DÜNYA - 28 Mayıs 2025 Çarşamba 14:53 | Son Güncelleme : 28 Mayıs 2025 Çarşamba 14:57

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'tan Mekke'de hac değerlendirme toplantısı

A
A
A

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, bu sene Mekke'de kaçaklara yönelik alınan tedbirlerle hac organizasyonunun daha rahat hale geldiğini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Mekke Din Ataşeliğinde basın toplantısı düzenledi. Erbaş, bu yıl Türk hacılarının yaş ortalamasının 62'den 60'a indiğine dikkat çekerek, "Yaş ortalaması gittikçe düşüyor. Gençlerin teveccühü var. Erken yazılmaları ile kura genç yaşta çıkıyor ve erken yazıldığı zaman genç olarak gelebiliyorlar. Mesela 15-16 yaşında yazılan gençler, 20-25 yaşında hacca gelebiliyor. Böylece gençlerin hac için erken yaşlarda kayıt yaptırmaları avantaja dönüşüyor. Görüyoruz ki gençler de erken yaşlarında hacca gelmek için kayıt yaptırıyorlar" dedi.

Mekke-i Mükerreme'de mübarek şehirde olduklarına dikkat çeken Erbaş, "Tarihin başladığı yerdeyiz. Kur'an'ın gelişine şahit olan topraklardayız. Burası bereketli bir şehirdir. Bağrından insanların en güzel örneği, en büyük rehberi, Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselam Efendimizi çıkaran şehirdir. Bu yüzden buraya Mekke-i Mükerreme diyoruz. Yani değerli, cömert Mekke. Hayat kaynağımız Kur'an-ı Kerim bu şehirde tebliğ oldu. İnsanlığın talihi burada değişti. Risaletin ilk 13 yılına sahne olan bu topraklardayız. Mekke'den Medine'ye, Medine'den medeniyete giden ve bir asır içerisinde Orta Asya'yı Endülüs'e bağlayan ilim yolunun hareket noktası Mekke oldu Bu şehrin bu topraklarında dolaşırken, bu yüksekliği tefekkür etmenizi istirham ederim. Rabbimiz, Hazreti İbrahim'in lisanı ile insanları bu şehre, Mekke'ye, Beytullah'a hacca davet etmektedir. Bu davet bir beldeye, mekana yapılan davet değildir. Bu davetin en temel maksadı insanları hakikate çağırmaktır. Hac bir öze dönüş fırsatıdır. Bir arınma, yenilenme iklimidir. Alemlerin Rabbine yönelerek samimi tövbe ve kendine, özüne varma yolculuğudur. Hac bir evrensel bir kardeşlik buluşmasıdır. Her yıl Arafat'ta buluşan Müslümanlar, bütün farklılıkları ortak bir paydada buluşturmaktadır. Hac birçok hikmeti içinde barındıran bir ibadettir. İslamiyet'in evrensel seviyede resmedildiği bir tablodur. Hac bir eğitim sürecidir. İhram, tavaf, Safa, Merve, şeytan taşlama, birçok şeair, sembol ile öne çıkan hac ibadetinde büyük manalar vardır. Hac bize bu semboller üzerinden kulluk şuurunu, güzel ahlakı öğretmektedir. Aklı ve kalbi arındırarak hayatı imar etme şuuru sağlamaktadır. Sünnetin rehberinde güzel ahlak ile diriliştir. Bu bilgi ile yapılan hac, elbette hayata çok kıymetli değerler kazandıracaktır. Ahiretteki karşılığı ise cennet olacaktır. Efendimiz, mebrur bir haccın karşılığı cennettir buyurmaktadır" diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'tan Mekke'de hac değerlendirme toplantısı

