DÜNYA - 07 Ocak 2026 Çarşamba 07:47 | Son Güncelleme : 07 Ocak 2026 Çarşamba 07:50

Dışişleri Bakanı Fidan: "Karadeniz'in Türkiye'nin sorumluluğunda olmasından daha doğal bir konu yok"

A
A
A

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ukrayna’da muhtemel bir ateşkes sonrasında deniz güvenliğinin sorumluluğunun Türkiye tarafından üstlenilmesi konusunda bir duruşa sahip olduklarını ifade ederek, "Karadeniz'in güvenliğinin Karadeniz'de en büyük filosu bulunan NATO üyesi olarak Türkiye'nin sorumluluğunda olmasından daha doğal bir konu yok" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Paris'te düzenlenen Ukrayna Konulu Gönüllüler Koalisyonu toplantısına katıldı. Fidan, Paris’te Suriye ve Ukrayna’ya ilişkin temaslarının ardından Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği’nde basın mensuplarının sorularına cevap verdi.

"İsrail, Suriye ve ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ediyoruz"

Bugün Paris’te hem Gönüllüler Koalisyonu’nun bugüne kadarki en geniş kapsamlı zirvesi hem de Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin Fransa ziyareti çerçevesindeki temaslarına ilişkin bir soruya cevap veren Fidan, "Bugün Paris'te çok yoğun bir gün geçirdik. Bugün de şu anda büyükelçiliğimizdeyiz. Suriye Dışişleri Bakanı Sayın Şeybani, bir üçlü görüşme için Paris'te bulunuyordu; İsrail, Suriye ve Amerika arasındaki müzakereler amacıyla. Biz bu müzakereleri başından beri çok yakından takip ediyoruz. Sürekli hem Suriye tarafıyla hem de Amerika tarafıyla istişare halindeyiz. Bu görüşme sonrası kendisiyle buluştuk ve iki konuyu detaylıca görüştük; hem bugün yapılan müzakerelerde hangi aşamaya gelindi hem de birkaç gün önce YPG ile yaptıkları görüşmelerde hangi sonuçlara ulaştılar veya ulaşmadılar, onların üzerinden geçme imkanımız oldu. Bu konuları çok detaylı görüştük" dedi.

Fidan, "Daha sonra (ABD’nin Türkiye Büyükelçisi) Tom Barrack ile bir araya geldim. O da bu görüşmelerde Amerika'yı temsilen Suriye Özel Temsilcisi sıfatıyla bulunmaktaydı, Amerikan heyetinin başında. Ondan da bugünkü yapılan üçlü görüşmelerin seyrine ilişkin bilgi aldık, görüşlerimizi aktardık, bir sonraki görüşme alınan kararlar bunları etraflıca görüştük" dedi.

"İsrail’in Somaliland’da son yaptığı, bölme tabanlı istikrarsızlık yayma projelerinden biri"

Suriye’de İsrail’in provokatif eylemlerine ilişkin değerlendirmesi sorulan Fidan, "Bu provokatif eylemler, İsrail'in bölgede geniş çaplı yürüttüğü yayılmacı ve bölücü politikanın bir uzantısı, biz onu görüyoruz. Burada gerekli tespitlerin yapılması, bu tespitlerin analiz edilip gerekli tedbirlerin de alınması fevkalade önemli bölge istikrarı açısından. Bu hem bölge ülkeleriyle beraber yapılması gereken bir davranış, hem de Amerika'nın da bu konuda oynayabileceği ciddi roller var. Şimdi İsrail'in özellikle Somaliland'da son yaptığı hareket de aslında bölgedeki toprak tabanlı, bölme tabanlı istikrarsızlık yayma projelerinden biri. Biz bunu çok rahat görüyoruz. Tabii, özellikle Suriye bizim hemen kapı komşumuz olduğu için orada olan her şey bizi yakından ilgilendirmekte. Umarız herkesi memnun edecek, bölgeye istikrar getirecek bir müzakere zemini ve anlaşma zeminini buluruz" şeklinde konuştu.

"Ukrayna’da kalıcı bir barışa oldukça yakın bir durumdayız"

Paris’te gerçekleştirilen Gönüllüler Koalisyonu zirvesine ilişkin değerlendirmesinde Fidan, "Bugünkü zirve önemli bir zirveydi. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımızı temsilen katıldık Liderler Zirvesi’ne. Ülkelere ilaveten burada Avrupa Birliği, NATO gibi kurumlar da vardı, onların yöneticileri de vardı, önemli konular tartışıldı. Şunun altını çizmekte fayda var; Son 4 yıldır devam eden bu savaşta bence kalıcı bir barışa oldukça yakın bir durumdayız diye düşünüyorum. En azından barışın anahtarı olan bir takım alanların fevkalade detaylı bir şekilde tartışıldığını görüyoruz. Türkiye'nin de burada katkıları var süreç içerisinde" dedi.

