DÜNYA - 03 Aralık 2025 Çarşamba 21:43 | Son Güncelleme : 03 Aralık 2025 Çarşamba 21:47

Dışişleri Bakanı Fidan: "Bir-iki ülke hariç, AB üyesi ülkelerin hepsi ile ilişkilerimiz fevkalade"

A
A
A

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya ve Ukrayna arasında müzakereler için Türkiye'den daha uygun bir yer bulunmadığını belirterek, "Türkiye olarak doğrudan görüşmelere ev sahipliği yapma istediğimizi tekrar hatırlattık. Biz bunu İstanbul'da geçen yaz üç defa yaptığımız toplantıyla, ev sahipliğiyle ve toplantı yönetimiyle de ispat ettik" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Belçika’nın başkenti Brüksel'deki NATO Karargahı’nda gerçekleştirilen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın ardından basına açıklamalarda bulundu. Brüksel’de AB yetkilileri ile gerçekleştirdiği görüşmeler ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Türkiye’nin üyelik sürecini engelleme teşebbüslerine ilişkin bir soru alan Fidan, "Bildiğiniz gibi dün ve bugün hem AB yetkilileriyle hem NATO kapsamında diğer dışişleri bakanı arkadaşlarla sürekli bir araya geldik. Gün içinde de yoğun NATO toplantıları vardı. NATO Dışişleri Bakanları Konseyi'nin toplantısı. Özellikle birkaç tane gündemle bir araya geldi. Ama sorunuza dönecek olursak, tabii Avrupalı meslektaşlarımızla bugün bir araya geldiğimizde, NATO çerçevesinde ağırlıklı olarak konu Ukrayna'daki muhtemel barış anlaşması ve şu anda buna ilişkin gelişmeler nelerdir, nasıl gidiyor, onu değerlendirdik. Biliyorsunuz Türkiye, Ukrayna barış görüşmelerinde kilit aktör olduğu için sürekli bizim görüşümüz de bu konularda soruluyor. Avrupa Birliği ile ilgili ilişkilere gelince dün Kaja Kallas ile ve Genişleme Komiseri Marta Kos ile çok uzun görüşmelerimiz oldu. Bütün konuları açıklığıyla masaya yatırdık. Genelde bizim görüşmelerimiz öyle oluyor. Genişleme Komiseri Marta Kos'un elinde sadece genişleme dosyası değil, aynı zamanda bağlantısallıkla ilgili dosyalar var. Özellikle Avrupa Birliği - Türkiye ilişkilerinin, ülkelerin daha başka coğrafyalara bağlantısallığı konusunda neler yapılabilir, o konuda somut projeler var. Özellikle Kafkasya, Orta Asya, buralara nasıl gidebiliriz şeklinde" dedi.

"AB üyeliği için bazı blokajların kalkması lazım"

Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecine ilişkin açıklamalarında Fidan, "Açıkçası bazı devam eden çalışmalar var ama burada belli fasılların açılması gerekiyor. Burada belli blokajların kalkması lazım. 2019'da alınmış belli kararlar var, onların kaldırılması lazım. Şu anda ona yönelik çalışmalar var. Ama zaman zaman da ifade ettiğimiz gibi esas itibariyle Avrupa Birliği'nin ve bizim somut olarak üzerinde çalıştığımız Gümrük Birliği, Vize Serbestisi, Avrupa Yatırım Bankası'nın Türkiye'de faaliyetlerinin tamamıyla başlaması gibi birkaç tane daha temel konu. Onlarla ilgili çalışıyoruz" dedi.

Fidan, "Üyelik ve genişleme ile ilgili konular devam ederken asıl Türkiye'nin alan ilerlettiği iki konu daha var. Birincisi Avrupa Birliği ile eşit bir aktör olarak başka alanlarda, başka coğrafyalarda, diyebiliriz ki Rusya-Ukrayna meselesinde nerede duruyoruz, Gazze meselesinde ne yapıyoruz, Suriye meselesinde ne yapıyoruz, buralar Türkiye için fevkalade önemli alanlar. Bunlar Avrupa Birliği'nin de müdahil olduğu alanlar ve Türkiye ve Avrupa Birliği'nin burada nitelikli işbirliği yapabiliyor olması hem bizim dış politikamız arasından hem de onlar açısından fevkalade önemli. Bunu ilerletmiş olmamız çok önemli ve kıymetli diye düşünüyorum. Diğer taraftan aynı şekilde Afrika'da, Kuzey Afrika başta olmak üzere, Sahra altı olmak üzere oradaki sorunlar, programlar, imkan alanları, iş alanları, yani Türkiye'nin buradaki yıllardır ortaya koyduğu kendi çabalarının artık Avrupa Birliği ve diğer küresel aktörlerle işbirliğinde önemli bir zemin oluşturması bizim için büyük bir kazanım açıkçası. Bu noktada Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi kazan kazan yöntemiyle Avrupa Birliği ile yürüyen konularımız var" dedi.

