DÜNYA - 05 Ocak 2026 Pazartesi 22:09 | Son Güncelleme : 22 Ocak 2026 Perşembe 15:47

BM Güvenlik Konseyi'ndeki Venezuela konulu acil toplantıda ABD'ye tepki yağdı

A
A
A
BM Güvenlik Konseyi'ndeki Venezuela konulu acil toplantıda ABD'ye tepki yağdı

BM Güvenlik Konseyi'ndeki acil toplantıda ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısına tepki yağdı. Venezuela'nın BM Daimi Temsilcisi, ABD'yi ülkesinin devlet başkanını kaçırmakla suçladı. Çin, "Hiçbir ülke, dünya polisi gibi davranamaz" ifadelerini kullanırken, Rusya, "ABD'nin yüce yargıç gibi davranmasına izin veremeyiz" dedi.

BM Güvenlik Konseyi, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun ABD tarafından Karakas'ta yakalamasına ilişkin olarak acil toplantı gerçekleştirdi. Oturumda BM Genel Sekreteri adına brifing veren BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, ABD'nin askeri eyleminin ardından Venezuela'nın bu olayı askeri saldırganlık ve BM Şartı'nın ihlali olarak nitelendirdiğini hatırlattı. DiCarlo, durumun istikrarsızlığın tırmanmasına ve bölgesel etkilere neden olmasından endişe edildiğini ifade ederek, ABD'nin eyleminin emsal oluşturabileceği uyarısında bulundu. DiCarlo, "Durum kritik, ancak daha geniş ve daha yıkıcı bir çatışmanın önlenmesi halen mümkün" ifadelerini kullandı. Kapsayıcı diyalog ve egemenliğe, siyasi bağımsızlığa ve toprak bütünlüğüne saygı çağrısı yapan DiCarlo, konuşmasında "hukukun gücünün üstün gelmesi gerektiğini" özellikle vurguladı.

"Venezuela ya da Venezuela halkına karşı bir savaş söz konusu değil"

Oturumda söz alan ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Michael G. Waltz, ABD'nin Venezuela'ya gerçekleştirdiği operasyonu savunarak ülkesinin hakkında iki iddianame bulunan "bir firariyi" yakalamak için cerrahi nitelikte bir operasyon gerçekleştirdiğini ve "narko-terörist" olarak tanımladığı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in ele geçirildiğini söyledi. Waltz, "Venezuela ya da Venezuela halkına karşı bir savaş söz konusu değildir" dedi.
Maduro'yu "acımasız bir yabancı terör örgütünün lideri" olarak nitelendiren Waltz, "Maduro'nun işlediği suçlara ilişkin ezici kanıtlar, ABD'deki yargılama sürecinde açık bir şekilde sunulacaktır. Maduro, sadece hakkında iddianame hazırlanmış olan bir uyuşturucu kaçakçısı değildir. O aynı zamanda gayrimeşru ve sözde bir devlet başkanıdır. Yıllardır, meşru bir devlet başkanı değildi. Maduro ve etrafındakiler, iktidardaki gayrimeşru hakimiyetlerini sürdürmek için Venezuela'nın seçim sistemini manipüle etmişlerdir" şeklinde konuştu.

Maduro'yu dünyanın en şiddet yanlısı uyuşturucu kaçakçıları ile iş birliği yapmakla suçlayan Waltz, "Her yıl yüzlerce ton olduğu tahmin edilen uyuşturucunun ABD'ye akışını kolaylaştırmıştır. Sayısız Amerikalı, Venezuelalı ve diğer insanların acısı üzerinden büyük bir servet edinmiş, akıl almaz bir zenginliğe ulaşmıştır" dedi.