Ukrayna’da muhtemel bir barış antlaşmasının sadece savaşı bitiren bir anlaşma olmayacağını vurgulayan Fidan, "Bu, aynı zamanda yeni dönemde Rusya ile Avrupa arasındaki barışın modalitelerini de uzun dönemli belirleyecek olan bir anlaşma olacak. Aynı zamanda Rusya'nın bölge politikalarını da bundan sonra belirleyecek kapsamlı bir anlaşma olacağını değerlendiriyorum şahsen, olması durumunda" dedi.

"Karadeniz'in güvenliğinin Türkiye'nin sorumluluğunda olmasından daha doğal bir konu yok"

Bugünkü zirvede tartışılan meselelere ilişkin bilgi veren Fidan, "Askeri komutanlarının sürekli devam eden hazırlıkları var biliyorsunuz, onlar bize bir sunum yaptılar. Geldiğimiz noktada barış anlaşmasının imzalanması durumunda, ateşkes imzalandığı andan itibaren ateşkesin gözetlenmesi, daha sonra Ukrayna'nın caydırıcı halde tutulması ve ateşkesin bozulması durumunda alınabilecek askeri tedbirler nelerdir, kime hangi görev düşüyor, ne türden perspektifler var, görüşler var, bunlar çok detaylı tartışıldı" dedi.

Muhtemel bir barış halinde oluşturulacak deniz unsurunun sorumluluğunun Türkiye tarafından üstlenilmesi konusunda bir duruşa sahip olduklarını ifade eden Fidan, "Bu konuda çok mesafe kat edildiğini düşünüyorum. Karadeniz'in güvenliğinin Karadeniz'de en büyük filosu bulunan NATO üyesi olarak Türkiye'nin sorumluluğunda olmasından daha doğal bir konu yok. Bu konuda ciddi mesafe kat edildiğini düşünüyorum. Ama inşallah barış anlaşması en kısa sürede imzalanır ve daha fazla insan kaybının önüne geçilir, bölgeye istikrar gelir" dedi.

"Yaraların sarılması konusunda Türkiye’den daha mahir bir ülke yok"

Fidan, "Diğer oturumda da barış antlaşmasının imzalanmasını müteakip, Ukrayna ekonomik olarak nasıl ayağa kalkar, diğer sorunları nasıl giderilir, o konuda görüşler ortaya kondu. Orada da biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız son derece hassas. Yaraların sarılması konusunda Türkiye'den daha mahir bir ülke yok. Hem kendi yaralarımıza hem de ihtiyacı olan muhtaçların yaralarını sarmada biz iyiyiz. Ekonomik yatırım, iş adamlarımızın becerisi, özellikle altyapı anlamlarında bu fevkalade önemli. Yani barışın inşallah gelmesiyle beraber ekonomik canlanmanın ve kalkınmanın da oluşmasında Türkiye büyük rol oynayacak diye değerlendiriyoruz. Orada ikili görüşmelerimiz de oldu. Diğer devlet başkanlarıyla ayaküstü önemli konulara da değindik. Avrupa Birliği yetkilileriyle de gündemi ilgilendiren konuları değerlendirdik" şeklinde konuştu.

"Bölgemizde böl, parçala, yut veya yönet tarzı politikalar artık geride kaldı"

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın bugün Somaliland’a gerçekleştirdiği provokatif ziyarete ilişkin değerlendirmesi sorulan Fidan, "Biliyorsunuz tanıma olayı ilk gerçekleştiğinde buna hem Türkiye olarak çok ciddi bir karşı duruş sergiledik, hem de bölgedeki dost ve kardeş ülkelerle bir araya gelerek ortak bir açıklama yaptık. Yani egemen bir ülkenin toprağını bu şekilde parçalamaya yönelik davranışların kabul edilemeyeceği, bölgemizde böl, parçala, yut veya yönet tarzı politikaların artık geride kaldığını, bölge ülkelerinin dayanışma içerisinde buna geçit vermeyeceğini ifade ediyoruz. Aslında ben bölge ülkelerinde de söyledim, Somaliland’ın uzun zamandır Somali'deki merkezli hükümetle iç problemleri var, bunu bir şekilde çözmeye çalışıyorlar. Hatta bizim kendi bakanlığımızda da sırf bundan sorumlu bir arabulucu bir büyükelçimiz var, uzun zamandır görev yapıyor Somaliland ile Somali arasındaki konuyu halletmek için" dedi.