Zor bir çağa şahitlik edildiğini kaydeden Erbaş, "Bireysel bunalımların, küresel krizlerin kuşattığı bir hayatın içerisinden geçiyoruz. İnsanlığı içine düştüğü bunalımlardan kurtaracak, ahlak ve ilmin neşet ettiği topraklarda bulunuyoruz. Tüm insanlığı cehaletten koruyacak büyük bir medeniyet inşa etmişti. Kitabı sana insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarısın diye indirdik ayeti bu topraklarda nazil oldu. Bu günlerde Kur'an'ın nuru ile bütün insanlığı kötülükten aydınlığa çıkartmanın gayreti içerisinde olmayız. Onun ilhamını alabileceğimiz en önemli yerdeyiz. Bu ilhamı almak için buradayız. Efendimizin getirdiği evrensel değerleri yeniden insanlığa takdim etmek ile sorumluyuz. Aynı azim ve kararlılıkla çalışmak zorundayız. Bugün Müslümanlar olarak vahdet şuurunu güçlendirmeye ihtiyacımız var. Müslümanlar birlik ve beraberlik içerisinde feraset ile hareket etmek, küresel seviyede güçlü inisiyatifler almak zorundadır. Mazlumların yüzünün gülmesi için buna mecburuz. Küresel meselelerin çözülmesi için buna mecburuz. Bunalımlar çağından, umuda, sevince, aydınlık yarınlara yol açmak için buna mecburuz. Dünya mazlumlarının yanında, zalimlerin karşısında olmak için buna mecburuz. Kötülüklerin önüne geçmek, tüm insanlığın iyiliğini temin etmek için daha çok çalışmaya mecburuz. Bu şuurun evrensel düzeyde güçlenmesi için hac büyük bir imkandır" diye konuştu.

Haccın meşakkatli bir ibadet olduğunu kaydeden Erbaş, "Diyanet İşleri olarak vatandaşlarımızın en güzel şekilde hac ibadetini yerine getirmek için azami gayret gösteriyoruz. İrşat, sağlık, servis başta olmak üzere birçok alanda büyük çalışma yürütüyoruz. Hac ibadetini bir irşat fırsatına dönüştürmek istiyoruz. İrşat ekibinde 71 kişilik özel akademik hocamız var, 418 kadın irşat görevlimiz, 392 kafile başkanımız, bin 840 din görevlisi hocamız ile irşat faaliyeti yürütüyoruz. Yapılan yayınlar ve üretilen içeriklerle irşat hizmetlerimizi daha güçlü ve kalıcı hale getiriyoruz. Bu sene 84 bin 942 vatandaşımız hac ibadeti için kutsal topraklara geldi. Yüzde 51.5'i kadınlarımızdan, 48.5'i erkeklerimizden oluşmaktadır. Hacı adaylarımızın büyük çoğunluğu Mekke'ye intikal ettiler. Bu sene hacca gelen vatandaşlarımızın yaş ortalaması 60'dır. Şu ana kadar hac için kutsal topraklarda bulunan 8 vatandaşımız vefat etti. Arafat için hazırlıklar tamamlandı. Çadırlarımız klima ve halıları ile donanımlı şekilde inşa ediyoruz. Rahmanın misafirlerinin Arafat vakfesini sıkıntısız bir şekilde yapabilmesi için her türlü gayreti gösteriyoruz. Kısa süreli de kalsak Arafat'a bir hastane kuruyoruz. Doktorlarımız hastalarımızın başında Arafat'a çıkartıyoruz. Yürüyemeyecek hacılarımızın intikallerini başında doktorlar ile araçlarla sağlıyoruz. Suudi Arabistan Hac Bakanlığı ile de iyi bir işbirliğimiz var. Hacılara yönelik hizmetleri için onlara da teşekkür ediyoruz. Kolay değil 2 milyon hacıyı bir gün içerisinde Arafat'a çıkarmak, oradan indirmek. Tavafda, sayda tedbirler almak, organizasyon gerçekleştirmek gerçekten kolay değil. Geçen sene hac bittikten sonra bu yılın şartlarını ihtiva eden yazılar gönderdiler. Hac Umre Kurulu üyeleri toplantılar yaptık. Vatandaşlarımızı hac vizesi olmadan gelmemeleri konusunda ikazlarımızı yaptık. Bugün gerçekten Suudi Arabistan sıkı tedbirler aldı. Bunun neticeleri de güzel oldu" diye konuştu.

Bütün tedbirlere rağmen kaçak olarak gelen Türk vatandaşları var ise onlar için de büyük sıkıntılar doğuracak tedbirler olduğunu hatırlatan Erbaş, genel olarak bakıldığında bu tür tedbirlerin hac organizasyonunun kolaylaşmasına vesile olduğunu belirtti. Bu sıkı tedbirleri hac organizasyonunu bozacak hareketlere karşı bir tedbir olarak gördüklerini ifade eden Erbaş, bu kontroller ile birçok sıkıntıdan bu yıl ortadan kalktığını bildirdi.