"Hiçbir ülke, dünya polisi gibi davranamaz"

Çin'in BM Daimi Temsilcisi Jia Guide, ABD'nin Venezuela'ya saldırısının "tek yönlü, yasa dışı ve zorba" bir eylem olduğunu ifade ederek, Çin'in "bu durum karşısında derin bir şaşkınlık duyduğunu ve bu eylemleri şiddetle kınadıklarını" söyledi.
Guide, ABD'yi Venezuela'nın egemenliğini, güvenliğini ve meşru hak ve çıkarlarını pervasızca çiğnemekle ve çok taraflılık yerine gücü, diplomasi yerine de askeri operasyonları koymakla suçladı.
Latin Amerika ve ötesinde barış için ciddi bir tehdit bulunduğu uyarısında bulunan Guide, ABD'yi uluslararası toplumun ezici çoğunluğunun çağrılarını dikkate almaya ve diyaloğa geri dönmeye çağırdı. ABD'yi Maduro ve eşini derhal serbest bırakmaya çağıran Guide, "Hiçbir ülke dünya polisi gibi davranamaz. Hiçbir devlet de kendisini uluslararası yargıç ilan edemez" dedi.

"ABD'nin yüce yargıç gibi davranmasına izin veremeyiz"

Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise ABD'nin Venezuela'ya saldırısını uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirerek saldırıyı kınadı. ABD'yi "meşru bir şekilde seçilmiş Devlet Başkanı ve eşini derhal serbest bırakmaya" çağıran Nebenzia, "Uluslararası haydutluğun, uluslararası hukuk düzeyinde nesnel ve kapsamlı bir değerlendirmeyle derhal ele alınmasını, BM'nin evrensel mekanizmalarının ve diğer çok taraflı formatların devreye sokulmasını umut ediyoruz. Bu sürecin, herhangi bir devletin ya da devlet grubunun Maduro'nun meşruiyetini tanıyıp tanımamasından etkilenmemesi gerekir" diye konuştu.

BM Güvenlik Konseyi'ne ABD'ye karşı adım atma çağrısı yapan Nebenzia, "Çifte standartları terk edeceğinizi ve Amerikan küresel jandarmasını kızdırma korkusuyla böylesine vahim bir saldırganlık eylemini meşrulaştırmaya kalkmayacağınızı umuyoruz" ifadesini kullandı.

ABD'yi neo-emperyalizm ile suçlayan Nebenzia, "Washington'ın suç teşkil eden operasyonunun gerçek hedeflerini, yani Latin Amerika'daki hakimiyet emelleri doğrultusunda Venezuela'nın doğal kaynakları üzerinde sınırsız kontrol sağlamayı gizlemeye dahi çalışmayan benzeri görülmemiş bir tavır sergilemesinden özellikle dehşete düşmüş durumdayız" şeklinde konuştu.
Nebenzia, "ABD'nin uluslararası hukuk, egemenlik ve içişlerine karışmama ilkelerini hiçe sayarak, tek başına herhangi bir ülkeyi işgal etme, suçlu ilan etme, ceza kesme ve bunları uygulama hakkını kendinde gören bir ‘yüce yargıç' gibi davranmasına izin veremeyiz" dedi.

Venezuela, ABD'yi ülkenin devlet başkanını kaçırmakla suçladı

Venezuela'nın BM Daimi Temsilcisi Samuel Moncada, ABD'nin adımları ile yalnızca ülkesi Venezuela'nın egemenliğinin değil, uluslararası hukukun güvenilirliğinin ve BM'nin otoritesinin de tehlikede olduğunu söyledi.

Venezuela'nın 3 Ocak'ta ABD tarafından hiçbir hukuku gerekçesi olmayan gayrimeşru bir silahlı saldırıya maruz kaldığını söyleyen Moncada, "Bu saldırı, topraklarımızın bombalanması, sivil ve askeri can kayıpları, sivil altyapının ve hayati öneme sahip altyapının tahrip edilmesini ve cumhuriyetin anayasal Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve First Lady Cilia Flores'in kaçırılmasını, evet kaçırılmasını içermektedir" dedi. Moncada, bu saldırının Venezuela'nın doğal kaynakları ve jeopolitik konumundan kaynaklandığını söyledi.

