GENEL - 26 Nisan 2009 Pazar 12:38

"Erdoğan'ın dedesi direnişçi olarak öldü"

A
A
A
"Erdoğan'ın dedesi direnişçi olarak öldü"

Araştırmacı-tarihçi Cezmi Yurtsever, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dedesi Bagatlı Recep'in Rize yöresinde Rus işgalciler ve Ermeni komitacılara karşı verdiği mücadele sırasında olaylara karıştığını ve hayatını kaybettiğini ileri sürdü.

Yurtsever, yaptığı açıklamada, Osmanlı arşivinde bulunan Aşiretler ve Muhacirler Umum Müdürlüğü'nün çizdiği 1916 yılındaki göç ve iskan haritasında Rus ordusu ve Ermeni komitacılarının katliamlarından kaçan 1 milyon Türk yurttaşının kitle halinde bulundukları yerleri terk ederek, Anadolu içlerine yerleştirilmeleriyle ilgili bilgilerin yer aldığını söyledi.

Harita üzerinde Rus işgali altına giren Rize'nin Piruzköy/Dumankaya yöresinde yaşanan olaylarla ilgili Osmanlı arşivinde bulunan 50 milyon belge taraması ve yerinde sözlü kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre Bagatlı ailesinden Recep'in direnişçi olarak yöredeki olaylara karıştığı ve hayatını kaybettiği bilgisine ulaştığını anlatan Yurtsever, "Adı geçen Bagatlı Recep, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da dedesidir. Araştırmalarımı Bagatlı ailesinin kökenleri üzerine yoğunlaştırdığımda aynı ailenin Fatih Sultan Mehmet zamanında Trabzon'un fethi üzerine Türk topluluklarından olduğu bilgisine ulaştım. Bagatlı ailesi yörede 'Ayan' (Derebey) olarak da
biliniyordu. Ve çok sayıda isyana katılmıştı. Erdoğan'ın davranışlarında sert tepkiler vermesi onun atalarından devraldığı özelliğidir. Sayın Erdoğan'ın dedesinin Rus işgalciler ve Ermeni komitacılara karşı verdiği mücadelenin ayrıntıları, aile sırrı olarak günümüze kadar saklandı" dedi.

Bahçeli Ailesi yüz yıl yas tuttu

Araştırmacı-tarihçi Cezmi Yurtsever, Devlet Bahçeli'nin ailesinin de Ermeni isyanlarının mağduru olarak 100 yıl yas tuttuğunu ifade etti. Osmaniye'nin Bahçe ilçesindeki tarihi türbelerdeki mezar taşları üzerindeki yazıları çözümleme ve bizzat Devlet Bahçeli'nin destekleriyle Osmanlı arşivinde yaptığı araştırmalar sonucu Bahçeli'nin bağlı olduğu Fettahlı aşiret beylerinin 19. yüzyılda başlayan Ermeni isyan hareketlerinden etkilendiğini belirten Yurtsever, 1815, 1854, 1909 yıllarında ailenin liderlerini, hatta soyunu ortadan kaldırmaya yönelik idam cezalarının verildiğini anlattı.

Yurtsever, şunları söyledi:

"1815 yılında yaşanan Fettahlı Beyi Ağca ve kardeşi Ahmet ile 25 aşiret mensubunun idamları olayı, Toros Dağları'ndaki Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı Zeytun ve Haçin'de isyan hareketlerinin de kontrolsüz kalmasını sağladı. Benzer şekilde 1854'de Fettahlı Mehmet idam edildi. Ve 1909 yılında yaşanan Türk-Ermeni savaşı sonrası Bahçe Müftüsü Hakkı Efendi, Batılı ülkelerin baskıları sonucu idam edildi. Özetle Devlet Bahçeli'nin ailesi bu idamlardan dolayı 100 yıl kadar yas tuttu. Fransız işgali
başladığında Devlet Bahçeli'nin babası Salih, 16 yaşının içinde Kuvayı Milliye saflarına katılarak mücadele verdi. Savaş sonrası İstiklal gazisi madalyası aldı."