"Bir-iki ülke hariç, AB üyesi ülkelerin hepsi ile ilişkilerimiz fevkalade"

Türkiye’nin AB üyesi ülkelerin her biriyle ikili ilişkilerinin çok iyi gittiğini vurgulayan Fidan, "Bugün NATO Bakanlar Konseyi'nde bakınca Avrupa Birliği ülkesi bir-iki ülke hariç, hepsi ile gerçekten ilişkilerimiz fevkalade. Herkes kendi ticaretini, ekonomisini, istikrarını, güvenliğini daha da ileri taşıma peşinde ve Türkiye bu türden konularda, zeminlerde bütün ortaklarına muazzam fırsatlar sunuyor. Biz her zaman için güvenilir, adil, iyi bir ortağız. Ticarette olsun, politikada olsun, savunmada olsun güvenilir bir ülke olma geleneği olan bir devletiz. Özel sektörümüz güçlü, nüfusumuz gerçekten çok dinamik. Bütün bunları bir araya getirdiğiniz zaman Türkiye aslında büyük potansiyeller sunuyor" şeklinde konuştu.

"Kiminle konuşsam, GKRY’den şikayet ediyor"

Türkiye’nin AB’ye üyelik yolculuğunun nihayete ermesi için bazı engellemelerin kalkması gerektiğini vurgulayan Fidan, "Burada isim vermek istemiyorum, ortaklarımızın güvenini kaybetmemek için. Kiminle konuşursam konuşayım GKRY'den şikayet ediyorlar. Yani şöyle bir sıkıntı var; Avrupa Birliği ve Türkiye 400 milyondan fazla insanın geleceğini ilgilendiren sinerji alanının bir grup insan tarafından rehin alınması meselesi. Bu tabii hiç kimsenin stratejik düşünce açısından kabul edebileceği bir şey değil. Bunu da yakından görüyorlar. Ama bunlar sonuçta nazik devlet insanları, yani gördükleri konuları zamanı ve zemini geldiği zaman uygun dille ifade ediyorlar. Ama bir defa kurumun işleyiş kuralları var. Birçok konu oy birliği ile alınıyor. Ama bu suistimal ne zamana kadar bu şekilde devam eder ona bakmak lazım. Burada mühim olan Türkiye'nin dış politikada kimsenin eline koz vermeden, topu da kendi tarafında tutmadan yoluna devam etmesi" ifadelerini kullandı.

"Umudum devam ediyor"

Ukrayna’da barışın tesisine yönelik müzakerelerin olumlu sonuçlanmasına yönelik umutlu olup olmadığı sorulan Fidan, "Var, benim umudum devam ediyor. Az önce başka bir konuşmamda da ifade ettim. Burada önemli olan müzakere tekniği açısından, müzakerenin devam etmesi ve tarafların masadan ayrılmaması. Benim yıllardır Cumhurbaşkanımız adına özel temsilcilik yaparken veya diğer meselelerde arabuluculuk yaparken gördüğüm en önemli husus, masadan ayrılmamak. Yani, şartlar ne kadar kötü olursa olsun, pozisyonlar ne kadar farklı olursa olsun uzlaşma niyetiyle masa etrafındaysanız bir yerde buluşursunuz. Burada başlangıç pozisyonları gerçekten birbirinden çok farklı. Onu teslim etmek gerekiyor. Ama orta noktada buluşturulabilir" dedi.

"Witkoff’un önemli rol oynayacağını düşünüyorum"

Ukrayna-Rusya meselesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un önemli rol oynayacağını düşündüğünü belirten Fidan, "Kendisinin bu noktada yeterince donanımı olduğunu, kabiliyetlerin olduğunu da açıkçası düşünüyorum" dedi.