Ayten Mamadli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında iş insanı Bulut Aydöner savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık iş insanı Bulut Aydöner "Taylan ve Serbülent Danış’ın beyanları üzerine tutuklandım. Bana arsaları rüşvet olarak verdiklerini iddia ediyorlar. Taylan Danış bu arsanın satışı için adeta takla attı. Madem bu yerler rüşvet, tapu masrafını ben neden kendi şirket hesaplarımdan ödüyorum?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. Hazırlanan iddianamede örgüt lideri olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu’nun 2 bin 430 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, örgüt yöneticisi konumunda bulunan Fatih Keleş’in bin 542 yıl 8 aya kadar, Murat Ongun’un 251 yıla ve Adem Soytekin’in ise 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. 402 sanığın farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması istenen iddianame kapsamında ilk duruşmanın üçüncü oturumu bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam ediliyor. "Madem zorla rüşvet alınmış neden 1 yıl boyunca sessiz kaldılar Tutuklu sanık iş insanı Bulut Aydöner’in savunması ise başlayan duruşmada avukatlar da bir kısım taleplerini dile getirdi. Ardından savunması sorulan Aydöner "Hakkımda yeterli deliller toplanmadığı için ben delilli olarak devam edeceğim. Ben sözde mağdurun beyanları üzerine tutuklandım. Hakkımda hiçbir araştırma yapılmadan tutuklandım. Asla kabullenmeyeceğim ailemin ve kendimin emeğinin yok sayıldığı bir MASAK raporu sunulmuş dosyaya. Bu raporu tamamen reddediyorum. Şirket benim kendi şirketim emek endeksli büyüttüm. Eylem 32’ye neden dahil edildim? Ticaretimin bütün adımlarında düzgün bir anlayış gözettim. Harama tamah etmedim. Ağabeyim CHP’de üst düzey yönetici, tarzı, siyasi düşüncesi, fikri açıkça belli olan bir kimlik. Ama o Baki Aydöner ben Bulut Aydöner. Ne onun bana talimat vermesi gibi bir durum söz konusu, ne de benim ona bir talimat verme durumu söz konusudur. Esnafın partisi olmaz. Müşterilerime çevreme hangi partiye mensupsun diye sormadım. Şirketim adına aldığım 2 arsa sebebiyle eylem 32’ye dahil edildim. Şile ve Kartal’da inşaat projesi yürütmekteyim. Şile bölgesinde projem vardı tamamladım satış bölümüne geçtik. Ben Şile’de esnaf kimliğim ile tanınırım. Taylan ve Serbülent Danış’ın beyanları üzerine tutuklandım. Bana arsaları rüşvet olarak verdiklerini iddia ediyorlar. Madem bu yerler rüşvet, tapu masrafını ben neden kendi şirket hesaplarımdan ödüyorum? 2 tapu ödemelerini de ben yaptım. Taylan Danış bu arsanın satışı için adeta takla attı. Madem Taylan ve Serbülent Danış’tan zorla rüşvet alınmış neden 1 yıl boyunca sessiz kaldılar? Taylan ve Serbülent’in ifadeleri çelişkilidir. Ben arsaların bedelini ödeyerek aldım. Benim elimde kapı gibi tapularım var" dedi. Öte yandan sanık avukatının savunmasının ardından duruşmaya 14.00’a kadar ara verildi.
Adana DAİMFED, ÇGC’ye destek verecek Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, DAİMFED olarak Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’ne (ÇGC) destek vereceklerini belirterek, "Sizler de kamu görevi yapıyorsunuz. DAİMFED ve Adana basını işbirliğiyle güzel projelere imza atacağımıza inanıyorum. Biz hizmetten yana tarafız. Yanınızdayız" dedi. DAİMFED Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu ve yönetimi, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kurtul Çakın ve yönetim kurulu üyelerini iftar programında ağırladı. DAİMFED olarak konfederasyon kurma çalışması içerisinde olduklarını, basının desteğine de ihtiyaç duyduklarını