ADANA - İHA

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Başkan Acar: "Aliağa’mızın en iyisini isteme hakkı vardır çünkü üreten bir şehirdir" Aliağa Belediyesi mart ayı meclis toplantısında konuşan Belediye Başkanı Serkan Acar, ilçenin tam teşekküllü bir hastaneye ihtiyacı olduğunu ifade ederek, "Çaltılıdere’deki hastanenin bir an önce faaliyete geçmesi için elimizden gelen mücadeyi vereceğiz. Sağlık hizmetleri hepimizin konusu, belediye olarak bizim de asli konumuz ve asli mücadelemizdir" dedi. Meclis toplantısı Belediye Başkanı Serkan Acar başkanlığında gerçekleştirildi. Başkan Acar, tüm vatandaşların sağlık, huzur, birlik ve beraberlik içerisinde bir Ramazan geçirmesi temennisinde bulundu. Toplantıda, Değirmendere Spor Tesisi’nin adının ‘Yavuz Güral Değirmendere Spor Tesisi’ olması, Çıtak Mahallesi’nde Aliağa Belediyesi tarafından projelendirilen ve yapımına başlanacak olan spor tesisinin adının ‘Çıtak Memduh Aydın Spor Tesisi’ olması ve Avcı Ramadan Çocuk Oyun ve Rekreasyon Alanında bulunan basketbol sahalarına da "Julide Oytun Sonat Spor Parkı" isminin verilmesi kararlaştırıldı. Gündemdeki maddelerin oylanmasının ardından meclise hitap eden Başkan Acar, sağlık hizmetleri ilgili açıklamada bulundu. Başkan Serkan Acar, "Aliağa’mızın en iyisini isteme hakkı vardır çünkü üreten bir şehirdir. Sağlık anlamında da en iyisine layıktır. Aliağa’mızda tam teşekküllü bir hastanenin yapılması gerekmektedir. Hepimiz aynı mücadelenin içindeyiz. Mevcut hastanemize de haksızlık etmemek lazım. Hem yönetim hem de sağlık çalışanları özveriyle çalışıyorlar. Eksiklikleri de tamamlama çalışması içindeler. En kısa sürede tamamlayacaklardır. Çaltılıdere’deki hastanenin bir an önce faaliyete geçmesi için elimizden geldiğince mücadelemizi vereceğiz. Sağlık hizmetleri hepimizin konusu, belediye olarak bizim de asli konumuz ve asli mücadelemizdir" ifadelerini kullandı.
Samsun "Bebeklerde işitme kaybının geç fark edilmesi dil gelişimini olumsuz etkiliyor" Bebeklerde işitme kaybının zamanında teşhis edilmesinin, erken müdahale açısından önemli olduğuna dikkat çeken Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, "İşitme kaybının tanısı geç konduğunda bebek ve çocukların optimal gelişimi ve kişisel başarıları olumsuz etkilenmektedir. Çünkü dil ve iletişim becerileri çocuğun normal gelişimi için önemli rol oynamaktadır. Bu becerilerin kazanımındaki gecikme okuma-yazmayı, akademik başarıyı ve kişisel-sosyal gelişimi etkilemektedir" dedi. Liv Hospital Samsun Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Kliniği’nden Opr. Dr. Yunus Karadavut, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak bebeklerde işitme kaybının geç fark edilmesinin dil gelişimini olumsuz etkilediğini söyledi. "Kişisel başarılar olumsuz etkilenebilir" İşitme kaybının belirlenmesinin, erken müdahale hizmetlerinin sağlanması açısından önemli olduğunu vurgulayan Opr. Dr. Karadavut, "İşitme kaybının tanısı geç konduğunda bebek ve çocukların optimal gelişimi ve kişisel başarıları olumsuz etkilenmektedir. Çünkü dil ve iletişim becerileri, çocuğun normal gelişimi için önemli rol oynamaktadır. Bu becerilerin kazanımındaki gecikme okuma-yazmayı, akademik başarıyı ve kişisel-sosyal gelişimi etkilemektedir. Bu nedenle hem Türkiye’de hem de dünyada yeni doğan, çocukluk ve okul dönemlerindeki çocuklarda işitme taramalarına önem verilmektedir" diye konuştu. "Okul çağındaki çocuklar risk altında" Okul çağı çocuklarının risk altında olduğunu da sözlerine ekleyen Opr. Dr. Karadavut, "Alerjiler, üst solunum yolu enfeksiyonları, geniz eti ve bademcik enfeksiyonları ve buna bağlı orta kulakta sıvı birikmesi durumu, dış ve orta kulak enfeksiyonları, buşon (kulak kiri), travma, kulak içine yabancı cisim kaçması gibi durumlar ve genetik hastalıklar işitme kaybına neden olabilir. İşitme eğitim ve iletişim için en önemli bileşendir. Okul döneminde daha da önemli hale gelmektedir. Kalıcı işitme kaybı yaygınlığının okul çağındaki çocuklarda binde 9’a yükseldiği bildirilmektedir. Bir ya da iki kulakta kalıcı ya da geçici işitme kaybı, okul-yaşı çocuklarının yüzde 14’ten fazlasını etkilemektedir. Tek taraflı işitme kayıplarında bile sınıf tekrar oranı yüzde 37 olarak bildirilmektedir. İşitme kaybı dikkat, öğrenme ve sosyal işlevlerdeki sıkıntıları artırmaktadır. Çocuklardaki işitme kaybı yaygınlığı eğer gerekli tıbbi ve eğitim desteği sağlanamazsa, okul başarısını olumsuz etkileyerek bireylerde önemli sosyal ve ülke açısından ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. Sonuç olarak okul çağı çocuklarında işitme kaybı ihmal edilmemeli ve en yakın uzman hekime başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.