Geçen sene 62 olan yaş ortalamasının bu sene 60 inmesinin sevindirici olduğuna dikkat çeken Erbaş, "Gençlerin ilgisi her geçen yıl artıyor. Gençler artık erken yaşlarda kayıt yaptırmaya başladılar. O zaman da genç yaşta çıkıyor. Gençlerimizin hac ibadetine olan ilgisinin artması sevindiricidir. Bu sene Arafat öncesinde bugün itibarıyla 1'i trafik kazası neticesi olmak üzere 8 hacı adayımız vefat etti" dedi.

Suudi Arabistan'da 2030 Kabe Genişletme Programı olduğunu hatırlatan Ali Erbaş, "Rahmanın misafirlerini rahat ettirmek için Kabe'nin etrafını genişletiyorlar. Yapılan çalışmalar yakın zamanda bittiğinde ülkelere uygulanan binde 1 kotasının yükseleceğini tahmin ediyoruz. Böylece daha fazla hacı adayımızı her yıl getirebileceğiz. Bunun çok yakın zamanda olmasını ümid ediyoruz. Geçen yıl Türkiye olarak dünya birinciliği ödülümüzü en disiplinli, en organize hac yapan ülke olarak aldık. Bu sene de inşallah en iyi organizasyon ödülünü almak için gayret gösteriyoruz. Bu mükafat, Suudi yetkililerin denetlemeleri neticesinde kararlaştırılıyor" diye konuştu.

Bu sene Arafat'a 50 derece sıcaklık ve çarpıcı bir güneş olacağını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Rıdvan Yalçın da, "Hacı adaylarımızın Arafat vakfesini çadırlarında ibadet ile geçirmelerini, özellikle sabah 10 ile 16 arası çadırlarından çıkmamalarını hatırlatıyoruz. Özellikle yaşlı hacı adaylarımızın çok kısa bir süre bile olsa güneş altında kalması hastanelik olmalarına yol açıyor" dedi. Bu sene bütün hacıların güneşten korunmak için şemsiye kullanmaları da tavsiye edildi.

Türkiye hac sırası bekleyen en kalabalık ülkelerin başında yer alıyor. Ancak uyguladığı her yıl artan oranlı kura çekimi ile de dünyaya örnek oluyor. Bu sene hacca gelenlerin yüzde 87'si 2013 yılından önce kayıt yaptıranlardan oluşuyor. 2024 yılında başvuranlardan ise sadece 1 kişi 2025'te hacca gelebilme imkanı buldu. Malezya'nın uyguladığı ilk önce başvuran sıraya girer mantığı ile organizasyon yapılması halinde müracaat eden yeni akil baliğ olmuş bir gence 132 yaşında hacca gidebileceğine dair yazı verildiği görüldü. Türkiye'den diğer ülkelerin yıl geçtikçe kuraya katılma sayısının arttırılması uygulamasını almak için bilgi aldıkları öğrenildi. Bu sene hacca gelenlerin genellikle 13 ile 15 yıl arasında bekleyenlerden olduğu bildirildi.

