DÜNYA - 23 Eylül 2024 Pazartesi 07:42 | Son Güncelleme : 23 Eylül 2024 Pazartesi 07:45

Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci: "Geleneksel yöntemlerle farklı sonuç bekleyemeyiz"

A
A
A

Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci, Birleşmiş Milletler Geleceğin Zirvesi diyalog toplantısında, "Uluslararası Barış ve Güvenlik İçin Çok Taraflılığın Artırılması" başlıklı oturumda önemli açıklamalarda bulundu.

Ekinci, küresel düzeyde artan belirsizlikler, sürekli dönüşüm ve derinleşen bölünmelerin yaşandığı bir çağda, geleneksel yaklaşımların artık yeterli olmadığını belirterek, mevcut uluslararası sistemin ciddi reformlara ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Ekinci, konuşmasında Ukrayna'da devam eden savaş, Gazze'de Filistinlilere karşı işlenen korkunç suçlar ve dünyanın dört bir yanında insani yardıma muhtaç insanların sayısındaki kontrol edilemez artış gibi sorunlara dikkat çekti. Bu sorunların, Birleşmiş Milletler’in gerekli müdahaleyi yapmadaki yetersizliğinin örnekleri olduğunu ifade eden Ekinci, "Birleşmiş Milletler'in sürekli felce uğraması, sadece milyonlarca sivilin hayatına mal olan ölümcül çatışmaların uzamasına yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda tüm BM sisteminin güvenilirliğini de zedeliyor" dedi.

Ekinci, BM'nin etkili olabilmesi için üye devletlerin örgüte yeterli yetki, bağlılık ve kaynak sağlaması gerektiğini belirtti. "Barışı sürdürmek için aynı eski yöntemleri denemeye devam edemeyiz ve farklı bir sonuç bekleyemeyiz. Karşılıklı güven ve işbirliğine dayalı bu dönüşümü yönetmek için yeni yöntemler geliştirmeliyiz," diye ekledi. Bu bağlamda, Ekinci üç temel öneride bulundu:

Güvenlik Konseyi'nin reformu

Ekinci, Güvenlik Konseyi’nin daha demokratik, temsili, şeffaf, etkili ve hesap verebilir bir organ haline getirilmesi gerektiğini belirtti. Veto yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması gerektiğini vurgulayan Ekinci, daimi üye sayısının veya veto yetkisine sahip ülke sayısının artırılmasının mevcut sorunları daha da derinleştireceğini ifade etti.

Çatışma ve krizlerin önlenmesi

Ekinci, BM'nin çatışma ve krizleri önlemek için daha etkili yöntemler geliştirmesi gerektiğini, bu bağlamda Genel Sekreter'in iyi niyet misyonunun yeniden canlandırılması ve arabuluculuk yöntemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Diplomasiye etkili bir şekilde başvurulmasının, devam eden çatışmalarda bile olumlu sonuçlar doğurabileceğini belirterek, Karadeniz tahıl girişiminin bu duruma örnek teşkil ettiğini söyledi.

Diyalog ve karşılıklı anlayışın teşviki

Ekinci, BM'nin toplumlar içinde ve toplumlar arasında diyalog ve karşılıklı anlayışı teşvik edecek gerekli araç ve mekanizmaları geliştirmesi gerektiğini belirtti. Kutuplaşma, yabancı düşmanlığı ve şiddet içeren aşırıcılığa karşı durmanın tek yolunun bu olduğunu vurguladı.

Ekinci, konuşmasının sonunda, BM'nin bu hedefleri gerçekleştirmeye yönelik olarak güçlendirilmesinin cesur eylemler ve kararlılık gerektirdiğini ifade etti. Türkiye'nin BM'nin kurucu üyelerinden biri olarak, düzenli bütçesine en fazla katkıda bulunan ilk 20 ülke arasında yer aldığını belirten Ekinci, Türkiye’nin BM'ye öncülük edecek ve ilham verecek tüm çabalara tam destek vermeye hazır olduğunu vurguladı.

