DÜNYA - 19 Eylül 2024 Perşembe 15:11 | Son Güncelleme : 19 Eylül 2024 Perşembe 15:13

AB dondurulan Rus varlıklarından Ukrayna'ya 100 milyon euro daha aktaracak

A
A
A
AB dondurulan Rus varlıklarından Ukrayna'ya 100 milyon euro daha aktaracak

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna'ya bu kış için 160 milyon euro'ya yakın ek yardım gönderileceğini, bunun 100 milyon euroluk kısmının dondurulan Rus varlıklarından elde edilen gelirle karşılanacağını açıkladı.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol ile ortak basın toplantısı düzenledi. AB ile Uluslararası Enerji Ajansı arasındaki mükemmel iş birliği için Birol'a teşekkür eden Von der Leyen, Rusya-Ukrayna savaşındaki son durumla ilgili açıklamalarda bulundu.

Bir ay içinde Rusya-Ukrayna savaşının bin günü aşmış olacağını hatırlatan Von der Leyen, “Savaşın başlamasından bu yana ülkeyi karanlığa gömmek için enerji altyapısını hedef alıyorlar. Ülkenin enerji altyapısının yarısı yok edildi. Bu, yaklaşık olarak üç Baltık devletinin toplam kapasitesine eşdeğer. Bu da size bu saldırıların vahşeti hakkında bir fikir verebilir” dedi.

Rusya'nın 26 Ağustos'ta 12 saatlik bir saldırı düzenleyerek Ukrayna'ya 230'dan füze fırlattığını belirten Von der Leyen, “Elektrik santrallerini, trafo merkezlerini ve diğer önemli altyapıları hedef aldılar. Milyonlarca Ukraynalı saatlerce elektriksiz kaldı. Ukrayna'nın dostları ve ortakları olarak ışıkları açık tutmak için elimizden geleni yapmalıyız. Kış yaklaşırken bir yandan ekonomiyi ayakta tutarken bir yandan da Ukrayna'nın cesur halkını sıcak tutmalıyız” şeklinde konuştu.

“Bu kış için 160 milyon euro'ya yakın yardım ayırdık”

AB'nin Ukrayna'nın enerji sistemini uzun vadede daha dirençli hale getirirken nüfusun acil ihtiyaçlarını karşılamayı da hedeflediğini belirten Von der Leyen, Ukrayna'nın bu kış için 17 gigavatlık enerji kapasitesine ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu nedenle enerji altyapısına yönelik onarım, bağlantı ve istikrar eylemlerinin gerçekleştirilmesini öneren Von der Leyen, “Bu üç hedef önemli miktarda finansal destek gerektiriyor. Genel olarak, Şubat 2022'den bu yana Ukrayna'nın enerji güvenliğine verdiğimiz desteğin en az 2 milyar euro miktarında olduğunu tahmin ediyoruz. Bugün, bu kış için 160 milyon euro'ya yakın ek miktar ayıracağımızı açıklayabilirim. Bu barınaklar ve ısıtıcılar için 60 milyon euro'luk insani yardımı ve onarım çalışmaları ile yenilenebilir enerji için yaklaşık 100 milyon euro'yu kapsıyor. Bu 100 milyon euro, Avrupa Birliği'ndeki dondurulmuş Rus varlıklarından elde edilen gelirlerden karşılanıyor. Çünkü Rusya'nın sebep olduğu yıkımın bedelini ödemesi tek doğru şey. Daha fazlasına ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Bu nedenle dondurulmuş Rus varlıklarından elde edilen gelirlerin bir kısmını Ukrayna'nın enerji altyapısına aktarmaya devam etmeliyiz” dedi.

“Bu kış Ukraynalılar için en zorlu sınav olacak”

“Ukrayna'nın Enerji Güvenliği ve Yaklaşan Kış” başlıklı IEA raporunu açıklayan Fatih Birol ise raporda yer alan ülkenin acil enerji güvenliğini ve uzun vadeli enerji direncini artıracak adımları anlattı. Birol, “Ukrayna'daki durum bugün dünyanın en acil enerji güvenliği sorunlarından biridir. Ukrayna'nın enerji sistemi, halkının dayanıklılığı, cesareti ve uluslararası ortaklarının güçlü dayanışması sayesinde son iki kışı atlatmayı başardı. Ancak bu kış şimdiye kadarki en zorlu sınavı olacak" dedi.