"Somaliland’i tanıya tanıya İsrail’in tanıması, bir gayrimeşruluğu temsil ediyor"

Fidan, "Somaliland'in statüsü durumu, Somali'nin kendi içerisinde uzun süredir tartışılan bir konu. Ama biz Birleşmiş Milletler kararları, kendi politikamız ve diğer uluslararası teamüller çerçevesinde Somali’nin toprak bir türlüğünü her zaman sonuna kadar savunduk. Kendi sorunlarını barışçıl şekilde halletmelerini her zaman bekledik. Fakat Somaliland'ı tanıya tanıya İsrail'in tanıması, mini minnacık bir hakları varsa da herhangi bir şeyle alakalı, aslında bir gayrimeşruluğu temsil ediyor. Yani İsrail gibi gayrimeşruluğun merkezi olan bir aktör, Somaliland'ın her tarafına destek verse ne olur?" dedi.

Fidan, İsrail’in bu hamleyle jeostratejik açıdan bir güç ortaya koymaya çalıştığını söyledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Uzm. Dr. Akdemir: "Nefes darlığı olan hastalar pulmoner rehabilitasyon programları ile egzersiz yapabilirler" Manisa Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Selim Erkan Akdemir, "Nefes darlığı olan kronik solunum sorunlu hastalar pulmoner rehabilitasyon programları ile güvenli bir şekilde egzersiz yapabilirler" dedi. Manisa Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Selim Erkan Akdemir Pulmoner Rehabilitasyon Haftası kapsamında bilgilendirmelerde bulundu. Pulmoner rehabilitasyonun nefes darlığı yaşayan hastalar için planlanan kapsamlı bir sağlık programı olduğunu belirten Uzm. Dr. Akdemir, "Nefes darlığı yaşayan, günlük aktivitelerde çabuk yorulan bireyler için özel olarak planlanan kapsamlı bir sağlık programıdır. Bu programın temel amacı, hastaların hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha güçlü hissetmesini sağlamaktır. Egzersizlerden eğitime, beslenme danışmanlığından psikolojik desteğe kadar pek çok basamağı içerir. Genellikle haftada birkaç kez uygulanan bu programlar, kişinin ihtiyacına göre birkaç hafta ya da ay sürebilmektedir" dedi. Pulmoner rehabilitasyon hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Akdemir, "Nefes darlığı, günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlanma, yaşam kalitesinde azalma ve/veya egzersiz kapasitesinde kısıtlılığı olan tüm solunum hastalarına pulmoner rehabilitasyon uygulanabilmektedir. Pulmoner rehabilitasyon, her yaştaki solunum hastalarına rehabilitasyon ünitelerinin özelliklerine bağlı olarak hastanede, ayaktan ya da evde uygulanabilmektedir. KOAH (Kronik obstrüktif akciğer hastalığı) başta olmak üzere astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistik fibrozis, göğüs duvarı hastalıkları, nöromusküler hastalıklar, akciğer nakli öncesi ve sonrası, akciğer kanseri, obezite ilişkili tüm akciğer hastalıklarında pulmoner rehabilitasyon programı başarı ile uygulanabilmektedir. Hastalığa bağlı gelişen nefes darlığı ve fonksiyonel yetersizliği ortadan kaldırması, hastalığın ilerlemesini önlenme, egzersiz toleransının artırılması, sağlık durumunun iyileştirilmesi, komplikasyonların önlenmesi ve tedavisi, hastalık atak sayısının azaltılması ve atak şiddetinin hafifletilmesi, yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, hastaneye başvuru sıklığı ve yatış süresinin azaltılması sonucunda sağlıkla ilişkili harcamaların azaltılması, sağ kalımda artış sağlamasıdır. Pulmoner rehabilitasyonun en önemli ve temel bileşen egzersiz eğitimidir. Bireyin ihtiyaçları doğrultusunda diğer bileşenler de hasta ve ailesinin eğitimi, vücut kompozisyonunun değerlendirilmesi gerekli olgularda beslenme desteği, psikososyal destek, nefes darlığı ile baş edebilme yöntemleri, iş-uğraşı tedavisi, enerji koruma yöntemleri vb. pulmoner rehabilitasyon programlarında yer almaktadır." dedi. Pulmoner rehabilitasyon ile güvenli şekilde egzersiz yapılabileceğini belirten Uzm. Dr. Akdemir, "Nefes darlığı olan kronik solunum sorunlu hastalar pulmoner rehabilitasyon programları ile güvenli bir şekilde egzersiz yapabilirler. Kronik akciğer