Ukrayna-Rusya meselesinde iç içe geçmiş birkaç husus daha bulunduğunu ifade eden Fidan, "Bu olay, Ukrayna'nın topraklarıyla alakalı, Rusya'nın stratejik hedefleriyle ve güvenliğiyle alakalı bir konu. Bir bakıma da Avrupa'nın kendi güvenliğiyle alakalı bir konu. Bu kadar iç içe geçmişlik var. Her taraf kendiyle ilgili farklı parametrelerden farklı şeyler istiyor" dedi.

"Bu, Avrupa’nın savaş sonrası yeni sistemini ortaya çıkaracak bir barış olacak"

Barış ihtimalinin ortaya çıkmasıyla birlikte tarafların daha sık bir şekilde gündeme getirdiği ve artık resmileşen yeni bir parametrenin de varlığına dikkat çeken Fidan, "Taraflar şunu söylüyorlar; Avrupa'da bir barış yapıldığı zaman bu, Avrupa'nın savaş sonrası yeni sistemini ortaya çıkaracak bir barış olacak. Dolayısıyla bu sadece barışı getiren bir şey olmayacak, yeni sistemi de getiren, yeni yapıyı da getiren bir anlaşma olacak. Dolayısıyla şimdi herkes var olan potansiyel anlaşmaya gereğinden çok daha fazla ehemmiyet verme gayreti içerisinde. Çünkü bu sadece bugünü değil, sadece savaşı durdurmayı değil, daha sonrasını da ilgilendiriyor. Bu bizim geleceğimiz. Şimdi geçmişteki tarih olaylara bakıyorlar, benle buluştukları zaman onları söylüyorlar. Anlaşma olursa Avrupa'nın güvenliğine ne olacak, hangi aktör ne alacak, ne kaybedecek, ne türden risklere maruz kalacak, ne türden kazançlara sahip olacak, herkes şu anda ayrı ayrı bunun hesabını yapma peşinde. Tabii bu kadar fazla ayrı hesabın yapıldığı bir yerde düşünce kargaşası da olur. Bunun net bir zihinle spesifik hedeflere dönüştürülmesi ve bu hedeflere de tarafların yoğunlaştırılması şu anda giderek artan, aslında bir gayret alanı bizim için. Biz bunları görüyoruz ve taraflarla da konuştuğumuz zaman hepsi fikirlerimizi soruyorlar. Nelere ve nasıl yoğunlaşmamız gerektiğini onlara söylüyoruz. Kısacası benim umudum var, birazdan da bununla ilgili çok önemli bir toplantıya geçeceğim" dedi.

"Türkiye olarak doğrudan görüşmelere ev sahipliği yapma istediğimizi tekrar hatırlattık"

Taraflar arasında gelinen son noktaya ilişkin brifing alacakları bir toplantıya katılmak üzere olduğunu açıklayan Dışişleri Bakanı Fidan, "İnşallah burada çalışmalarımıza devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımızın da Avrupalı liderlerle, Sayın Putin'le görüşmeleri devam ediyor. Biz Türkiye olarak doğrudan görüşmelere ev sahipliği yapmak istediğimizi tekrar hatırlattık. Bu konuda Rusya'nın olumlu bir tutumu var. Ben yakında Ukrayna'nın da bu konuda olumlu bir pozisyon ortaya koyacağını düşünüyorum. Yani genel çerçevede bir anlaşma olursa mevcut kağıt üzerinde bir çerçeve kabulü, bunun detaylarını netleştirmek için tarafların illa ki bir araya gelip yüz yüze konuşmaları gerekiyor. Bunun için Türkiye'den daha uygun da bir yer yok. Biz bunu İstanbul'da geçen yaz üç defa yaptığımız toplantıyla, ev sahipliğiyle ve toplantı yönetimiyle de ispat ettik. Her birinde taraflar gerçekten mutlu ayrıldılar ve bir takım somut sonuçlara uydurdular. Tabii ki sorunların tamamını çözemediler ama bugünkü devam eden görüşmelere de muazzam bir zemin hazırladı bu. Onu da ayrıca ifade etmek isterim" dedi.