AB ülkeleri, Rusya'nın Ukrayna işgaline karşı yaptırım olarak Rusya Merkez Bankası'nın yaklaşık 210 milyar euro değerindeki varlıklarını dondurmuştu. Avrupa Birliği 26 Temmuz'da, dondurulan Rus varlıklarından elde edilen 1.5 milyar euro'yu Ukrayna'ya göndererek ilk transferi gerçekleştirmişti.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi kentin suç istatistiklerini inceledi Kastamonu Üniversitesi tarafından hazırlanan Kastamonu Raporları serisinin yayımlanan beşinci çalışmasında "Kastamonu’da Suçun İstatistiki Dağılımı" bilimsel verilerle ortaya koyuldu. Kastamonu’nun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını çok boyutlu biçimde inceleyen Kastamonu Raporları serisinin beşinci çalışması yayımlandı. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde hazırlanan ve kentin akademik veri birikimine katkı sunmayı amaçlayan serinin yeni raporu, "Kastamonu İlinin Suç Coğrafyası" başlığıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Doç. Dr. Evren Atış, Doç. Dr. Ertuğrul Gök ve Berke Burmabıyık tarafından hazırlanan raporda, Kastamonu’da suç istatistiki dağılımı, suç türleri ve sosyal dinamiklerle bağlantısı, bilimsel verilerle ele alındı. Raporda, Kastamonu’nun coğrafi özellikleri dikkate alınarak suç göstergeleriyle ilişkili olabilecek demografik ve mekana dayalı etmenler değerlendirildi. Kişiye karşı işlenen suçlar, malvarlığına karşı işlenen suçlar, ekonomik ve finansal suçlar, cinsel suçlar ile uyuşturucu suçları veriler çerçevesinde incelendi. Her suç türü, TR82 Batı Karadeniz İstatistiki Bölgesi ve Türkiye geneliyle karşılaştırmalı bir şekilde ele alınarak Kastamonu’ya ait mevcut durum tespiti yapıldı. Raporda suç verileri sadece sayısal boyutuyla değil, coğrafi yoğunluk, nüfus dağılımı, kentleşme düzeyi ve sosyoekonomik yapı gibi değişkenlerle birlikte değerlendirildi. Kastamonu’da kişiye karşı işlenen suçlar arttı Raporda, araştırma dönemini kapsayan 2010-2020 yılları arasında toplamda 580 kişi öldürme suçundan hüküm giyerken, TÜİK verilerine göre en fazla 2014 yılında 80 kişi öldürme suçundan hüküm giydiği ve 2010 yılında da en az 17 kişinin hüküm giydiği belirtildi. İl genelinde kişilere karşı işlenen suçlar kategorisinde 2015, 2016 ve 2020 yılları hariç diğer yıllarda artış görüldüğünün belirtildi raporda, "2010 yılında yüzde 2,9’ken, 2014 yılında yüzde 13,8 ile en yüksek yüzdelik dilimine ulaşmıştır. Bazı yıllarda bu oran düşmüş olsa da 2010 ve 2020 yılı karşılaştırıldığında, 2010 yılında yüzde 2,9 iken 2020 yılında öldürme suçunun yüzde 8,3’lük bir orana ulaşmış olması, araştırma sahasında kişilere karşı suçlardan olan öldürme suçunun genel seyrinde bir artış olduğunu göstermektedir" denildi. Yaralama suçundan hüküm giyenlerin toplam sayısının bin 459 olarak belirtildiği raporda, "En fazla suçlu kaydı 233 hükümlü ile 2019 yılında gerçekleşirken, en az suç kaydı ise 33 hükümlü ile 2010 yılında olmuştur. Yıllara göre dağılım incelendiğinde, 2010 ile 2013 yılları arasında belirgin bir artış yaşanırken, 2014-2016 döneminde ise kademeli bir gerileme eğiliminin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Buna rağmen 2017’den itibaren oranlarda yeniden yükseliş eğilimi gözlenmiş, 2019’da ise bu oran zirve yapsa da 2020 yılında sınırlı bir düşüş göstermiştir. Yaralama suçunun yıllara göre oranları 2010’da yüzde 2,3’ken 2019’da yüzde 16 ile tepe değere ulaşmış, 2020’de ise yüzde 15,1’e gerilemesine rağmen başlangıç değerine kıyasla belirgin bir artışın gerçekleştiği görülmektedir" ifadelerine yer verildi. Uyuşturucuyla ilişkin işlenen suçlardan hüküm giyenlerin sayısının 467 kişi olduğunun belirtildiği raporda, "Bunların 331’i uyuşturucunun ticaretinden ve imalinden hüküm giyerken, 136’sı ise kullanma, bulundurma ya da satın alma kapsamında hüküm giymiştir. Dolayısıyla uyuşturucu suçlarının yaklaşık yüzde 71’i arz yönlü iken yüzde 29’luk bir kısmı ise talep yönlü niteliktedir. Bu yapı, Kastamonu’da uyuşturucu suçlarının yalnızca kullanıcı düzeyinde değil, aynı zamanda ticari kapsamda da önemli bir sorun teşkil ettiğinin göstergesidir. Kastamonu’da inceleme dönemini kapsayan 2010-2020 yıllarında uyuşturucunun temini ve ticaretinin yapıldığı düzey incelendiğinde, 2010’dan 2012’ye kadar hükümlü sayısının düşük bir eğilimde olduğu gözlenirken, özellikle 2013 yılından sonra bu sayının belirgin bir şekilde arttığı gözlemlenmiştir. 2019 yılında 70 hükümlü ile zirveye ulaşan değer, 2020 yılında 21’e gerilemiştir" denildi. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Raporları serisinin şehrin farklı alanlardaki durumunu bilimsel verilerle ortaya koyarak önemli bir işlev üstlendiğini belirterek, "Üniversiteler yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleriyle değil, bulundukları şehre ilişkin bilgi üretimiyle de sosyal katkı sunmaktadır. Kastamonu Raporları serisi bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Suçun coğrafi dağılımı gibi çok boyutlu bir konunun bilimsel yöntemlerle ele alınması hem karar alıcılar hem de araştırmacılar açısından kıymetli bir kaynak oluşturmaktadır" dedi.