DÜNYA - 17 Aralık 2024 Salı 18:08 | Son Güncelleme : 17 Aralık 2024 Salı 18:14

AFAD Başkanı Memiş: "Sednaya Hapishanesi’nde herhangi bir canlıya rastlamadık"

A
A
A

AFAD Başkanı Okay Memiş, Sednaya Hapishanesi'ndeki çalışmalara ilişkin açıklama yaparak, "Binanın tamamı, tüm koğuşlar, hücreler ve tüm idari bölümler olmak üzere tarandı ve neticede herhangi bir canlıya rastlanmadı. Hem herhangi bir canlıya rastlamadık hem de bina içerisinde gömülmüş, defnedilmiş herhangi bir mahkuma da rastlanmadı. Bununla birlikte yapmış olduğumuz çalışmada insanlık dışı muameleye maruz kalmış ve insanlık dışı muameleye maruz bırakılan alet gömdüklerini gözlemledik. Bunların hiçbirine dokunmadık" dedi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı Okay Memiş, Sednaya Hapishanesi'ndeki çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Memiş, Sednaya'da bina içerisinde herhangi canlı izine rastlanmadığını ve içeride gömülü, defnedilmiş herhangi bir mahkuma da rastlanmadığını belirtti. Yerel otoritelerin talebi üzerine arama çalışmalarına katıldıklarını belirten Memiş, 120 personel 4 arama kurtarma köpeği, 43 araçla beraber, teknolojik cihaz ve ekipmanlarla binadaki üç bölümde çalışmaların tamamlandığını bildirdi. Memiş, “Uzman kardeşlerimizin yaptığı bu çalışma sayesinde bina A sektörü, B sektörü ve C sektörüne ayrıldı. Binanın tamamı, tüm koğuşlar, hücreler ve tüm idari bölümler olmak üzere tarandı ve neticede herhangi bir canlıya rastlanmadı. Hem herhangi bir canlıya rastlamadık hem de bina içerisinde gömülmüş, defnedilmiş herhangi bir mahkuma da rastlanmadı. Bununla birlikte yapmış olduğumuz çalışmada insanlık dışı muameleye maruz kalmış ve insanlık dışı muameleye maruz bırakılan alet gömdüklerini gözlemledik. Bunların hiçbirine dokunmadık” ifadelerini kullandı.

“Bu alanla birlikte avluda da çalışmamıza devam ediyoruz”

AFAD Başkanı Memiş, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
“Nitekim burası insanlık dışı Esad rejiminin bir göstergesi niteliğinde olduğu için ileride yargılanabilecek, uluslararası mahkemelerde yargılanma konusu olabilecek bir alan da olduğu bilinci ile hareket ettik. Netice itibariyle herhangi bir canlıya rastlamadık. Bina içerisinde tek tek bütün katlar kontrol edilecek, zemin bölmesi, hücreler, koğuşlar, binanın her tarafını çok dikkatli ve özenli bir şekilde kontrol ettik. Bununla birlikte bu alanla birlikte avluda da çalışmamıza devam ediyoruz. Tabelalarda da açıkça göstermişler mayınlı bir bölge var. Dolayısıyla bu açık alanda yapacağımız çalışmalarda daha dikkatli ve özenli olmak durumundayız.”
Yerel otorite ile irtibatlı şekilde mayınlı alanın temizlenmesinden sonra detaylı bir şekilde arama çalışmalarının devam edeceğini kaydeden Memiş, “Bugün binanın içerisindeki çalışmaları tamamladık. Yarın da bu alanda çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

“Bu baskıcı rejimin nelere sebep olduğunu bu binada fazlasıyla gördük”