İrfan Altıkardeş - Muhammed Akif Arvas

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Avrupa havacılık ekosisteminin parlayan yıldızı İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), küresel havacılık sektöründeki yükselişini rekor tazeleyerek sürdürüyor. Avrupa Uluslararası Havalimanları Konseyi’nin (ACI Europe)2026 yılı Şubat trafik verilerine göre ISG, geçen yıla kıyasla kıtanın en güçlü büyüme performanslarından birine imza attı. İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), Avrupa havacılık sektöründeki güçlü yükselişini rekor performansla sürdürmeye devam ediyor. Avrupa Uluslararası Havalimanları Konseyi’nin (ACI Europe) 2026 yılı Ocak ve Şubat aylarına ilişkin trafik verilerine göre ISG, kıta genelinde en güçlü büyüme performansını sergileyen havalimanları arasında zirvede yer aldı. Yıllık 40 milyon üzeri yolcu kapasitesine sahip "Major/Büyük Havalimanları" kategorisinde, Ocak ayında yüzde 14,3, Şubat ayında ise yüzde 15,7 yolcu artışı kaydeden Sabiha Gökçen, Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı konumunu pekiştirdi. Bu güçlü performans, 2025 yılında elde edilen rekor büyümenin üzerine inşa edildi. ACI Europe 2025 yılı verilerine göre ISG, yüzde 16,7’lik yıllık yolcu artışı ile Avrupa’nın 40 milyon üzeri yolcu kategorisindeki ’Major/Büyük Havalimanları’ arasında en hızlı büyüyen havalimanı olmuştu. 48,4 milyon yolcu ile tarihi eşik aşıldı 2025 yılını 48,4 milyon yolcu ile tamamlayan İstanbul Sabiha Gökçen, tarihindeki en yüksek yolcu sayısına ulaşarak önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Bu performansıyla Sabiha Gökçen; Münih, Londra- Gatwick, Lizbon gibi önde gelen Avrupa havalimanlarını geride bırakarak kıtanın en yoğun havalimanları arasında üst sıralara yükseldi. 2026 yılında da Avrupa havacılık sektöründeki öncü konumunu istikrarlı bir şekilde devam ettiren İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (SAW), ACI Europe Ocak ve Şubat raporlarına göre yolcu artışında zirvedeki konumunu korudu. Ocak 2026 Havalimanı Trafik Raporu’na göre, Avrupa kıtasındaki büyük (majör) havalimanları arasında yüzde 14,3’lük yolcu artışıyla en güçlü büyüme performansını sergileyen Sabiha Gökçen, Şubat ayında da yüzde 15,7 ile en yüksek büyüme oranıyla Avrupa havacılık arenasında, zirvedeki yerini sağlamlaştırdı. Sabiha Gökçen Havalimanı Avrupa havacılık ekosisteminin parlayan yıldızı Özellikle stratejik iş birlikleri ve genişleyen uçuş ağı sayesinde "Şehrin Havalimanı" kimliğini uluslararası bir bağlantı merkezi vizyonuyla pekiştiren İstanbul Sabiha Gökçen (ISG), küresel bir merkez olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Havalimanının son zamanlarda gerçekleştirdiği Uzak Doğu hatlarındaki stratejik ortaklıkları ve Avrupa genelinde artan uçuş frekansları, bu sürdürülebilir başarı grafiğinin en somut göstergeleri olarak dikkat çekiyor. Güçlü altyapısı, sürekli iyileştirilen ve artırılan operasyonel kapasitesi ve yolcu deneyimine odaklanan yaklaşımıyla Sabiha Gökçen Havalimanı, İstanbul’un küresel bir hava ulaşım merkezi olarak Avrupa’nın en prestijli havalimanları arasındaki yerini daha da ileriye taşımaya ve Türkiye’nin en önemli ve dinamik kapılarından biri olma misyonunu pekiştirmeye devam ediyor.
Kahramanmaraş "Her Ev Kütüphane Olsun" Projesiyle 170 öğrencinin evine kütüphane Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Kütüphaneler Haftası kapsamında hayata geçirdiği "Her Ev Kütüphane Olsun" ve "Kütüphanelerdeyiz" projeleriyle öğrenciler kitapların zengin dünyasıyla buluşuyor. Çağlayancerit İlkokulu öğretmenleri ve Okul Aile Birliği’nin katkılarıyla yürütülen proje kapsamında, 170 öğrencinin evine kütüphane kuruldu. Üç yıl boyunca kesintisiz devam edecek proje ile öğrencilerin kalıcı bir okuma alışkanlığı kazanmaları ve her evde bir kütüphane oluşturma bilincinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Çağlayancerit İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalarda, kitaplıkların montaj süreci okul yönetimiyle iş birliği içerisinde gerçekleştirildi. Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Menderes İbik, projeye ilişkin değerlendirmesinde, "Kütüphaneler Haftası kapsamında hayata geçirdiğimiz ‘Her Ev Kütüphane Olsun’ ve ‘Kütüphanelerdeyiz’ projeleriyle öğrencilerimizi kitapların zengin dünyasıyla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Önümüzdeki üç yıl boyunca kesintisiz devam edecek bu proje ile temel amacımız; evlatlarımıza kalıcı bir okuma alışkanlığı kazandırmak ve her evde küçük de olsa bir kütüphane oluşturma bilincini yaygınlaştırmaktır. Şunu çok iyi biliyoruz ki; bir evde kurulan kütüphane, çocuğun dünyasını aydınlatan en kıymetli eğitim ortamlarından biridir" ifadelerine yer verdi. Çağlayancerit İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali Öztürk ise bu projede emeği geçen okul idaresine, öğretmenlere ve Okul Aile Birliğine teşekkür etti.
