 Şubat itibarıyla sanayi sektöründe istihdam yıllık bazda yüzde 3,2 gerilerken, özellikle emek yoğun alanlarda kayıplar daha belirgin hale geldi. Buna karşılık inşaat ve hizmet sektörlerindeki artış, istihdamın üretimden ziyade daha düşük katma değerli alanlara kaydığını gösteriyor. Denizli örneğinde tekstil ve giyim gibi sanayinin omurgasını oluşturan sektörlerdeki sert istihdam kaybı, üretim gücündeki erozyonu somut biçimde ortaya koymaktadır. Bizim meselemiz, istihdamın niteliğidir. Nerede, nasıl ve hangi sektörlerde istihdam oluşturduğumuzdur. Eğer sanayide istihdam kaybediyorsak, eğer ana sektörlerimiz güç kaybediyorsa, bugün gördüğümüz iyileşmeler kalıcı olmayacaktır." yorumunda bulundu. Kasapoğlu’ndan sanayide güven ve öngörülebilirlik vurgusu Sanayicinin ancak öngörülebilir bir ortamda yatırım yapabildiğini, yatırımın ise büyümenin temelini oluşturduğunu söyleyen Kasapoğlu, "İçinden geçtiğimiz dönem, sanayicinin dayanıklılığını sınayan sıradan bir dalgalanma değil; yönümüzü yeniden tayin etmemizi gerektiren bir eşiktir. Bu nedenle ihtiyaç duyduğumuz şey; geçici rahatlama sağlayan adımlar değil, güven veren, öngörülebilirliği tesis eden ve üretimi merkeze alan güçlü bir politika çerçevesidir. Sanayici önünü görebildiği ölçüde yatırım yapar, yatırım yaptığı ölçüde büyüme mümkün olur.Üretim varsa istihdam vardır, ihracat vardır, daha fazla refah vardır. Üretim yoksa, geri kalan her şey tartışmalıdır" sözleriyle konuşmasını tamamladı. Denizli Orman Bölge Müdürlüğü faaliyetleri DSO Meclisinde görüşüldü DSO’nun Mayıs Ayı meclis toplantısına konuk olarak katılan Denizli Orman Bölge Müdürü Ahmet Köle, Bölge Müdürlüğünün Denizli’deki faaliyetlerine ilişkin sunum gerçekleştirdi. Köle, yürütülen projeler ve planlanan çalışmalar hakkında meclis üyelerini bilgilendirirken özellikle ağaçlandırma, orman bakımı ve yangınla mücadele kapsamında yapılan çalışmalara dikkat çekti. Orman varlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin sürdüğünü ifade eden Köle, yeşil alanların artırılması ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılması için çalışmaların aralıksız devam ettiğini vurguladı. Toplantı Meclis Üyelerinden gelen soruların Köle tarafından yanıtlanmasıyla son buldu.
Yalova Yalova’da lunapark işletmecisine silahlı saldırı Yalova merkezde bulunan lunaparkı işleten Ali Altınbaş silahlı saldırıya uğradı. Tabancayla 3 kurşunla yaralanan Altınbaş, ağabeyi M.A. tarafından istenen 30 milyonluk haracı ödemediği için vurulduğunu iddia etti. 2 Mayıs’ta Yalova sahilinde bulunan lunapark işletmecisi Ali Altınbaş (46) otomobiliyle Barış Manço Açık Hava Tiyatrosu arkasında geçeceği sırada yolun çöp kovalarıyla kapandığını gördü. Aracından yolu açmak için inen Altıntaş’a bu sırada 25 yaşlarındaki bir şüpheli tabancayla 9 el ateş etti. Kurşunlardan 3’ü Ali Altınbaş’a isabet etti. Şüpheli daha sonra bölgeden koşarak uzaklaştı. Eli, sağ ve sol bacağına isabet eden 3 kurşunla yaralanan Altınbaş, Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Bir süredir ağabeyi M.A.’nın (52) lunaparktan haraç aldığını iddia eden Ali Altınbaş, son olarak 30 milyon haraç istediğini ve bunu vermediği için vurulduğunu ileri sürdü. Hapisten çıktı lunaparkı haraca bağladı iddiası Ağabeyi M.A.’nın 2020’de hapisten çıktığını belirten Altınbaş, "Hapishaneden çıktıktan sonra kendisine biz bir sermaye verdik, iş kursun diye. Daha sonrasında bu hapis yattığını, işte ’ben cezaevinde yattığımdan dolayı sen her şeyi bana borçlusun’ diyerekten kendisinin kabadayı olduğunu ve bize devamlı bu lunaparktan para vermemiz, haraç vermemiz gerektiğini söyledi. Biz kendisine birkaç defa böyle verdik. Sonra baskıyla bizden bunları almaya, yaptırmaya çalıştı. En son cezaevi arkadaşlarıyla birlikte ihalemize dosya aldırmak suretiyle yine bizi tehdit ettiler. Kendileri zaten beş parası olmayan insanlar, lunapark ihalesine girecek maddi bir durumları da zaten yoktur. Daha sonra bizden belli bir meblağ para istediler. Biz buna eyvallah etmedik, duymamazlıktan geldik" dedi. Yurt dışına çıktıktan sonra saldırı oldu Barışma bahanesiyle ağabeyinin dükkanına çağrıldıklarını dile getiren Altınbaş, olaydan 1 hafta önce de M.A.’nın Dubai’ye gittiğini belirterek, "Bayramüstüydü. Yeğenlerim bizi hadi gidelim diye ikna ettiler. Dükkanlarına gittik. Orada yanındaki kişiler bize küfür etmeye başlayınca kavga çıktı, silah çektiler bize orada. Maksat orada da bizi bir tuzağa düşürmekti niyetleri. Daha sonra bunda da başarılı olamayınca ’yurt dışına gidiyorum ama bak oradan seni öldürteceğim, vurdurtacağım’ dedi. Daha sonra da bizi vurdurttu. Tetikçiler bizi Yalova’da şehrin merkezinde vurdular. Oradan nasıl kaçtılar onu da tam bilmiyorum. Biz zaten daha önce vurulacağımızı emniyete bildirdik, defalarca bildirdik dedik ki yani bu olay geliyor. Ama burada aile içi basit bir durummuş gibi gösterdiler. Aslında organize şekilde üzerimize gelen bir konuydu. Asayiş konusu gibi biraz konuya baktılar" diye konuştu. "Ölüm tehditleri devam ediyor" Şikayetlerini geri almaları için tehdit edildiklerini anlatan Altınbaş şöyle konuştu: "Biz şikayetçi olunca, şikayetimizi geri almamamız durumunda beni, yanımda çalışan yeğenlerimi, abilerimi, herkesi vurduracağını söyledi. Biz yıllarca 20 yıl hapishanede kendisine kardeşimiz olduğu için maddi manevi desteklerde bulunduk. Çıktığında da kendisine sermaye yaptık ama biz bunu vere vere doyuramadık. En son böyle yurt dışına kaçarak bazı şahıslara da bizi vurduracağını söyledi. 28 yıl hapishanede yattığından dolayı çok çete ve bu gayrimeşru kişileri tanıdığından bizim peşimize adam takma suretiyle bizi vurdurttu. Daha önce silah yakalatma, burada yeğenimin arabasını yaktırma gibi durumlar da olmuştur. Kendisi şu an yurt dışına kaçıp, orada da Dubai’den ’Türkiye beni alamaz’ deyip dışarıdan bizleri ölümle tehdit edip, işte gördüğünüz gibi de vurdurttu."