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak ve Türk milleti olarak Suriyeli kardeşlerimizin yanındayız. Onların bu zor dönemlerinde, bu süreçlerinde yardımcı olmaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullanan AFAD Başkanı, “Bu baskıcı rejimin nelere sebep olduğunu bu binada fazlasıyla gördük. Dolayısıyla bu zor zamanlarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun uluslararası insani yardımdan sorumlu teşkilatı AFAD olarak Suriyeli kardeşlerimizin yanındayız. Başka hiçbir niyetimiz yok. Onların toprak bütünlüğünden yanayız. Burada onların adaletli bir şekilde, buradaki tüm vatandaşların kucaklandığı yönetim içinde ve özellikle de Türk milletiyle, Türk devletiyle, ülkemizle uyumlu bir şekilde yaşamaları için üzerimiz düşen her türlü yardımı yapmaya hazırız. Tek niyetimiz zor zamanlarında bu insanların yanında olmak. Sadece Sednaya Hapishanesi için gelmedik, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarıyla beraber insani yardım konusunda da kendilerine yardımcı olmaya buradayız. Şu an Hama’da Humus’ta tırlarımız insani yardım dağıtmaya devam ediyorlar”

“Asit tankları tespit edildi”

Yapılan incelemelerde gördüklerini anlatan Memiş, “Gördüğünüz alet ve edevatlar var. İnsanların uzuvlarını kaybetmesine yol açan pres aletleri var. Asit tankları tespit edildi. bunların ne şekilde kullanıldığını ilerde yargı mercileri değerlendirecektir. Çok fazla tanık var. burada yakınlarını kaybetmiş anneler, kardeşler eşler, çocuklar var. Burada dramatik hikayeler var. tanıklık edeceklerdir. Hala hastanede yatan mahkumlar var. burada insanlık dışı muameleye tabi tutulmuş, hayatlarını kaybetmiş, aklını kaçırmış insanlar var” ifadelerini kullandı.

Basın mensuplarının bulunan toplu mezarlara ilişkin sorusunu yanıtlayan AFAD Başkanı Memiş, “Biz bu hapishanede neden bu kadar fazla ceset torbası olduğunu anlamlandıramadık , binlerce ceset torbası gördük, etrafa saçılmış vaziyette. Bir hapishaned eburada bu kadar çok ceset torbası olması çok düşündürücü. Buraya gelemizin sebebi de yerel otoritedenim talebi doğrultusunda. Bir geçiş süreci içerisindeler. Dolayısıyla biz buradaki yönetimin talebi üzerine buradayız zor zamanlarda Suriyeli kardeşlerimizin yanında olmaya gayret ediyoruz” dedi.