ifade eden Karslıoğlu, kamu ve özel sektör işbirliğiyle kentlerin dönüşümünde aktif rol üstlendiklerini, sektörün sorunlarını çözümleyebilmek için çalıştıklarını, bu amaçla gerekli yasal ve yapısal düzenlemeler noktasında adımlar attıklarını belirtti. Karslıoğlu, "Geldiğimiz noktada 17 kuruluş ile birlikte konfederasyon çatısı altında bir araya gelmek istiyoruz. Bu amaçla çalışmalarımızı hızlandırdık. Basını da bu çalışmalarımızda yanımızda görmek arzusundayız. Amacımız toplumumuza hizmet etmek. Hepimiz hizmetten yana tarafız. Başkan Kurtul Çakın ve yönetiminin de başarılı olacağına inanıyoruz. Bu doğrultuda DAİMFED olarak bize düşen ne varsa yerine getirme arzusundayız" dedi. Sosyal tesislerde inşaat başlayacak ÇGC Sosyal Tesisleri’nin yeniden ayağa kaldırılması, Adana basınına yakışır şekilde hizmet verebilmesi için DAİMFED olarak tüm imkanları seferber edeceklerini vurgulayan Karslıoğlu, "Adana’nın en güzel lokasyonuna sahip olan sosyal tesisleri zaman geçirmeksizin, en kısa zamanda baştan aşağıya yenileyeceğiz" diye konuştu. "DAİMFED’e teşekkür ederiz" Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kurtul Çakın ise misafirperverliği, gösterdiği ilgi ve destek nedeniyle tüm DAİMFED ailesine teşekkür ederek, "Bugün burada bizi ağırladığınız için teşekkür ederiz. Adana basınına her zaman destek oldunuz. Yangında zarar gören TSYD Adana Şubesi Tesislerinin yenilenmesi ve idari bina yapımında da büyük desteğiniz oldu. ÇGC Sosyal Tesisleri’nin de camiamıza yakışır şekilde yenileneceğine inanıyoruz. Desteğinizden dolayı müteşekkiriz" şeklinde konuştu. İftar yemeğinin ardından Başkan Kurtul Çakın, DAİMFED Genel Başkanı Karslıoğlu’na ÇGC’ye desteğinden dolayı plaket takdim etti. DAİMFED Başkanı Karslıoğlu da, Çakın’a Ay-Yıldızlı tablo hediye etti.
Iğdır Anadolu Aşiretler Federasyonu: "Kürtler siyonist ve emperyalist küresel güçlerin askeri değildir, olmayacaktır" Anadolu Aşiretler Federasyonu, ABD’nin İran’da Kürt grupları silahlandıracağı yönündeki iddialara ilişkin "Kürtler siyonist, emperyalist ve küresel güçlerin askeri değildir ve olmayacaktır" açıklaması yaptı. Iğdır’da 57 şehir ve 260’tan fazla aşiretin yanı sıra yüzlerce kanaat önderinin oluşturduğu Anadolu Aşiretler Federasyonu, ABD’nin İran’da bazı Kürt grupları silahlandıracağı yönündeki iddialara ilişkin basın açıklaması yaptı. Kürt halkının tarih boyunca dış güçlerin projelerinde yer almadığı vurgulanarak, bu tür iddiaların bölge halkları arasında fitne çıkarmayı amaçladığı ifade edilen açıklamada, "Kürtler siyonist, emperyalist ve küresel güçlerin askeri değildir ve olmayacaktır. Kürt halkı tarih boyunca bulunduğu coğrafyada barıştan, kardeşlikten ve birlikte yaşamdan yana tavır almıştır" denildi. Bölgedeki halkların birlik ve beraberliğini hedef alan girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiği belirtilerek, dış güçlerin bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik adımlarına karşı ortak duruş çağrısında bulunuldu. Anadolu Aşiretler Federasyonu Genel Başkanı Ferhat Armağan, İsrail ve Amerika başta olmak üzere emperyalist ve siyonist güçlerin, tarih boyunca İslam milletlerini ve İslam devletlerini parçalamak istediğini belirterek, "Son zamanlarda bölgede gündemi meşgul eden, gerçekten birlik ve beraberliğimize zarar veren bazı yapıların olduğunu biliyoruz. Bin seneden fazladır İslamiyet’i tahrip etmeye çalışan güçlerin ve odakların kim olduğunu da biliyoruz. Biz Kürtler üzerinde oynanmak istenen oyunların farkındayız. İsrail ve Amerika başta olmak üzere emperyalist ve siyonist güçlerin, tarih boyunca