"Savaşın coğrafyası giderek yaygınlaşıyor"

Karadeniz’de ticari gemilerin saldırıya uğraması ve bu hususta Romanya ve Bulgaristan dışişleri bakanları ile gerçekleştirilen toplantıya ilişkin bir soru alan Fidan, "Biliyorsunuz, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye Karadeniz'de NATO üyesi üç ülke. Biz özellikle savaştaki mayınların yüzerek bizim sınırlı kıyılarımıza gelmesi ve ticaretimize, güvenliğimize mani olmasını ortadan kaldıracak bir çalışma grubu kurduk. Askerlerimiz, deniz kuvvetlerimiz bu konuyla ilgili çalışmaya başladılar. Tabii biz burada şunu gördük; Aslında üç önemli NATO ülkesi, Karadeniz'e kıyıdaş olarak bir araya geldiği zaman bir takım şeyler yapıyor. Bunu daha ileri taşımamız gerekiyor" dedi.
Karadeniz’deki son saldırıların Türkiye’nin en başından yaptığı uyarıların ne kadar haklı olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Fidan, "Çünkü savaşın coğrafyası giderek yaygınlaşıyor. Kullanılan yöntemler yaygınlaşıyor, coğrafya yaygınlaşıyor. Bu çok korkutucu bir şey. Şimdi bizim münhasır ekonomik sahamızda devam etmekte olan, seyretmekte olan iki gemiye yapılan bu saldırı, aslında Karadeniz'deki seyri sefer emniyetini tehlikeye attığı için Karadeniz'i ticarete kapalı bir alan haline getiriyor, insan ulaşımına kapalı bir alan haline getiriyor. Bizim Türkiye olarak Ege Denizi sahilimiz var, Akdeniz'imiz var. Yani uluslararası sıcak sular açılabiliriz ama bazı ülkelerin, Romanya ve Bulgaristan'ın örneğindeki gibi, onların tek denize açılımı Karadeniz üzerinden. Yani bu mesele onlar için daha büyük bir sorun" şeklinde konuştu.

"Türkiye, büyük bir sorumluluk aldı"

Türkiye’nin Karadeniz’e en uzun sahili olan ülke olarak büyük bir sorumluluk aldığını kaydeden Fidan, "Bu konuda üzerimize düşeni yapıyoruz. Şu anda Karadeniz'deki iş birliğini daha ileri nasıl taşırız, özellikle seyrüsefer güvenliği konusu, bağlantısallık meselesi önemli. Boru hatları var, enerji hatları var, fiber hatlar var. Bunlar da Karadeniz'de şu anda önemli konular. Daha sonra enerji için yapılan keşif çalışmaları; bunlar önemli alanlar, balıkçılık da var ve bütün bunların açıkçası ulaştırma dışında, taşımacılık dışındaki önemli alanların da yer aldığı adı üstünde münhasır ekonomik bölge. Herkesin istifade ettiği bir bölge" dedi.