Ankara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce AK Parti Grup Toplantısı’nın Türkiye’ye, Türk milletine ve Türk demokrasisine hayırlar getirmesini diledi. 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası’na katılmayı hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nı gönülden tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, Ay-yıldızlı bayrağı, 24 yılın ardından futbolu en büyük sahnesinde dalgalandıracak A Milli Futbol Takımı’na Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynanacak grup maçlarında başarılar diledi. "Kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz" Ramazan ayında yakalanan ivmeyi artırarak devam ettireceklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "23 yıldır olduğu gibi yine kırmadan, dökmeden ve ayrıştırmadan tam tersine gönüller kazanarak yola devam edecek, milletimizin hayır duasına mazhar olabilmek için geceyi gündüze ekleyeceğiz. Etnik kökeni, dili, mezhebi, fikirleri, dünya görüşü her ne olursa olsun 86 milyonu kendimize kardeş ve kaderdaş bilecek, kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Ramazan Bayramı’nın tüm Türkiye için İslam coğrafyası ve insanlık için tekrar kutlu ve mübarek olmasına; barışa, huzura, kardeşlik ve dayanışmaya vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum" dedi. Türkiye başta olmak üzere ortak coğrafyada baharın müjdecisi olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı da tebrik eden Erdoğan, Nevruz gününün bazı provokatör girişimlere rağmen bu senede herhangi bir taşkınlık yaşanmadan kutlanmasından dolayı memnuniyetini dile getirdi. "Mecbur kalmadıkça sataşmalara cevap vermedik" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bilhassa Türkiye’nin içerisinde bulunduğu bölgenin içinden geçtiği sancılı atmosferde üsluba çok özen gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Kelimelerimizi tartarak konuşuyoruz, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyu, serinkanlılığı ve sükuneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımızı ve partimizi hedef alan, çoğu zamanda edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan sistemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman Genel Başkan’ın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çeki düzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça milletimizin hak ve hukukuna yönelik taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik" ifadelerine yer verdi. "Sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" Türkiye’nin etrafının ateş çemberi haline döndüğünü, sınırların hemen ötesinde füzeler ve dronların havada uçuştuğu bir zamanda konsantrasyonlarını bozacak her türlü siyasi tartışmadan uzak durduklarının altını çizen Başkan Erdoğan, "Şunu herkes bilsin ki sükutumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? ‘Nadan ile sohbet zordur bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline’. Biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık" açıklamasında bulundu. "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 yıldır olduğu gibi bugün de taş üstüne taş koymanın çabası içerisinde olduklarını vurgulayarak, "Türkiye’yi küresel bir oyuncu haline getirmenin mücadelesi içindeyiz. Biz coğrafyamızın farklı köşelerinde akan gözyaşlarını silmenin, akan kanı durdurmanın, mazlum ve mağdurlara zor günlerinde el uzatmanın derdindeyiz. AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. ‘Aşkla koşan yorulmaz’ şiarıyla milletimiz için koşmaya koşturmaya devam ediyoruz" diye konuştu. "5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" Muhalefet tarafından köpürtülen sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden Erdoğan, "Dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren Beşinci Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri kısa adıyla 5G teknolojisiyle fiilen tanışmış olduk. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemize kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4,5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız. Allah nasip ederse 5G hizmetlerini iki yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" ifadelerine yer verdi. "Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz" AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak çok büyük sorumlulukları olduğunu ve kendilerinin Türkiye’yi bölgedeki yangından korumak gibi bir vazifeleri olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz aziz milletimizin lokmasını büyütmek, refahını artırmak, huzurunu temin etmek, geleceğine güvenle bakmasını sağlamak gibi ağır bir mesuliyetimiz var. Bunları hiçbir zaman unutmayacağız, ihmal etmeyeceğiz. Hedeflerimizle aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Son günlerde muhalefetin iyice zıvanadan çıkan çirkin üslup ve tavırları nedeniyle bu değerlendirmemi hatırlatmakta fayda görüyorum. Bir defa hepimiz şunun farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız, bu milleti kandıramazsınız. Bu millete siyasi hokkabazlığı, siyasi cambazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmasını; bunların tefrikini yapmasını çok iyi biliriz. Hiç kuşkunuz olmasın, milletimiz AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok net görmekte ve bunun değerlendirmesini en güzel şekilde yapmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı değildir" Başkan Erdoğan, Ana muhalefet partisinin Ramazan ayında bile ara vermediği saldırgan söylemlerin vatandaşlar tarafından takip edildiğini ve bu sürece hak edilen notu verdiğini söyleyerek, "Bundan zerre kadar şüphe duymadım ve duymuyorum. Ellerine geçirdikleri her fırsatı şahsımıza ve partimize yönelik bir hakaret senfonisine dönüştürerek unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde hadsize haddini bildirmenin kırk yetime kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek ana muhalefetin başındaki zat dahil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü, bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır" ifadelerini kullandı. "Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" Türk siyasi tarihine bakıldığında darbecilerle beraber kol kola yürüyenin CHP olduğunu dile getiren Erdoğan, "Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP’yle karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz. Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart Muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan Bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında, sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine ‘kontrollü darbe iftirası’ atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik; CHP’nin karakteridir, ruhudur ve kimliğidir" diye konuştu. "Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin milli sporudur" Erdoğan, "CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş halidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz." "Ben bu seviyesizliği aziz milletime şikayet ediyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik eleştirilerde bulunarak, "Maalesef Ana Muhalefet Partisinin genel başkanlık koltuğunda ağzı bozuk, ruh hali bozuk, önüne gelene hakaretler savuran, dahası hakaretlerinden yüzü dahi kızarmayan bir karakter bulunmaktadır. CHP’li vatandaşlarımızın da giderek pervasızlaşan bu söylemlerden, bu akıl ve ahlak tutulmasından rahatsızlık duyduğunu çok iyi biliyorum. Ben bu seviyesizliği hiç kimseye değil aziz milletime şikayet ediyorum. Aziz milletimi havale ediyorum. Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış" değerlendirmesinde bulundu. "Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-safası değildir" CHP’li yetkililerin herkesi suçladığını ve günah keçisi ilan ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gün olsun hırsızın hiç mi suçu yok sorusunu sormadınız. Bir gün olsun kabahati yok demediniz. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın fakat bu ülke CHP’nin han-ı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların han-ı zi-safası değildir. Dolayısıyla hiç kimse size ‘yiyin efendiler, yiyin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin’ demez, diyemez, demeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın çırpanın soyanın yanına kar kaldığı günler artık geride kalmıştır" diye konuştu. "Taraf değiliz, milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz" Erdoğan, CHP’li beledilere yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda taraf olmadıklarını da kaydederek, "Daha önce defalarca söyledim bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisiyle birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur" İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın 28 Şubat’ta başladığını ve birinci ayını doldurduğunu hatırlatan Erdoğan, önceliklerinin Türkiye’nin bu dönemi kazasız belasız atlatması olduğunu belirterek, Türkiye’yi yaşanan çatışmaların uzağında tutmakta kararlı olduklarının altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: "Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız İslamabat’ta düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıya endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik. Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız ve diğer ilgili arkadaşlarımız kendi görev alanları içinde yoğun gayret sarf ediyorlar. Türkiye’nin tavrı çok berraktır, bölgemizde barışın hakim olması için ne yapılması gerekiyorsa bunları tereddütsüz yapmayı görev biliyoruz. Akan kanın durması, gözyaşının dinmesi, silahların susması, sorunların diplomasiyle çözülebilmesi için şayet iğne ucu kadar dahi umut varsa bunu değerlendirmek boynumuzun borcudur. Şunu ifade etmeliyim ki, savaşın başından beri Türkiye’nin ilkeli duruşu, tavrı, dünyaya ve bölgeye verdiği mesajlar insanlığın ve vicdanın sesi olmuştur." "Bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu çatışma kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir" Kardeş ve dost ülkelerin yaşadığı acıların son bulmasını samimiyetle arzu ettiklerinin altını da çizen Erdoğan, bölgede bekleyen tehlikelerin başında savaşın uzaması ve bölgesel bir iç çatışmaya dönüşme riski olduğunu sözlerine ekleyerek, "Enerji, ulaştırma, sivil altyapıya yönelik misillemeler maalesef bu ihtimali artırmaktadır. Şunu burada açıkça ifade etmek mecburiyetindeyim: Bölgemizi yangın yerine çevirmekle kalmayıp tüm insanlığın omuzlarına çok ağır bir ekonomik yük bindiren bu hukuksuz savaşın birinci derecede sorumlusu, çatışma, kaos ve kriz bağımlısı İsrail hükümetidir. Savaşın yeni cepheler açılmak suretiyle devam etmesine sebebiyet verecek her gelişme İsrail’in kanlı stratejisine hizmet edecek, bölgemize ise kaybettirecektir. Savaşta dökülen her damla kanın Netanyahu’nun siyasi ömrünü uzatacak bir can suyu olacağı unutulmamalıdır dedi. "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir" Diğer bir önemli hususun ise İran’la savaşın küresel barış vizyonuna hizmet etmediği tam tersine bu vizyonu sabote ettiği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlığın sıkıştırıldığı bu kapandan kurtulması için eldeki en büyük imkan diplomasidir, diyalogdur, uzlaşmadır. Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir. Vicdan bunu gerektirir. Uluslararası hukuk, adalet ve hakkaniyet bunu gerektirir" şeklinde konuştu.
Van Bahçesaray yolundaki çalışmalara çığ riski nedeniyle ara verildi Van’ın Bahçesaray ilçesine ulaşımı sağlayan ve yaklaşık üç aydır kapalı olan yolda başlatılan çalışmalar, çığ riski nedeniyle durduruldu. Kış şartlarının ağır geçtiği bölgede ekipler tarafından başlatılan yol açma çalışmaları, son günlerde artan çığ tehlikesi nedeniyle askıya alındı. Özellikle yüksek kesimlerde biriken kar kütlelerinin hareket etme riskinin arttığını belirten yetkililer, ekiplerin can güvenliği için çalışmaların geçici olarak durdurulduğunu ifade etti. Kar kalınlığının yer yer 1 ila 3 metreyi bulduğu güzergahta, hava şartlarının normale dönmesi ve riskin azalmasının ardından çalışmaların yeniden başlayacağı bildirildi. Geçtiğimiz yıllarda AFAD koordinesinde 7 kurumdan oluşturulan "Çığ Tehlikesini Belirleme ve İzleme Komisyonu" üyeleri, bölgedeki riskli alanlarda ölçümler yaparak çığ tehlikesi bulunan yerleri belirleyip önceden önlem alınması sağlanıyor. Bu yılda aynı ekibin bölgede çığ analiz çalışması yapıp çalışmaların devam edip edilmeyeceğini karar verecek. "Kar kalınlığı 3 metre 91 santim" Kar yağışı ve düşen çığlar nedeniyle 27 Aralık’ta ulaşıma kapanan Karabet Geçidi’nde kar kalınlığı 3 metre 91 santime ulaşırken, Bahçesaraylılar yolun kapalı olmasından dolayı Van’a ulaşımlarını 250 kilometrelik mesafedeki Bitlis’in Hizan ilçesi üzerinden sağlıyor. "Kapanan 42 yerleşim yerinin yolundan 28’i ulaşıma açıldı" Kentin yüksek kesimlerinde önceki gün etkili olan kar yağışı nedeniyle 42 yerleşim yerinin yolu ulaşıma kapandı. Yapılan çalışmalar sonucu 28 yerleşim yolu açılırken, kapalı bulunan Başkale’de 5, Gürpınar’da ilçesinde 9 olmak üzere toplam 14 yerleşim yerinin yolunun açılması için çalışmalar devam ediyor.