hastalarında nefes darlığı ve/veya yorgunluğun neden olduğu günlük yaşamdaki hareketsizlik; kemik ve kas içeriğinin, kalp ve akciğer fonksiyonlarının, hareket yeteneğinin gittikçe azalmasına neden olur. Egzersiz ile kas kuvveti artar, kas dayanıklılığı artarak daha uzun mesafeler yürünebilir, kas ve eklemler daha iyi hareket eder, gevşemeyi sağlar, daha güçlü ve enerjik hissedilir, kalbin çalışması iyileşir, nefes darlığı azalır. Pulmoner rehabilitasyon programı en az 8 hafta (toplam 24 seans) süre ile uygulanmalıdır. Egzersiz eğitimi bırakıldığında kazanımlar kaybedildiği için egzersiz alışkanlığının devam ettirilmesi gerekmektedir." ifadelerini kullandı.
Şırnak Şırnak’ta zabıta ekiplerinden tavizsiz "gramaj ve hijyen" denetimi Halk sağlığı için sahaya inen Şırnak zabıtası, pastane, fastfood ve fırınların imalathanelerini mercek altına aldı. Teknik standartlara uymayan işletmeler uyarılırken, denetimlerin 7 gün 24 saat süreceği bildirildi. Şırnak’ta vatandaşların sofrasına giren gıdaların güvenilirliği için denetimler sıkılaştırıldı. Şırnak Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, halk sağlığını tehdit edebilecek unsurları ortadan kaldırmak amacıyla şehir merkezindeki işletmelere yönelik geniş çaplı bir denetim gerçekleştirdi. Ekipler, fırın, pastane, restoran ve fastfood işletmelerinin özellikle müşteri tarafından görülmeyen imalathane bölümlerine odaklandı. Denetimlerde üretim alanlarının temizliği, personelin hijyen kurallarına uyumu ve kullanılan ekipmanların teknik uygunluğu tek tek kontrol edildi. Sadece temizlik değil, aynı zamanda vatandaşın ekonomik haklarını korumaya yönelik ürün gramajı kontrolleri de yapıldı. Satışa sunulan ekmek ve unlu mamullerin belirlenen standartlara uygunluğu hassas terazilerle ölçüldü. Standartların altında kalan veya hijyen eksikliği tespit edilen işletmelere uyarılar yapılarak, eksiklerin giderilmesi için yasal süre tanındı. Belediye yetkilileri, Şırnak halkının sağlıklı ve huzurlu bir şekilde alışveriş yapabilmesi için gıda kontrol mekanizmasının aralıksız işleyeceğini belirtti. Vatandaşların da karşılaştıkları olumsuz durumları belediyeye bildirmeleri çağrısında bulunuldu.
Ankara Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin, "Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var. Personellerle irtibat halindeyiz" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Grup Toplantısı öncesi açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve bölgede yaşanan sıcak çatışmalara ilişkin durumları değerlendirdiklerini belirtti. Hürmüz Boğazı’nda 15 adet Türk gemisinin beklediğini ve personelle irtibat halinde olduklarını ifade eden Uraloğlu, gemilere herhangi bir saldırı olmadığını ve personelin sağlık durumlarının iyi olduğunu sözlerine ekledi. "Hava trafiğinde ciddi risk var" Bölgede yaşanan çatışmalar sebebiyle birçok ülkenin hava sahasını kapattıklarını ve bu riskin yönetilmesinin gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, "Hava trafiğinde ciddi risk var. O riskin yönetilmesi lazım. Özellikle Suriye’de, Irak’ta, İran’da ve İsrail’de hava sahası zaten kapalı. Diğer ülkelerde de yer yer kapanıyor. Bütün gayretimiz Umman’dan ve Suudi Arabistan’dan bölge ülkelere kara yolu ile gidip, Türk ve yabancı vatandaşları İstanbul’a, İstanbul üzerinden de diğer ülkelere gitmeleri noktasıdır. İlave seferler konusunda ilgili ülkelerle anlaştık. Seferler devam ediyor. Aksama yok. Diğer taraftan kara yolu noktasında da bir sıkıntı yok. Oradan da geçişler devam ediyor. İran’da kalan Pegasus ve Türk Hava Yolları’nın uçakları var. İki tane uçağı getirdik. Bir problem yok. Savaşın seyrine göre uçakların alınması söz konusu olacak. Hürmüz Boğazı’nda 15 tane Türk sahipli gemi var. Personellerle irtibat halindeyiz. İhtiyaçlarının giderilmesi konusunda bir sıkıntı yok. Hürmüz Boğazı rahatlarsa onları da oradan çıkarmış olacağız. Şu an için herhangi bir saldırı yok" diye konuştu.