MAGAZİN - 04 Kasım 2017 Cumartesi 07:26

Erkan Yolaç: 'Biz 70 bin lirayı 7 senede alamadık'

A
A
A
Erkan Yolaç: 'Biz 70 bin lirayı 7 senede alamadık'

Evet-Hayır yarışması ile tanılan ünlü sunucu Erkan Yolaç, katıldığı radyo programında günümüzdeki televizyonculuk ve radyoculuk hakkında değerlendirmelerde bulundu. Yolaç, kendi dönemi ile bugünkü dönem hakkında kıyaslamalar yaptı.

Evet-Hayır yarışması ile tanılan ünlü sunucu Erkan Yolaç uzun süren suskunluğunu, CRI Türk'e yaptığı açıklamalarla bozdu. 'Evet-Hayır Yarışması'nın 1960'lı yıllarda Londra'da BBC radyosunda yapıldığı sırada sunucu Orhan Boran'ın bunu orada görüp Türkiye'ye getirdiğini ve bu yarışmanın sunuculuğunu kendisine teklif ettiğini söyleyen Erkan Yolaç, yarışmanın 1962 yılında Caddebostan gazinosunda başladığını ve daha sonra Ankara Radyosunda devam ettiğini ifade etti.

''Biz 70 bin lirayı 7 senede alamadık''

TRT'de sunuculuk yaptığı dönemde çok para kazanamadığını ifade eden Yolaç, ''Söylesem gülersiniz belki. Mesela İzmir'e giderdim, TRT'de hafta sonu programlarını takdim ederdim. 35 lira alırdık. 35 lira ile iki kişi gidip bir yerde yemek yiyemezdiniz. Bebek Belediye gazinosunda 7 yıl Sevim Tuna, Ajda Pekkan, Zeki Müren çalıştık. Oradan aldığımız para 250 lira. 250 lirayı şöyle anlatayım size. Ben akşam geldiğim zaman rahmetli anneciğim benden 100 lirasını alırdı. Ev alacağız da para biriktiriyor. 250 liranın geri kalan 150 lirası var ya; ben sabaha kadar arkadaşımla yemek yiyip eğlendiğim zaman o para bitiyordu. Yani bugünün bin 500 lirası bile değildi o. Biz çok az paralar kazandık. Şu anki rakamlar anormal. Öyle böyle değil yani. Bir yerde biri sunuculuk yapıyor. 30 bin TL alıyor, o az geliyor 70 bin TL istiyor. Biz 70 bin lirayı 7 senede alamadık'' diye konuştu.

''TRT’den artık davet gelmiyor''

Ankara Radyosunda ve TRT'de birçok program sunduğuna ve o zamanlarda kutlamalara davet edildiğine dikkat çeken Yolaç, ''O zamanlar davet ediyorlardı, gidiyorduk. Güzel davetler alıyorduk. Bugün bana TRT'den herhangi bir davet gelmiyor. Unuttular herhalde yaptığımız o programları, davet etmiyorlar öyle düşünüyorum'' dedi.

''Türk televizyonculuğu iyi yolda değil''

Radyo programında yaptığı açıklamalarda günümüz televizyon programlarını eleştiren Yolaç, ''Türk televizyonculuğunun iyi yolda olmadığını görüyorum. Evlilik formatları vardı, dejenerasyon vardı. Daha önceki evlilik programındaki kişiler şimdi kayıp programında yorum yapıyorlar, format değişince. Bunlar sağlıklı programlar değil'' şeklinde konuştu.

''Para için amuda kalkamam''

Eski televizyon programlarının kalitesine vurgu yapan Yolaç, şöyle tamamladı: ''Ben program yaptığım dönemde Asuman Hanım (Erkan Yolaç'ın eşi) program ile A'dan Z'ye ilgilenir, montajları takip eder, seyirci kalitesine çok dikkat ederdi. Asuman Hanım, önde kravatsız birini gördüğünde rica eder, arka tarafa alırdı. Dekorda en ufak sorun varsa hemen titizlikle müdahale ederdik. Ama böyle programlar bugün yapılmıyor. Sonra neden Erkan bey program yapmıyorsunuz? Bana zaten belirli bir kesimden davet gelmiyor. Gelmediği gibi ben kendi prensiplerime uymayan programlarda çalışmak istemiyorum. Yani para için amuda kalkamam bu saatte sonra. Bana ters geliyor. İstediği kadar büyük paralar olsun çalışmıyorum''.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Özel: "Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğu ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin, "Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz" dedi. Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrası CHP Genel Merkezinde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Özel, "Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik" şekilde konuştu. "Bizim suçumuz, seçim kazanmak" Son yerel seçimleri kazandıkları için haksız ilan edildiklerini söyleyen Özel, "Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir." ifadelerini kullandı. "Türkiye değil, dünya hukuk tarihinde olmayacak bir karar" Özel, "Malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız." "O telefona bakmadık, bakamadık" Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı telefon görüşmesinden bahseden Özel, "Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek." dedi.