Fidan, "Ama savaş şartlarından etkilendiğiniz zaman bu ekonomik fırsattan istifade edemiyorsunuz. Tersine riske giriyor. Şimdi bunu nasıl sonuçlandırabiliriz? Ne türden tedbirler geliştirebiliriz? Geliştirdiğimiz fikri tedbirleri pratikte hangi kurumlarımızda nasıl ve nasıl bir koordinasyon mekanizmasında bir araya getiririz? Onları konuştuk, çeşitli kararlar aldık ve bu konuda yoğun bir şekilde çalışmaya da devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ATP, Entegre Faaliyet Raporu’nu yayımladı ATP Yazılım ve Teknoloji A.Ş. (ATP), Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na (TSRS) uyumlu olarak hazırladığı Entegre Faaliyet Raporu’nu yayımladı. Teknoloji ve yazılım sektörünün önde gelen şirketlerinden ATP, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na (TSRS) uyumlu olarak hazırladığı Entegre Faaliyet Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Raporda şirketin finansal performansı ile birlikte iklim, sürdürülebilirlik ve yönetişim alanındaki çalışmaları bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor. Bugüne kadar finansal ve operasyonel performansını faaliyet raporuyla, sürdürülebilirlik alanındaki öncelik ve hedeflerini ise ayrı bir sürdürülebilirlik raporuyla paylaşan ATP, bu yıl raporlama yaklaşımında önemli bir adım attı. Şirket, faaliyetlerini Entegre Faaliyet Raporu yaklaşımıyla tek bir çatı altında birleştirdi. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan ATP CEO’su Ümit Cinali, şunları söyledi: "TSRS ile GRI Standartlarına uyumlu olarak hazırladığımız Entegre Faaliyet Raporu ile finansal, çevresel ve sosyal alanlardaki performansımızı şeffaf bir şekilde paydaşlarımızla paylaşıyoruz. Raporumuzun sektörümüz açısından da yol gösterici bir örnek oluşturacağına inanıyoruz. Sürdürülebilirliği iş modelimizin ayrılmaz bir parçası olarak görmekte ve faaliyetlerimizle geniş bir paydaş ekosistemine değer üretirken, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda ilerlemekteyiz. Önümüzdeki dönemde de inovasyon ve Ar-Ge odaklı çalışmalarımızla sorumlu ve sürdürülebilir büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz." ATP, entegre raporlama yaklaşımıyla finansal performansının yanı sıra sürdürülebilirlik stratejisini, risk ve fırsat alanlarını ve paydaşları için oluşturduğu değeri şeffaf bir şekilde ortaya koymayı hedefliyor. Şirket, önümüzdeki dönemde de uluslararası raporlama standartlarıyla uyumlu, şeffaf ve bütüncül raporlama yaklaşımını sürdürmeyi planlıyor.
Ordu Ordu’da heyelan, 80 haneyi etkilemişti: Vatandaşlar yeni evlerine kavuşuyor Ordu’nun Aybastı ilçesinde 2019 yılında meydana gelen ve yaklaşık 80 hanenin zarar gördüğü heyelanın ardından mağdur olan vatandaşlar, yeni yuvalarına kavuşmaya başladı. İlçenin Sağlık Mahallesi’nde 2019 yılında yaşanan heyelan sonrası yaklaşık 80 hanenin konutları zarar görmüş, evler güvenlik gerekçesiyle tahliye edilmişti. Afetin ardından başlatılan çalışmalar kapsamında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından inşa edilen 36 konut, kura ile hak sahiplerine teslim edildi. "Ülkemizdeki en büyük heyelanlardan birisiydi" Aybastı Belediye Başkanı bulunan İzzet Gündoğar, 2019 yılı mayıs ayında yaşanan ve o dönem ülkedeki en büyük afetlerden birisi olan heyelan sonrası yaklaşık 80 ailenin yaşadığı mahallenin heyelan nedeniyle oturulamaz hale geldiğini hatırlattı. O tarihten sonra İçişleri Bakanlığı, AFAD, Ordu Valiliği, Ordu Büyükşehir Belediyesi ve Aybastı Belediyesi olarak mağdur olan vatandaşların yeni yuvalarına kavuşması için ciddi bir mücadele verildiğini belirten Gündoğar, vatandaşların bir kısmının ise kendi imkanlarıyla konutlarını yaptığını kaydetti. "Sevindirecek tarafı can kaybının olmamasıydı" Gündoğar, mülkü olmayan vatandaşlar için ise AFAD ve TOKİ aracılığıyla 36 konutun ihale edilerek yaklaşık 1,5 yıllık çalışmayla tamamlandığını belirterek, konutların yaklaşık 20 gün önce yapılan kura çekimiyle hak sahiplerine teslim edildiğini aktardı. Heyelanın yaşandığı 15 Mayıs 2019 tarihinin ilçede büyük bir üzüntüye neden olduğunu ifade eden Gündoğar, "O gün gerçekten çok kederliydik. Ancak sevindirici tarafı herhangi bir can kaybının yaşanmamasıydı. Heyelanda mağdur olan vatandaşlarımızın yeni yuvalarına kavuşması bizleri mutlu ediyor. Bu vesileyle tüm hemşerilerimize yeni yuvalarında sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum" dedi.