İslam milletlerini ve İslam devletlerini parçalamak, yıkmak ve birbirine düşürmek için her türlü desteği verdiklerini gördük. Bu milletin zarar görmesi için iftiralar uydurduklarını da biliyoruz. Bugüne kadar bu gerçeğin bilinciyle hareket ettik. Biz Kürtler, binlerce yıllık kültürü, medeniyeti, siyasi duruşu ve güçlü bir inancı olan bir milletiz. İslamiyet’e, imana ve İslam milletlerine hizmet etmiş; onlarla birlikte yürümüş bir halkız. Kürtler, bin yılı aşkın süredir İslamiyet’e bayraktarlık yapmış, askerlik yapmış, ordular kurmuş ve kahramanlık göstermiş bir millettir" dedi. Kürtlerin kültürüyle, ahlakıyla ve toplumsal yapısıyla örnek olmuş bir millet olduğunu söyleyen Armağan, "Bizi biz yapan, bizi yücelten medeniyetimizi ve kültürümüzü asla terk etmeyeceğiz. Kürtler, Selahaddin-i Eyyubi Mescid-i Aksa’yı fethederken Türk beyleri de onun yanında saf saf dizilmiş, İslam’a, imana ve Kur’an’a hizmet ederek birlikte mücadele etmiştir. Selahaddin-i Eyyubi ile birlikte Türkler de Mescid-i Aksa’nın fethinde yer almıştır. Yine Yavuz Sultan Selim Han’ın yanında İdris-i Bitlisi’nin duruşu bunun en açık örneklerinden biridir. Osmanlı’nın kuruluşunda da Taceddin-i Kürdi’nin güçlü desteği olmuştur. İşte Kürtler budur. Biz Kürtler ve Türkler tarih boyunca hep bir olduk, beraber olduk. Dünyanın bütün güçleri bir araya gelse bizi birbirimizden ayıramaz. Bu nedenle bölgede İsrail’in, Amerika’nın, Avrupa’nın ve siyonist güçlerin oyunlarına asla gelmeyiz. Biz Kürtler paçavra değiliz. Biz Kürtler İsrail’in, Amerika’nın ve Avrupa’nın hiçbir siyonist gücünün askeri değiliz. Hiçbir zaman da olmadık, bundan sonra da olmayacağız" diye konuştu. Kürtlerin binlerce yıllık bir kültüre sahip olduğunu Türkler ile hep beraber hareket ettiğini dile getiren Armağan, "Bizler binlerce yıllık medeniyete sahip, onurlu ve köklü bir milletiz. Bu anlayışla Türkiye’deki 260’tan fazla aşiretle birlikte, Türkiye dışında yaşayan Kürt kardeşlerimizle de birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek için azami gayret göstereceğiz. İslamiyet’in kahraman orduları olan Türkler, Araplar ve Kürtler bir araya gelerek İslam milletlerini ve İslam devletlerini daha güçlü bir birlik içinde buluşturacaktır. İnşallah bu birliktelik, yeni dünyanın oluşumunda güçlü bir zemin hazırlayacaktır" dedi. Barış sürecine de değinen Armağan, şunları söyledi: "Şu anda ülkemizde çok güzel bir barış süreci var. Terörsüz Türkiye süreci var. Bizim bu birlik ve beraberliğe azami derecede destek verdiğimizi burada bir kez daha hatırlatıyorum. Bu süreci asla zayi etmeyeceğiz. Dışarıdan fitneyle yaklaşan, iftiralarla ortamı bozmak isteyen siyonist güçlere ve devletlere asla fırsat vermeyeceğiz. Elbette bizim de eksiklerimiz olabilir. Zaman zaman aramıza fitne sokulmaya çalışılıyor. Ancak zemin de zaman da çok müsaittir. İnşallah bu zemini ve zamanı en güzel şekilde değerlendireceğiz. Ülkemiz buna muktedirdir, devletimiz buna muktedirdir. Biz Kürtler tarih boyunca birlik ve beraberlik için çalıştık. Devletimize, birlik ve beraberliğimize Kürtler olarak azami derecede destek vermeye devam edeceğiz. Ta ki âlem-i İslam uyansın. Âlem-i beşeriyet, bu iki milletin birlik ve beraberliğiyle ve terörsüz bir Türkiye ile daha güçlü bir geleceğe yürüyecektir. Bunu net bir şekilde söylüyorum: İstikbal yalnız ve yalnız İslamiyet’indir. Cebrail şeytanla barışmaz. Yine söylüyorum, Cebrail şeytanla barışmaz. Bizim yolumuz bellidir, kültürümüz bellidir. Biz bu birlik ve beraberlik içinde olacağız. Tekrardan teşekkür ediyorum. Allah birlik ve beraberliğimizi daim eylesin."