Dilek Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ İlkokul öğrencileri, çilek fidelerini toprakla buluşturdu Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde ilkokul öğrencileri, okul bahçesinde 120 çilek fidesi dikerek hem tarımı öğrendi hem üretmenin mutluluğunu yaşadı. Kapaklı ilçesinde bulunan Büyükşehir Belediyesi İsmet İnönü İlkokulu 1-O sınıfı öğretmeni Ayşe Aslan ve öğrencileri, 5 Mayıs Salı günü okul bahçesinde anlamlı bir etkinliğe imza attı. "Doğa İçin Bir Adım" projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmada, öğrenciler 120 adet çileği toprakla buluşturdu. Etkinliğe veliler ve öğretmenler de eşlik etti. Okul Müdürü Murat Bekdaş, okul bahçesinin yıllar içindeki dönüşümünü anlattı. 2017 yılında göreve başladığında alanın inşaat atıklarıyla dolu olduğunu belirten Bekdaş, yapılan çalışmalarla buranın bir uygulama bahçesine dönüştürüldüğünü ifade etti. Bugün ise öğrencilerin aktif olarak üretim yaptığı bir alana dönüştüğünü vurgulayan Bekdaş, "Çocuklarımız hem öğreniyor hem yaşıyor. Meyve ve sebzelerin nasıl yetiştiğini birebir deneyimliyorlar" dedi. Sınıf öğretmeni Ayşe Aslan, etkinliğin amacının çocuklara doğa sevgisi kazandırmak ve çevre bilinci oluşturmak olduğunu söyledi. Öğrencilerin çileklerin büyüme sürecini gözlemleyerek sabretmeyi, sorumluluk almayı ve üretmenin değerini öğreneceğini belirtti. Aslan, doğa ile kurulan bu bağın çocukların gelecekte daha duyarlı bireyler olmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Çilek şiiri okudu Etkinliğe katılan öğrenciler de yaşadıkları deneyimi heyecanla paylaştı. Özel eğitim öğrencisi Mert Naci Köklükaya, çilek dikmenin çok eğlenceli olduğunu belirtirken, etkinlikte "çilek" şiiri de okudu. Öğrencilerden Kerim Gödek, doğanın önemini öğrendiklerini ve bitkilerin büyümesini merakla beklediklerini söyledi. Belinay Yılmaz ise doğaya iyi bakıldığında onun da karşılığını verdiğini ifade ederek herkesi doğayı sevmeye davet etti. Okul bahçesinde yıl boyunca mevsimine göre sebze ve meyve yetiştirildiği belirtilirken, öğrencilerin bu süreçte aktif rol aldığı vurgulandı. Bu tür etkinliklerin, çocukların doğayla bağ kurmasını sağladığı ve teorik bilgilerin pratiğe dönüşmesine katkı sunduğu ifade edildi.
Ankara E-imza davasında mütalaa açıklandı: Ziya Kadiroğlu hakkında 120 yıla kadar hapis cezası istendi Bazı kamu kurumlarındaki yöneticilere ait elektronik imzaların taklit edilerek sahte belge düzenlendiği iddiasıyla açılan davada, savcılık esas hakkındaki mütalaasını sundu. Örgütün kurucusu ve lideri olduğu değerlendirilen Ziya Kadiroğlu için 120 yıl hapis cezası talep edildi. 264 sanık hakkında mahkumiyet, 22 sanık hakkında beraat istendi. Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada ‘Hoca’ lakaplı örgüt elebaşı Ziya Kadiroğlu, Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan ile bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Hakim, dosyaya gelen evrakı okumasının ardından sanıkların dinlenmesine devam edileceğini bildirdi. Hakimin söz vermesi üzerine konuşan Kadiroğlu, elektronik imzaları çıkaran kişilerin serbest bırakıldığını öne sürerek, "Ben bu elektronik imzalar nasıl çıkartılır bilmiyorum. Ben kimsenin yerine elektronik imza çıkartmadım. Çıkartılması için talepte de bulunmadım" dedi. Kadiroğlu savunmasına şöyle devam etti: "Herhangi bir örgüt kurmadım. Benim bir kod adım yok. Örgüt kurmakla yargılanıyorum. Kurduğum iddia edilen örgütte ailem ve birkaç arkadaşım var. Adı geçen kişilerle örgüt kurmadım, yönetmedim. Sanıkların çoğunu tanımıyorum." Kadiroğlu mahkemeden tahliyesini talep etti. Diğer tutuklu ve tutuksuz sanıklar da önceki beyanlarını tekrar ettiklerini ve üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini ifade ederek mahkemeden tahliyelerini talep etti. Kadiroğlu hakkında 120 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi Beyanların ardından Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Mütalaada, dosya kapsamında yargılanan toplam 286 sanıktan 264’ü hakkında mahkumiyet, 22’si hakkında ise beraat talep edildi. Suç örgütünün kurucusu ve lideri olduğu değerlendirilen sanık Ziya Kadiroğlu hakkında ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘ÖSYM Kanunu’na muhalefet’, ‘Resmi belgede sahtecilik’, ‘Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme’, ‘Elektronik İmza Kanunu’na muhalefet’ ve ‘Bilişim sistemindeki verileri bozma yok etme, erişilemez kılma, sisteme veri yerleştirme’ gibi birçok suçtan toplam 120 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Örgüt kapsamında çeşitli suçlardan yargılanan sanıklardan Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan, Mıhyeddin Yakışır, Yalçın Maraşlı ve Ali Çiçekli hakkında 85’er yıl hapis cezası talep edildi. Taner Dağhan için 43 yıl, Yaren Özkarakaş için 38 yıl, Halil Erkoç için 37 yıl, Gülseren Üstün için 33 yıl, Oğuzhan Ercan, Ayhan Ateş ve Enver Yılmaz için 30’ar yıl, Fuat Tanış Arslan için 28 yıl, Oğuz Deniz için 23 yıl, İbrahim Akyüz ve Özge Baydemir için ise 22’şer yıl hapis cezası talep edildi. Ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuksuz sanık olan Ali Çiçekli’nin tutuklanmasına, diğer sanıkların da mevcut halinin devamına hükmetti. Sonraki duruşma 20 Mayıs’a ertelendi.