Volkan Kayalar - İsmail Coşkun

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hastalara uygulanmaya başlandı. Ameliyat sırasında kaybedilen kanın yeniden kazandırılmasıyla kritik operasyonlarda önemli avantaj sağlanması amaçlanıyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde, ameliyat sırasında hastanın kaybettiği kanı toplayıp filtreleyerek yeniden hastaya verilmesini sağlayan yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ilk kez kullanılan yeni nesil modelin, önceki cihazlara kıyasla kanın daha fazla ve daha nitelikli şekilde geri kazanılmasına imkan sunduğu, özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hasta güvenliğini artırmasının hedeflendiği belirtildi. Sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltmeye yönelik yatırımlar kapsamında envantere kazandırılan cihazın, travma, kardiyovasküler, ortopedik ve jinekolojik operasyonlar gibi yoğun kan kaybı riski bulunan cerrahilerde önemli rol oynadığı belirtildi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Handan Birbiçer, cihazın özellikle yüksek riskli ameliyatlarda hastanın kendi kanının yeniden kullanılmasına imkan sağladığını ifade ederek, "Kan kurtarma cihazları, özellikle yüksek riskli kanamalı ameliyatlarda ‘kardiyovasküler cerrahi, ürojinekolojik ameliyatlar, ortopedik cerrahiler ya da majör kanamalı hastalar gibi’ hastanın donör, yani bağışçı kanı alma miktarını azaltmaya yarıyor" dedi. "Diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır" Prof. Dr. Birbiçer, cihazın çalışma sistemine değinerek, "Bu cihazlarla kanamalı bölgeden kanı steril bir kaba topluyorsunuz. Ondan sonra buradan filtre sistemiyle hastanın kanını ayrıştırıp hastaya tekrar geri verebiliyoruz. Bizdeki cihazın diğer cihazlardan farkı, yeni nesil bir teknoloji olmasıdır. Diğer cihazlarda toplanan kanın bir bölümü kaybedilebilirken, burada bir filtre sistemi kullanıldığı için kanın daha değerli bir kısmını elde edebiliyoruz diyebilirim" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Birbiçer, cihazın pıhtılaşma sürecine de katkı sunduğunu belirterek, "Bu cihazda trombosit dediğimiz, yani pıhtılaşmayı sağlayan hücreleri de toplayabiliyoruz. Bu da tabii ki çok önemli, hastanın kanamasına bağlı olan ameliyat sonrasında da pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Yine bu cihazla çok fazla kan transfüzyonundan kaçınmış oluyorsunuz" şeklinde konuştu. "Yoğun bakımda yatış süresi kısalmış oluyor" Kan transfüzyonunun muhtemel risklerine de dikkat çeken Birbiçer, "Biliyorsunuz kan bir organ aslında, işlemi bir organ nakli gibi düşünün. Hastaya çok kan verdiğiniz zaman bu durum hastada bazı immun reaksiyonlar ve yoğun bakım ihtiyacı oluşturacak komplikasyonlar ortaya çıkarabilir. Eğer böyle bir cihaza sahipseniz hastaya verdiğiniz kan miktarını azaltıp bu sorunlar ile karşılaşma riskini azaltmış olursunuz. Sonuç olarak hastanın yoğun bakım ihtiyacı azalır ve hastaneye yatış süresi kısalır" dedi. Cihazın acil durumlarda sağladığı avantajlara da değinen Birbiçer, "Tabii ki bu teknolojik cihazın önemli bir faktörü de, diyelim ki çok kanamalı bir hasta geldi, akut olarak o an kan temin edemiyorsanız, böyle bir cihazınız varsa kan hazırlanmasını beklerken cihazı kullanarak hastanın kendi kanını hastaya vererek yine zaman kazanmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Manisa Manisa’dan Tarsus’a "Mesir" damgası Türkiye Kent Konseyleri Platformu’nun (TKKP) 33. Genel Kurulu Tarsus’ta gerçekleştirilirken, Manisa Kent Konseyi’nin Mesir Macunu jesti programa damga vurdu. Manisa heyeti, hem güçlü temsili hem de kentin kültürel mirasını yansıtan anlamlı hediyesiyle dikkat çekti. Tarsus Kent Konseyi ev sahipliğinde düzenlenen genel kurula Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar ve Genel Sekreter Gökmen Aytaç da katıldı. İki gün süren programda kent konseylerinin sürdürülebilir kent politikalarındaki rolü, yerel demokrasi ve katılımcı yönetim anlayışı ele alındı. Genel kurul kapsamında dönem başkanlığı Çankaya Kent Konseyi’nden Tarsus Kent Konseyi’ne devredilirken, yeni dönemin yol haritası da belirlendi. Mesir Macunu ile kültürel köprü Toplantı sonrasında Manisa Kent Konseyi Başkanı Hakkı Bayraktar, Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Tarsus Kent Konseyi Başkanı Musa Ceylan’a Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek, Manisa’nın asırlık geleneği olan Mesir Macunu hediye etti. Manisa’nın şifa kaynağı ve köklü kültürel mirası olarak bilinen Mesir Macunu, genel kurulda şehirler arası dostluk ve dayanışmanın simgesi oldu. Genel kurulu değerlendiren Bayraktar, Tarsus’un tarihi ve kültürel önemine vurgu yaparak, "Şehzadeler şehri Manisa’mızdan kadim şehir Tarsus’a uzanan bu gönül köprüsünde yer almaktan büyük mutluluk duyduk. Platform Başkanlığına seçilen Sayın Musa Ceylan’ı tebrik ediyor, yeni dönemin tüm kent konseylerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.