Niğde Niğde’nin projelerine Bakan Bolat’tan tam not Bir dizi temas ve incelemelerde bulunmak üzere Niğde’ye gelen Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Niğde Belediyesi’nin projelerini yerinde inceledi. Belediye önünde sergilenen yerli elektrikli otobüsün direksiyonuna geçen Bakan Bolat, Niğde Belediyesi projelerine ise tam not verdi. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, çeşitli programlara katılmak ve şehrin ekonomik dinamiklerini yerinde incelemek amacıyla Niğde’ye kapsamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir tarafından karşılanan Bakan Bolat, Niğde Belediyesi Proje Tanıtım Ofisi’ni ziyaret etti. Kentin çehresini değiştirecek çalışmalar hakkında detaylı sunumlar alan Bolat, belediye şeref defterini imzalayarak şehirdeki değişimden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Başkan Özdemir ile makamında bir araya gelen Bakan Bolat, belediyenin yürüttüğü kentsel gelişim ve ticaret hacmini artırmaya yönelik faaliyetler hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Niğde Belediyesi’nin çevreci ulaşım vizyonu kapsamında şehre kazandırdığı elektrikli otobüsleri yakından inceleyen Bakan Bolat, şoför koltuğuna oturarak aracı test etti. Bakan Bolat, resmi temaslarının ardından belediye önünde kurulan geleneksel Ramazan Sokağı’nı ziyaret etti. Ramazan ayının manevi atmosferinde esnaflarla tek tek selamlaşan Bolat, yoğun ilgiyle karşılaştı. Bakan Bolat, Niğdelilerle bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi.
Aydın Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınmasına CHP’li vekillerden tepki Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, bugün sabah saatlerinde henüz bilinmeyen bir nedenle gözaltına alındı. Başkan Ömer Günel’in gözaltına alınmasına CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Süleyman Bülbül ve Evrim Karakoz sosyal medya hesaplarından yaptıkları açıklamayla sert tepki gösterdi. Olayı ‘kumpas’ operasyonu olarak nitelendiren CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kuşadası Belediye Başkanımız Ömer Günel, sabah gözaltına alınmıştır. Kuşadası’nın iradesi gözaltına alınamaz. Başkanımız Ömer Günel derhal serbest bırakılmalıdır" ifadelerini kullandı. CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ise, "Şafak operasyonları ile halk iradesini gözaltına alma operasyonu sürüyor. Kuşadası Belediye Başkanımız bu sabah gözaltına alındı. Başkanımız Ömer Günel derhal serbest bırakılmalıdır" dedi. CHP Aydın Milletvekili Evrim Karakoz da, "Kuşadası Belediye Başkanımız ve Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkan Vekilimiz Ömer Günel’e yönelik bu sabah gerçekleştirilen operasyon, demokrasiye ve halkın iradesine yapılmış bir darbedir. Halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanını durdurmaya çalışmak, milli iradeyi yok saymaktır. Bu hukuksuz sürece derhal son verilmeli, Ömer Günel Başkanımız bir an önce görevinin başına dönmelidir" ifadelerine yer verdi.
Hatay Alevlere teslim olan evde ailenin 50 yıllık hatıraları küle döndü Hatay’da kömür sobasından kaynaklı olduğu düşünülen yangında yaşlı çiftin alevlere teslim olan 50 yıldır yaşadıkları ev kullanılmaz hale geldi. Olay, Arsuz ilçesi Madenli Mahallesi’nde meydana geldi. Yusuf ve Semiha Delik çiftine ait müstakil ev alevlere teslim oldu. Çevredeki vatandaşların durumu fark etmesi üzerine evdeki çift kurtarıldı. İhbarla adrese gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederek alevleri kontrol altına aldı. Yangında can kaybı veya yaralanma yaşanmazken, evde maddi hasar meydana geldi. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için ekiplerin inceleme başlattığı öğrenildi. Delik ailesi, evden hiçbir şeyin sağlam kurtulamadığını söyledi. "Annem-babam çok üzgün, sonuçta burada bütün yıllarını geçirdiler ve 50 yıl kadar bir zaman bu süreç" Yaşananları anlatan yaşlı çiftin kızları Gül Delik, kömür sobasından kaynaklı olarak yangının başladığını tahmin ettiklerini ifade ederek, yangında anne ve babasının 50 yıllık hatıralarının yandığını belirtti. Delik, "Annem gündüz vakti uykudan kalkıp yemek hazırlamak istemiş. O sırada işte yemeği ocağa koyup bir de sobayla ilgileneyim demiş. Bizim odunlu sobamız var. Muhtemelen odunlu sobayı temizlerken kömürün düştüğünü düşünüyoruz. Ama tabii bu kesin bir bilgi değil. Elektrikten çıkmış olma ihtimali de var. Araştırılınca net bir bilgi verecekler bize de. Annem mutfağa girmiş. Ondan sonra işte oradan bir ateşin çıktığını görmüş. Önce kokuyu almış, söndüreyim derken dışarıya çıkmış ve yardım için bağırmış. Herkes gelene kadar zaten alevler bayağı bir yükselmiş çünkü içeride eski eşyalar var. Yani ev biraz eski. Annemle, babam burada tek başına yaşıyor. İşte önce elbiseler falan tutuşmuş. Masa vardı, yataklar vardı. İçeride hiçbir şey kalmadı şu anda. Evdeki eşyalar tamamen yandı. Ama annemle babam çok şükür iyiler. Ancak çok üzgünler, sonuçta burada 50 yıl kadar bir zaman geçirdiler. Hayatta oldukları için tabii ki çok mutluyuz. Yapacak bir şey yok. Yani Allah kimsenin başına vermesin yılların emeği " dedi.